Danıştay danistay 2023/6531 E. 2025/4189 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/6531
2025/4189
17 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/6531
Karar No : 2025/4189
DAVACILAR :1- ... 2- ...
3- ... 4- ...
5- ... 6- ...
7- ... (Kendi adına asaleten)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi ve Kocaeli İli, Çayırova İlçesi, ... Mahallesine ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemine yapılan itiraz üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla yeniden onaylanan parselasyon işleminin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Davacılar tarafından, hissedarı oldukları İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda yapılan parselasyon işleminin hukuka aykırı olduğu, DOP kesintisinden sonra yapılan imar parseli tahsisinin mevcut parsellerinin bulunduğu yerden yapılması gerektiği, 654 sayılı kadastral parselin bulunduğu yerde oluşturulan ... ada, ..., ... ve ... sayılı parsellerde müstakil olarak tahsis yapılmasının mümkün olduğu, ... ada, ... sayılı parselden tahsis yapılmış ise de parselin büyük bir kısmının ... sayılı parselin dışında kullanışsız olduğu, ... ada, ... ve ... sayılı parselin farklı kişilere tahsis edildiği, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, parselasyon işleminin yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu belirtilerek iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI :Davalı tarafından, İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi ve Kocaeli İli, Çayırova İlçesi, ... Mahallesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan parselasyon işleminin 04.11.2022-05.12.2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süreci içerisinde davacılar tarafından yapılan itirazın kabul edilerek ... sayılı parselin bulunduğu yerden tahsis işleminin yapılarak parselasyon işleminin ... tarihli ve ... kararla onaylanarak teknik kontrollerinin yapılması için İstanbul Kadastro Müdürlüğüne gönderildiği, İstanbul Kadastro Müdürlüğünce yapılan teknik kontroller esnasında bazı hata ve noksanlıkların tespit edilmesi üzerine yeniden hazırlanan parselasyon işleminin ... tarih ve ... sayılı karar ile onaylandığı ancak ... ada, ... sayılı parselin alanının hatalı olduğu anlaşılması üzerine ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı Bakanlık makam olurları iptal edilerek yeniden hazırlanan parselasyon işleminin ... tarih ve ... sayılı kararla onaylanarak 01/12/2023 ve 02/01/2024 tarihleri arasında askıya çıkartılarak ... tarih ve ... sayılı kararla onaylanarak kesinleştirildiği, parselasyon işleminin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Davanın konusu kalmadığından, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ:Dava, İstanbul ili, Tuzla ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca yapılan ve ... tarihli, ... sayılı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca onaylanan parselasyon işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davanın süresinde açıldığı görülerek işin esasına geçilmiştir.
Davacılar, dava dilekçesinde, hissedarı oldukları ... sayılı kadastral parselin bulunduğu alanda oluşturulan imar parsellerinin kendilerine tahsis edilmediği, büyük bölümü kadastral parsellerinin dışında olan alanda oluşturulan ... ada, ... sayılı imar parselinin tahsis edildiği, kadastral parsellerinin düz bir alan olmasına rağmen çok eğimli olan ve kot farkının 30 metreyi bulduğu kendilerine tahsis edilen bu imar parselinin eşdeğer olmadığı, tamamen kadastral parselleri içinde kalacak şekilde oluşturulan ... ada, ... sayılı ve kısmen kadastral parsellerinin olduğu yerde oluşturulan ... ada, ... sayılı imar parsellerinin dışarıdan getirilen kadastral parsel maliklerine tahsis edildiği, böylece daha değerli olan bu imar parsellerinin maliklerine rant sağlandığı, öte yandan kadastral parsellerinin olduğu yerde (... ada, ..., ... ve ... sayılı parsellerin yerine) müstakil bir imar parselinin oluşturularak kendilerine tahsis edilmesinin mümkün olduğu ileri sürülerek dava açmışlardır.
Davalı idare tarafından, parselasyon işleminin ilk defa 14.10.2022 tarihli işlemle onaylandığı, itirazlar nedeniyle gerekli düzeltmelerin yapılarak yeniden hazırlanan parselasyon işleminin 24.01.2023 tarihinde yeniden onaylandığı, İstanbul Kadastro Müdürlüğünce teknik kontrollerin yapıldığı ve bazı eksik ve hataların tespit edildiği, bu doğrultuda yeniden hazırlanan parselasyon işleminin 27.10.2023 tarihinde onaylandığı, ancak ... ada, ... sayılı imar parselinin alanının hatalı olması nedeniyle 21.11.2023 tarihli işlem ile 14.10.2022 tarihli, 24.01.2023 tarihli, 27.10.2023 tarihli parselasyon işlemlerinin iptal edilerek parselasyon işleminin yeniden onaylandığı belirtildiğinden, davacılara tahsis edilen imar parsellerine ilişkin olarak bir değişiklik yapılıp yapılmadığının anlaşılabilmesi için Danıştay Başsavcılığının istem yazısının davalı idareye tebliğ edildiği, davalı idarenin 17.02.2025 tarihli cevabından, 24.01.2023 ve 21.11.2023 tarihli parselasyon işlemlerine ilişkin düzenleme sınırının aynı olduğu, ... ada, ... sayılı imar parselinin alanının hatalı olması nedeniyle düzenleme ortaklık payı oranının değiştiği, bu nedenle dağıtım miktarında farklılık olmakla birlikte davacılara tahsis edilen imar parsellerinde değişiklik yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacıların, parselasyon işleminin iptali istemiyle dava açma nedeni ortadan kalkmadığından ve kadastral parsellerinin olduğu yerin kendilerine verilmemesi ve bu parsellerin başka kadastral parsel maliklerine tahsis edilmesi durumu devam ettiğinden davanın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan istem yazısına cevapta, 21.11.2023 tarihli parselasyon işleminin de iptal edildiği ve 27.12.2024 tarihli işlemle yeniden parselasyon işleminin onaylandığı belirtilmekle birlikte anılan parselasyon işlemiyle davacıların istemleri doğrultusunda imar parseli tahsis edildiğine ilişkin bir beyanda bulunulmamaktadır.
Esasa gelince:
Öncelikle bu davanın açılmasının nedeni olan uyuşmazlığa konu parselasyon işlemi sonucu davacılara tahsis edilen imar parselleri yönünden değerlendirme yapıldığında;
Dosyadaki belgelerin incelenmesinden, davacılara ait ... sayılı kadastral parselin düzenleme sınırı içinde kalan kısmının, imar planında kısmen yola ve park alanına, kısmen ... ada, ... ve ... sayılı imar parsellerinin oluşturulduğu alana denk geldiği, imar parsellerinden ... ve ... sayılı parsellerin tamamen kadastral parsel sınırı içinde kaldığı, ... sayılı parsel ile ... sayılı parselin çok az kısmının kadastral parsele denk geldiği ve imar parsellerin büyüklüklerinin çok farklı olduğu, davacılara ... sayılı imar parselinin tahsis edildiği, bu ... sayılı parselin yol köşesinde oluşturulan ... sayılı parsel nedeniyle düzgün imar parseli niteliğinde de olmadığı, ... ada, ... sayılı parselin müstakil olarak imar planında gümrük tesis alanında kalan ... sayılı kadastral parselin hissedarlarından birine, ... sayılı parselin ise ... sayılı kadastral parsel maliklerinden iki hissedara tahsis edildiği, dolayısıyla parselasyon işlemiyle ferdileştirmenin de yapıldığı, ... ada, ... sayılı parselin ise imar planında yolda kalan ... sayılı kadastral parsel malikine tahsis edildiği anlaşılmıştır.
İmar Kanununun 18. maddesinde, "Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir." hükmü yer almaktadır.
Bu durumda taşınmazı kamu alanında (gümrük tesis alanı ve yolda) kalan kadastral parsel maliklerine en yakın ve eşdeğer alandan yer verilmesi gerekmekle birlikte öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazların bulunduğu yerden tahsis yapılması gerekliliği kanun hükmü olduğundan, tamamen kadastral parselleri içinde kalan ... ada, ... sayılı parselin davacılara tahsis edilmemesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Öte yandan imar planına göre yapılaşmaya uygun imar parselerinin irili ufaklı oluşturulduğu göz önünde bulundurulduğunda, düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra davacılara kadastral parsellerinin içinde müstakil verilebilecek imar parseli oluşturulması mümkün iken davacıların kadastral parselinin kısmen bastığı yerde oluşturulan ... ada, ... sayılı imar parselinin davacılara verilmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bu bağlamda imar parsellerinden diğer tahsislere ilişkin olarak konu incelendiğinde; Kanun'un 18. maddesinde, "Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir." hükmünün yer almasına rağmen davalı idare tarafından muvafakat olduğu ya da fiili kullanım esaslarının olduğu hususunun ortaya konulmadığı, bu hususu açıklayan açıklama raporunun dosyada bulunmadığı, esasen ferdileştirmeye konu kadastral parselin imar planında gümrük tesis alanında kalması nedeniyle hissedarların imar hak edişlerinin ... adaya taşındığı dikkate alındığında, maliklerin fiili kullanımının söz konusu olamayacağı ve yine kadastral parselin olduğu yerde ferdileştirme için maliklerin muvafakat veremeyeceği açıktır. Bu nedenle, parselasyon işleminde ferdileştirme yapılması yönünden de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Yine Kanunun 18. maddesine göre trafo alanlarının düzenleme ortaklık payından karşılanması gereken kamu alanı niteliğinde olmasına rağmen imar planında trafo alanı olarak belirlenen ... ada, ... parsel sayılı taşınmazdan düzenleme ortaklık payı alınmaksızın, aynı yerde ... ada, ... sayılı imar parseli oluşturularak bu parselin özel mülkiyet maliki adına tahsis edilmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemin dayanağı uygulama imar planı yönünden konu incelendiğinde; UYAP Bilişim Sisteminde bulunan kayıtlardan, parselasyon işleminin dayanağı 1/1000 ölçekli imar planının, Danıştay Altıncı Dairesinin 16.12.2024 tarihli, E:2023/5447, K:2024/7728 sayılı kararıyla iptaline karar verildiği anlaşıldığından anılan plana göre yapılan parselasyon işleminin, dayanağı kalmadığından hukuka aykırı hale geldiği açıktır.
Öte yandan, anılan Danıştay kararında, planlama alanından geçen Tuzla Deresi ve Tuzla Sanayi Deresinin bulunduğu, anılan derelerin dere işletme bandının davaya konu nazım ve uygulama imar planı ölçeğinde gösterilmesinin bir gereklilik olduğu, dere işletme bandının, gümrük tesis alanından geçen kısmı, dava konusu imar planlarına işlenmiş ise de bu alanın yeşil alan olarak planlanması gerekirken gümrük tesis alanı olarak planlandığı, ayrıca, anılan derelerin, planlama alanının güneydeki lojistik tesis alanı kapsamında kalan kısımlarının davaya konu imar planlarında hiç gösterilmediği belirtildiğinden, dava konusu parselasyon işleminin dayanağı imar planında gösterilmiş olan derelerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. İmar planında gösterilen bu derelerin düzenleme ortaklık payı alınmadan yine dere alanına tescil harici olarak tahsislerin yapılması ve bunun özet cetvelinde gösterilmesi gerekirken bu hususa da uyulmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işlem yetki yönünden incelendiğinde; 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3. maddesinde, "...Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır." hükmü yer almaktadır. Bu durumda davalı Çevre, Şehircilik ve İklim değişikliği Bakanlığı 6306 sayılı Kanun uyarınca rezerv yapı alanı olarak belirlenen alanlarda parselasyon işlemi yapmaya yetkili olmakla birlikte özelleştirme programına alınan alanlara ilişkin olarak İmar Kanununun Ek 3. maddesi uyarınca parselasyon işlemi yapmaya yetkili olmadığından, özelleştirme programına alınan taşınmazların da düzenleme sınırı içine dahil edilerek parselasyon işleminin tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Konu düzenleme sınırının belirlenmesi yönünden incelendiğinde; davalı idare tarafından rezerv yapı alanı ile birlikte imar planı sınırlarının da dikkate alınarak düzenleme sınırının belirlendiği belirtilmekle beraber imar planında rezerv yapı alanı sınırları içinde olan bir kısım alanın parselasyon sınırı dışında bırakıldığı görüldüğünden rezerv yapı alanının bir kısmının sınır dışında tutularak bütünlüğün bozulmasının gerekçelerinin ortaya konulamadığı görülmektedir.
Parselasyon işlemi düzenleme ortaklık payı yönünden değerlendirildiğinde; öncelikle davalı idarece, ... ada, ... sayılı imar parselinin alanında ve bu nedenle kamu alanlarının toplam miktarında hata yapıldığından düzenleme ortaklık payının hatalı hesaplandığı beyan edilmektedir.
Bu durumda 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinde, düzenleme ortaklık payından bedelsiz oluşturulabilecek kamu alanları belirtilmiş olup bu alanların yüzölçümünün hatalı olarak alınması suretiyle düzenleme ortaklık payının yanlış hesaplanması suretiyle tesis edilen parselasyon işleminde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Ayrıca dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamakla birlikte özelleştirme program ve kapsamına alınan ... ada, ... sayılı parseli kapsayan alanda daha önce parselasyon işleminin yapıldığı, anılan işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle geri dönüşüm işlemlerinin de yapıldığı ve kök parsele dönüldüğü hususunun, davalı idarenin 17.02.2025 tarihinde kayda giren cevabında beyan edildiği ve anılan taşınmazın geri dönüşüm işlemlerinin yapılması sonucu tapuya tescil edilen onaylı mülkiyet bilgilerine istinaden dava konusu parselasyon işlemine dahil edildiği belirtildiğinden, düzenleme ortaklık payının iade edilmesi suretiyle kök parsele dönülmesi karşısında daha önce düzenleme ortaklık payı alınmamış hale gelen ... parsel sayılı taşınmazdan dava konusu parselasyon işleminde düzenleme ortaklık payı alınmaması da hukuka aykırıdır.
İmar Kanununun 18. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, "Düzenleme ortaklık paylarının toplamı, üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için, yeniden ayrılması gereken yerlerin alanları toplamından az olduğu takdirde, eksik kalan miktar, tescil harici alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla; kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanır. Bu yöntemlerle karşılanamaması hâlinde belediye veya valilikçe kamulaştırma yoluyla tamamlanır.
Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır." hükmü yer almaktadır. Anılan hükümde, düzenleme ortaklık payı oranının yasal sınır olan %45'ten fazla olması durumunda düzenleme ortaklık payının yasal sınıra çekilmesine ilişkin yöntem belirlenmiş olup bu yönteme aykırı olarak düzenleme ortaklık payı oranının düşürülmesi için imar planında gümrük tesis alanı, diğer kamu hizmet alanlarına ve tescil harici alanlara doğrudan Özelleştirme İdaresine ait olduğu belirtilen taşınmazların tahsis edilmesine ilişkin işlemde bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Kaldı ki uyuşmazlığa konu parselasyon işleminde düzenleme ortaklık payı oranı %45 olmayıp %30 olduğundan, anılan taşınmazların bu amaçla kamu alanlarına tahsis edildiği savunmasının dayanağı da bulunmamaktadır.
Öte yandan davalı idarenin 17.02.2025 tarihli cevabında belirtildiği üzere uyuşmazlığa konu 23.01.2024 tarihli parselasyon işlemi ile 21.11.2023 tarihli parselasyon işleminin düzenleme sınırının aynı olduğu, ancak "Mal Sahipleri Araştırma Ve Özet Formu" na göre 23.01.2024 tarihli parselasyon işleminde 850.313,44 m2 taşınmazın düzenleme sınırı içinde bulunduğu, 21.11.2023 tarihli parselasyona ilişkin cetvelde ise düzenlemeye tabi tutulan taşınmaz alanının 855.796,12 m2 olduğu, dolayısıyla düzenleme sınırı aynı olmasına rağmen düzenleme alanında olan taşınmaz yüz ölçümünde önemli bir artışın olduğu, bunun sadece ... ada, ... sayılı imar parselinin alanının yanlış hesaplanmasından kaynaklanamayacağı, bu durumda hatalı belirlenen düzenlemeye giren alan yüz ölçüme göre parselasyon işleminin yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, anılan işlemde bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Son olarak kamu alanlarının tesciline gelince; Kanun'un 18. maddesinde, "Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir." hükmü yer almaktadır.
Bu nedenle özet ve tescile esas dağıtım cetvellerinde düzenleme ortaklık payından elde edilen otopark, teknik alt yapı, park gibi alanların tescil harici olması gerekirken Hazine, diğer kamu kurumları ya da özel kişi adına gösterilmesinin nedeninin sorulması üzerine davalı idarenin 17.02.2024 tarihinde kayda giren cevabında, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payından oluşan alanlardan teknik alt yapı alanı, kamuya ait trafo alanı vs. ile diğer umumi ve kamu hizmet alanlarının imar planındaki kullanım vasfıyla Hazine adına tescillerinin yapılması gerektiğinin değerlendirildiği belirtilmiştir.
Kanun hükmüne göre itfaiye alanı gibi belediyelere kanunla verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için imar planında belediye hizmet alanı olarak ayrılan taşınmazların belediye adına, yine kanunlarla kamu kurumlarına, örneğin okul alanı için Milli Eğitim Bakanlığına verilen görevler nedeniyle anılan kamu kurumuna tahsis edilmek üzere Hazine adına kamu alanlarının tescil edilebileceği, anılan hükmün yol, yeşil alan gibi tescil harici alanların tesciline yönelik olmadığı anlaşılmakta olup dava konusu parselasyon işleminde bu yönden de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olarak tesis edildiği anlaşılan parselasyon işleminin iptalinin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/09/2025 tarihinde, davacılar vekili Av. ...'nun ve davalı idare vekili Av. ...'nin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi ve Kocaeli İli, Çayırova İlçesi, ... Mahallesine ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemine yapılan itiraz üzerine, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla yeniden onaylanan parselasyon işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 31. maddesi ile atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331. maddesinin 1. fıkrasında; ''Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.'' hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden, İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan İstanbul İli, Tuzla İlçesi, ... Mahallesi ve Kocaeli İli, Çayırova İlçesi, ... Mahallesine ilişkin 3194 sayılı İmar Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminin 04.11.2022 ve 05.12.2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süreci içerisinde 01.12.2022 tarihinde davacılar tarafından itiraz edilmesi üzerine yeniden hazırlanarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylanan parselasyon işleminin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu 24.01.2023 tarihli parselasyon işlemin onaylanmasından sonra İstanbul Kadastro Müdürlüğünce yapılan tespitler doğrultusunda davalı idarece yeniden hazırlanan parselasyon işleminin ... tarih ve ... sayılı karar ile onaylandığı ancak yapılan parselasyon işleminin hatalı olduğunun anlaşılması üzerine ... tarih ve ... sayılı, ... tarih ve ... sayılı ve ... tarih ve ... sayılı Bakanlık olurlarının iptal edilerek davalı idarece yeniden hazırlanan parselasyon işleminin ... tarih ve ... sayılı kararla onaylanarak 01/12/2023 ve 02/01/2024 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı kararıyla onaylandıktan sonra parselasyon işleminin dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, Danıştay Altıncı Dairesinin 16.12.2024 tarihli, E:2023/5447, K:2024/7728 sayılı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine yeniden onaylanan imar planı doğrultusunda 21.11.2023 tarihli parselasyon işleminin de iptal edildiği ve 27.12.2024 tarihli işlemle yeniden parselasyon işleminin onaylandığı görülmektedir.
Bu durumda, uyuşmazlığa konu taşınmazı da kapsayan alanda dava konusu 24.01.2023 tarihli parselasyon işleminin yürürlükte olmadığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 27.12.2024 tarihli kararıyla onaylanan parselasyon işleminin yürürlükte olduğu anlaşıldığından, bakılan davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. DAVA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen ...-TL yargılama gideri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.