SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/390 E. 2025/4185 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/390

Karar No

2025/4185

Karar Tarihi

17 Eylül 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/390 E. , 2025/4185 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/390
Karar No : 2025/4185

DAVACI : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ :Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. ..., Av. ...

DAVANIN KONUSU : Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanın "özel güvenlik bölgesi" olarak belirlenmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/09/2021 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı ana kararlarına aykırı olarak 143.05 hektarlık alanda özel güvenlik bölgesi kullanımı getirildiği, yaklaşık 29 hektarlık kamuya ait park ve yeşil alan ve belediye hizmetlerinde kullanılmak üzere planlanan yaklaşık 2 hektarlık belediye hizmet alanının özel güvenlik bölgesi alanına dahil edilerek kamusal alanların ortadan kaldırıldığı, ayrıca serbest bölgenin genişleme alanı için planlanan yaklaşık 36 hektarlık alanın özel güvenlik bölgesi sınırına dahil edilerek Mersin'in iş dünyasının ticaret hacminin kısıtlandığı, Mersin serbest bölgenin genişlemesinin durdurulduğu, serbest bölge otoyol bağlantısının devamı şeklinde Mersin limanına kadar uzatılması planlanan 50 metre en kesitli taşıt yolunun özel güvenlik bölgesi sınırının içine dahil edilerek ulaşıma yönelik kısıtlama getirildiği, yapımı planlanan Mersin Serbest Bölge Mezitli raylı sistem ile çakıştığı, raylı sistem planlamasını olumsuz etkileyeceği, dava konusu plan değişikliğinin somut bir gerekçesinin bulunmadığı, gerekli ve zorunlu çalışmalar yapılmaksızın plan değişikliği yapılmasının kentin bütününü etkileyen tek taraflı kararlar alınmasının usul ve yasaya uygun olmadığı, hem serbets bölge hem de Mersin Uluslararası Limanı için yeni depolama alanlarına ihtiyaç bulunduğu, özel güvenlik bölgesi kararının bu ihtiyacın önüne engel oluşturacağı, uyuşmazlık konusu alanın özel endüstri bölgesi olarak planlanmasına ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 29.05.2020 tarihli 1/100.000 ölçekli Mersin-Adana Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı değişikliğine karşı açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 3.11.2021 tarihli YD İtiraz No:2021/654 sayılı kararı ile Danıştay Altıncı Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 17/05/2021 tarih ve E:2020/9913 sayılı kararın kaldırılmasına, Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alana ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 29/05/2020 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verildiği alanda endüstri bölgesi kullanım kararı bulunmadığı bu nedenlerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Usüle ilişkin olarak; davacının uyuşmazlık konusu çevre düzeni planının tamamının iptalini istemekte menfaati bulunmadığından davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, davanın süresinde açılmadığı, esasa ilişkin olarak; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 03.04.2017 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı revizyonunda dava konusu alanın bir kısmının "serbest bölge" bir kısmının ise "sanayi ve depolama alanı" olarak planlandığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın 27.03.2020 tarihli ve 2318 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ve 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu uyarınca "... Tarım San. ve Tic. A.Ş. Mersin Özel Endüstri Bölgesi" ilan edilmesine istinaden; anılan alanın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 29.05.2020 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliği ile "endüstri bölgesi" olarak planlandığı, yine dava konusu taşınmazın bulunduğu 143.05 ha büyüklüğündeki alanın, 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 3. ve 4. maddeleri uyarınca "özel güvenlik bölgesi" olarak ilan edilmesine istinaden; söz konusu alanın dava konusu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 02.09.2021 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile "askeri yasak ve güvenlik bölgesi" olarak planlanmış
olduğu, uyuşmazlık konusunun bölgenin "askeri yasak ve güvenlik bölgesi" olarak işaretlenmesine yönelik olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca 02.09.2021 tarihinde onaylanan çevre düzeni planı değişikliği olduğu, Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı ... nolu plan paftasında "Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi (Özel Güvenlik Bölgesi amaçlı)" olarak gösterilmesine yönelik düzenleme yapılmış olduğundan, yapılan düzenleme ile ile dava süreçleri devam ettiği belirtilen 29.05.2020 tarihli özel endüstri bölgesi kullanım kararı kaldırılmadan sadece 02/09/2021 onay tarihli çevre düzeni planı değişikliği ile yapılan ayrı bir idari işlem ile söz konusu alana ilişkin yeni bir plan kararı olarak "askeri yasak ve güvenlik bölgesi"(Özel Güvenlik Bölgesi amaçlı)" sınırı işlendiğinden, yapılan düzenlemeye istinaden plan notlarında da 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının "8.23. sayılı plan notunda Askeri Alanlar, Askeri Güvenlik Bölgeleri" başlığı altında yer alan plan hükümleri, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerinin geçerli olduğu belirtildiği, ayrıca dava konusu alanın özel güvenlik bölgesi ilan edilmesine ilişkin 21/05/2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına karşı davacı ya da üçüncü şahıslar tarafından dava açılmadığı, dava konusu işlemin yürürlükteki mevzuata uygun olarak tesis edildiği, iptalini gerektirir herhangi bir yön bulunmadığından haksız açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Mekansal Planlanlar Yapım Yönetmeliğinin "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde: "Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: a) Planlar, kamu yararı amacıyla yapılır. b)Planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütündür." "hükmüne, "Gösterim (lejand) teknikleri" "başlıklı 10. maddesinde; "(1) Her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanır.(2) Planlar, Bakanlıkça belirlenen ve EK-1 Gösterimler başlığı altında yer alan EK-1a Ortak Gösterimler, EK-1b Mekânsal Strateji Planları Gösterimleri, EK-1c Çevre Düzeni Planı Gösterimleri, EK-1ç Nazım İmar Planı Gösterimleri, EK-1d Uygulama İmar Planı Gösterimleri ve EK-1e Detay Kataloğuna uygun olarak hazırlanır. (3) Gösterim listesine ilişkin teklif niteliğinde olan, öznitelikler ve kodlamalar ile planların özelliği gereği ihtiyaç duyulacak gösterim tür ve tipi Bakanlıkça değerlendirilerek uygun görülen gösterimler, Bakanlığın internet sayfasında ilan edilir. Bakanlıkça ilan edilmeyen gösterim planlarda uygulanamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu çevre düzeni planında Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alan "özel güvenlik bölgesi" olarak belirlenmiş ise de, Mekansal Planlar Yönetmeliğinde Bakanlıkça belirlenen ve EK-1 Gösterimler başlığı altında yer alan EK-1a Ortak Gösterimler ile EK-1b Mekânsal Strateji Planları Gösterimleri, EK-1c Çevre Düzeni Planı Gösterimleri arasında özel güvenlik bölgesi lejantı bulunmadığından özel güvenlik bölgesi olarak bir kullanım olmadığından dava konusu çevre düzeni planının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ : Dava, Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin onaylanmasına ilişkin 02.09.2021 tarihli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2575 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan veya kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da geçici bir zaman için faaliyetten alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya toplum hayatı bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilecek; diğer askeri tesis ve bölgeler ile kamu veya özel kuruluşlara ait her türlü yer ve tesislerin etrafında güvenlik bölgelerinin, kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesi bu Kanun'un amacı arasında sayılmıştır. Kanun'un 3. maddesinin (b) bendinde, kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel güvenlik bölgelerinin Cumhurbaşkanınca kurulabileceği veya kaldırılabileceği, 19. maddesinde, güvenlik bölgelerinin özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olmak üzere ikiye ayrıldığı, 20. maddesinin (a) bendinde, kamu veya özel kuruluşlara ait stratejik değeri haiz her türlü yer ve tesislerin çevresinde bu Kanun hükümlerine göre özel güvenlik bölgeleri kurulabileceği, hükme bağlanmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, çevre düzeni planı, "varsa mekansal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçekli planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan" olarak tanımlanmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı, 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralı, 19. maddesinin 1.fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralı, anılan maddenin 2.fıkrasının işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." kuralı, 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı yer almıştır.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Mevzuatın değerlendirilmesinden, 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının, varsa mekansal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak, ülke fiziki mekanında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşimin, gelişme alanlarının, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarının belirlendiği, yerleşme ve sektörler arasındaki ilişkilerin kurulduğu, koruma kullanma dengesinin sağlandığı planlar olduğu, bu planların yeni gelişmelerin, bölgesel dinamiklerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararlarını etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının değerlendirilmesi, fiziksel ve doğal yapının, sit ve diğer koruma alanlarının, hassas alanların, doğal karakteri korunacak alanların, ekonomik yapının, sektörel gelişmeler ve istihdamın, planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararlarının, her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejilerin, göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanların, çevre sorunları ve etkilenen alanların dikkate alınması suretiyle hazırlandığı anlaşılmaktadır. Anılan planlar yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön vermekte, uygulamalara esas teşkil etmekte ve alt ölçekteki planlardaki yer seçimi bu planlara göre yapılmaktadır.
Başka bir ifadeyle 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarının var oluş nedeni, ülkemiz kaynaklarının ve varlıklarının tespit edilmesi suretiyle genel olarak sanayi alanlarının, tarım alanlarının, yerleşim yerlerinin, turizm alanlarının, enerji alanlarının ve benzeri alanların bulunduğu ve bu alanların gelişmesinin gerekli olduğu yerlerin leke olarak en doğru şekilde belirlenmesi ve bu belirlemeye göre alt ölçekli planlara yön verilmesidir. Planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm verilerin 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanması gerekmekte olup anılan yer seçimi ile amaçlanan da ülkemiz kaynaklarının ve varlıklarının büyüme ve gelişme sürecinde en verimli şekilde kullanılması ve bu sırada kullanma koruma dengesinin sağlanmasıdır. Bu nedenle anılan çevre düzeni planları hazırlanırken bilimsel analiz ve araştırmalar, ilgili kurum görüşleri, temel hedef, ilke, strateji ve politikaları altlık olarak alınmaktadır. Dolayısıyla hedef ve politikalara göre kaynakların kullanılması ve korunacak alanların belirlenmesine ilişkin dengelerin kurulmasından sonra yapılan planlamanın amacına ulaşabilmesi için, anılan planlarda değişiklik yapılmaması, değişiklik yapılması zorunluluğunun bulunması halinde, plana altlık oluşturan verilerin değerlendirilerek plan ana kararlarının, sürekliliğinin, bütünlüğünün, hedeflerinin bozulmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Nitekim Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 20. maddesi uyarınca çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilmektedir. Anılan planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde ise çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılması gerekmektedir. Bu nedenle planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması plan bütününde revizyon yapılmasını gerektirirken değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin, planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında değerlendirmeye alınması suretiyle sonuca göre gerekirse arazi kullanımında ve yer seçiminde plan değişikliği yapılabilmesi mümkün bulunmaktadır.
Bu itibarla leke niteliğinde olan 1/100.000 ölçekli planların, ülkemiz kaynaklarının ve varlıklarının tespit edilmesi ve planlama alanındaki tüm verilerin 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanması suretiyle elde edilen altlığa göre genel olarak sanayi, tarım, yerleşim, turizm, enerji alanları ile benzer alanların, ayrıca bu alanların gelişme yerlerinin en doğru şekilde belirlenmesi amacıyla onaylandığı ve alt ölçekli planları yönlendirmesi bakımından önemli olduğu, hazırlanmasında kullanılan veriler, kurulan dengeler dikkate alındığında, bu planlarda parsel bazında değişiklik yapılmaması, koşulların oluşması ve değişiklik yapılması zorunluluğunun bulunması halinde ise plan hedeflerinin, ana kararlarının ve sürekliliğinin, koruma kullanma dengesinin, bütünlüğünün bozulmaması, anılan hususların ve değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporun bulunması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın ve UYAP'ta kayıtlı Danıştay Onuncu Dairesinin 04.06.2024 tarihli, E:2020/5426, K:2024/2376 sayılı kararı ile aynı tarihli, E:2020/2491, K:2024/2372; E:2020/2492, K:2024/2373; E:2020/3633, K:2024/2375 sayılı kararlarının ve Danıştay Altıncı Dairesinin 07.12.2022 tarihli, E:2020/9913, K:2022/10703 sayılı kararının incelenmesinden, 16.09.2013 onay tarihli Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında sanayi alanında kalmakta olan uyuşmazlığa konu Mersin İli, Akdeniz İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, davalı idarenin savunmasında belirtildiği üzere 03.04.2017 tarihli çevre düzeni planı revizyonu ile serbest bölge alanı, sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiği, taşınmaz maliki olan ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından anılan revizyon plan ile taşınmazın serbest bölge olarak belirlenmesinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2021 tarih ve E:2017/7318, K:2021/10212 sayılı kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, taşınmaz 19.07.2017 tarihli çevre düzeni planı değişikliği ile serbest bölge alanı ve enerji depolama alanı olarak planlanmış ise de malik tarafından açılan dava sonucunda yine Danıştay Altıncı Dairesinin 28.09.2021 tarihli, E:2020/1453, K:2021/10213 sayılı kararı ile bu plan değişikliğinin de iptal edildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, uyuşmazlık konusu parselde, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan ... Petrokimya Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı ve taşınmazın 28.03.2020 tarihli, 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27.03.2020 tarihli, 2318 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanunu'nun 4/ç maddesi uyarınca ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edildiği, 29.05.2020 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile de bu alanın "Endüstri Bölgesi" olarak planlandığı, ancak ÇED Olumlu kararının, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:... sayılı kararlarıyla iptaline karar verildiği, bu kararların Danıştay Altıncı Dairesinin 23.09.2021 tarihli, E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066; E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleştiği, taşınmazın ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi ilan edilmesine ilişkin kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 04.06.2024 tarihli, E:2020/5426, K:2024/2376; E:2020/2491, K:2024/2372; E:2020/2492, K:2024/2373; E:2020/3633, K:2024/2375 sayılı kararları ile iptal edildiği, bu kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanarak kesinleştiği, endüstri bölgesi planlamasına ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin de Danıştay Altıncı Dairesinin 07.12.2022 tarihli, E:2020/9913, K:2022/10703 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, bu kararın da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanarak kesinleştiği, bu defa 2575 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 3. ve 4. maddeleri gereği, taşınmazın bulunduğu alanda (... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi çevresinde), ekli harita, kroki ve koordinat listesinde gösterildiği şekilde özel güvenlik bölgesi kurulmasına ilişkin 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanı kararının alınması üzerine dava konusu 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin onaylandığı anlaşılmıştır.
Bakanlık tarafından, taşınmazın serbest bölge alanı, sanayi ve depolama alanı olarak belirlendiği 03.04.2017 tarihli çevre düzeni planı revizyonu geçerli kabul edilerek bu planda değişiklik yapıldığı, anılan plan paftasının incelenmesinden ise Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ortak Lejantında belirtilen Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi sembolünün plana işlendiği, ayrıca endüstri bölgesi sembolünün de yer aldığı, taramanın ise yine Ortak Lejantta belirtilen endüstri bölgesine ilişkin olduğu, güvenlik bölgesi sınırı işaretlemesinin yapıldığı, öte yandan Adana-Mersin Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Mersin İli Revizyonu Lejantında, Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi taramasının bulunduğu, endüstri bölgesi taramasının bulunmadığı ve plan paftasındaki taramanın anılan lejantta gösterilen Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi taraması olmadığı görülmektedir. Dolayısı ile dava konusu plan değişikliği ile sonuç olarak uyuşmazlığa konu taşınmaz, "Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi" ve "Endüstri Bölgesi" olarak belirlenmiş, güvenlik bölgesi sınırı da işlenmiştir.
Öncelikle uyuşmazlığa konu taşınmazın askeri yasak bölge ya da askeri güvenlik bölgesi olarak ilan edilmediği, nitekim 2575 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nda güvenlik bölgelerinin özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olarak ikiye ayrıldığı, bu alanların ve askeri yasak bölgelerin belirlenme şeklinin farklı olarak düzenlendiği, ayrıca yine 2575 sayılı Kanun'da bu bölgelere ilişkin tabelaların ayrı ayrı gösterildiği, bu nedenle Cumhurbaşkanı kararıyla özel güvenlik bölgesi olarak sınırları belirlenen alanın, Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi olarak işlevlendirilmesine ilişkin plan değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan taşınmazın endüstri bölgesi olarak belirlenmesine ve planlanmasına ilişkin işlemler yargı kararları ile iptal edildiğinden, bu aşamada, dava konusu işlemle yapılan endüstri bölgesi planlamasının da devam ettirilmemesi gerekmektedir. Ayrıca uyuşmazlığa konu plan değişikliğinin onayından önce, Danıştay Onuncu Dairesinin 26.05.2021 tarihli, E:2020/5426 sayılı kararı ile endüstri bölgesi belirlenmesine ilişkin işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen kurallara göre 1/100.000 ölçekli revizyon çevre düzeni planının yapılıp onaylanmasından ve dava konusu taşınmaza ilişkin revizyon çevre düzeni planının iptal edilmesinden sonra endüstri bölgesi ilanına ilişkin yeni bir veri girdi alınarak anılan planda değişiklik yapılmış ise de endüstri bölgesi kararının yargı kararı ile yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Yeni planlama yapılırken 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve revizyon çevre düzeni planı hazırlığı aşamasında elde edilen verilerin ve varsa yeni verilerin esas alınması suretiyle planlama yapılması ve yargı kararında belirtildiği üzere serbest bölge alanına ihtiyaç olup olmadığının ve böyle bir serbest bölge ilanının yapılıp yapılmadığının araştırılmasından sonra taşınmazın 2013 yılı çevre düzeni planında olduğu gibi sanayi alanı ya da serbest bölge alanı olarak planlanıp planlanamayacağının, bunun planın temel hedefleri, dengesi, bütünlüğü bakımından doğru bir planlama yaklaşımı olup olmadığının yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren bir rapor ile ortaya konulması gerekirken buna uyulmadığı görülmektedir.
Sonuçta parsel bazında, taşınmazın sanayi alanından çıkarıldığı ve devamlılığı olan 50 metre en kesitli yolun da plana işlenmediği, ayrıca şartları oluşmuş ise serbest bölge olarak planlanıp planlanamayacağının değerlendirilmediği, yargı kararına rağmen endüstri bölgesi kullanımının devam ettirildiği, yine askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi planlamasının hukuka aykırı olduğu, özel güvenlik bölgesi sınırının işlenmesi suretiyle yargı kararlarına ve yeni verilere göre planlama yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptalinin gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/09/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ...'nin ve davalı idare yanında müdahil ... Tarım Sanayi ve Ticaret AŞ vekili Av. ...'in ve Av. ...'un geldiği, davalı idare vekilinin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: 16.09.2013 onay tarihli Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında sanayi alanında kalan uyuşmazlığa konu Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz, 03.04.2017 tarihli çevre düzeni planı revizyonu ile serbest bölge alanı, sanayi ve depolama alanı olarak belirlenmiştir. Taşınmaz maliki olan ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından anılan revizyon plan ile taşınmazın serbest bölge olarak belirlenmesinin iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Danıştay Altıncı Dairesinin 28/09/2021 tarih ve E:2017/7318, K:2021/10212 sayılı kararı temyiz edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
Dava konusu taşınmaz, 19.07.2017 tarihli çevre düzeni planı değişikliği ile serbest bölge alanı ve enerji depolama alanı olarak planlanmıştır. Taşınmaz maliki tarafından açılan dava sonucunda Danıştay Altıncı Dairesinin 28.09.2021 tarihli, E:2020/1453, K:2021/10213 sayılı kararı ile bu plan değişikliğinin de iptaline karar verilmiş, anılan karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Uyuşmazlık konusu parselde, hisselerinin tamamı ... Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ait olan ... Anonim Şirketi tarafından gerçekleştirilmesi planlanan TEKFEN Polipropilen Üretim Tesisi Yatırım Projesi ile ilgili olarak ... tarih ve ... sayılı ÇED Olumlu kararının alındığı ve taşınmazın 28.03.2020 tarihli, 31082 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27.03.2020 tarihli, 2318 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 4737 sayılı Endüstri Bölgeleri Kanununun 4/ç maddesi uyarınca ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi olarak ilan edildiği, 29.05.2020 tarihinde onaylanan Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile de bu alanın "Endüstri Bölgesi" olarak planlandığı, ancak ÇED Olumlu kararının, ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:...; E:..., K:...; E:..., K:... sayılı kararlarıyla iptaline karar verildiği, bu kararların Danıştay Altıncı Dairesinin 23.09.2021 tarihli, E:2021/5022, K:2021/10064; E:2021/6778, K:2021/10066; E:2021/5388, K:2021/10065 sayılı kararlarıyla onanarak kesinleştiği, taşınmazın ... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Mersin Özel Endüstri Bölgesi ilan edilmesine ilişkin kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 04.06.2024 tarihli, E:2020/5426, K:2024/2376; E:2020/2491, K:2024/2372; E:2020/2492, K:2024/2373; E:2020/3633, K:2024/2375 sayılı kararları ile iptal edildiği, bu kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanarak kesinleştiği, endüstri bölgesi planlamasına ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin de Danıştay Altıncı Dairesinin 07.12.2022 tarihli, E:2020/9913, K:2022/10703 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği, bu kararın da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onanarak kesinleşmiştir.
Bakılan dava, 2575 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununun 3. ve 4. maddeleri gereği, taşınmazın bulunduğu alanda (... Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi çevresinde), ekli harita, kroki ve koordinat listesinde gösterildiği şekilde özel güvenlik bölgesi kurulmasına ilişkin 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının alınması üzerine davalı idarece 02/09/2021 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile alanın özel güvenlik bölgesi olarak gösterilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde çevre düzeni planı; varsa mekansal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçekli planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan olarak tanımlanmış, 8. maddesinin 1. fıkrasında; planların tanımlaması yapılarak, planlar bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
10/07/2018 tarihli 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14/06/2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4.maddesinin 1.fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18.maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4.fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5.fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
Yönetmeliğin "Revizyon ve değişiklikler" başlıklı 20. maddesinin 1.fıkrasında, "Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır." düzenlemesine, 2.fıkrasında da, "Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır." düzenlemesine yer verilmiştir.
2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 1. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, yurt savunması veya yurt ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunan veya kısmen dahi tahripleri veya devamlı olarak ya da geçici bir zaman için faaliyetten alıkonulmaları halinde milli güvenlik veya toplum hayatı bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilecek; diğer askeri tesis ve bölgeler ile kamu veya özel kuruluşlara ait her türlü yer ve tesislerin etrafında güvenlik bölgelerinin, kurulması, kaldırılması ve gerektiğinde genişletilmesine ilişkin esas ve yöntemlerin düzenlenmesi bu Kanun'un amacı arasında sayılmıştır. Kanunun "Güvenlik bölgelerinin kurulması" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının b) bendinde, kamu ve özel kuruluşların çevresindeki özel güvenlik bölgelerinin Cumhurbaşkanınca kurulabileceği veya kaldırılabileceği; "Bölgelerin sınırı" başlıklı 4. maddesinde ise, askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Cumhurbaşkanı kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırlarının da belirtileceği, 19. maddesinde, güvenlik bölgelerinin özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olmak üzere ikiye ayrıldığı, 20. maddesinin (a) bendinde, kamu veya özel kuruluşlara ait stratejik değeri haiz her türlü yer ve tesislerin çevresinde bu Kanun hükümlerine göre özel güvenlik bölgeleri kurulabileceği, hükme bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Süre itirazı incelendiğinde; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 02/09/2021 tarihinde onaylanan dava konusu çevre düzeni planının 15.09.2021-18.10.2021 tarihleri arasında Mersin Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde ve internet adresinde askıya çıkarıldığı, askı süresi içerisinde 28.09.2021 tarihinde itiraz edildiği, anılan itirazın davalı idarenin ... tarihli, ... tarihli yazı ile reddedilmesi üzerine yasal süre içerisinde 14.01.2022 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir.
Ehliyet itirazı incelendiğinde;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmekte olup; Hukuk Devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından biri olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idarî işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet şartı olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşrû ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Anayasanın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı bölümünde yer alan "çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır.
Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki büyükşehir belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Özel Güvenlik Bölgesi sınırının çevre düzeni planı değişikliğine işlenmesi bakımından uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği incelendiğinde;
Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi ve bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.Bu amaç çerçevesinde, çevre düzeni planı ölçeğinde hangi usûl ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 20. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, kamu yatırımlarına ve değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli ve geçerli sebeplerin bulunması ve bu hususun gerekçelendirilebilmesi halinde, çevre düzeni planlarında değişiklik yapılması mümkündür.
Belli koşul ve durumların gerçekleşmesi halinde idarenin belli bir idari işlemi yapmak zorunda bulunduğu halde, bağlı yetkiden bahsedilir. Kanunda belirtilen sebebin gerçekleşmesi üzerine idare, önceden belirlenmiş kararları almak zorundadır. İdarenin bağlı yetki hallerinde herhangi bir şekilde değerlendirme veya değişiklik yapma yetkisi yetkisi bulunmamaktadır. Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2022/390 sayılı ara kararına verilen cevaplardan, davaya konu plan değişikliğinin açıklama raporundan, işlemin gerekçesinin uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanın özel güvenlik bölgesi ilan edilmesine ilişkin, 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı olduğu ve söz konusu karara karşı açılmış bir dava bulunmadığından anılan kararın yürürlükte olduğunun anlaşılması, karşısında özel güvenlik bölgesi sınırının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesi hukuki bir gereklilik olup, dava konusu plan değişikliğinin sebebi ve konusu bakımından hukuka aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Özel güvenlik bölgesi ilan edilen dava konusu taşınmazın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan paftasında "Askeri Yasak ve Güvenlik Bölgesi" lejantında gösterilmesi bakımından uyuşmazlık incelendiğinde,
Mekansal Planlanlar Yapım Yönetmeliğinin "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde: "Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: a) Planlar, kamu yararı amacıyla yapılır. b)Planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütündür." "hükmüne, "Gösterim (lejand) teknikleri" "başlıklı 10. maddesinde; "(1) Her türlü mekânsal plan, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanır.(2) Planlar, Bakanlıkça belirlenen ve EK-1 Gösterimler başlığı altında yer alan EK-1a Ortak Gösterimler, EK-1b Mekânsal Strateji Planları Gösterimleri, EK-1c Çevre Düzeni Planı Gösterimleri, EK-1ç Nazım İmar Planı Gösterimleri, EK-1d Uygulama İmar Planı Gösterimleri ve EK-1e Detay Kataloğuna uygun olarak hazırlanır. (3) Gösterim listesine ilişkin teklif niteliğinde olan, öznitelikler ve kodlamalar ile planların özelliği gereği ihtiyaç duyulacak gösterim tür ve tipi Bakanlıkça değerlendirilerek uygun görülen gösterimler, Bakanlığın internet sayfasında ilan edilir. Bakanlıkça ilan edilmeyen gösterim planlarda uygulanamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu taşınmaz 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 2565 sayılı Kanunun 3. 4. maddeleri gereğince özel güvenlik bölgesi ilan edilen sınır içerisinde kalmaktadır. 2565 sayılı Kanunun "Bölgelerin Sınırı" başlıklı 4. maddesinde" Askeri yasak bölgeler ile özel güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Cumhurbaşkanı kararı ve askeri güvenlik bölgelerinin kurulması hakkındaki Genelkurmay Başkanlığı kararına ekli uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinde bu bölgelerin sınırları da belirtilir" hükmü gereğince bu sınırların plana işlenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan özel güvenlik bölgesi adı altında çevre düzeni ve imar planlarında yer alan bir kullanım türü bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu çevre düzeni plan paftasında ise dava konusu taşınmaz Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği Ortak Gösterimler başlığı altında yer alan askeri yasak ve güvenlik bölgesi sembolü ile gösterilmiştir. Oysa ki uyuşmazlığa konu taşınmaz, askeri yasak bölge ya da askeri güvenlik bölgesi olarak ilan edilmemiştir. 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda güvenlik bölgelerinin özel güvenlik bölgeleri ve askeri güvenlik bölgeleri olarak ikiye ayrıldığı, bu alanların ve askeri yasak bölgelerin belirlenme şeklinin farklı olarak düzenlendiği, ayrıca yine 2565 sayılı Kanun'da bu bölgelere ilişkin tabelaların ayrı ayrı gösterildiği, bu nedenle Cumhurbaşkanı kararıyla özel güvenlik bölgesi olarak sınırları belirlenen alanın, askeri yasak ve güvenlik bölgesi olarak plana aktarılması yolundaki gösterimde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Özel güvenlik bölgesi ilan edilen dava konusu taşınmazın 1/100.000 ölçekli çevre düzeni plan paftasında "askeri yasak ve güvenlik bölgesi" lejantında gösterilmesi bakımından dava konusu işlemin İPTALİNE oy çokluğuyla, diğer hususlar yönünden DAVANIN REDDİNE oy birliğiyle,
2\. Dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ...-TL yargılama giderinin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı olan ...-TL'nin davalı idare yanında müdahil üzerinde bırakılmasına, ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine
4.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden tahsili ile davacıya verilmesine
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelmeyen davalı vekili için duruşmasız işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/09/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.


(X)KARŞI OY :Dava, Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanın "özel güvenlik bölgesi" olarak belirlenmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği 02/09/2021 onay tarihli Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonunun iptali istemiyle açılmıştır.
Davaya konu işlemin dayanağı olan uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alanın özel güvenlik bölgesi ilan edilmesine ilişkin, 21.05.2021 tarihli, 4002 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararına açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle anılan kararın yürürlükte olduğunun anlaşılması, karşısında özel güvenlik bölgesi sınırının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına işlenmesi hukuki bir gereklilik olduğundan çevre düzeni plan değişikliğine cumhurbaşkanlığı kararı doğrultusunda özel güvenlik bölgesi sınırının işlenmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu çevre düzeni planı paftasında özel güvenlik bölgesi olarak bir lejant yer almasa da plan notunda "Plan değişikliği onama sınırı içerisinde gösterilen "askeri yasal ve ve güvenlik bölgesi" sınırı 21/05/2021 tarih ve 4002 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu'nun 3. ve 4. Maddeleri gereğince ilan edilen özel güvenlik bölgesi sınırını ifade eder. Bu alanlarda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı "8.23. Askeri alanlar, askeri güvenlik bölgeleri" başlığı altında yer alan plan hükümleri, "askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri kanunu" ve ilgili yönetmelik hükümleri geçerlidir. " düzenlemesinden anılan gösterimin özel güvenlik bölgesine ilişkin olduğu anlaşıldığından plan gösteriminde de hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken plandaki lejant gösterimi bakımından iptaline ilişkin dairemiz kararının anılan kısmına katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim