Danıştay danistay 2023/262 E. 2025/1822 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2023/262
2025/1822
8 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/262
Karar No : 2025/1822
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) ... Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ... tarihli, ... sayılı işlemi ile onaylanan, Muğla ili, Seydikemer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarda yer alan "güneş enerji santrali"ne yönelik 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve anılan planlara yapılan itirazın zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu taşınmazlara ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca uyuşmazlık konusu imar planlarından önce 04/12/2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile planların iptaline karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla" imar planlarının hazırlık aşamasında 3 ayrı şirket tarafından 3 adet 500 Kw kurulu güce sahip güneş enerji santralinin kurulacağı gerekçesiyle ÇED sürecinin işletilmediği görülmekte ise de, 46.648,34 m² alana sahip ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin tek bir şirkete ait olması ve bu alan üzerinde kurulacak güneş enerji santralinde toplamda 1,50 MW enerji üretimi gerçekleştiği hususu dikkate alındığında, Yönetmelik hükümleri uyarınca bu tesisin çevre yerleşimlere ve çevreye yapacağı etkilerinin detaylı araştırmasının yapılarak proje tanıtım dosyasının hazırlanması ve ÇED gerekli değildir veya ÇED olumlu kararı alınması gerektiğinden, ÇED süreci tamamlanmadan onaylanan dava konusu planlarda ve bu planlara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde mevzuata, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurularının açıklamalı olarak reddedildiği, bakılan dosyada davalı idarenin savunma dilekçesinden ve ekinde yer alan belgelerden, idarece bu hususa riayet edilmediği, dava konusu planlama bölgesinde ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen 3 ayrı kapsam dışı görüşünün üç ayrı şirket adına devam ettirildiğinden ve geçerli olduğundan hareketle bu doğrultuda ayrıca bir işlem tesis edilmediği, planlara ilişkin diğer hususlarda değişiklikler yapılarak planların yeniden onaylandığı uyuşmazlığa konu taşınmazlara 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında "yenilenebilir enerji" kullanımı getirildiği, bu kapsamda üst ölçekli plana uygunluğu noktasında aykırılık bulunmadığı, yine marjinal tarım arazisi olması nedeniyle tarım dışı amaçla kullanımlarına da izin verildiği görülmekte ise de; yukarıda yer verilen yargı kararı idarece yerine getirilmeksizin, -ÇED gerekli değildir veya ÇED olumlu kararı alınmaksızın- dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının onaylandığı anlaşıldığından, dava konusu planlarda ve planlara yapılan itirazın reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, güneş enerji sistemlerinin sahibi olan üç şirketin halihazırda ... Elektrik Üretim A. Ş. çatısı altında birleştiği göz önünde bulundurulduğunda yeniden Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün görüşüne ihtiyaç duyulduğu, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısı ile dava konusu planlama bölgesinde ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen 3 ayrı kapsam dışı görüşünün üç ayrı şirket adına devam ettirildiğinin ve söz konusu tüzel kişilerin ...Elektrik Üretim A. Ş. çatısı altında birleşmesinin ticari bir işlem olması nedeniyle ÇED Yönetmeliği kapsamında yapılacak herhangi bir işlem olmadığının belirtildiği, Mahkeme kararları ve Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü görüşleri kapsamında ifraz hatlarının çizildiği, her bir şirket için ayrı ayrı teknik altyapı alanı bırakıldığı ve servis alması için 7 metre genişliğinde yol bırakıldığı, Aydın-Muğla-Denizli planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının 8.22 enerji üretim alanları ve enerji iletim tesisleri hükmünün Mahkeme kararıyla yürütmesinin durdurulması sebebiyle Muğla ili, Seydikemer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsellerde kayıtlı alana "yenilenebilir enerji" gösterimi eklenmesi suretiyle hazırlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Bakanlık oluru ile onaylanarak Muğla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde askıya çıkarıldığı, söz konusu plan değişikliğinin ... tarih ve ... sayılı yazı ile kesinleştiği, işlemin hukuka uygun ve temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazların şirketin mülkiyetinde olduğu, imar planlarının ÇED görüşü doğrultusunda hazırlandığı, ÇED kapsam dışı kararının varlığını devam ettirdiği, dava konusu planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık teşkil etmediği, hukuka aykırılık bulunmadığı ve bu nedenle temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Muğla ili, Seydikemer ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı, dava dışı ...Elektrik Üretim Anonim Şirketi'ne ait taşınmazlarda yer alan "güneş enerji santrali"ne yönelik 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve 1/5000 ölçekli nazım imar planının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 08/09/2021 tarihinde onaylandığı, 24/09/2021 tarihinde askıya çıkarılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ve 1/5000 ölçekli nazım imar planına davacı büyükşehir belediyesi tarafından 30/09/2021 tarihinde itiraz edildiği, itirazın 30 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine anılan planların ve planlara yapılan itirazların zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 Sayılı İmar Kanununun “tanımlar” başlıklı 5.maddesinde; "nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekana ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "Mekansal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekansal Strateji Planlarına uygun olarak; "Çevre Düzeni Planları" ve "İmar Planları" kademelerinden oluşur. İmar planları ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmü yer almış, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8.maddesinde; "Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur:a) Bölge planları; sosyo - ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır,b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerle-rinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir.Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmü, 9. maddesinin 1.fıkrasında "Bakanlık gerekli görülen hallerde, kamu yapıları ve enerji tesisleriyle ilgili alt yapı, üst yapı ve iletim hatlarına ilişkin imar planı ve değişikliklerinin, umumi hayata müessir afetler dolayısıyla veya toplu konut uygulaması veya Gecekondu Kanununun uygulanması amacıyla yapılması gereken planların ve plan değişikliklerinin, birden fazla belediyeyi ilgilendiren metropoliten imar planlarının veya içerisinden veya civarından demiryolu veya karayolu geçen, hava meydanı bulunan veya havayolu veya denizyolu bağlantısı bulunan yerlerdeki imar ve yerleşme planlarının tamamını veya bir kısmını, ilgili belediyelere veya diğer idarelere bu yolda bilgi vererek ve gerektiğinde işbirliği sağlayarak yapmaya, yaptırmaya, değiştirmeye ve re'sen onaylamaya yetkilidir." hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
nin 102. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde, "Cumhurbaşkanınca yetkilendirilen alanlar ile merkezi idarenin yetkisi içindeki kamu yatırımları, mülkiyeti kamuya ait arsa ve araziler üzerinde yapılacak her türlü yapı, milli güvenliğe dair tesisler, askeri yasak bölgeler, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun hükümleri çerçevesinde yapılacak binalar, genel sığınak alanları, özel güvenlik bölgeleri, enerji ve telekomünikasyon tesisleri ile ilgili altyapı, üstyapı ve iletim hatları, yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı madde üretim tesisleri ve depoları, akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı istasyonları gibi alanlar ile ilgili her tür ve ölçekteki planların yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, bunlara ilişkin her tür ve ölçekteki harita, etüt, plan ve parselasyon planlarını gerektiğinde yapmak, yaptırmak ve resen onaylamak." Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin "Araştırma ve analiz" başlıklı 8.maddesinde; "1) Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılacağı, 2) Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorunda olduğu, görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verileceği, bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edileceği....4) Nazım ve uygulama imar planlarının hazırlanması sürecinde birlikte veya eş zamanlı görüş istenebileceği, ancak, nazım imar planı hazırlanırken kurum ve kuruluş görüşlerinin veya verilerin uygulama imar planı ayrıntısında elde edilmesi halinde, bu görüş ve güncel veriler temin edilmek suretiyle plan onaylayan idareler farklı da olsa ayrıca uygulama imar planı için görüş veya veri istenmeyebileceği.." , "Plan raporu" başlıklı 9.maddesinde ise; "1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanacağı, 2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program, alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verileceği..." belirtilmiştir.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinde; "e) Mutlak tarım arazisi: Bitkisel üretimde; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin kombinasyonu yöre ortalamasında ürün alınabilmesi için sınırlayıcı olmayan, topografik sınırlamaları yok veya çok az olan; ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan, hâlihazır tarımsal üretimde kullanılan veya bu amaçla kullanıma elverişli olan arazileri, f) Özel ürün arazisi: Mutlak tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topografik sınırlamaları nedeniyle yöreye adapte olmuş bitki türlerinin tamamının tarımının yapılamadığı ancak özel bitkisel ürünlerin yetiştiriciliği ile su ürünleri yetiştiriciliğinin ve avcılığının yapılabildiği, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri, g) Dikili tarım arazisi: Mutlak ve özel ürün arazileri dışında kalan ve üzerinde yöre ekolojisine uygun çok yıllık ağaç, ağaççık ve çalı formundaki bitkilerin tarımı yapılan, ülkesel, bölgesel veya yerel önemi bulunan arazileri, ğ) Marjinal tarım arazisi: Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazileri dışında kalan, toprak ve topografik sınırlamalar nedeniyle üzerinde sadece geleneksel toprak işlemeli tarımın yapıldığı arazileri," ifade ettiği belirtilmiş, "Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi" başlıklı 8.maddesinde; "Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir." hükmü, "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13.maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. (...) Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir" hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak kabul edilmiş; 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar", "Proje Tanıtım Dosyası" "Gerçekleşmesi plânlanan projenin yerini, özelliklerini, olası olumsuz etkilerini ve öngörülen önlemleri içeren, projeyi genel boyutları ile tanıtan bilgi ve belgeleri içeren dosya" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde ise, gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projelerin ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programların ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler..." kuralına yer verilmiş; 7. maddesinde, Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." hükmüne, "Seçme, eleme kriterlerine tabi projeler" başlıklı 15. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğe ekli EK-II Seçme, Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin 45. maddesinde "Proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MW ve üzerinde olan güneş enerji santrallerinin" yer aldığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Sağlıklı ve düzenli kentleşmenin sağlanması suretiyle kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla üretilmiş birer belge niteliğinde olan imar planları mevzuatta ve yargı içtihatlarında yöre halkının sağlığını ve çevreyi korumak, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını, iyi yaşama düzenini, çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve şehir verilerine göre oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel fonksiyonlar arasında mevcut ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için varsa kadastro durumu da işlenmiş, onaylı haritaların kopyaları üzerine nazım plan ve uygulama planı olarak düzenlenip onaylanmış metinler olarak tanımlanmaktadır.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. maddesinde; bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği, 2. maddesinde; belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabi olduğu; 3. maddesinde; herhangi bir sahanın, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılmasının mümkün olmadığı; 5. maddenin son fıkrasında; bu Kanunda adı geçen diğer tanımların Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte tarif edileceği; 8. maddesinde de; Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esaslar ile planların yapımına dair ilkelere yer verilmiş plan kararları genel olarak bu ilkeler esas alınarak ilgili kurumlardan elde edilecek veriler, analiz, sentez ve araştırmalar sonucu geliştirilmektedir. Çevresel etki değerlendirmesi ise; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapılmaktadır.
Bu bakımdan çevresel etki değerlendirme raporu süreci ile plan yapımı sürecinin birbirinden bağımsız süreçler olduğunu söylemek mümkündür. Öte yandan çevresel etki değerlendirmesi sürecinin plan yapımını hiç etkilemediği de söylenemez. Zira planlanan projenin çevreye olan etkilerinin değerlendirmesinde çevreye olan olumsuz etkileri nedeniyle hiç bir zaman gerçekleştirilemeyecek bir proje olması halinde anılan projeye yönelik plan kararının denetlenmesinde dikkate alınması gerekli bir husus olacaktır. Buna karşılık gerçekleştirilmesi düşünülen projenin çevreye olan olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin alınması halinde projenin uygulamaya geçebileceği durumlarda ve uygulamaya yönelik eksik sorunlara ilişkin durumlarda projenin ruhsat aşamasında denetlenmesine yönelik olması nedeniyle planın yapım aşamasında plandan bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
İdare Mahkemesince dava konusu taşınmazlara ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca uyuşmazlık konusu imar planlarından önce 04/12/2018 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının çevresel etki değerlendirme sürecinin tamamlanmaması nedeniyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile planların iptaline karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla açıklamalı reddine karar verildiği, davalı idare tarafından ... tarihli, ... sayılı işlem ile onaylanan uyuşmazlık konusu imar planlarının İdare Mahkemesince anılan yargı kararı gereği idarece yerine getirilmeksizin, -ÇED gerekli değildir veya ÇED olumlu kararı alınmaksızın- onaylandığı igerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de, UYAP üzerinde yapılan incelemede, İdare Mahkemesi kararı gerekçesinde yer verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz aşamasında Danıştay Altıncı Dairesinin 08/04/2025 tarihli E:2021/2528, K: 2025/1821 sayılı kararı ile, "çevresel etki değerlendirmesine ilişkin sürecin uyuşmazlığa konu güneş enerji santrali yönünden değerlendirilmesinin uygulama aşamasına ilişkin olduğu, güneş enerji santrali yapılması planlanan alanın yer seçimi bakımından hiçbir şekilde yapılamayacak bir alan olduğuna dair bir tespitin bilirkişi raporunda yer almadığı, ayrıca 3 adet şirket tarafından her biri 500 kW olarak kurulacak olan güneş enerji santrallerine ilişkin her bir firma için verilmiş ÇED kapsam dışı yazısına karşı açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle çevresel etki değerlendirme süreci bakımından dava konusu imar planlarının iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı ancak, 1/100.000 ölçekli Aydın-Denizli-Muğla Çevre Düzeni Planında tarım alanında kalması nedeniyle tüm kurum görüşlerinin alınmamış olması sebebiyle üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli Aydın-Denizli-Muğla Çevre Düzeni Planının 7.43 ve 8.3 sayılı plan hükmüne ve 1/25.000 ölçekli Muğla Nazım İmar Planı 5.16.1 sayılı plan hükmüne uygunluk sağlamadığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 13. maddesi kapsamında Muğla Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden gerekli iznin alınmamış olduğu, güneş enerji santrali (GES) tesisi içerisinde erişimi sağlayan yol ya da yol izlerinin netleştirilmediği, bunun yanısıra tesis alanında gerçekleşecek diğer yapıların yapılaşma koşullarına yönelik plan hükümlerinin tanımlanmamış olması nedenleriyle planlama ilkeleri, şehircilik esasları ve kamu yararı yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı" gerekçesiyle iptal kararının onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda uyuşmazlığa konu güneş enerji santrali yönünden ÇED süreci değerlendirildiğinde, güneş enerji sistemlerinin sahibi olan üç şirketin ...Elektrik Üretim A. Ş. çatısı altında birleşmesi nedeniyle davalı idare tarafından yeniden Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünden alınan ... tarihli, ... sayılı yazı ile dava konusu planlama bölgesinde ÇED Yönetmeliği kapsamında verilen 3 ayrı kapsam dışı görüşünün üç ayrı şirket adına devam ettirildiğinin ve söz konusu tüzel kişilerin ... Elektrik Üretim AŞ. çatısı altında birleşmesinin ticari bir işlem olması nedeniyle ÇED Yönetmeliği kapsamında yapılacak herhangi bir işlem olmadığının belirtilmesi, anılan bu işleme karşı dava açılmaması karşısında çevresel etki değerlendirme süreci bakımından dava konusu imar planlarının iptalini gerektirir bir husus bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan dosyanın incelenmesinden, bir önceki imar planları için verilen iptal kararı gereğince marjinal tarım arazisi olması nedeniyle tarım dışı amaçla kullanım izni alındığı, ifraz hatlarının çizildiği, her bir şirket için ayrı ayrı teknik altyapı alanı bırakıldığı ve servis alması için 7 metre genişliğinde yol bırakıldığı görülmüştür.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
2\. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.