SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2023/1495 E. 2025/4506 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2023/1495

Karar No

2025/4506

Karar Tarihi

30 Eylül 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2023/1495 E. , 2025/4506 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/1495
Karar No : 2025/4506

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın ili, Didim İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı ile ... ada, ... parsel sayılı arasında kamuya ait yol ve park alanı olarak ayrılan alanda ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıktırılmasına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren verilen 1 aylık süre içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden 324.592,97-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işleme dayanak yapı tatil zaptının iptali istemiyle açılan davanın yapı tatil zaptının hukuka uygun düzenlendiğinden bahisle reddedildiği, ruhsatsız imalatın bulunduğu alanın bir kısmının imar planında yol ve park alanında kaldığı, bir kısmının ise Kıyı Kanunu uyarınca yapılaşmanın yasak olduğu alanda inşa edildiği, ruhsat verilmesi imkanı bulunmayan bir alanda yapıldığı açık olan imalatın yıktırılmasına ve kanunda öngörülen ihtar yapılmak suretiyle verilen sürede aykırılığın giderilmemesi sebebiyle 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin (ç) bendi uyarınca usulüne uygun olarak yapılan hesaplama üzerine tesis edilen idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan davacı tarafından, yapı kayıt belgesi alındığı iddia edilen yapının mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait olan ve imar planında yol ve park olarak planlanmış yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek bir alanda inşa edildiği, uyuşmazlığa konu yapının 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığının sabit olduğu hususu birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığa konu yapıya ilişkin olarak alınan yapı kayıt belgesinin geçerliliğinin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu ... İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; yıllardır ecrimisil ödeyerek kullandığı alanda yapılan imalatlarla ilgili yapı kayıt belgesinin alındığı, derinliği 1 m'yi aşmayan görsel ve süs amaçlı havuzların yapımının, herhangi bir izne ve ruhsata tabi olmadığı, uyuşmazlığa konu alan, arsa veya arazi niteliğinde değilse, bu alanın emlak vergisine esas bir değerinin de olamayacağı, kaldı ki uyuşmazlığa konu alanın ... Caddesi üzerinde olmadığı, söz konusu parsele ait emlak vergisine esas rayiç değerinin dikkate alınamayacağı, süs havuzu yapılan alanın, 311,71 m² olmadığı, 230 m² civarında olduğu, dolayısıyla, yaklaşık 1,5 kat alan üzerinde işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğu, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verildiği belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren verilen 1 aylık süre içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden 324.592,97-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının bozulmasına, yapının yıktırılmasına ilişkin onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket, uyuşmazlığa konu yapının sahibidir.
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen ... tarihli yapı tatil tutanağı ile; ... ile ... parseller arasında kamuya ait yol ve park alanı olan yerde yapılan kontrollerde ruhsatsız olarak 311,71 m² ve 1 metre derinliğinde havuz yapıldığı, inşaatın bitmediği ve kullanılmadığı tespit edilmiştir.
Didim Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, kamuya ait yol ve park alanı olarak ayrılan alanda ruhsatsız yapılan yapı için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca davacı şirkete 13.373.84 TL para cezası verilmesine, aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca söz aykırılığın, belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde giderilmemesi ve mevzuata uygun hale getirilmemesi durumunda 324.592,97-TL para cezası uygulanacağının bildirilmesine karar verilmiştir.
Davalı idare görevlileri tarafından düzenlenen 17/05/2021 tarihli tutanak ile; mahallinde yapılan kontrolde havuz imalatının kaldırılmadığı tespit edilmiştir.
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile, kamuya ait yol ve park alanı olarak ayrılan alanda ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden yıktırılmasına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren verilen 1 aylık süre içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden 324.592,97-TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun Kanununun 21. maddesinde; "Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir. Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır." hükmüne, 32. maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir. ..." hükmüne yer verilmiş, aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde ise; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği, (c) bendinde ise artırım sebepleri sayılmış, (ç) bendinde ise bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yapının yıktırılmasına ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın; ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren verilen 1 aylık süre içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden 324.592,97-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmına gelince;
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ilkesi, mahkeme tarafından önüne gelen bir davada, uyuşmazlığın özüne yönelik bir incelemenin yapılması, uyuşmazlığın sadece şekli olarak ele alınması sonucunu doğuracak bir yaklaşımdan uzaklaşılması, adil ve aleni olarak yargılanma hakkını öngören bir yargılamanın da gerçekleşmesini temel ilke olarak alan bir haktır. Bu hak kişilere belirli koşullarda "mahkemeye erişme" hakkını tanımaktadır. Mahkemeye erişme hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak, dava açıldıktan sonra davanın önüne getirildiği mahkeme tarafından davayla ilgili bütün maddi ve hukuki sorunların incelenmesi suretiyle davanın karara bağlanması gerekir. Tarafların araştırılmasını talep ettikleri maddi olayların yeterince araştırılmayıp, maddi gerçekliğin taraflardan birisinin teslim ettiği bir belgede olduğu gibi kabul edilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi adil değildir.
Anayasa Mahkemesi'nin;
1- Erkan Akış ve diğerleri 13/4/2016 tarih ve B. No: 2013/6133 sayılı bireysel başvuru kararında; "50. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçmaya neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85)." değerlendirmesine;
2- Rafet Batman 2/5/2024 tarih ve B. No: 2020/16624 sayılı bireysel başvuru kararında; "17. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir.
21\. Diğer taraftan bu ihlal kararının davanın sonucuyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği vurgulanmalıdır. Zira gerekçeli karar hakkı, taraflara yargılama sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmelerine imkân sağlayan bir hak olup yargılama sonucuna yönelik bir teminat sağlamaz. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini gözeterek ve söz konusu iddiayla ilgili olarak yeniden bir değerlendirme yaparak gereken kararı vermek yine yargılama mercilerinin takdirindedir." değerlendirmesine,
3- Perihan Yılmaz 2/12/2020 tarih ve B. No: 2018/13753 sayılı bireysel başvuru kararında; "27. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
28\. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).
29\. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50, 51, 52).
34\. Başvurucu tarafından yargılamanın tüm aşamalarında, Hacıbey Çayı üzerinde eşi R.Y.ye ait herhangi bir tarlanın veya ekili arazinin bulunmadığı ileri sürülmüş olmasına karşın Mahkemece kararın gerekçesinin dayandırıldığı ve karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki söz konusu iddia hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın ve kararda bu hususa yönelik hiçbir açıklamada bulunulmaksızın ölüm olayının gerçekleşme şekline ilişkin olarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak karar verildiği anlaşılmıştır.
35\. Buna göre mahkeme kararının gerekçesinin dayandırıldığı hususa yönelik olarak başvurucu tarafından ileri sürülen ve karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddialar hakkında Mahkemece hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaması, olayın meydana gelme şekline ilişkin olarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak hüküm kurulması başvurucunun davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir." değerlendirmesine,
4- Sezgin Kırbancıoğlu 6/3/2024 tarih ve B. No: 2021/51626 sayılı bireysel başvuru kararında; "42. Anayasa Mahkemesi, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması hususuyla ilgili genel ilkelere Gurbet Çoban (B. No: 2019/38857, 17/11/2021, §§ 17-39) kararında yer vermiştir. Buna göre Mahkemeden başvurucunun iddia ve itirazlarını dikkate alması, bunları ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılaması, bu iddialarda da yeterli ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenmektedir. Bu bağlamda idari organlarca tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda idarece yapılan tespitlerin peşinen doğru kabul edilmesi başvurucuların savunma hakkını önemli ölçüde kısıtlar. İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlansa da bu karine idari işlemin hukukiliğini inceleyen yargı mercii yönünden geçerli kabul edilemez. Aksi takdirde idari organlara görece üstün bir statü tanınmış olur ki bu durum söz konusu işleme karşı dava açılmasını beyhude bir çabaya dönüştürür (Ö. Ltd. Şti., B. No: 2018/18975, 15/9/2021, § 69).
45\. Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların derece mahkemelerince değerlendirmeye bile alınmaması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak kabahatli hâle getirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de derece mahkemelerinin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür." değerlendirmesine,
5- Çetin Emre Haytoğlu ve Okan Özcan 13/6/2019 tarih ve B. No: 2016/11861 sayılı bireysel başvuru kararında; "32. İdari para cezası tutanaklarında belirtilen mevkiin av yasağı olan sahilden itibaren 2 millik bölge içinde yer alıp almadığının belirlenmesinin teknik incelemeyi gerektirdiği izahtan varestedir. Başvurucular tarafından ileri sürülen söz konusu iddia, Mahkemeye 2577 ve 6100 sayılı Kanunlarla tanınan imkân kullanılarak gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gereken bir olgudur.
33\. Sonuç olarak teknik rapor olmadan başvurucuların bu iddiasını ispatlanmasının mümkün olmayacağı dikkate alındığında mahkemece bu iddiaya ilişkin bir irdeleme ve araştırma yapılmadan uyuşmazlıkların sonuçlandırılması başvurucuların davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum silahların eşitliği ilkesiyle çelişmektedir." değerlendirmesine,
6- Fatma Nakçi 20/12/2023 tarih ve B. No: 2021/33217 sayılı bireysel başvuru kararında; "34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açık bir keyfîlik olmaması ve makul bir gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim Ataş, B. No:2013/1235, 13/6/2013, § 23)." değerlendirmesine,
yer verilmiştir.
İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karinenin söz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinin tartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir. İdari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hakimin değinilen karineyi uygulaması davanın açılmasını anlamsız hale getirecek ve bu şekildeki bir yargılamada idare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların eşitliği ilkesini zedeleyebilecektir.
Yargı merciilerince, tarafların yargılama esnasında ileri sürdükleri uyuşmazlığın esasına ilişkin maddi olaylar incelenerek, yargılama esnasında somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususların araştırılarak maddi olayın açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Yargılamanın sonucuna doğrudan etkili olabilecek maddi vakıaların aydınlatılması amacıyla keşif ve bilirkişi yaptırılmadan karar verilmesi hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında sorun oluşturabilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davalı idare tarafından ... tarihli yapı tatil tutanağı ile; ... ile ... parseller arasında kamuya ait yol ve park alanı olan yerde yapılan kontrollerde ruhsatsız olarak 311,71 m² ve 1 metre derinliğinde havuz yapıldığının tespit edildiği, dava konusu işlem ile 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca ilave edilecek para cezasının 311,71 m² alan ve ... caddesi için belirlenen emlak vergisine esas asgari metrekare birim değeri olan 1041,33 TL'nin çarpımı suretiyle bulunduğu, davacı tarafından uyuşmazlığa konu alan, arsa veya arazi niteliğinde değilse, bu alanın emlak vergisine esas bir değerinin de olamayacağı, kaldı ki uyuşmazlığa konu alanın ... Caddesi üzerinde olmadığı, söz konusu parsele ait emlak vergisine esas rayiç değerinin dikkate alınamayacağı, süs havuzu yapılan alanın 311,71 m² olmadığı, 230 m² civarında olduğu, yani aykırılık alanının fazla ölçüldüğü hususlarının ileri sürüldüğü, İdare Mahkemesince ruhsatsız imalatın bulunduğu alanın bir kısmının imar planında yol ve park alanında kaldığı, bir kısmının ise Kıyı Kanunu uyarınca yapılaşmanın yasak olduğu alanda inşa edildiği ve uyuşmazlığa konu yapının 31/12/2017 tarihinden sonra yapıldığının sabit olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Davacının anılan iddialarının, uyuşmazlığa konu yapının aykırılıktan etkilenen alan ölçümünün ve uyuşmazlığa konu parsele ait emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin hatalı belirlenmesine ilişkin olduğundan ve bu hususların verilecek para cezası miktarının belirlenmesinde kullanıldığı dikkate alındığında davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı iddia olduğu görüldüğünden, uyuşmazlığa konu yapının aykırılıktan etkilenen alan ölçümününe ve uyuşmazlığa konu parsele ait emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerine ilişkin hususların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Bu durumda; temyize konu kararda davacı tarafından ileri sürülen iddiaların karar sonucunu etkileyebilecek nitelikte olmasına karşın bu hususlara yönelik yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı görüldüğünden, dava konusu para cezasına esas alınan emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin uyuşmazlığa konu parsele ait olup olmadığı ve olmaması halinde ise ne şekilde belirlendiği hususunun araştırılması, ayrıca uyuşmazlığa konu yapıdaki aykırılıktan etkilenen alan ölçümünün doğruluğunun mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiğinden, anılan hususlar dikkate alınmadan verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararının anılan kısmında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının,
2\. ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yapının yıktırılmasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3\. Kararın, ... tarih ve ... sayılı Didim Belediye Encümeni kararının 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi uyarınca belediye encümeni kararının tebliğ tarihinden itibaren verilen 1 aylık süre içerisinde aykırılığın giderilmediği tespit edildiğinden ...-TL idari para cezası uygulanmasına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/09/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim