SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2022/1959 E. 2025/1953 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2022/1959

Karar No

2025/1953

Karar Tarihi

14 Nisan 2025

Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/1959 E. , 2025/1953 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2022/1959
Karar No : 2025/1953

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsata ve projesine aykırı yapı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle, aykırılıkların ruhsata bağlanması mümkün olmadığından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıktırılmasına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca toplam 240.957,02-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Eyüpsultan Belediye Encümeni kararının ve dayanağı ... tarih ve ... sıra nolu yapı tatil tutanağının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; yapı tatil tutanağında yapıya esaslı onarım çalışmasının yapıldığı ve bu çalışmanın tamamlandığı ve toplam yapı alanının da 1.321,50 m² olduğu hususlarının tespit edildiği, bu yapı alanının da imar para cezasına dayanak olan yüzölçümü alanı olarak kabul edildiğinin görüldüğü, yapılan güçlendirme çalışmasının mahiyetinin ne olduğu, hangi kısımların güçlendirildiği veya onarıldığı, ruhsata aykırı kısımların neler olduğu, aykırı yapılaşmanın tam olarak hangi alanlarda ve hangi şekilde mevcut olduğu yönünde herhangi bir bilgi ve ayrıntıya yer verilmediği ve fiili durumla mevcut inşaat ruhsatı ve eki mimari proje arasında bir karşılaştırma/analiz yapılmadığı, dolayısıyla yapı tatil tutanağının fiili durumu ve yapının tam olarak hangi kısımlarının projesine aykırı olduğu hususunu ortaya koyma konusunda yetersiz olduğu, ayrıca toplam yapı alanı üzerinden bir ölçüm yapıldığı ve bu ölçümün de daha sonra para cezasına dayanak alındığı, ancak yapı tatil tutanağında yeterli ayrıntı olmadığından tüm yapı alanı üzerinden alınan ölçümün denetiminin mümkün olmadığı, İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (b) bendinde iki ayrı hesaplama metodu olduğundan mevcut yapıdaki aykırılıkların hangi bent üzerinden hesap edilmesi gerektiğinin tespiti yönünden tutanağın yetersiz kaldığı, kaldı ki yıkıma ilişkin karar alınmış ise de yıkılacak alana ve yere dair de yapı tatil tutanağında bir belirleme yapılmadığı; bu nedenlerle tüm bu hususlara aykırı olan yapı tatil tutanağına dayanılarak tesis edilen idari para cezası ve yıkıma ilişkin belediye encümeni kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu belediye encümeni kararının 15/04/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, tebliğ evrakının adresine yapıştırıldığına dair fotoğrafın bulunduğu ve muhtara bırakıldığı, yapı tatil tutanağının ise 11/02/2020 tarihinde şirket ortağı ...’ya tebliğ edildiği, davanın süresinde açılmadığı, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu, yapı tatil tutanağının mevzuata uygun olarak düzenlendiği, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.


TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket, uyuşmazlığa konu taşınmazın kiracısıdır.
Dava konusu 11/02/2020 tarihli yapı tatil tutanağı ile, mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olan ve davacı şirket tarafından kiralanan taşınmaz üzerinde bulunan eğitim kurumu olarak kullanılan yapıda yapı ruhsatı alınmadan esaslı onarım (güçlendirme) çalışmalarının yapıldığı ve tamamlandığı tespit edilmiş ve bu tutanak davacı şirketin yetkilisi ... tarafından imzalanmıştır.
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile, söz konusu tespit esas alınarak İstanbul İli, Eyüpsultan İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... (eski ...) parsel sayılı taşınmaz üzerinde ruhsata ve projesine aykırı yapı yapıldığının tespit edildiğinden bahisle, aykırılıkların ruhsata bağlanması mümkün olmadığından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca yıktırılmasına ve aynı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca toplam 240.957,02-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine görülmekte olan dava 15/09/2020 tarihinde açılmıştır

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 40. maddesinin ikinci fıkrasında, devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğu hükme bağlanmış; 125. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, 40. maddedeki düzenlemeyle uyumlu olarak idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden itibaren başlayacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açılabileceği, 8. maddesinin 3. fıkrasında, bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu sürelerin, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılacağı, 61. maddesinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuz bir ağustosa kadar çalışmaya ara verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanunun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun,14. maddesinde; dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde ise; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği düzenlenmiştir.
26/03/2020 tarih ve 31080 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm sürelerin; 06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durduğu, bu sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlayacağı, durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan sürelerin, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılacağı, salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanının durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabileceği ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabileceği kabul edilmiş; 30/04/2020 tarih ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden, 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 1. maddesinde "Kazaî merciler, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idareler, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlar, (IV) sayılı cetvelde yer alan sosyal güvenlik kurumları ile vakıf yükseköğretim kurumları, il özel idareleri, belediyeler, köy hükmî şahsiyetleri, barolar ve noterler tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır. "hükmüne, 12. maddesinde "Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır." hükmüne, 13. maddesinde "Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır." hükmüne, 21. maddesinde "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın; yapı tatil tutanağına ilişkin kısmı ile ilgili olarak;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. maddesinde; ruhsatsız yapıldığı belirlenen yapıya ilişkin olarak düzenlenen, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılacağı, bu tebligatın bir nüshasının da muhtara bırakılacağı hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Uyuşmazlıkta; dava konusu dava konusu 11/02/2020 tarihli yapı tatil tutanağının, bu tarihte yapı yerine asıldığı ve davacı şirketin yetkilisi ... tarafından imzalandığı, bakılmakta olan davanın 15/09/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda; İmar Kanunu'nun 32. maddesinde öngörülen usule uygun olarak 11/02/2020 tarihinde yapı yerine asılmak suretiyle tebliğ edilmiş olan yapı tatil tutanağının iptali istemiyle, bu tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerektiği, ancak yukarıda yer verilen mevzuat gereği dava açma süresinin 13/03/2020 tarihinden itibaren durduğu ve durma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı, durma süresinin sona erdiği 15/06/2020 tarihini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayan dava açma süresinin son günü olan (dava açma süresinin son günü resmi tatil günü olan 15/07/2020 tarihine denk geldiğinden) 16/07/2020 tarihinde açılması gerekirken, yasal dava açma süresi geçirildikten sonra 15/09/2020 tarihinde açılan davanın esasını inceleme olanağı bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince dava konusu yapı tatil tutanağına ilişkin kısım yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen kararın bu kısmında isabet görülmemiştir.
Kararın; ... tarih ve ... sayılı Eyüpsultan Belediye Encümeni kararına ilişkin kısmına gelince;
İdari işlemlerin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altında kalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimde yürütülmesini sağlamak amacı ile idari işlem ve eylemlere karşı yapılacak başvurular ve açılacak davalar kanunlarla belli sürelere bağlanmış; Anayasa’nın 125. maddesi ve usul kanunları uyarınca bu sürelerin işlemeye başlaması yazılı bildirime bağlanmıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; tüzel kişilere yapılacak tebligatın, o tüzel kişinin yetkililerine, yetkili temsilcinin bulunmaması halinde ise şirkette yetkili temsilciden sonra gelen evrak müdürü gibi esasen bu gibi işlerle görevlendirilen bir kimseye yapılabileceği, bu kişilerin gösterilen adreste bulunamaması veya tebliğden imtina etmeleri halinde, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim edileceği ve tebliğ evrakını teslim alanın adresini ihtiva eden ihbarnamenin ilgili adreste bulunan binanın kapısına yapıştırılarak, durumu en yakın komşu, yönetici veya kapıcıya bildirilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır.
Tebligat, yetkili makamlarca bir takım hukuki işlemlerin bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesininin ve bireylere tanınan hak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir. (AYM,13/11/2014, E.2013/95, K.2014/176 )
İdarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerine karşı yargı merciine başvurulmasını belirli bir süreyle sınırlandıran ve idari yargıda hak düşürücü nitelikte olan dava açma süresinin, aynı zamanda Anayasa ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı ve hak arama hürriyetiyle de doğrudan ilişkili olması karşısında, anılan temel hak ve hürriyetlerin kullanımını sınırlandırıcı katılıkta yorumlanmaması gerektiği gibi usul hükümlerini etkisiz hale getirecek esneklikte de yorumlanmaması, her bir somut olayın oluşu ve özellikleri gözetilerek konunun ele alınması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu belediye encümeni kararının, davalı idare tarafından, memur vasıtasıyla davacı şirketin adresine, adreste bulunamadığından bahisle 7201 sayılı Kanunun 21. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, ihbarnamenin aynı gün binanın kapısına yapıştırıldığı ve kapıya yapıştırıldığına dair fotoğrafın dosyaya sunulduğu ve 15/04/2020 tarihinde mahalle muhtarına teslim edildiği görülmüştür.
Bu durumda; dava konusu belediye encümeni kararının, davacı şirketin adresinin adresinin kapalı olması nedeniyle binanın kapısına yapıştırıldığı ve bunun fotoğraf ile ortaya konulduğu ve 15/04/2020 tarihinde mahalle muhtarına teslim edildiği dikkate alındığında, dava konusu belediye encümeni kararının 15/04/2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği sonucuna varıldığından, bu tarihi izleyen günden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerektiği, ancak yukarıda yer verilen mevzuat gereği dava açma süresinin 13/03/2020 tarihinden itibaren durduğu ve durma süresinin 15/06/2020 tarihine kadar uzatıldığı, durma süresinin sona erdiği 15/06/2020 tarihini takip eden günden itibaren altmış gün içinde ve en geç 08/09/2020 tarihinde (dava açma süresinin son günü adli tatil olan 14/08/2020 tarihine denk geldiğinden) dava açılması gerekirken, yasal dava açma süresi geçirildikten sonra 15/09/2020 tarihinde açılan davanın esasını inceleme olanağı bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesince dava konusu belediye encümeni kararına ilişkin kısım yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen kararın bu kısmında da isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2\. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3\. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim