Danıştay danistay 2023/4148 E. 2025/4319 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/4148
2025/4319
23 Eylül 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/4148
Karar No : 2025/4319
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 24/04/2019 tarih ve E:2014/10657, K:2019/3054 sayılı bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının kabule ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Trabzon İli, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza ilave yapılaşma hakkı verilmesine ilişkin imar planı değişikliği ile anılan değişiklik uyarınca verilen yapı ruhsatının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle verilen yıkım kararı üzerine 3. kat ve çatı katının yıkılacağından bahisle uğranıldığı ileri sürülen 86.249,84-TL zararın tazmini istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 24/04/2019 tarih ve E:2014/10657, K:2019/3054 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu kararda; dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacıya ait olan ve davalı idarece düzenlenen ruhsata uygun olarak yapılan yapıyla ilgili olarak açılan davada, yapı ruhsatının ve dayanağı imar planının Mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, söz konusu yapının 3. katının ve çatı katının ruhsatsız hale geldiği, davalı idarece, yapının ruhsatsız hale gelen kısımlarının yıkımına ilişkin karar alındığı, yıkım kararı nedeniyle yıkılacağı açık olan ve idare kayıtlarına göre toplam 158,00 m² olduğu anlaşılan 3. katın ve çatı katının dava tarihi olan 14/02/2014 tarihi itibarıyla yapı bedelinin 59.155,20-TL olduğu, yapının yıkım bedelinin ise 9.480,00-TL olduğu, dolayısıyla davacının yapısının 3. katının ve çatı katının yıkılmasından dolayı oluşan toplam zararının 68.635,20-TL olduğu, bu zararın idareye başvuru tarihi olan 25/12/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, davacı tarafça, yapının yıkımından kaynaklı zarar kalemlerinden olarak, yapının proje maliyetleri ve işçilik SGK pirim maliyetlerine karşılık da talepte bulunulduğu, Mahkemenin 08.03.2023 tarihli ara kararıyla davacıdan proje maliyeti ve işçilik SGK pirim maliyetine ilişkin zararın dayanağı niteliğindeki belgelerin (fatura, makbuz, SGK işçilik maliyeti ödeme belgeleri vs.) ibrazının istenildiği, ancak davacı tarafça söz konusu alacak kalemlerine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görüldüğünden, davacının somut belgelerle ortaya konulamayan bu zarar kalemleri yönünden tazminat talebi yerinde görülmediğinden, fazladan talep edilen 17.614,64-TL yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılarak, davacının tazminat isteminin kısmen kabulü ile, davacıya ait yapının 3. katının ve çatı katının yıkılmasından dolayı oluşan toplam 68.635,20-TL maddi zararın, davalı idareye başvuru tarihi olan 25/12/2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazladan talep edilen 17.614,64-TL'lik talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Her ne kadar yapı ruhsatı iptal edilmişse de, yapılan keşifte de görüldüğü üzere, binanın yıkım işleminin gerçekleşmediği, dolayısıyla davacının zararından söz edilemeyeceği, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Uyuşmazlığa konu binanın kaçak yapı statüsünde olmadığı, hukuka uygun olarak inşa edildiği, ancak yapı ruhsatı ve imar planının Mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine 3. kat ile çatı katının ruhsatsız hale geldiği, idarece alınan yıkım kararının aradan geçen 12 yıla rağmen uygulanmadığı, davalının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Trabzon İli, Merkez, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza verilen ... tarihli, ... sayılı yapı ruhsatının ve ruhsatın dayanağı kapatılan Trabzon Belediye Meclisinin ... gün ve ... sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli revizyon nazım ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının iptali istemiyle komşu parsel sahipleri tarafından açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararıyla anılan işlemlerin iptaline karar verilmiş, bu karar Danıştay Altıncı Dairesinin 01/07/2013 tarih ve E:2012/200, K:2013/4598 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Anılan iptal kararı sonrasında parselde bulunan yapıya ilişkin 30/11/2011 tarihli yapı tatil tutanağı düzenlenerek, ... tarihli, ... sayılı kapatılan Trabzon Belediye Encümeni kararıyla taşınmazın tamamı için yıkım kararı alınmış, anılan kararın dava konusu edilmemesine rağmen, yıkım kararının davalı idarece uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, taşınmazın bulunduğu alanda B-4 olan yapılaşma koşulları, kapatılan Trabzon Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararı ile B-3 olarak belirlenmiş, bu değişikliğe davacı tarafından yapılan itiraz ise ... tarihli, ... sayılı belediye meclisi kararı ile reddedilmiştir.
Davacı tarafından farklı tarihlerde davalı idareye plan değişikliği yapılması, yapının yıkımının gerekleştirilmesi, zararının tazmini yönünde başvurularda bulunulmuş, son olarak ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D.İş sayılı dosyası kapsamında yapının yeni imar planına göre B-3 yapılaşma hakkına sahip alanda kaldığından bahisle binanın 3. katı ile çatı katının yapım ve yıkım maliyetinin tespiti yönündeki bilirkişi raporu uyarınca hesaplanan 86.249,84-TL'nin davacıya ödenmesi amacıyla yapılan başvuru ... tarihli, ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bu işlem üzerine de imar planı uyarınca alınan yapı ruhsatına göre yapılan binanın, anılan plan ve ruhsatın mahkemece iptali nedeniyle 3. katı ile çatı katının yıkılmasının gerektiğinden bahisle uğranıldığı ileri sürülen 86.249,84-TL zararın tazmini istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek, idarenin hukuki sorumluluğunun kaynağı ve çerçevesi çizilmiştir.
İdare hukukunda, idarenin hukuki sorumluğunun kabul edilebilmesi için, kusursuz sorumluluk halleri dışında, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin kusurlu şekilde işletilmiş olması gerekmektedir. Hizmet kusuru ise, iradi bir işlem veya eylemden doğabileceği gibi, idarenin eksik işlemesinden, dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden, ihmalinden, yasal görevlerin beklendiği ya da gerektiği gibi yerine getirilmemiş olmasından kaynaklanabilir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 14. maddesinde, imar hizmetlerini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında yer almakta ve imar mevzuatı ile belediyelere beldenin planlanması ile başlayan ve yapının kullanılmasına kadar olan süreçte sahip olduğu hak ve yükümlülükler gösterilmektedir.
3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin (b) fıkrasında, imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı ve belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği kurala bağlanmış; 21. maddesinde, bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu belirtilmiştir.
Hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Belli şartların gerçekleşmesi durumunda ileride elde edilmesi muhtemel gelirlerin gerçek ve kesinleşmiş olarak ortaya çıkan zarar olarak kabulü mümkün değildir.
Gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmekte olup, bu çerçevede uyuşmazlığa konu taşınmazın fiilen yıkımı gerçekleşen kısımlarına ilişkin zararın gerçek zarar olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Yıkımı gerçekleştirilmeyen kısımlar için, gerçekleşmiş zarardan bahsedilebilmesine imkan bulunmamaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlığa konu binanın 3. katı ile çatı katının yapım ve yıkım maliyetinin tespiti için davacı tarafından açılan davada, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin E:... D.İş sayılı dosyasında 20/11/2013 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine alınan 17/12/2013 tarihli bilirkişi raporunda ve anılan rapordaki fotoğraflardan, keşif tarihi itibarıyla uyuşmazlığa konu binanın sıvasız kaba inşaat halinde olduğu; bozma sonrası İdare Mahkemesince 16/01/2023 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine alınan 10/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda ise, anılan binanın keşif tarihi itibarıyla bu kez dış sıvasının ve boyasının tamamlandığı, pencerelerinin takıldığı, herhangi bir katın yıkılmadığı görülmüştür.
Bu durumda; uyuşmazlığa konu binanın 3. katı ile çatı katı hakkında yıkım kararı alınmasına rağmen, yıkım işlemi fiilen gerçekleşleşmediğinden, davacı tarafın gerçekleşen zararından söz edilemeyeceği sonucuna varılmış olup davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki temyize konu Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Diğer yandan; Dairemizin 01/07/2025 tarihli ara kararına davalı idarece verilen 05/08/2025 tarihli cevap ve eklerinden, hali hazırda yapının yıkılmadığı, tamamlanarak bitirildiği ve tüm bina için ... tarihli, ... belge numaralı yapı kayıt belgesinin alındığı ve anılan yapı kayıt belgesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2\. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın ...-TL'lik kısmının kabulüne, ...-TL'lik kısmının reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilen kabule ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3\. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4\. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 23/09/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.