SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/8705 E. 2025/1983 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/8705

Karar No

2025/1983

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8705 E. , 2025/1983 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/8705
Karar No : 2025/1983

DAVACILAR : 1) ... Bankası A.Ş.
2) ... İşletmeleri A.Ş.
3) ...A.Ş.
VEKİLLERİ : Av. ...

DAVALILAR : 1) ... Belediye Başkanlığı/...
VEKİLİ : Av. ...
2) ... Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

DAVANIN KONUSU : Dilovası Belediye Encümeni'nin ... tarihli, ... sayılı kararı ile kabul edilen parselasyon işlemine esas düzenleme sınırı dışında bırakılan taşınmazların bulunduğu alanda 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca parselasyon yapılması istemiyle 26/09/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile 22/02/2020 tarihli, 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in "Düzenleme sahalarının tespiti esasları başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACILARIN İDDİALARI : ... Liman İşletmeleri A.Ş'nin ... Limanı'nın (...) yapımını gerçekleştiren firma olduğu, limanın işletmeciliğinin ... Lojistik A.Ş. tarafından yapıldığı, Dilovası ilçesinde sahip oldukları taşınmazların bulunduğu Muallim 2 ve Diliskelesi Mahallelerini kapsayan alanda 2013 yılında yapılan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında toplam 67.802,81 m2 büyüklüğündeki taşınmazlarının 41.822,46 m2'sinin sosyal donatı alanı olarak ayrıldığı, bu plan ile ... Limanı'nın mülkiyet haklarını ve ticari faaliyetlerini olumsuz etkileyecek birtakım düzenlemeler yapıldığı, liman bağlantı yolunun iptal edildiği, yerine yeni bir yol yapılmadığı, ... tarihli, ... sayılı belediye encümeni kararıyla plan bölgesinin etaplara ayrıldığı, düzenleme ortaklık payı oranı 0 çıkacak şekilde belirlenen ve 1. etap olarak tanımlanan alanda parselasyon yapıldığı, liman faaliyetlerini sürdürülemez hale getirilen 2019 tarihli parselasyona dava açılmış ise de parselasyonun tapuya tescil edildiği, 2019 tarihinde yapılan parselasyonun düzenleme sınırı dışında bırakılan ve büyük bir kısmı sosyal donatı alanı olarak ayrılan taşınmazlarının bulunduğu alanda 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen parselasyon yapılmadığı, mülkiyet haklarının ihlal edildiği, 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca plan bölgesinin geri kalan kısmında da parselasyon yapılması ve mülkiyet haklarını ihlal eden duruma son verilmesinin istenilmesi yolunda 26/09/2022 tarihinde yaptıkları başvuruya davalı belediyece herhangi bir cevap verilmediği, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin belediyenin parselasyon yapma sürecini daha da uzattığı, 10/07/2019 tarihinden önce yapılan imar planları için belediyelere yeni bir 5 yıllık süre daha tanıdığı, oysa 3194 sayılı İmar Kanununda belediyelere imar uygulaması yapmak üzere yeni bir süre tanınmasına dair hükmün olmadığı, İmar Kanununda uygulama imar planının kesinleşmesi sonrasında 5 yıllık sürede imar uygulaması ve kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmasının bütün belediyelere bir yükümlülük olarak getirildiği ileri sürülmüştür.

SAVUNMALARIN ÖZETİ:
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; 3194 sayılı Kanunun 10. maddesi, 13. maddesi, 18. maddesi, 2942 sayılı Kanunun Ek-1. maddesi hükümleriyle imar planlarının yürürlüğe girmesinden sonra beş yıllık süre içinde imar programlarının hazırlanması ve bütçe dahilinde taşınmazların ilgili idarece kamulaştırılması gerektiğinin düzenlendiği, ancak uygulamada belediyelerce genellikle bu hükümlerin uygulanmadığı, imar planlarındaki umumi hizmet alanlarının oluşturularak 5 yıllık imar programları dahilinde hizmete sunulmadığı, imar planlarının yıllarca uygulamasının yapılmadığı, güncelliğini yitirdiği, hazırlansa bile sistemli olarak sürecin yürütülemediğinin görüldüğü, İmar Kanununun 18. maddesinin 9. fıkrasında onaylı imar planlarının bulunduğu alanlarda ister 5 yıllık imar programı içerisinde ister dışında olsun imar uygulamalarının 5 yıl içinde yapılması gerektiğinin hükme bağlandığı, bu hükmün suiistimal edilmeden uygulanmasını sağlamak için de 5 yıl içinde yapılamayacak imar uygulamaları dolayısıyla plan dahilinde doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valiliklerin sorumlu olacağı belirtilerek, bu işlemlerin zamanında yapılmasının teşvik edildiği, dava konusu hükmün mağduriyetleri önlemek için getirildiği, dava konusu edilen Yönetmelik hükmünde, Kanun hükmüne açıklık getirildiği, Kanun hükmünün onaylanmasından önce onaylanan imar planları ile sonrasında onaylanan imar planlarının atıl duruma düşmesini önlemek ve bir an önce uygulanmasını sağlamak suretiyle imar planı ile gelen kısıtlılıkların kaldırılmasının hedeflendiği, belediyelerin hemen hemen hiçbirinin imar programlarını hazırlamadığı, imar programı olmadan imar uygulamalarını gerçekleştirdiği, imar programı olmadan yapılan uygulamalar sebebiyle İmar Kanununun 10. maddesinin kadük kalabildiği ve 5 yıl içinde kamulaştırma yapma şartının yerine getirilmediği, ayrıca her ne kadar İmar Kanununun 10. maddesinin özünden imar uygulamalarının 5 yıl içerisinde yapılması gerektiği çıkarılsa da 5 yıllık imar programı içerisinde imar uygulamalarının yapılacağına dair herhangi bir belirtme bulunmamasının uygulamada karışıklıklara sebep olduğu, dolayısıyla oluşacak çelişki ve mağduriyetler ile kamu zararlarını ortadan kaldırmak adına her ne şekil ve şartta olursa olsun imar planı bulunan alanlarda 5 yıl içerisinde imar uygulamalarının yapılmasının zorunluluğunun getirildiği ve bu konudaki sorumluluğun belediyelere verildiği, iptali istenilen Yönetmelik kuralında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
Dilovası Belediye Başkanlığı tarafından; Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik ile getirilen hususlar arasında, Yönetmelik öncesi onaylanan parselasyon planlarının durumunun da yer aldığı, buna göre, parselasyon planının 10/07/2019 tarihinden önce onaylanmış olması halinde parselasyon planları bu tarihten önceki imar mevzuatına göre sonuçlandırılarak tescil işlemlerinin yapılabilieceği, bu şekilde devam eden arazi ve arsa düzenlemelerinin 10/07/2021 tarihine göre sonuçlandırılması gerektiği, ancak idarelerin istediği takdirde yürürlükteki imar mevzuatına göre parselasyon planlarını yeniden yapabileceği, bu bağlamda idarenin takdir yetkisi olduğu, iptali istenilen Yönetmelik kuralı ile parselasyon yapma yetkisinin 10/07/2019 tarihinden itibaren 5 yıl olmak üzere 10/07/2024 tarihine kadar uzamış olduğu, bu süre içerisinde parselasyon işlemi yapılmasına dönük taleplerin de yasal dayanağının kalmadığı, parselasyon yapmak için savunma verildiği tarihten itibaren yaklaşık 1 yıllık süresinin kaldığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Kural olarak parselasyon işleminin yapılmasıyla, taşınmazı umumi ve kamu hizmet alanlarında kalan taşınmaz maliklerine yapılaşabilecekleri imar parselinin tahsisinin gerçekleştirilmesi amaçlanır. 3194 sayılı Yasa hükümlerine göre imar planlarının yapılmasından sonra ilk olarak ilgili belediye encümeni kararıyla veya valilikçe parselasyon işlemi yapılması ve yapılaşmanın sağlanacağı imar parsellerinin oluşturulması gerekirken dava konusu düzenleme ile imar planı 10/07/2019 tarihinden önce kabul edilen tüm planlı alanlar için herhangi bir ayrım gözetilmeksizin beş yıl daha süre tanınması sureti ile mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılıkların uzatılması öngörülmektedir.
Dava konusu taşınmazın amacına uygun şekilde kullanılmasını ve imar mevzuatına uygun olarak yapılaşmasını süresi belli olmayacak şekilde engelleyen davalı idarelerin neden olduğu bu belirsizlik, kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozarak, mülkiyet hakkını kullanılamaz hale getirmekte, davacıyı mülkiyet hakkını kullanmaktan yoksun bırakarak yasada öngörülen sınırlamayı aşmakta ve hakkın özüne dokunan bir nitelik taşımaktadır.
Bu itibarla, Yasa hükmünü aşacak şekilde mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi davacı aleyhine bozan ve mülkiyet hakkını belirsiz süre kısıtlayacak şekilde müdahale edilmesine sebep ek bir süre öngören dava konusu yönetmeliğin 9.maddesinin 2.fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde;" ibaresinde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşılmakta olup iptaline karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Kocaeli ili, Dilovası ilçesi, ... Mahallesi ve ... Mahallesinde bulunan davacılara ait taşınmazların olduğu alanda, uygulama imar planı uyarınca parselasyon yapılması istemiyle 26.09.2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile işlemin dayanağı Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin "Düzenleme sahalarının tespiti esasları" başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10.7.2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10.7.2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
Yönetmeliğin "10.7.2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10.07.2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi yönünden:
Davalı belediye başkanlığının savunmasında ve ara kararı cevabında, İmar Kanununun 18. maddesine, 10.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren 04.07.2019 tarihli, 7181 sayılı Kanunla eklenen fıkraya göre, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon işleminin yapılabileceğinin hükme bağlandığı, dava konusu olan Yönetmelik kuralı uyarınca da 10.07.2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında, bu sürenin 10.07.2019 tarihinde başlayacağının düzenlendiği, dolayısıyla 10.07.2024 tarihine kadar parselasyon işlemi yapmak için sürelerinin olduğu, daha önce parselasyon yapılması istemlerinin yasal dayanağının bulunmadığı belirtildiğinden, parselasyon yapılması isteminin zımnen reddi istemi anılan Yönetmelik kuralının uygulaması olarak kabul edilmiştir.
Anayasa'nın 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde, "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur." hükmü, 13. maddesinde, "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir." hükmü, 18. maddesine, 10.07.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7181 sayılı Kanunla getirilen ek fıkrada, "Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur." hükmü yer almıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek-1. maddesinde de "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükmü yer almıştır.
Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin, 9. maddesinin 2. fıkrasında ise "10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihhinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır." düzenlemesi yer almıştır.
İdarelerin, görevleriyle ilgili olarak yönetmelikler çıkarabileceği, bu yönetmeliklerde getirilen kuralların, üst normlara aykırı olamayacağı, üst normların uygulanmasına yönelik kurallar getirebileceği Anayasa hükmü ile düzenlenmiştir.
Yukarıda yazılı kanun hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden ise uygulama imar planının yürürlüğe girmesi üzerine üç ay içinde beş yıllık imar programının yapılarak bu beş yıllık imar programı içinde de parselasyon işlemin yer almasının gerektiği, bu esas uygulanamıyorsa imar programına alınan ve kamulaştırma konusunda bilgilendirilen kamu kuruluşunun, yıllık bütçesine gerekli ödeneğin konularak kamu alanında kalan taşınmazların, bu beş yıllık sürede kamulaştırılmasının zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden üç ay sonra hazırlanacak beş yıllık imar programına göre parselasyon işleminin tesis edilmesinin esas olduğu hükme bağlanmasına rağmen Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan uyuşmazlığa konu "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi ile üst normlara aykırı olarak 7181 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 10.07.2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda, parselasyon işleminin yapılmasında, bu tarihten itibaren 5 yıllık ek bir süre uygulanacağının öngörülmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay Altıncı Dairesince verilen 08.06.2021 tarihli, E:2020/5082 sayılı kararla, Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin, 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08.12.2021 tarihli, YD İtiraz No:2021/752 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacılar tarafından parselasyon yapılması istemiyle yapılan 26.09.2022 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden:
Davacıların, taşınmazlarının bulunduğu ve ... tarihli, ... sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen parselasyon işlemine ilişkin düzenleme sınırı dışında olan alanda, 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca parselasyon yapılması istemiyle 26.09.2022 tarihli dilekçe ile belediyeye başvurduğu, davalı Dilovası Belediye Başkanlığınca verilen savunma ve ara kararına cevap dilekçesinden, diğer dava konusu olan Yönetmelikte bulunan ibare ile 10.07.2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda, parselasyonun yapılması için tanınan 5 yıllık ek sürenin henüz dolmaması nedeniyle uyuşmazlık konusu alanda parselasyon yapılması isteminin zımnen reddedildiği anlaşılmaktadır.
İmar Kanunundaki hükümlere göre belediyeler, uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde yapacakları beş yıllık imar programına parselasyon işlemini alarak en kısa sürede anılan işlemi tesis etmekle görevli bulunmaktadırlar. Bu esasın uygulanmasında, beş yıllık süre üst sınırdır. Bu süreden sonra ise belediyelere parselasyon işlemi yapılmamasından doğabilecek bazı külfetler yüklenmektedir. Ayrıca Dilova Belediye Başkanlığınca, zımni ret işleminin tesis edilmesinin nedeni olarak gösterilen, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinde hukuka uyarlık bulunmadığı gibi anılan ibarenin Danıştay Altıncı Dairesinin kararıyla yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Bu durumda davacıların, taşınmazlarının bulunduğu alanda parselasyon yapılması istemiyle yaptığı başvurusunun, Yönetmelik kuralına dayanılarak beş yıllık sürenin dolmadığından bahisle zımnen reddedilmesine ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin iptalinin gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Kocaeli, Dilovası'nda bulunan ... Liman (...), ... Liman İşletmeleri A.Ş. tarafından yapılmış, ... Lojistik A.Ş. ile ... Liman İşletmeleri A.Ş. arasında 05/09/2016 tarihinde imzalanan liman işletme sözleşmesi uyarınca limanın işletmeciliğinin ... Lojistik A.Ş. tarafından yapılması kararlaştırılmış, ... Lojistik A.Ş. ile Vakıf Katılım Bankası A.Ş. Arasında da finansal kiralama sözleşmesi imzalanmıştır.
Davacıların tasarrufunda bulunan ... Liman'ın ve davacılara ait taşınmazların bulunduğu Dilovası ilçesinde Muallim 2 ve Diliskelesi Mahallelerini kapsayan alanda 2013 yılında yapılan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında davacıların taşınmazlarının bir bölümü kamusal alan kullanımına alınmış, ... tarihli, ... sayılı belediye encümeni kararıyla, 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kapsamındaki alanın bir bölümüne yönelik parselasyon işlemi yapılması kabul edilmiştir.
Davacılar tarafından, 2019 tarihinde yapılan parselasyonun düzenleme sınırı dışında bırakılan ve büyük bir kısmı sosyal donatı alanı olarak ayrılan taşınmazlarının bulunduğu alanda 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen parselasyon yapılmadığı, mülkiyet haklarının ihlal edildiği ileri sürülerek, 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca plan bölgesinin geri kalan kısmında da parselasyon yapılması ve mülkiyet haklarını ihlal eden duruma son verilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine dava açılmıştır.
Davacılar tarafından, davalı idarece alanda parselasyon yapılmamasının sebebinin Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmeliğin 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi olarak gösterildiği, bu ibarenin belediyenin parselasyon yapma sürecini daha da uzattığı, bu kuralın 10/07/2019 tarihinden önce yapılan imar planları için belediyelere yeni bir 5 yıllık süre daha tanıdığı, ileri sürülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT :
3194 sayılı İmar Yasası'nın 10. maddesinde: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Yasası'nın 7181 sayılı Yasayla değiştirilen ve 7534 sayılı Yasayla fıkralar eklenen "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
b) (Ek:5/12/2024-7534/5 md.) Tescil harici ve belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanarak,
c) (Ek:5/12/2024-7534/5 md.) İmar hakkı aktarımı yapılarak,
ç) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,
kamu mülkiyetine geçirilir.
(Ek fıkra:5/12/2024-7534/5 md.) İmar hakkı aktarımı yapılırken, alıcı parselin emsale esas inşaat alanı en fazla imar planı ile belirlenmiş oranlar kadar ve her halde alıcı parselin %30’unu geçmemek üzere arttırılabilir.
(Ek fıkra:5/12/2024-7534/5 md.) Verici parselin/parsellerin aktarıma esas inşaat hakları, en yakın komşuluğundaki imar parselinin/adasının emsale esas inşaat hakkını aşmamak kaydıyla ilgili idarece belirlenir. Aktarma işlemi, alıcı ve verici parselin değer tespitleri üzerinden yapılır.
(Ek fıkra:5/12/2024-7534/5 md.) Alıcı ve verici parselin aktarıma konu olacak imar haklarının değeri, 6362 sayılı Kanuna göre yetkilendirilmiş lisanslı en az iki gayrimenkul değerleme kuruluşu tarafından belirlenen değerlerin ortalamasından az olmamak kaydıyla idarece oluşturulan kıymet takdir komisyonu tarafından 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesindeki bedel tespit esaslarına göre belirlenir. Alıcı ve verici parsellerin aktarıma konu imar haklarının değerleri arasında fark oluşması durumunda karşılıklı mahsuplaşılabilir.
(Ek fıkra:5/12/2024-7534/5 md.) Verici parselin imar hakkı aktarım işlemi bulunduğu il bazında olmak üzere idare veya kurumun yetki alanı içerisinde olması, alıcı parselin imar planı kararı ile belirlenmesi, alıcı parselin metrekare birim değerinin verici parselden daha fazla olmaması kaydıyla ve verici parselin ilgili idare veya kurum lehine bedelsiz devredilmesi suretiyle gerçekleştirilir.
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, bu madde hükümlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.
04/07/2019 tarihinde kabul edilip 10/07/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7181 sayılı Yasa'nın 9.maddesiyle eklenen 3194 sayılı Yasa'nın 18.maddesinin 10.fıkrasında, "Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.", yine 7181 sayılı Yasa'nın 15.maddesiyle eklenen 3194 sayılı Kanunun Geçici 19.maddesinde, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilgili idare veya yetkili kurumca onaylanmış ancak tescil işlemi tamamlanmamış parselasyon planlarında hesaplanmış olan düzenleme ortaklık payı ve kamu ortaklık payı kesintilerine göre yürütülen iş ve işlemlere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle devam edilir." hükmüne yer verilmiştir.
22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in, 'Düzenleme sahalarının tespiti esasları' başlıklı 9. maddesinde;
" (1) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında ise valilikler, il idare kurulu kararı ile 5 yıllık imar programlarına öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, imar planları ile getirilen tüm kullanım alanlarını hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tespit etmek ve kesinleşen uygulama imar planlarına göre parselasyon planlarını yaparak yeterli miktarda parseli oluşturmak mecburiyetindedir.
(2) 10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.
(3) İmar planı içerisinde düzenleme sahaları tespit edilirken, düzenleme sahalarındaki Düzenleme Ortaklık Payı oranlarının mümkün mertebe dengeli olmasına dikkat edilir.
(4) Kamunun mülkiyeti ile Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri yetkisi içindeki kamu yatırımlarının bulunduğu alanlar hariç olmak üzere, belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz.
(5) Ancak, imar adasının bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması halinde adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi yönünden;
Anayasa Mahkemesinin 29/12/1999 gün ve E:1999/33, K:1999/51 sayılı kararıyla; 3194 sayılı İmar Kanununun 13. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının iptaline karar verilmiş, iptal kararının gerekçesinde: "Çağdaş demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup onları büyük ölçüde kısıtlayan veya tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gerekleriyle bağdaştığı kabul edilemez. Demokratik hukuk devletinin amacı kişilerin hak ve özgürlüklerden en geniş biçimde yararlanmalarını sağlamak olduğundan yasal düzenlemelerde insanı öne çıkaran bir yaklaşımın esas alınması gerekir. Bu nedenle getirilen sınırlamaların yalnız ölçüsü değil, koşulları, nedeni, yöntemi, kısıtlamaya karşı öngörülen kanun yolları hep demokratik toplum düzeni kavramı içinde değerlendirilmelidir. Özgürlükler, ancak ayrık durumlarda ve demokratik toplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde sınırlandırılabilmelidir.
Demokratik bir toplumda temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın, bu sınırlamayla güdülen amacın gerektirdiğinden fazla olması düşünülemez.
Demokratik hukuk devletinde güdülen amaç ne olursa olsun, kısıtlamaların, bu rejimlere özgü olmayan yöntemlerle yapılmaması ve belli bir özgürlüğün kullanılmasını önemli ölçüde zorlaştıracak ya da ortadan kaldıracak düzeye vardırılmaması gerekir.
3194 sayılı Yasa'nın 13. maddesinin itiraz konusu birinci fıkrasında imar planlarında, resmi yapı, okul, cami, yol, meydan gibi umumi hizmetlere ayrılan yerlerin, imar programına alınıncaya kadar mevcut kullanma şeklinin devam edeceği öngörülmüştür. Yasa'nın 10. maddesinde de belediyelerin, imar plânlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı uygulamak üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlayacakları belirtilmiş, ancak Yasa’da bu plânların tümünün hangi süre içinde programa alınarak uygulanacağına ilişkin bir kurala yer verilmemiştir. 13. maddenin birinci fıkrası uyarınca imar planlarında umumi hizmetlere ayrılan yerlerin mevcut kullanma şekillerinin ne kadar devam edeceği konusundaki bu belirsizliğin, kişilerin mülkiyet hakları üzerinde süresi belli olmayan bir sınırlamaya neden olduğu açıktır.
İmar plânlarının uygulamaya geçirilmesindeki kamusal yarar karşısında mülkiyet hakkının sınırlanmasının demokratik toplum düzeninin gerekleriyle çelişen bir yönü bulunmamakta ise de, itiraz konusu kuralın neden olduğu belirsizliğin kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozarak mülkiyet hakkını kullanılamaz hale getirmesi, sınırlamayı aşan hakkın özüne dokunan bir nitelik taşımaktadır.
İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi de 23.9.1981 günlü Sporrong ve Lonnroth kararında, kamulaştırma izni ile inşaat yasağının uzun bir süre için öngörülmüş olmasının, toplumsal yarar ile bireysel menfaat arasındaki dengeyi bozduğu sonucuna varmıştır.
Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 13. ve 35. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir." değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan, ... İdare Mahkemesinin E:... sayısına ve ... İdare Mahkemesinin E: ... sayısına kayıtlı dosyalarda, Kamulaştırma Kanunu Geçici 11. maddenin; derdest olan davaların esası hakkında karar verilmesini engelleyici bir düzenleme olduğu, mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlamaların daha uzun sürmesine yol açtığı, yargı yetkisinin kullanılmasında genel hukuk ilkelerine uygun olmayan sınırlamalar getirildiği, bu sebeple ilgili kuralın mülkiyet hakkını, hak arama hürriyetini ve hukuk devleti ilkesini zedelediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 5., 9., 35. ve 36. maddelerine aykırı olduğundan bahisle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, bu başvurular üzerine Anayasa Mahkemesinin 28/03/2018 tarihli, E:2016/196, K:2018/34 sayılı kararıyla, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 6745 sayılı Kanunun 34. maddesi ile eklenen Geçici 11. maddenin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli, E:2016/181, K:2018/111 sayılı kararıyla da Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin birinci fikrasının ilk cümlesi dışındaki kısımlarının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesince, 2942 sayılı Kanunun Geçici 11. maddesinin iptaline ilişkin verilen kararın gerekçesinde, imar uygulamalarının geniş alanları kapsaması nedeniyle ve bütçeye yeterli ödeneğin konulması amacıyla kanun koyucunun kamulaştırma sürecinin beş yıllık süre içinde tamamlanmasını öngördüğü, mülkiyetin kamu yararı amacıyla kontrolüne ilişkin söz konusu müdahaleler bakımından kanun koyucunun takdir yetkisinin bulunduğu, bu takdir yetkisi çerçevesinde söz konusu kamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yönünden belirtilen fiili ve hukuki engeller sebebiyle malikin makul ve belirli bir süre boyunca bu kısıtlamalara katlanabileceği, ancak bu sürenin uzaması hâlinde söz konusu kısıtlamaların, taşınmaz malikine yüklenen külfeti ağırlaştıracağı gibi kısıtlılık süresinin uzamasına bağlı olarak malikin zararını karşılayabilecek herhangi bir giderim imkânının getirilmemesinin de malike aşırı bir külfet yüklenmesine sebep olacağı, itiraz konusu kuralda, mülkiyet hakkından dilediği gibi tasarruf edebilmesi ve yararlanabilmesi, kısıtlanan malikin kamulaştırma bedeline kavuşabilmesi veya söz konusu kısıtlılık hâlinin kaldırılarak mülkiyet hakkından yararlanabilmesi için geçmesi gereken beş yıllık sürenin yeniden başlamasının söz konusu olduğu, kanun koyucunun bu süre nedeniyle malikin uğradığı zararları telafi etmeye veya gidermeye yönelik herhangi bir düzenleme getirmediği, üstelik bu kısıtlılık nedeniyle açılacak davalarda taşınmazı kullanamamaktan doğan zararların tazminine yönelik bir düzenlemenin mevcut olmadığı gibi bu kuralın, yürürlük tarihinden önceki kısıtlılık sürelerinin de dikkate alınmamasına yol açtığı ve malike aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile malikin mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi malik aleyhine bozduğu, dolayısıyla itiraz konusu kuralın Anayasanın 13. ve 35. maddelerine aykırı olduğu, birinci fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle itiraz konusu ikinci fıkranın uygulanma olanağının kalmadığı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Kamulaştırma Kanununun Ek 1. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışında kalan bölümünün iptaline ilişkin kararının gerekçesinde ise, söz konusu düzenlemeler gereği süresinde kamulaştırma yapılmaması hâlinde taşınmaz malikleri ilgili idare aleyhine dava açma hakkını elde etmekle birlikte, Kanun’un geçici 6. maddesindeki malik aleyhine olan hükümlerin sürekli nitelikte uygulanmasının Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli ve E.2010/83, K.2012/169 sayılı kararında da açıklandığı üzere bu davalarda kamulaştırma için Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen güvenceleri etkisiz bırakacağı, maddenin bu bölümünün Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sürekli uygulanmasının, idarelerin özel mülkiyete kamulaştırmasız el atma yoluyla müdahalesinin de sürekli hâle gelmesine sebep olabilecek nitelikte olduğu, idarelerin kural ile kamulaştırma yapmak yerine kamulaştırma için Anayasada belirtilen ilkelere aykırı olarak taşınmazları elde edebilme imkânına sahip olabileceği, böyle bir durumda devletin hukuka bağlılığı ilkesinin zedeleneceği gibi bireyler açısından hukuki güvenlik ve öngörülebilirliğin de ortadan kalkacağı, bir hukuk devletinde kanunların hukuka aykırı uygulamaları teşvik etmesinin kabul edilemeyeceği tespitlerine yer verilmiştir.
Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." kuralı yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri açısından bakıldığında, özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük ya da orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Bu açıdan, kamu gücü kullanılarak özel mülkiyetteki taşınmazların kullanımına engel olunması anlamında mülkiyet hakkına söz konusu müdahalede yukarıda yer alan hükümler çerçevesinde kamu yararının varlığının, yasal düzenleme gereğinin ve orantılılık yönüyle adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
“Hukuk güvenliği ilkesi” hukuk devletinde uyulması zorunlu temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
İmar Yasası'nın 10. maddesiyle, imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde imar planlarının uygulanmasını sağlamak için beş yıllık imar programlarının hazırlanması görevi yetkili idarelere yüklenmiş olup, bu yükümlülüğün imar mevzuatında belirlenen süreler içerisinde yerine getirilmemesi durumunda taşınmaz maliklerinin katlanması beklenen külfetlerin malik aleyhine ağırlaşması söz konusu olacağından Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunan mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olur.
Yukarıda yer verilen Yasa hükümlerine ve yargı kararlarına göre taşınmazı uzun yıllar imar programına almayan, imar planını fiilen hayata geçirmeyen, parselasyon, kamulaştırma veya takas yoluna başvurmayan idarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz süre ile kullanılamaz hale getirdiği açıktır. Bu durumda, malikin mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığından taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal nedene dayanmadan, idarece engellendiğinin kabul edilmesi gerekir.
Dava konusu Yönetmelik düzenlemesi yürürlüğe girmeden önceki yukarıda da yer verilen Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri ile yargı kararları gereği taşınmazların her halükarda imar planlarının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren Yasada öngörülen süreler içerisinde imar programına alınarak mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılığın kaldırılması gerekmekte iken 10/07/2019 tarihi itibariyle, bu tarihten önce yapılan imar planları da dahil edilmek suretiyle parselasyon işlemlerinin yapılması için yeniden beş yıllık sürenin tanımlanmasına ilişkin Yönetmelik düzenlemesinin yürürlüğe girdiği görülmektedir.
İdarelerin, yönetmeliklerle yapacakları düzenlemelerin üst kurallara aykırı olmaması, düzenlemenin kanunlarla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve kanunla belirlenen sınırlara bağlı olarak, tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerekmektedir.
7181 sayılı Yasayla 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesine eklenen hükme göre imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılması ve onaylaması esas iken Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan uyuşmazlığa konu "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi ile 7181 sayılı Yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği 10/07/2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda parselasyon planlarının yapılması için 5 yıl ek bir süre uygulanacağının öngörülmesi suretiyle, Yasayla belirlenen sürelere ek bir süre kabul edilmiştir.
Parselasyon işleminin yapılmasıyla taşınmazı kamusal alanda kalan taşınmaz maliklerine yapılaşabilecekleri imar parselinin tahsis edilmesi kuraldır. 3194 sayılı Yasa hükümlerine göre imar planlarının yapılmasından sonra ilk olarak ilgili idare tarafından parselasyon işleminin yapılması ve yapılaşmaya elverişli imar parselleri oluşturulması gerekirken dava konusu hükümle imar planı 10/07/2019 tarihinden önce kabul edilen tüm planlı alanlar için herhangi bir ayrım gözetilmeksizin beş yıl daha süre tanınması suretiyle mülkiyet hakkı üzerindeki kısıtlılıkların uzatılması öngörülmektedir.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu alanda bulunan taşınmazların amacına uygun şekilde kullanılması ve imar mevzuatına uygun olarak yapılaşmasını süresi belli olmayacak şekilde engelleyen davalı idarelerin neden olduğu bu belirsizlik, kişisel yarar ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozarak, mülkiyet hakkını kullanılamaz hale getirmekte, davacıyı mülkiyet hakkını kullanmaktan yoksun bırakarak sınırlamayı aşmakta ve hakkın özüne dokunan bir nitelik taşımaktadır.
Bu itibarla, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresiyle Yasa hükmünü aşacak şekilde mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi davacılar aleyhine bozan mülkiyet hakkını belirsiz süre kısıtlayarak müdahale edilmesine sebep ek bir süre öngörülmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, sonucuna ulaşılmıştır.
Öte yandan, Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in, 9. maddesinin 2. fıkrasının iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılan davada, anılan fıkrada yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin yürütülmesinin durdurulması yolunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen 08/06/2021 tarihli, E:2020/5082 sayılı karara karşı yapılan itirazın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/12/2021 tarihli, YD İtiraz No:2021/752 sayılı kararı ile reddine karar verilmiştir.
13/11/2019 tarihli, 572 sayılı belediye encümeni kararı ile kabul edilen parselasyon işlemine esas düzenleme sınırı dışında bırakılan taşınmazların bulunduğu alanda 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca parselasyon yapılması istemiyle 26/09/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem yönünden;
Danıştay Altıncı Dairesinin 26/12/2022 tarihli, E:2022/8705 sayılı ara kararıyla; davalı Dilovası Belediye Başkanlığına, 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesinde belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde bu planı uygulamak üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlayacaklarını öngören hükme istinaden alanda imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde neden parselasyon yapılmadığı, 7181 sayılı Kanunla 3194 sayılı Kanunun 18. maddesine eklenen, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılmasını öngören hükme istinaden, uyuşmazlık konusu alanda, dava konusu Yönetmelik maddesiyle getirilen ve 7181 sayılı Kanun değişikliğinin yürürlüğe girdiği 10/07/2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda parselasyon yapılması için tanınan 5 yıllık ek süre içerisinde mi parselasyon yapılacağı sorulmuş, verilen yanıtta uyuşmazlık konusu Yönetmelik maddesiyle imar planlarının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde parselasyon planlarının yapılmasına ilişkin bir süre getirildiği, 5 yıllık sürenin her imar planı değişikliğinde yeniden işlemeye başlayacağı belirtilmiş, Dilovası Belediye Başkanlığınca verilen savunma dilekçesinde ise; iptali istenilen Yönetmelik kuralı ile parselasyon yapma yetkisinin 10/07/2019 tarihinden itibaren 5 yıl olmak üzere 10/07/2024 tarihine kadar uzamış olduğu, bu süre içerisinde parselasyon işlemi yapılmasına dönük taleplerin de yasal dayanağının kalmadığı, parselasyon yapmak için savunma verildiği tarihten itibaren yaklaşık 1 yıllık süresinin kaldığı ifade edilmiştir.
Davalı Dilovası Belediye Başkanlığınca verilen savunma ve ara kararına yanıt dilekçelerinin incelenmesinden, anılan idarece uyuşmazlık konusu alanda parselasyon yapılmamasının sebebinin Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi ile 10/07/2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda parselasyonun yapılması için tanınan 5 yıllık ek sürenin henüz dolmaması olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinde hukuka uyarlık bulunmadığından, alanda parselasyon yapılması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin İPTALİNE,
2\. Parselasyon yapılması istemiyle 26/09/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemin İPTALİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...- TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4\. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X) KARŞI OY : Dava, Dilovası Belediye Encümeni'nin ... tarihli, ... sayılı kararı ile kabul edilen parselasyon işlemine esas düzenleme sınırı dışında bırakılan taşınmazların bulunduğu alanda 2013 tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı uyarınca parselasyon yapılması istemiyle 26/09/2022 tarihinde yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlem ile 22/02/2020 tarihli, 31047 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in "Düzenleme sahalarının tespiti esasları başlıklı 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Yasası'nın 10. maddesinde: "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur.
İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Yasası'nın 7181 sayılı Yasayla değiştirilen ve 7534 sayılı Yasayla fıkralar eklenen "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlıklı 13. maddesinde; "Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar;
a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak,
b) (Ek:5/12/2024-7534/5 md.) Tescil harici ve belediye mülkiyetindeki alanlardan veya muvafakat alınmak kaydıyla kamuya ait taşınmazlardan ya da Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanarak,
c) (Ek:5/12/2024-7534/5 md.) İmar hakkı aktarımı yapılarak,
ç) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle,
kamu mülkiyetine geçirilir. (...)
Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir.
İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, bu madde hükümlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir.
Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Kamu kullanımına ait sosyal, kültürel ve teknik altyapı alanlarının, Hazine veya kamu mülkiyetindeki alanlarla trampa yapılması hâlinde, şahıs veya özel hukuk kişilerinden hiçbir vergi, resim, harç, ücret, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir." hükümlerine yer verilmiştir.
04/07/2019 tarihinde kabul edilip 10/07/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7181 sayılı Yasa'nın 9.maddesiyle eklenen 3194 sayılı Yasa'nın 18.maddesinin 10.fıkrasında, "Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.", yine 7181 sayılı Yasa'nın 15.maddesiyle eklenen 3194 sayılı Kanunun Geçici 19.maddesinde, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, ilgili idare veya yetkili kurumca onaylanmış ancak tescil işlemi tamamlanmamış parselasyon planlarında hesaplanmış olan düzenleme ortaklık payı ve kamu ortaklık payı kesintilerine göre yürütülen iş ve işlemlere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle devam edilir." hükmüne yer verilmiştir.
22/02/2020 tarih ve 31047 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Arsa ve Arazi Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in, 'Düzenleme sahalarının tespiti esasları' başlıklı 9. maddesinde;
" (1) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeler, belediye encümeni kararı ile; dışında ise valilikler, il idare kurulu kararı ile 5 yıllık imar programlarına öncelik tanımak ve beldenin inkişaf ve ihtiyaç durumuna göre, imar planları ile getirilen tüm kullanım alanlarını hazır bulunduracak şekilde düzenleme sahalarını tespit etmek ve kesinleşen uygulama imar planlarına göre parselasyon planlarını yaparak yeterli miktarda parseli oluşturmak mecburiyetindedir.
(2) 10/7/2019 tarihinden sonra yapılan imar planlarında kesinleşme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, 10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde; düzenleme sahalarının tespit edilerek, parselasyon planlarının yapılması ve onaylanması esastır.
(3) İmar planı içerisinde düzenleme sahaları tespit edilirken, düzenleme sahalarındaki Düzenleme Ortaklık Payı oranlarının mümkün mertebe dengeli olmasına dikkat edilir.
(4) Kamunun mülkiyeti ile Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununda belirtilen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri yetkisi içindeki kamu yatırımlarının bulunduğu alanlar hariç olmak üzere, belirlenen düzenleme sahası bir müstakil imar adasından daha küçük olamaz.
(5) Ancak, imar adasının bir kısmının imar mevzuatına uygun bir şekilde teşekkül etmiş olması nedeniyle, yeniden düzenlemesine ihtiyaç bulunmaması halinde adanın geri kalan kadastro parselleri müstakil bir imar düzenlenmesine konu teşkil edebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
“Hukuk güvenliği ilkesi” hukuk devletinde uyulması zorunlu temel ilkelerden birini oluşturmaktadır. Anayasada öngörülen temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasının ve insan haklarının yaşama egemen kılınmasının önkoşulu olan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Hukuk devletinin gereği olan hukuk güvenliğini sağlama yükümlülüğü, kural olarak yasaların geriye yürütülmemesini gerekli kılar. “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca yasalar, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir.
İmar Yasası'nın 10. maddesiyle, imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde imar planlarının uygulanmasını sağlamak için beş yıllık imar programlarının hazırlanması görevi yetkili idarelere yüklenmiş olup, bu yükümlülüğün imar mevzuatında belirlenen süreler içerisinde yerine getirilmemesi durumunda taşınmaz maliklerinin katlanması beklenen külfetlerin malik aleyhine ağırlaşması söz konusu olacağından Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle korunan mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olur.
Yukarıda yer verilen Yasa hükümlerine göre taşınmazı uzun yıllar imar programına almayan, imar planını fiilen hayata geçirmeyen, parselasyon, kamulaştırma veya takas yoluna başvurmayan idarenin, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını belirsiz süre ile kullanılamaz hale getirdiği açıktır. Bu durumda, malikin mülkiyet hakkının özüne uygun şekilde yararlanma olanağı kalmadığından taşınmaz malikinin mülkiyet hakkının hukuksal nedene dayanmadan, idarece engellendiğinin kabul edilmesi gerekir.
7181 sayılı Yasayla 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesine eklenen ve 10/07/2019 tarihinde yürürlüğe giren hükme göre imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılması ve onaylaması esastır.
Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan uyuşmazlığa konu "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi ile 7181 sayılı Yasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği 10/07/2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda parselasyon planlarının yapılması için 5 yıllık sınırlayıcı bir süre uygulanacağı öngörülmüştür.
Dolayısıyla, “Yasaların geriye yürümezliği ilkesi” uyarınca imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılması ve onaylamasına ilişkin yasa hükmünün yürürlüğe girdiği tarihten sonraki imar planlarına yönelik olarak uygulanması gerekmekte olup anılan hükmün yürürlüğe girmesinden önceki planlar bakımından uygulanma olanağı bulunmadığı açıktır.
Dava konusu Yönetmelik ibaresi ile, 10/07/2019 tarihi itibariyle, bu tarihten önce yapılan imar planları da dahil edilmek suretiyle parselasyon işlemlerinin yapılması için beş yıllık sürenin tanımlanmasına ilişkin Yönetmelik düzenlemesinin yürürlüğe girdiği görülmektedir.
Böylelikle, yasa hükmü uyarınca 10/07/2019 tarihinden sonraki imar planları bakımından beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılması ve onaylaması gerekmekte iken, Yönetmelik düzenlemesi sonucunda 10/07/2019 tarihinden önceki imar planları bakımından da 10/07/2019 tarihinden itibaren beş yıl içinde parselasyon planlarının yapılması ve onaylaması gerekecektir. Dolayısıyla, 10/07/2019 tarihinden önce imar planı yapılan alanlarda taşınmazı bulunan malikler bakımından parselasyon yapılması için herhangi bir süre öngörülmemesinin ortaya çıkaracağı olumsuz durumlar önlenebilecek ve anılan malikler aleyhine kanun önünde eşitlik ilkesine de aykırılık sonucunu doğurmaya elverişli uygulamalar yapılmasının önüne geçilebilecektir. Diğer bir ifadeyle, dava konusu yönetmelik ibaresi, bu durumdaki taşınmaz malikleri aleyhine olacak şekilde Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en fazla beş yıl olan ve karar tarihi itibarıyla da dolmuş bulunan bir süre öngörmekte olup hukuka aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Dava konusu yönetmelik ibaresinin, yasada hüküm bulunmayan 10/07/2019 tarihinden önceki imar planları bakımından mülkiyet hakkı ihlaline yol açabilecek mevzuat boşluğunun doldurulması cihetiyle de hukuka uygun olduğu görülmektedir.
Bu itibarla, Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Somut olayda, davalı Dilovası Belediye Başkanlığınca verilen savunma ve ara kararına yanıt dilekçelerinin incelenmesinden, anılan idarece uyuşmazlık konusu alanda parselasyon yapılmamasının sebebinin Arazi ve Arsa Düzenlemeleri Hakkında Yönetmelik'in 9. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "10/7/2019 tarihinden önce yapılmış imar planlarında 10/7/2019 tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde" ibaresi ile 10/07/2019 tarihinden önce imar planı onaylanan alanlarda parselasyonun yapılması için tanınan 5 yıllık ek sürenin henüz dolmaması olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda Yönetmelik'in iptali istenilen ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığından ve anılan ibare uyarınca tesis edilen dava konusu zımni ret işleminde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, dava konusu yönetmelik ibaresi ve bu ibare uyarınca tesis edilen zımni ret işlemi bakımından davanın reddi gerektiği oyuyla, dava konusu işlemlerin iptali yolundaki Dairemiz kararına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim