Danıştay danistay 2022/8328 E. 2025/2247 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2022/8328
2025/2247
24 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/8328
Karar No : 2025/2247
DAVACILAR : 1-... Odası (... Şubesi)
2-... Odası (... Şubesi)
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- .../...
2- ...Bakanlığı ... İdaresi
Başkanlığı/ANKARA
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve ...tarihli, ... sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Dava konusu parselin imar planında "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olan kullanımının "ticaret+turizm alanı, park alanı ve yol alanı" kullanım kararlarına dönüştürüldüğü, vatandaşların uygun imkanlarla yararlanabildikleri bir tesis iken özelleştirme sonrasında sadece parası olanın tatil yapabileceği bir kullanıma çevrilmesinin kamu yararına açıkça aykırı olduğu, kamuya ait taşınmazların yürürlükte bulunan planların uygulanması ve toplumun ihtiyaçlarını sağlayacak kamusal alanlar olmaları açısından hayati önem taşıdığı, dava konusu plan değişikliklerinin parçacı bir şekilde hazırlandığı ve üst ölçekli plan kararlarının bütünlüğünü bozucu ve yoğunluk artırıcı nitelikte olduğu, mevzuata aykırı şekilde ayrıcalıklı imar hakkı yaratması nedeniyle kamu yararına aykırı plan kararlarının oluşturulduğu, mülkiyeti kamuya ait alanın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından "etkin ve verimli kullanılabilmesi" iddiasıyla yapılan işlem sonucunda satılmak amacıyla kamusal kullanım kararının değiştirildiğinin anlaşıldığı, plan açıklama raporunun Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9.maddesinde düzenlenen hususların hiçbirini taşımadığı ve son derece yetersiz ve özensiz hazırlandığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin plan değişikliğini zorunlu kılacak teknik ve nesnel gerekçelerinin bulunmadığı, herhangi bir kurum görüşünün alınmadığı, azaltılan kamusal alana eşdeğer bir alan ayrılmadığı, dava konusu imar planı değişikliklerinde nüfus artışı öngörüldüğü halde nüfus artışının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının artırılmadığı bilakis azaltıcı şekilde işlem tesis edildiği ileri sürülmekte olup dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : Davacının dava açmakta menfaatinin bulunmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın... tarihli, ... sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı ve bu işleme karşı dava açılmadığı, taşınmazın herhangi bir sit alanında kalmadığı, dava konusu imar planlarının ilgili kurum görüşleri alınarak mevzuata uygun şekilde, kamusal ihtiyaçlar doğrultusunda ve kamu yararı gözetilerek hazırlandığı, üst ölçekli plan kararları ve plan hiyerarşisinin dikkate alındığı, fiziki ve teknik eşikler, mülkiyet durumu ve çevredeki kullanımların gözetildiği, plan açıklama raporunun Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 9.maddesine uygun olarak hazırandığı, üniversite tarafından dinlenme tesisi olarak kullanılan taşınmazın sosyal donatı alanı niteliğindeki eğitim tesisi alanlarından olmadığı, dava konusu imar planları ile ilave nüfus getirilmediğinden "ticaret+turizm alanı"na yönelik olarak %15 ilave düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak değerlendirilebilecek alan bırakıldığı, imar mevzuatına, planlama ilkelerine ve şehircilik esaslarına ve kamu yararına uygun şekilde işlem tesis edildiği, alanda idarelerince parselasyon yapılmadığı ve işlemin kıyı mevzuatındaki kısmi yapılaşmaya ilişkin hükümlere uygun yapıldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda yer alan tespitlere dayalı olarak şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve mevzuata aykırılığı saptanan dava konusu imar planlarının iptalinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI SEDEF ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
1982 tarihli 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın, "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesinde: "Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir." hükmü yer almıştır.
6785 sayılı İmar Kanunu'nun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş, anılan Yönetmelik 6785 sayılı İmar Kanunu ile birlikte yürürlükten kalkmıştır.
Anılan düzenlemeler sonrası 3086 sayılı Kıyı Kanunu 01.12.1984 tarihinde ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 18.05.1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
3086 sayılı Kanunun tümü Anayasa Mahkemesi'nin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10.07.1986 tarihini izleyen altı ay sonra 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararında, 3086 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yer alan kıyı kenar çizgisi ve kıyı tanımları Anayasanın 43. maddesine aykırı görülmüş, 3086 sayılı Kanun'un 6. maddesinin iptali istemine yönelik olarak, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Kanun'un Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1 fıkrasında yer alan '...bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz' biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.
3621 sayılı Kıyı Kanunu 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
3621 sayılı Kanunu'nun 4. maddesinde: "Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde;
a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı,
b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı,
c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı" ifade edeceği şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin 18.09.1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendindeki tanım iptal edilmiştir.
İptal kararından sonra kanun koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: "Sahil şeridi Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan" olarak tanımlanmıştır.
3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici maddeyle "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır." kuralı getirilmiştir.
3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde;
"Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur." şeklinde tanımlanmıştır.
Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30.03.1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre:
"Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur.
Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir."
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak alınmıştır.
Sahil şeritlerinde kazanılmış hakların korunmasına yönelik halen yürürlükte olan düzenleme 3621 sayılı Kanunun geçici maddesidir. Buna göre; 3621 sayılı Kanun'un yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerine geçerlilik tanınmıştır. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Kanunun Geçici maddesi ise; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirmiş, kazanılmış haklara ilişkin düzenleme getirmemiş, 3621 sayılı Kanuna göre sahil şeritlerinde kazanılmış hakkın doğmadığı alanlarda imar planı revizyonuna gidilmesini öngörmüş bulunmaktadır.
3830 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için tarih, 3830 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihine taşınmıştır.
3621 sayılı Kıyı Kanun'unun Geçici maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen planlanmış alanlardaki sahil şeritleri iken, 3830 sayılı Kanun ile gelen Geçici madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını, başka bir ifade ile kazanılmış hakkın doğmadığı alanlarda planların revizyonunu öngörmektedir.
Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.
Geçici maddeler kanunların geçiş hükümlerini düzenleyen maddeler olup, yeni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar geçecek süre içinde yapılacak işlem ve düzenlemeler ya da uyulacak ilke ve kurallar ile daha önceki düzenlemelerden doğan hakların korunmasına ilişkin hususlar ve benzeri geçiş hükümleri geçici maddelerle düzenlenir.
Kıyı kanununa eklenen geçici madde de yukarıda belirtilen özellikte bir geçici madde olduğundan önceden var olan hakların sınırsız olarak korunması durumu söz konusu değildir.
Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Ancak imar hukukunda, kazanılmış hak kavramı ile ilgili olarak belli bir ölçütün, Kıyı Kanununun amacına uygun olarak belirlenmesi zorunludur. Bir kez yasanın bir kuralına aykırı biçimde edinilen hakka, daha üstün bir hak bulunmasına karşın, sonsuza değin geçerlilik tanımak, kazanılmış hak durumunu genişleterek Anayasanın özel kuralı karşısında sağlıklı kabul etmek kötü niyetlileri bu yolda davranmaya özendirir ve böylece kıyıların daraltılması sonucu kıyılardan yararlanmada önceliği kamuya veren Anayasa ile bağdaşmaz.
Kanun ve Yönetmelik hükmüne göre kısmi yapılaşma olması durumunda kazanılmış hak; anılan yapıların mevcut haliyle korunmasına ilişkin olup, geçici maddede belirtildiği gibi kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanarak, kısmi yapılaşma durumunun tespit edilmesi gerektiği, 11 Temmuz 1992 öncesi yapılan veya yapılmaya başlayan yapılar hakkında kazanılmış hak oluştuğu, daha sonra yapılacak imar planlarında 100 metrelik sahil şeridinin Kıyı Kanununa uygun olarak planlanması ve yeni yapılaşmaların Kıyı Kanununa uygun olması gerektiği kuşkusuzdur.
Diğer taraftan Kanun'un ve Yönetmelik'in amacı bir yıl içinde kısmı yapılaşma durumunun ve sahil şeridindeki doluluk boşluk oranlarının tespit edilerek buna göre imar planlarının yapılmasıdır.
İmar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir. Bu kapsamda kısmi yapılaşma gereği kazanılmış hakkı bulunan sahil şerdindeki yapı sahiplerinin yapıları ekonomik varlığını sürdürene kadar korunmakla beraber bu yapıların bulunduğu taşınmazların da yeni yapılacak imar planında kullanım durumları değiştirilebilir.
Bu husus göz önüne alındığında kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunan parsellerin ve kısmi yapılaşmadan yararlanan yapılaşmamış taşınmazların ilanihaye bu haktan yararlanacağı kabul edilerek sürekli yapılaşma hakkı tanınması ve sonraki tarihli planlarda kullanım kararlarının değiştirilmemesinin Kıyı Kanununun ruhuna, imar planlama esas ve tekniklerine uygun olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Kıyı kanununda belirlenen kısmi yapılaşma hakkından yararlanarak tamamlanmış binaların imar planlarındaki yeni fonksiyonları yaşama geçirilme sürecine değin ekonomik ömürlerini sürdürene kadar varlıklarını sürdürecekleri, ancak bundan sonra yeni plan hükümlerine tabi olacakları açıktır.
Bu durumda Kıyı Kanununun çıktığı tarih itibariyle oluşan hakkın daha sonra yapılan imar planlarında da aynen korunması mümkün olmadığından 100 metrelik sahil şeridinin Kanunda belirtildiği şekilde imar planıyla kamunun yararlanmasına açılması zorunluluk arz etmektedir.
3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5. maddesinde, sahil şeritlerinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabileceği, yaklaşma mesafesi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan alanların, ancak yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreaktif amaçla kullanılmak üzere düzenlenebileceği, sahil şeritlerinin derinliğinin, 4. maddede belirtilen mesafeden az olmamak üzere, sahil şeridindeki ve sahil şeridi gerisindeki kullanımlar ve doğal eşikler de dikkate alınarak belirleneceği, sahil şeridinde yapılacak yapıların kullanım amacına bağlı olarak yapım koşullarının yönetmelikte belirleneceği kuralı yer almaktadır.
3621 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde; sahil şeridinin deniz ve tabii göllerin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olduğu, iki bölümden oluşan sahil şeridi kullanım amacının, topoğrafya ve doğal eşiklere göre uygulama imar planı kararı ile belirlenieceği, sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilleceği, yapı yaklaşma mesafesi içerisinde kalan alanlar uygulama imar planı ile gezinti alanları, dinlenme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlar ve yaya yolları olarak düzenlenebileceği, sun’î ve baraj göllerinde, Yönetmeliğin sahil şeridi ile ilgili hükümlerinin uygulanmayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmelik'in 17. maddesinde, "Sahil şeridinde uygulama imar planı yapılıp onaylanmadan uygulamaya geçilemez. Tamamen veya kısmen yapılaşmamış sahil şeritlerinde yapılacak plânlar: Kanunun 5 inci maddesindeki esaslar dikkate alınarak aşağıdaki şekilde düzenlenir. Sahil şeritlerinin birinci bölümünü içeren uygulama imar planları, tümüyle açık alan olarak toplumun kullanımına tahsis edilecek şekilde düzenlenir. Bu alanlarda sadece yaya yolları, gezinti ve dinlenme alanları, seyir teras ve alanları ile bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımlanan rekreaktif amaçlı kullanımlar ile bu Yönetmeliğin 13 üncü maddesinde belirlenen yapı ve tesisler yer alabilir. Bu alan içinde toplumun yararlanmasına açık yapılar da dahil olmak üzere başka hiç bir yapı ve tesis yapılamaz. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak planlar, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde sayılan yapı ve tesisler ile toplumun yararlanmasına açık olmak şartı ile konaklama hariç bu Yönetmelikte tanımlanan günübirlik turizm yapı ve tesislerini kapsayacak şekilde düzenlenir. Sahil şeridinin ikinci bölümünde yapılacak günübirlik turizm yapı ve tesisleri için emsal 0.20' yi, bir (1) katı, H=4.50 metreyi, asma katlı yapılması halinde H=5.50 metreyi geçmemek üzere plan kararları getirilebilir. 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’na göre belirlenen turizm bölge, alan ve merkezlerinden sahil şeridini kapsayanlarda uygulama imar planları, aynı Kanunun 7’nci maddesi uyarınca düzenlenip onaylanarak yürürlüğe girer. Yukarıdaki fıkra kapsamı dışında kalan uygulama imar planları, 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili maddeleri uyarınca Bakanlık, valilik veya belediyesince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu Yönetmeliğin 13’üncü maddesinde sayılan ve üst yapı gerektiren yapı ve tesisler; gerek arazinin coğrafi durumu ve topoğrafik yapısı, gerekse sahil şeridi gerisindeki yerleşme dokusunun elverişsizliği nedeniyle, Bakanlık ile diğer ilgili Bakanlık ve kuruluşların uygun görüşü alındıktan sonra uygulama imar planı kararı ile sahil şeridinde de yapılabilir. Özelleştirme kapsamına ve programına alınan ve 16 ncı maddenin (a) ve (b) bentlerine göre sahil şeridi belirlenen veya belirlenecek olan alanlar ile kıyı ve dolgu alanlarında yapılacak yat ve kruvaziyer limanlarının ihtiyacı olan yönetim birimleri, destek birimleri, bakım ve onarım birimleri teknik ve sosyal altyapı ve konaklama birimleri ile ilgili kullanım kararları ve yapılanma şartları imar planı ile belirlenir. Özelleştirme kapsamı ve programı içinde olsun veya olmasın, sahil şeridinde kalan resmi kurum ve kuruluşlara ait alanlar, kısmi yapılaşma tanımı içinde değerlendirilmez. Bu alanlarda, ilgili kurum ve kuruluşların olumlu görüşleri alınmak suretiyle Kanunda öngörülen kullanımlar ile birlikte toplumun faydalanması amacıyla turizm yapıları ve tesisleri yapılabilir. Bu alanlara ilişkin imar planları, 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca Bakanlıkça, Valilikçe ve Belediyesince onaylanarak yürürlüğe konulur. Kara alanı ise, dalgakıranlar da dahil olmak üzere, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan araziler ile kıyıda ve sahil şeritlerinde yat limanlarının kullandığı toplam alanı ifade eder.", 18.maddesinde, "Bu Yönetmeliğin 16 ncı maddesine göre belirlenen sahil şeritlerinde uygulama imar planı olmaksızın hiçbir yapı ve tesis yapılamaz. Bu Yönetmeliğin 17. maddesinde sayılan nedenlerle, sahil şeridinde 13. maddede sayılan ve üst yapı gerektiren yapı ve tesisler yapılabilir. Sahil şeridinin ikinci bölümünde veya sahil şeridi gerisinde kalan alanlarda yer alan özel yapı ve tesislere ait arıtma tesisleri sahil şeridinin birinci bölümünde yer alamaz. Bu tür arıtma tesisleri ait oldukları tesislerin mülkiyetinde ve kamuya terk edilmesi gerekli olmayan alanlarda inşa edilebilir. Sahil şeridinin ikinci bölümünde sadece onaylı uygulama imar planında belirlenmiş toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm tesisleri, bu Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü maddesinde belirtilen yapı ve tesisler ile ilgili kıyı ve deniz güvenliğini sağlamak amacıyla lojman, konaklama ve benzeri tesisler içermemek üzere inşa edilecek karakol ve bu gibi güvenlik yapıları yer alabilir. Onaylı uygulama imar planı bulunan sahil şeritlerinde; kıyıya geçişi engelleyecek şekilde oluşturulmuş duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engellerin derhal kaldırılması, ilgili valilik ve belediyelerce sağlanır. Sahil şeridinde inşaat ruhsatı verilebilmesi için onaylı uygulama imar planı hükümlerine uygun olarak 3194 sayılı İmar Kanunu ve yönetmeliklerine göre işlem yapılarak imar parsellerinin oluşturulması ve kamuya açık alanların kamu eline geçmesi şarttır. İnşaat ruhsatı ve yapı kullanma izni ile ilgili işlemler, 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Sahil şeridinde inşaata başlanabilmesi için yapılacak yapıların toplumun yararlanmasına ayrılmış yapı olduğunu tapu kütüğünün beyanlar hanesine işlenmesi zorunludur." düzenlemeleri yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti Hazineye ait, kamunun kullanımına tahsis edilerek "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak ayrılan ve üzerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Öğrenci Eğitim ve Dinlenme Tesisleri bulunan, tapu kaydında tarla niteliğinde ve 17.677,52 metrekare büyüklüğündeki, İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parselin 09/07/2021 tarihli ve 4264 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı,1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planında “tercihli kullanım alanı”, 1/25.000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Nazım İmar Planı’nda “düşük yoğunluklu konut alanı” olarak planlanan uyuşmazlık konusu ... ada, ... sayılı parselin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı doğrultusunda, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 7.maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir - Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği kapsamında, "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak ve Bakanlıkça 30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği 2. Bölge kapsamında kuzey ve güneyden 10 m, doğu ve batıdan 5 m çekme mesafeli "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" ile “15 m genişliğinde taşıt yolu" ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” olarak planlandığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde uyuşmazlık konusu ... ada, ... sayılı parselin büyük bir kısmı “ticaret-turizm alanı”, küçük bir kısmı ise “park alanı” olarak planlandığı, imar yolları yönünden önceki plana kıyasla bir değişiklik yapılmadığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise ... ada, ... sayılı parsel "ticaret+turizm alanı”, “15 m genişliğinde taşıt yolu” ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” ile “park alanı” olarak planlandığı, imar yolları yönünden önceki plana kıyasla bir değişiklik yapılmadığı,... ada, ... sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesi'nce mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve Daireye ibraz edilen bilirkişi raporu ile dosyada mevcut plan paftalarının birlikte incelenmesinden, uyuşmazlık konusu ... ada, ... sayılı parselin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak ilk 100 metrelik alanda, başka bir deyişle sahil şeridinde yer aldığı, parselin geometrisine bağlı olarak farklı noktalarının sahil şeridine mesafesinin 80-110 metre arasında değiştiği görülmekte olup, bu durumda anılan parselin Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğinin sahil şeridinin birinci ve ikinci kısmına ilişkin hükümlere tabi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, sahil şeridinin birinci ve ikinci kısmında yer alan uyuşmazlık konusu 5188 ada,1 sayılı parselin dava konusu imar planı değişikliklerinde "turizm+ticaret alanı" olarak belirlenmesi (Plan hükümlerinde ticaret + turizm alanları hakkında; iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilen alanlar olduğunun belirtildiği,yapılaşma koşullarına ilişkin olarak ise; "Ticaret alanlarında yapılaşma koşulları; E:0.45 Yençok:10.80 m (3 kat), minimum parsel büyüklüğü 500 m2 olacaktır.
Turizm alanlarında yapılaşma koşulları; E:0.45 ve Yençok:17.50 m (5 kat)dir. Minimum parsel büyüklüğü 7.000 m2'dir. Turizm tesisleri ile birlikte veya müstakilen termal kür tesisi yapılması halinde E:0.60 olarak uygulanır. (0.15'lik ilave artış sadece kür tesisi olarak kullanılabilir.) Pansiyon yapılmak istenmesi halinde ise E:0.30 ve Yençok:2 kat olacaktır.
Turizm alanlarında 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile ilgili yönetmelik doğrultusunda uygulama yapılacaktır. Plan üzerinde belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır.” hükümlerine yer verildiği dikkate alındığında ) yukarıda anılan mevzuat hükümlerine aykırıdır.
Açıklanan nedenlerle, İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Mülkiyeti Hazineye ait, kamunun kullanımına tahsis edilerek "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak ayrılan ve üzerinde Dokuz Eylül Üniversitesi Öğrenci Eğitim ve Dinlenme Tesisleri bulunan, tapu kaydında tarla niteliğinde ve toplam 17.677,52 metrekare büyüklüğündeki, İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel, 09/07/2021 tarihli ve 4264 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planında “tercihli kullanım alanı”, 1/25000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Nazım İmar Planı’nda “düşük yoğunluklu konut alanı” olarak planlanan dava konusu ... ada, ... sayılı parsel, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı doğrultusunda, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 7.maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığınca 30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir - Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği kapsamında, "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak ve Bakanlıkça 30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği 2. Bölge kapsamında kuzey ve güneyden 10 metre, doğu ve batıdan 5 metre çekme mesafeli "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" ile “15 metre genişliğinde taşıt yolu" ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” olarak planlanmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde dava konusu ... ada, ... sayılı parselin büyük bir kısmı “ticaret-turizm alanı”, küçük bir kısmı ise “park alanı” olarak planlanmış, imar yolları yönünden önceki plana kıyasla bir değişiklik yapılmamıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise ... ada, ... sayılı parsel "ticaret+turizm alanı”, “15 metre genişliğinde taşıt yolu” ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” ile “park alanı” olarak planlanmış, imar yolları yönünden önceki planda herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
İzmir ili, Seferihisar ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 02/06/2022 tarihli, 5643 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Yasasının imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasaya 03/07/2005 tarihli, 5398 sayılı Yasanın 12. maddesiyle eklenen ve 24/07/2008 tarihli, 5793 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Yasasının 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı İmar Yasasının 6. maddesinde; mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluştuğu, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak ve her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı, mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedeflerin dikkate alınacağı, büyükşehirlerde 1/25.000 ölçekli nazım imar planının yapılmış olmasının, gerekli görülen bölgelerde 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarının yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, kurala bağlanmıştır. Anılan Yasanın 8.maddesine 14/2/2020 tarihli, 7221 sayılı Yasanın 6 maddesi ile; imar planlarında bina yüksekliklerinin yençok: serbest olarak belirlenemeyeceği kuralı eklenmiştir.
2634 sayılı Turizmi teşvik Kanununun "Planlar" başlıklı 7.maddesinde; "(Değişik: 24/7/2003-4957/2 md.) (Değişik birinci fıkra: 18/7/2021-7334/5 md.) Bakanlık; kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya, re’sen onaylamaya ve tadil etmeye yetkilidir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde yer alan korunan alanlarda her ölçekteki plan teklifleri sadece Bakanlığa sunulur. İlgili kurul, kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda Bakanlıkça incelenerek uygun görülen planlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir. Bu planlar, Bakanlık ile mutabakat sağlanarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca ilgili tabiat varlıklarını koruma bölge komisyon kararı da dahil en geç altı ay içinde sonuçlandırılır. Bu alanlarda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından plan hazırlanması veya hazırlattırılması durumunda; Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılacak onamaya esas olmak üzere Bakanlığın uygun görüşü alınır. 23/5/2019 tarihli ve 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun, 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alanı Hakkında Bazı Düzenlemeler Yapılmasına Dair Kanun ve 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamında kalan alanlar ile 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda öngörünüm bölgesi olarak belirlenen alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve özelleştirme kapsam ve programına alınan alanlar bu fıkra kapsamı dışındadır. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde Bakanlıkça yapılacak alt yapı ve plânlama işlemlerine esas olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşlarından istenilen bilgi, belge ve görüş otuz gün içinde verilir. Bu süre sonunda istenilen bilgi, belge ve görüşün verilmemesi durumunda ilgili iş ve işlemler Bakanlıkça re’sen tesis edilebilir. Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılacak satış, bedelsiz devir, trampa, sınırlı ayni hak tesisi, tahsis, kiralama, sınır ilânı ve değişikliği işlemleri ile çevresel etki yaratacak alt yapı ve üst yapı projelerinden önce Bakanlığın olumlu görüşünün alınması gereklidir. (Ek fıkra: 18/7/2021-7334/5 md.) Turizm merkezleri ve kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde onaylanacak alt ölçekli planlar ile belirlenecek turizm tesis alanı kullanımları için yatak kapasitesi belirlenmesi esastır. (Ek fıkra: 18/7/2021-7334/5 md.) Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezlerinde, özelleştirme kapsam ve programına alma işlemlerinden önce Bakanlığa bilgi verilir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükümleri yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul yönünden;
Davalı tarafından, davacıların dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılıp açılmadığı tespit edilerek bir karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin varlığı, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08/03/1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. Aynı ibare 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunununda da yer almıştır.
Bu durumda, "ilgililer" kavramından ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanların da anlaşılması gerektiği, bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen odaların da doğrudan dava açabileceği değerlendirildiğinden davacı Odalar'ın görülmekte olan davayı açmakta ehliyeti bulunduğu sonucuna varıldığından davalıların ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Süre itirazına ilişkin olarak, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Cumhurbaşkanlığının ...tarihli,... sayılı kararıyla onaylandığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin 16/06/2022-18/07/2022 tarihleri arasında 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise 21/06/2022-20/07/2022 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, davacılar tarafından askı süreleri içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında herhangi bir başvuru yapılmadığı görüldüğünden, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin askıdan indirildiği tarihi takip eden, İYUK 20/A maddesinin 2.fıkrasının (a) bendi uyarınca 30 günlük dava açma süresinin son günü olan 19/08/2022 tarihinin adli tatile denk gelmesi, yine 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinin askıdan indirildiği tarihi takip eden aynı 30 günlük dava açma süresinin son günü olan 17/08/2022 tarihinin adli tatile denk gelmesi nedeniyle en son 07/09/2022 tarihine kadar açılması gereken davanın, 01/09/2022 tarihinde kayda giren dilekçe ile açıldığı anlaşıldığından, davalı idarenin süreaşımı itirazında isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Esas yönünden;
Dava dosyasının incelenmesinden; uyuşmazlık konusu taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak ilk 100 metrelik sahil şeridinde kalıp kalmadığı tespit edilerek, şayet kalıyor ise anılan taşınmazın bulunduğu alanda 11/07/1992 tarihinden önce kısmi yapılaşmanın tamamlandığına dair Seferihisar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı tespit raporu da dikkate alınarak, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin; a) Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, b) Üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, c)Uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, d)Uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, e) Uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatına ilişkin hükümler ile Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'e uygunluğu, incelenmesi amacıyla 21/09/2022 tarihli Dairemiz kararı üzerine 19/04/2024 tarihinde Naip Üye ... niyabetinde ... , ... ve ... 'dan oluşturulan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunda düzenlenen 22/07/2024 havale tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile, bilirkişi raporu ve bilirkişi raporuna davalı idare tarafından yapılan itirazlar ve davacı beyanları birlikte değerlendirilerek uyuşmazlık incelenmiştir.
Bilirkişi raporunda özetle;
Danıştay Altıncı Dairesince açıklanması istenilen hususlara ilişkin ilk olarak;
Dava konusu parselin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak ilk 100 metrelik alanda başka bir deyişle sahil şeridinde yer aldığı, parselin geometrisine bağlı olarak farklı noktalarının sahil şeridine mesafesinin 80-110 metre arasında değiştiği, Seferihisar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı tespit raporunda kısmi yapılaşmaya ilişkin olarak; "3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Uygulamasına Ait Yönetmeliğin tanımlar kısmındaki; (Değişik:RG-30/3/1994-21890) Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında: 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzi imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumudur. Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az su basman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir. b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. c) Turizm alan ve merkezlerinde; Turizm Bakanlığınca 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir. d) Turizm alan ve merkezlerinde, turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bendlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur. denmektedir.
İlçemiz Atatürk. ... , ... ve ... Mahallesini kapsayan termal Turizm Merkezi alanında: Ürkmez Belediye Meclisince alınan;... gün ve ... sayılı,... gün ve ... sayılı Meclis Kararlarına muhalefet açılan davada, ... İdare Mahkemesi'nin ... Esas Nolu kararı ile Bayındırlık İskan Bakanlığı Teknik Araştırma Ve Uygulama Genel Müdürlüğü'nün ... gün ve ... sayılı yazı ile bildirdikleri görüş doğrultusunda sahil şeridindeki ilk 50 metrede yapılaşmalar tamamlanmış ve yönetmeliğin kısmi yapılaşmalar ile ilgili maddenin (a) maddesi uyarınca ekte sunulan haritada işaretlendiği alanlarda yapılaşmalar oluşmuştur.
İlçemiz ...ve ... Mahallesini kapsayan ve ekteki haritada yerleri işaretlenen kıyıdaki imar planlarında; ... Sitesinin bulunduğu alanda İzmir islah planları yapılmış ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararı ile onanıp ... tarih ve ... sayılı Meclis Kararı ile onanıp... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı ile uygulaması tamamlanan ve tapularına binaları işlenen bu alanda ada bazında kısmi yapılaşma tamamlanmıştır.
Ekli planda yerleri işaretlenen Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca 13.06.2008 tarihinde onanan mevzi imar planı doğrultusunda ... ada ... ve ... ada ... nolu parsellerde kısmi yapılaşma oluşmuş olup, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne ait ... ve ... nolu parseller ile Dokuz Eylül Üniversitesine ait ... nolu parsel ve Kültür Turizm Bakanlığına Tahsisli ... (TURBAN) parsellerde kısmi yapılaşma tamamlanmıştır. Yine sahil şeridi içinde ... sitesine ait ... , ... . ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... ... , ... nolu parsellerde 1992 tarihinde onanan İmar Planlaması doğrultusunda düzenlenen yapı ruhsatlarına istinaden yapılaşmalar tamamlanmıştır.
İzmir Valiliği İl İdare kurulunun ... sayılı kararı ile İlçemiz ... köyü mezrası (yerleşik alanı) ilan edildiği tespit edilmiştir ve kısmi yapılaşma oluşmuştur. 3621 sayılı Kıyı Kanunun ve ekli planda yerleri işaretlenen ...Köyü Merası sınırları içinde uygulaması dair yönetmeliğin (a) bendi uyarınca yapılaşma olduğu tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildiği,
Bu raporun Seferihisar Belediye Meclisi’nin... tarihli ve ... sayılı kararı ile uygun görüldüğü, sonuç itibariyle, dava konusu plan değişikliklerinden önce başka bir idari işlem ile kısmi yapılaşma tespitinin yapıldığı ve dava konusu parselde 11 Temmuz 1992 tarihinden önce kısmi yapılaşmanın tamamlandığı, dolayısıyla dava konusu parselin Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğinin sahil şeridinin birinci ve ikinci kısmına ilişkin hükümlere tabi olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
1\. Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğuna ilişkin değerlendirmeler yönünden:
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı doğrultusunda, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 7.maddesi uyarınca 30/05/2016 tarihinde onaylanmış olan İzmir - Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği kapsamında, ... ada ... parselin "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak planlandığı,
30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir- Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği hükümlerinde üniversite eğitim ve dinlenme alanları hakkında;
“6.13. Üniversite Eğitim ve Dinlenme Tesis Alanı: Üniversite Eğitim ve Dinlenme Tesis Alanında yüksek öğretime ilişkin akademik, eğitim, sosyal, kültürel, spor ve dinlenme vb. tesisler yapılabilir. Emsal: 0.45 H.Max : 17.50 M (5 Kat)’tır.” hükümlerinin yer aldığı,
Dava konusu parselin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü Plan İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı doğrultusunda, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 7.maddesi uyarınca 30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği 2. Bölge'de yer almakta olduğu ve ... ada, ... sayılı parselin kuzey ve güneyden 10 m, doğu ve batıdan 5 m çekme mesafeli "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" ile “15 m genişliğinde taşıt yolu" ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” olarak planlandığı,
30/05/2016 tarihinde onaylanan İzmir- Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği-2. Bölge Uygulama İmar Planı Değişikliği hükümlerinde; nazım imar planı değişikliği hükümlerinde üniversite eğitim ve dinlenme alanları hakkında tanımlanan koşulların birebir aynılarının yer aldığı,
Dava konusu ... tarihli, ... sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde ise dava konusu ... ada, ... sayılı parselin büyük bir kısmının “ticaret-turizm alanı”, küçük bir kısmının ise “park alanı” olarak planlandığı, imar yolları yönünden önceki plana kıyasla bir değişiklik bulunmadığı,
Dava konusu ...tarihli,... sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, ... ada, ... sayılı parselin "ticaret+turizm alanı”, “15 m genişliğinde taşıt yolu” ve “7 metre genişliğinde yaya yolu” ile “park alanı” olarak planlandığı, imar yolları yönünden önceki plana kıyasla bir değişiklik bulunmadığı,
Plan hükümlerinde ticaret + turizm alanları hakkında; iş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilen alanlar olduğunun belirtildiği,
Yapılaşma koşullarına ilişkin olarak ise; "Ticaret alanlarında yapılaşma koşulları; E:0.45 Yençok:10.80 m (3 kat), minimum parsel büyüklüğü 500 m2 olacaktır.
Turizm alanlarında yapılaşma koşulları; E:0.45 ve Yençok:17.50 m (5 kat)dir. Minimum parsel büyüklüğü 7.000 m2'dir. Turizm tesisleri ile birlikte veya müstakilen termal kür tesisi yapılması halinde E:0.60 olarak uygulanır. (0.15'lik ilave artış sadece kür tesisi olarak kullanılabilir.) Pansiyon yapılmak istenmesi halinde ise E:0.30 ve Yençok:2 kat olacaktır.
Turizm alanlarında 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile ilgili yönetmelik doğrultusunda uygulama yapılacaktır. Plan üzerinde belirtilen yapı yaklaşma mesafelerine uyulacaktır.” hükümlerine yer verildiği,
Plan süreci izlendiğinde, öncesinde "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olarak planlı bir alanın "turizm – ticaret alanı" olarak kullanım kararının değiştirildiği,
\- Mer’i planlardaki “üniversite eğitim ve dinlenme alanı” kullanımının güncel mevzuatımızda imar planlarında ayrıştırılarak planlanan eğitim, araştırma, kültür ve rekreasyon kullanımlarının tamamının bir arada bulunabildiği bir kullanım olarak planlandığı, bu bağlamda imar mevzuatımızdaki sosyal altyapı tanımını karşıladığı,
\- “üniversite eğitim ve dinlenme alanı” kullanımının “turizm-ticaret alanı” kullanımına dönüştürülmesi durumunda (mer’i plandaki kullanımın alt kullanım oranlarını belirleyen plan hükümleri bulunmadığından net bir şekilde hesaplanması mümkün olmasa da) sosyal donatı alanlarında bir azalma ortaya çıkacağı,
\- Yatırımcı kuruluş niteliğindeki Üniversite ya da YÖK’ün imar planı değişiklikleri kapsamında görüşü de alınmadığından kullanım kararı yönünden Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesindeki sosyal donatı dengelerini bozan bir imar planı değişikliği yapıldığı,
\- Yapılaşma koşulları açısından değerlendirildiğinde ise Turizm Teşvik Kanunu’ndan gelen özel koşulların haricinde dava konusu parseldeki yapılaşma koşulları yönünden bir yoğunluk artışı ortaya çıkmadığı, Kanun'dan gelen Kür Tesisi Hükümlerine göre uygulama yapılması durumunda ise yapı yoğunluğunda 0,15 oranında bir artış ortaya çıktığı,
2\. Dava konusu imar planlarının üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığına ilişkin değerlendirmeler yönünden;
Dava konusu parsel, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak ilk 100 metrelik alanda başka bir deyişle sahil şeridinde yer almakta olup, parselin geometrisine bağlı olarak farklı noktalarının sahil şeridine mesafesinin 80-110 metre arasında olduğu,
Dava konusu plan değişikliklerinden önce başka bir idari işlem ile kısmi yapılaşma tespiti yapıldığı ve bu tespitte dava konusu parselde 11 Temmuz 1992 tarihinden önce kısmi yapılaşmanın tamamlandığı sonucuna ulaşıldığı, dolayısıyla dava konusu parselin Kıyı Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğinin sahil şeridinin birinci ve ikinci kısmına ilişkin hükümlerine tabi olmadığı,
Dava konusu imar planı değişikliklerinin bulunduğu bölgede 20/10/2021 tarihinde onaylanan İzmir Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının, en üst ölçekli plan niteliğinde olduğu, bu planda dava konusu parselin “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi" sınırları içerisinde "tercihli kullanım alanı" olarak planlanan alanda konumlandığı,
Dava konusu ... ada, ... sayılı parselin 16/12/2006 tarihli, 26378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu'nun 2006/11354 sayılı kararı ile sınırları değiştirilen "İzmir Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi" sınırları içerisinde yer aldığı, 30/10/2017 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanarak yürürlüğe giren 1/25.000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Nazım İmar Planı’nda dava konusu taşınmazın “düşük yoğunluklu konut alanı (51-150 kişi/ha)” olarak planlandığı,
30/10/2017 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca onaylanarak yürürlüğe giren 1/25.000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Planı Notlarında Düşük Yoğunluklu Konut Alanı için; "Konut alanlarında varsa onaylı imar planları geçerlidir. Yeni imar planı hazırlanması halinde imar planı ile getirilecek yapılanma kararları geçerli olacaktır. Bu alanlarda, konut, yapıları ile kullanımlara hizmet edebilecek eğitim, sağlık, sosyal, kültürel, umumi tesisler, kamusal tesisler, ticaret, teknik altyapı vb. tesisler yapılabilir. Ayrıca, talep olması halinde konut alanı için getirilen yapılanma koşulu dahilinde konaklama tesisi de yapılabilir. Kentsel Yerleşme Alanları kapsamında önerilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları, planların kapsamlarının gerektirdiği biçimde alt ölçekteki planlarda (nazım imar planı ve uygulama imar planları) belirlenecektir. E:0.30, Yençok:2 Kat'tır. Planlama alanının doğusunda ve Kuşadası karayolunun kuzeyinde "S1" sembolü bulunan alanlarda konut alanları ile bakım, tamir, servis ve küçük ölçekli imalat ihtiyaçlarının karşılanabileceği, patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı maddeler içermeyen ve çevre sağlığı yönünden tehlike oluşturmayan atölye, imalathane, depolar, mobilya üretim atölyeleri, toptan satış birimleri vb. küçük sanayi birimleri yapılabilir." açıklamalarına yer verildiği,
\- Anılan 1/25.000 ölçekli nazım imar planında, talep olması halinde konut alanı içerisinde başka kullanımların yapılmasına olanak tanındığı, bu bakımdan dava konusu imar planlarında öngörülen "ticaret-turizm alanı" kullanım kararında üst ölçekli nazım imar planına aykırılık bulunmadığı, ancak yapı yoğunluğu değeri olan E:0,30 değerinden fazla olduğundan dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği’nde dava konusu parsele yönelik olarak öngörülen "ticaret-turizm alanı" kullanımına ilişkin yapılaşma koşullarının 1/25.000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Nazım İmar Planı’na uygun olmadığının görüldüğü,
\- 1/100.000 ölçekli İzmir-Manisa Çevre Düzeni Planında “tercihli kullanım alanı”, 1/25000 ölçekli İzmir-Seferihisar-Doğanbey Termal Turizm Merkezi Nazım İmar Planı’nda “düşük yoğunluklu konut alanı” olarak planlanan dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile kullanım kararları olarak “ticaret-turizm alanı”, “park alanı” ve “imar yolu” olarak planlanmasında planların kademeli birlikteliğine aykırı bir durum bulunmadığı,
\- Ancak; dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında kullanım kararı olarak üst ölçekli planlara uygun bir şekilde “ticaret-turizm alanı” kullanımında önerilmiş olmasına karşın, yapılaşma koşulların yönünden 1/25000 ölçekli nazım imar planı’nda düşük yoğunluklu konut alanları içerisinde gerçekleştirilecek tüm kullanımlar için bağlayıcı olan E:0,30 değerinden daha yüksek yapılaşma koşulları tanımlanmış olmasının planların kademeli birlikteliğine uygun olmadığı,
\- Dava konusu parselin doğu ve batısında önerilmiş olan turizm alanlarının dava konusu parselin kuzeyinde yer alan taşıt yolu kurplarına kadar uzandığı, bu bağlamda bu fonksiyonlarla dava konusu parselde öngörülen turizm kullanımının bütünleşen bir kullanım olduğu,
\- Bununla birlikte neden "ticaret alanı" kullanımının önerildiğine dair ise herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, plan araştırma raporunda bu alanda ticaret alanlarına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyan bir analizin de yapılmadığı,
\- Park alanları açısından ise; hem büyüklük hem form, hem işlevsellik hem de yer seçim açısından çevresi ile ve dava konusu parsel ile herhangi bir ilişki kurulmadığı, hiyerarşi ve uyum başta olmak üzere kent planlarının en temelinde yer alan kentsel tasarım ilkelerine uygunluk taşımamakta olduğu, bu bağlamda; 56,39 m2 yüzölçümüne sahip park alanı için geliştirilen planlama hükümlerinin de planlama ve tasarım kararlarıyla örtüşmediği,
\- Mer’i planlardaki “üniversite eğitim ve dinlenme alanı” kullanımının güncel mevzuatımızda imar planlarında ayrıştırılarak planlanan eğitim, araştırma, kültür ve rekreasyon kullanımlarının tamamının bir arada bulunabildiği bir kullanım olarak planlandığı, bu bağlamda imar mevzuatımızdaki sosyal altyapı tanımını karşıladığı,
\- “üniversite eğitim ve dinlenme alanı” kullanımının “turizm-ticaret alanı” kullanımına dönüştürülmesi durumunda (mer’i plandaki kullanımın alt kullanım oranlarını belirleyen plan hükümleri bulunmadığından net bir şekilde hesaplanması mümkün olmasa da) sosyal donatı alanlarında bir azalma ortaya çıkacağı,
\- Yatırımcı kuruluş niteliğindeki Üniversite ya da YÖK’ün imar planı değişiklikleri kapsamında görüşü de alınmadığından kullanım kararı yönünden Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26 maddesindeki sosyal donatı dengelerini bozan bir imar planı değişikliği yapıldığı,
\- Yapılaşma koşulları açısından değerlendirildiğinde ise Turizm Teşvik Kanunu’ndan gelen özel koşulların haricinde dava konusu parseldeki yapılaşma koşulları yönünden bir yoğunluk artışı ortaya çıkmadığı, Kanun'dan gelen Kür Tesisi hükümlerine göre uygulama yapılması durumunda ise yapı yoğunluğunda 0,15 oranında bir artış ortaya çıktığı,
\- Dava konusu plan değişiklikleri kür tesisi yapılması durumunda emsal artışı getiren, tesis yapılmaması durumunda ise ticaret-turizm kullanımının getireceği kullanım yoğunluğu artışına neden olacak değişiklikler olmasına karşın Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirmesi Raporu’nun hazırlanmamasının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesine aykırılık taşıdığı,
3\. Dava konusu imar planlarında uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğuna ilişkin değerlendirmelere yönelik;
İmar mevzuatının nazım imar planı tanımlarına göre fonksiyon tayininin nazım imar planı ölçeğinde ele alınması gereken bir planlama problemi olduğu, dava konusu parselde öngörülen hakim kullanım olan "ticaret-turizm alanı" kullanımının çevresindeki kullanımlarla uyumu ekseninde ele alındığında 30/05/2016 tarihinde onaylanan olan İzmir- Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliğinde dava konusu parselin doğu ve batısında "turizm alanları"nın önerildiğinin görüldüğü ve bu kullanımın dava konusu parselin kuzeyinde yer alan taşıt yolu kurplarına kadar uzandığı, bu bağlamda parselde öngörülen turizm kullanımının bütünleşen bir kullanım olduğu, parselin hemen sahil şeridinin kuzeyinde yer alması, güneyinde bir plaj alanı olması gibi etkenlerin de turizm kullanımının olabilirliğini destekleyen diğer unsurlar olduğu, bununla birlikte neden ticaret kullanımının önerildiğine dair ise herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, araştırma raporunda bu alanda ticaret alanlarına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyan bir analizin de yapılmadığı, 17.706,54 m2 yüzölçümüne sahip dava konusu planlama alanında öngörülen 56,39 m2 yüzölçümüne sahip "park alanı" kullanımının ise, parsel geometrisini düzenlemek için getirilen bir kullanım kararı olduğunun açıkça görüldüğü, açık ve yeşil alan planlama kriterleri dahilinde bir planlama süzgecinden geçirilmediği, hem büyüklük hem form, hem işlevsellik hem de yer seçim açısından çevresi ile ve dava konusu parsel ile herhangi bir ilişki kurmadığı, hiyerarşi ve uyum başta olmak üzere kent planlarının en temelinde yer alan kentsel tasarım ilkelerine uygunluk taşımadığı, bu bağlamda; 56,39 m2 yüzölçümüne sahip park alanı için geliştirilen planlama hükümlerinin de planlama ve tasarım kararlarıyla örtüşmediği kanaatine ulaşıldığı,
4\. Uyuşmazlığa konu alana yönelik olarak dava konusu imar planlarında belirlenen fonksiyonların alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğuna ilişkin değerlendirmeler açısından;
\- 30/05/2016 tarihinde onaylanan olan İzmir- Seferihisar - Doğanbey Termal Turizm Merkezi Tevsii - Seferihisar Kesimi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliğinde önerilen taşıt ve yaya yollarının genişliği ve doğrultusunda dava konusu nazım ve uygulama imar planları ile bir değişikliğe gidilmediği, dava konusu alanın öncesinde "üniversite eğitim ve dinlenme alanı" olduğu göz önünde bulundurulduğunda dava konusu plan değişiklikleri ile öngörülen "ticaret-turizm alanı" fonksiyonunun daha fazla sayıda özel araç kullanımına hitap eden bir kullanım olması nedeniyle önceki plana kıyasla daha fazla ulaşım talebi yaratma potansiyelinin bulunduğu, bu bağlamda; yol genişlik, güzergah ve türlerinde herhangi bir değişiklik yapılmamasının planlama pratiklerine aykırı olduğunun değerlendirildiği, diğer yandan; Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26/7. maddesinde “Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır.” hükmünün yer aldığı, 26/6-e maddesinde ise; imar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde: plan alanındaki trafik hacimleri ile yeni getirilen kullanımların trafik üretme ve trafik çekme hacimleri dikkate alınarak yol ve kaldırım genişliklerinin belirleneceğinin düzenlendiği,
\- Dava konusu plan değişikliklerinde kür tesisi yapılması durumunda emsal artışı getirilen, tesis yapılmaması durumunda ise ticaret-turizm kullanımının getireceği kullanım yoğunluğu artışına neden olacak değişiklikler olmasına karşın Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirmesi Raporu’nun hazırlanmamasının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesine aykırılık taşıdığının tespit edildiği,
5\. Uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından dava konusu imar planlarının planlama esasları, şehircilik ilkeleri, imar mevzuatına ilişkin hükümler ile Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'e uygunluğuna ilişkin değerlendirmeler yönünden;
\- Dava konusu plan açıklama raporu ve plan paftası üzerinde sahil şeridinin belirtilmediği, kısmi yapılaşma ile ilgili detaylı bir irdelemenin yapılmadığı, mevzuat hükümleri yönünden işbu raporda yer verilen Kıyı Kanunu, Turizm Teşvik Kanunu ve bu Kanunların Uygulama Yönetmeliklerine dair değerlendirmelerin Plan Araştırma ve Açıklama Raporunda yer bulmadığı,
\- Dava konusu plan değişiklikleri kür tesisi yapılması durumunda emsal artışı getiren, tesis yapılmaması durumunda ise ticaret-turizm kullanımının getireceği kullanım yoğunluğu artışına neden olacak değişiklikler içermesine karşın Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirmesi Raporu’nun hazırlanmamasının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesine aykırılık taşıdığı,
\- Dava konusu parsel "turizm alanı" kullanımı içeriyor olmasından ötürü Turizm Teşvik Kanunu’nun 7. Maddesine göre Yatak Kapasitesi hesaplanması gerekmekte iken planda ve açıklama raporunda bu yönde bir değerlendirme yapılmadığı,
\- Dava konusu imar planı değişikliklerine ilişkin araştırma ve açıklama raporlarında, mer’i planda alanın çevresindeki kullanımlar ve yapılaşma koşulları, ulaşım sistemi, genel otopark otopark alanları, çevrede yer alan donatı alanları, ticari kullanımlar, üst ölçekli plandaki yatak kapasitesi ile jeotermal kaynağın taşıma kapasitesi gibi hususlarda gözlemsel dahi olsa herhangi bir değerlendirmenin bulunmadığı
\- Parselin hemen bitişiğinden geçmekte olan 1. Derece Kaynak Koruma Alanı’na ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi, bu alandan sakınım hususuna da planlama ve tasarım kararlarında yer verilmediği,
\- Parselin içerisinde yer alan ağaçlar başta olmak üzer e peyzaj öğeleri ile ilgili herhangi bir araştırmanın bulunmadığı, planlama ve tasarım kararlarında oluşmuş peyzaj öğelerinin korunması ya da işlev olarak değerlendirilmesine yönelik bir arayış içerisinde olunmadığı,
Tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek dava konusu işlem ile yapılan imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı ve planlama ilkelerine uygun olduğu ileri sürülmüştür.
Dairemizce yapılan değerlendirme;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığında olduğu, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekle birlikte, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca özelleştirme kapsamına alınan taşınmazlarda imar planı değişikliği yapılabildiği hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Dosya kapsamında alınan ve yukarıda özetlenen bilirkişi raporunda, uyuşmazlık konusu imar planlarının planlama esaslarına şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, dava konusu parselin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak ilk 100 metrelik alanda başka bir deyişle sahil şeridinde yer aldığı ve dava konusu plan değişikliklerinden önce Seferihisar Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün ... tarihli ve ... sayılı tespit raporu ile kısmi yapılaşma tespiti yapıldığı, bu tespitte dava konusu parselde 11 Temmuz 1992 tarihinden önce kısmi yapılaşmanın tamamlandığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu parselin Kıyı Kanunu ve uygulama yönetmeliğinin sahil şeridinin birinci ve ikinci kısmına ilişkin hükümlerine tabi olmadığı, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait olduğu, plan kararlarına ilişkin ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden özelleştirmenin amacına uygun olarak taşınmazın verimli olarak kullanımının sağlanması için parsel bazlı değişiklik yapıldığı, dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmadığı, çevre ve imar bütünlüğü yönünden değerlendirildiğinde ise; bilirkişi raporunda da ifade edildiği gibi dava konusu plan değişikliği ile önerilen “ticaret-turizm alanı” kullanımından “turizm alanı” kullanım kararının ve genel olarak tanımlanan yapılaşma koşullarının bölge karakteri itibarıyla yakın çevresi ile uyumlu olduğu, belirtilen kısımlara ilişkin olarak ayrıcalıklı haklar verilerek çevre ve imar bütünlüğünün bozulmadığı, bu nedenlerle dava konusu imar planı değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı,
Ancak neden "ticaret alanı" kullanımının önerildiğine dair ise herhangi bir açıklama yapılmadığı gibi, plan araştırma raporunda bu alanda ticaret alanlarına ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyan bir analizin de yer almadığı, ayrıca dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmeyen 15 metrelik yolun 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gösterilmesinin dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planını dayanağı nazım imar planına aykırı hale getireceği, sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde öngörülen "ticaret alanı" kullanım kararı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin "15 metrelik yol alanı"na ilişkin bölümü yönünden dava konusu işlemlerin İPTALİNE,
2\. Dava konusu imar planlarının diğer kısımları yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin yarısı tutarındaki ... -TL'nin davacılar üzerinde bırakılmasına, kalan ... -TL'nin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca... -TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,... -TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5\. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif harcı ve keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan... -TL avansın... -TL'lik kısmının davacılardan, ...-TL' lik kısmının davalı idarelerden alınarak Danıştay Başkanlığı'na verilmesine, bu kısmın tahsili için kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine,
6\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine,
7\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.