Danıştay danistay 2021/9713 E. 2025/3324 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/9713
2025/3324
16 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/9713
Karar No : 2025/3324
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: I- (DAVACI)...
VEKİLİ : Av. ...
II- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF : I- ... Belediye Başkanlığı
II- ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Muğla ili, Fethiye ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda 27/03/2014 tarihli yapı ruhsatı ile yapımına başlanılan inşaatın, komşu parsel malikleri tarafından yapı ruhsatının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davada verilen 14/03/2016 tarihli yürütmeyi durdurma isteminin kabulü kararı üzerine durdurulması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 200.000,00-TL maddi zararın inşaatın durdurulduğu tarihten itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bir işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptaline karar verilmesinin hizmet kusurunun varlığını kabule yetmeyeceği, işlemin iptalini gerektiren yanlışlığı ve aykırılığı kendiliğinden hizmet kusuru olarak niteleme olanağının bulunmadığı, hizmet kusurundan söz edebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerektiği, hizmet kusuru sayılabilecek ve tazminat ödenmesi sonucunu doğuracak nitelikte ağır ve önemli bir hukuki sakatlık bulunmadığında idareyi tazminat ödemekle yükümlü tutmanın hukuken mümkün bulunmadığı, maddi olay ele alındığında; davalı idarece düzenlenen yapı ruhsatının hukuka aykırı olduğu yargı kararı ile saptanmış ve ruhsatın iptaline karar verilmiş olsa dahi, bu durumun davacıya tazminat ödenmesini gerektirecek mahiyette değerlendirilemeyeceği ve çekme mesafeleri yönünden davacının kazanılmış hakkının bulunduğu yönünde bir çıkarım yapılamayacağı anlaşıldığından davacının maddi tazminat isteminin kabulüne olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Temyize konu İdari dava Dairesi kararında; davalı idarece verilen yapı ruhsatına uygun olarak inşasına başlanılan yapının, yapı ruhsatının mahkeme kararı ile yürütmesinin durdurulması üzerine (daha sonraki dönemde verilen esasa ilişkin karar ile iptaline karar verildiği) bu kararı uygulamak zorunda olan idarece inşaatın durdurulduğu görülmekte ise de; idarenin mahkeme kararını uygulamak zorunda olması işlemi tesis ettiği andaki hizmet kusurunu dolayısıyla tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, davacının yapımına başladığı inşaatın durdurulmasından dolayı uğradığı zarar ile idarece tesis edilen hatalı ruhsat verme işlemi arasında illiyet bağının bulunduğu ve hukuka aykırı işlem tesis etmek suretiyle kamu hizmetini kötü işlettiği anlaşılan idarenin bu yüzden doğan zararı idare hukuku ilkelerine göre gidermekle yükümlü olması nedeniyle bu işlemden dolayı davacının uğradığı zararın davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın yapı ruhsatının yargı kararı ile iptaline karar verildikten sonra inşaata devam edilip edilmediği, inşa edilen kısmın yıkılıp yıkılmadığı, mevcut hali ile kullanılıp kullanılamayacağı, kullanılabilecekse ne kadarlık bir kısmının kullanılabileceği hususlarının tespit edilmesi, tüm bu çerçeve içerisinde davacının gerçekleşmiş zararının belirlenmesi amacıyla, Dairelerince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; keşif tarihinde yapılan tespitte inşaatın kısmen çakılmış kolon kalıpları ile kısmen çakılmış kiriş kalıplarının söküldüğü, sadece su basman betonu ile kolon filizlerinin mevcut olduğunun görüldüğü, yapının mevcut haliyle kullanılamayacağı, arsa emlak vergisi ödemeleri kaleminde belirtilen 328,26-TL'nin dava konusu parsele yapılacak yeni inşaata ilişkin bir harcama kalemi olamayacağından maliyet hesabına dahil edilemeyeceği, bunun dışındaki maliyet kalemlerinin tablolaştırılması sonucu oluşturulan maliyet tablosuna göre inşaatın durdurulduğu tarih itibarıyla davacının uğradığı maddi zararın 56.173,87-TL olarak hesaplandığı yolunda görüş ve değerlendirmelere yer verildiği, taşınmazdaki inşaatın mahkeme kararına dayalı olarak durdurulması nedeniyle uğranılan zararın 56.173,87-TL olduğu ve bu bedelin hizmet kusuru esasına dayalı olarak davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği, öte yandan, 56.173,87-TL maddi tazminatın davanın açıldığı 25/01/2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun; tazminat talebinin 143.826,13-TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmı yönünden gerekçeli reddine, tazminat talebinin 56.173,87-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının 56.173,87-TL'lik kısmının kaldırılmasına, tazminat talebinin 56.173,87-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından; bilirkişi raporunda dosyaya sunulan 23/07/2019 tarihli imar durum belgesine davacının bina yapma imkanının kalmadığı hususunun değerlendirilmediği, davacının zararının çok altında bir hesaplama yapıldığı, inşaatın moloz haline geldiği, davacının parseline hiçbir yapı yapamaz hale geldiği, bilirkişilerce taşınmazın değeri, yapı yapılamaması durumunda bu değerdeki azalma gibi verilerle tam zarar hesabı yapılması gerekirken yapılmadığı, zararın inşaat maliyetlerindeki artış oranı dikkate alınarak hesaplanması gerektiği belirtilerek temyize konu kararın aleyhe olan kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı tarafından; bilirkişi raporunda hizmet kusuru olup olmadığı konusunda değerlendirme bulunmadığı ve bedellerin gerçeği yansıtmadığı, taşınmazın yapılaşma durumu hakkında bilgi almaya yönelik imar durum belgesi ve tapu kayıt harçlarının, aboneliğin kapatılması durumunda geri alınabilecek elektrik aboneliği güvence bedelinin zarar kapsamına alınamayacağı, elektrik proje bedeli, harita mühendisi hizmet bedeli, zemin etüd rapor bedeli, kaba inşaat işçilik bedeli ve iş takip ücretinin de çok yüksek olduğu, bilirkişi raporunda mevcut yapının ne kadarlık kısmının korunabileceği konusunda inceleme yapılmadığı, eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporunun karara dayanak alınmasında hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın aleyhe olan kısmının usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMALARIN ÖZETİ : 1- Davalı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
2- Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, tazminat talebinin 143.826,13-TL'lik kısımının reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının onanmasına, tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Uyuşmazlığa konu parsel sayılı taşınmaz 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ayrık nizam konut alanında kalmakta olup, yapılaşma koşulları TAKS:0,30, KAKS:0,60, 2 kat, ön cephe yapı yaklaşma sınırı en az 5 m, yan cephelerde ise 3 metre olarak belirlenmiştir.
Davacının başvurusu üzerine, ... tarih ve ... sayılı Göcek Belediye Encümeni kararı ile yan ve arka bahçe çekme aralığının 1,5 m, yan yol çekme aralığının 4,00 m olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Muğla ili, Fethiye ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 27/02/2014 tarihli imar durum belgesinde; TAKS:0,30, KAKS:0,60, karayolu çekme mesafesi:15 m, yan yol çekme mesafesi:4 m, yan bahçe mesafesi:1,50 m, arka bahçe çekme mesafesi:1,50 m olarak, taşınmazın taban alanında yapılacak inşaatın alanı 134,40 m² olarak belirtilmiştir.
Uyuşmazlığa konu taşınmaz için Göcek Belediye Başkanlığınca düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatında; 1 kat kotta kalmak üzere toplam 3 kata izin verilmiş, yapı yüksekliği: 6,50 m, taban alanı:85,49 m², toplam inşaat alanı:254,29 m² olarak belirlenmiştir.
Davacı tarafından ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatına istinaden inşaata başlanmış; yapı ruhsatı verilen taşınmaza komşu ... ve ... parsel sayılı taşınmazların malikleri tarafından, yapının yola ve kendi taşınmazlarına izin verilmesi gerekenden daha fazla yaklaştığı iddiasıyla yapı ruhsatının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında açılan davada verilen 14/03/2016 tarihli yürütmeyi durdurma isteminin kabulü kararı üzerine, inşaat 15/03/2016 tarihli yapı tatil zaptı ile durdurulmuştur.
15/03/2016 tarihli yapı tatil zaptı ile; temel subasman betonunun döküldüğü, kolon kalıplarının kısmen çakıldığı, kısmen kiriş kalıp çalışmasına başlandığı tespit edilmiştir.
Bunun üzerine görülmekte olan dava açılmıştır.
Muğla İli Fethiye İlçesi, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların malikleri tarafından, Muğla İli, Fethiye İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddine kesin olarak karar verilmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın; tazminat talebinin 143.826,13-TL'lik kısımının reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ve tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmı ile ilgili olarak;
Bölge İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının; tazminat talebinin 143.826,13-TL'lik kısımının reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 55.053,57-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Kararın; tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmına gelince;
03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (ll) bendinde "İmar durum belgesi: Bir parselin; Kanun, uygulama imar planı, plan notlarını ve bu Yönetmelikte yer alan kullanım kararlarını ve yapılaşma şartlarını içeren, yapının inşa edileceği imar parselini sınır ve boyutlarıyla gösteren belgeyi" olarak tanımlanmıştır.
Uyuşmazlığa konu inşaatın durdurulduğu tarihte yürürlükte olan 08/05/2014 tarihli ve 28994 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği"nin 37. maddesinde " (1) Sözleşmenin feshi veya sona ermesi veya eski sayacın ön ödemeli sayaçla değiştirilmesi durumunda güvence bedeli iade edilir. Bu kapsamda;
a) Güvence bedelinin iadesinde öncelikle görevli tedarik şirketince tahsil edilen nakit güvence bedeli, güncelleme oranı kullanılarak güncellenir.
b) Güncelleme yapılmasını takiben, tüketicinin görevli tedarik şirketine olan tüm borçların ödenmesinden sonra varsa güncellenmiş güvence bedelinin bakiyesi, işletme kayıtları veya bulunması halinde tüketicinin güvence alındı belgesi dikkate alınarak, talep tarihinden itibaren en geç beş işgünü içerisinde tüketiciye iade edilir. Güvence bedelinin iadesi için, borcun ödenmesi dışında, herhangi bir koşul ileri sürülemez ve belge istenemez." hükmüne, daha sonra anılan Yönetmelik kaldırılarak yürürlüğe konulan 30/05/2018 tarih ve 30436 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 19. maddesinin 3. fıkrasında" "Güvence bedelinin iadesinde; kullanım yerinin son endeks okuma bilgileri tedarikçiye bildirildikten sonra, nakit tahsil edilen güvence bedeli asgari TÜFE oranı dikkate alınarak güncellenir. Güncelleme yapılmasını takiben, 9 uncu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki tüketicinin söz konusu ikili anlaşmasına ilişkin tedarikçiye olan tüm borçlarının ödenmesinden sonra varsa güncellenmiş güvence bedelinin bakiyesi, anlaşmanın sona erme tarihinden itibaren en geç 5 iş günü içerisinde tüketicinin talep ettiği ödeme şekline göre iade edilir. İade için, borcun ödenmesi dışında, herhangi bir koşul ileri sürülemez ve belge istenemez. Zamanında iade edilmeyen güvence bedeli için bu Yönetmelikte belirtilen gecikme faizi uygulanır." hükmü yer almaktadır.
03/04/2012 tarih ve 28253 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Belediye Su ve Kanalizasyon Hizmetlerinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik"in 5. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde “k) Belediye ve bağlı kuruluşlar, başvuru sahiplerinin su ve atıksu hizmetlerine ilişkin ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeme riskine karşılık sözleşme yaparken nakit ya da banka kesin teminat mektubu olarak güvence bedeli talep edebilir. Abonelerden güvence bedeli alınıp alınmayacağı ile güvence bedelinin ödeme şekli, zamanı ve yöntemi gibi hususlar sözleşme kapsamında açıkça belirtilmek şartıyla serbestçe belirlenir. Güvence bedeli, başvuranın mensubu olacağı abone grubunda üç tahakkuk döneminde tüketilen ve/veya deşarj edilen ortalama su miktarı ile su birim m3 fiyatının çarpılması suretiyle elde edilen toplam bedeli aşmayacak şekilde belirlenir. Kademeli tarife uygulanan başvuran için tarifesindeki en alt kademesi esas alınır. Güvence bedeli, abonelik için sözleşme yapan kişilerden veya bunların yetkili temsilcilerinden alınır. Abonelik sözleşmesi sona eren veya müşterinin muvafakati ile mekanik sayacı ön ödemeli sayaç ile değiştirilen abonenin güvence bedelinin iadesinde; su ve atıksu hizmetlerinin verildiği yerdeki son endeks okuma bilgileri aboneye bildirildikten sonra, nakit tahsil edilen güvence bedeli Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle iadenin yapılacağı ay itibarıyla güncellenir. Abonenin, güncelleme yapılmasını takiben, belediye ve bağlı kuruluşlarına olan abonelik sözleşmesine ilişkin tüm borçlarının ödenmesinden sonra varsa güncellenmiş güvence bedelinin bakiyesi, sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren en geç on beş gün içinde abonenin talep ettiği ödeme şekline göre iade edilir. İade için, borcun ödenmesi dışında herhangi bir koşul ileri sürülemez ve belge istenemez. Güvence bedeli olarak teminat mektubu alınması halinde de on beş gün içinde iade işlemi yapılır. Güvence bedelinin belirlenmesi ve hesaplanmasına ilişkin usul ve esaslar ile her yıl uygulanacak tarifeler, bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olmayacak şekilde belediye ve bağlı kuruluşlarca düzenlenebilir" hükmü yer almaktadır.
24/01/2015 tarih ve 29246 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan "Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği"nin 1. maddesinde "Bu Yönetmelik, tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan her türlü abonelik sözleşmesini kapsar." hükmüne, 25. maddesinin 3. fıkrasında " Satıcı veya sağlayıcı, fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden itibaren on beş gün içinde tüketici tarafından ödenmiş olan tutarın geri kalan kısmını ve varsa tüketiciden güvence, depozito veya teminat adı altında alınan ücretlerin güncel tutarlarını kesinti yapmaksızın iade etmekle yükümlüdür." hükmüne yer verilmiştir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında; idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise; idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
Anayasanın 125. madesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu belirtilerek, idarenin hukuki sorumluluğunun kaynağı ve çerçevesi çizilmiştir.
Hizmet kusuruna dayalı maddi tazminat istemlerinde, tazmin edilecek zararın, mal varlığında gerçek, kanıtlanabilir bir azalma veya artma olanağından yoksun kalma niteliğinde somut olarak ortaya konulabilmesi gerekmektedir. İdare yönünden tazmin borcunun doğabilmesi için, sadece zararın varlığı yeterli olmayıp, bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, kesin ve belirlenebilir nitelikte, yani gerçek zarar olması gerekir. Tazminat davaları ile, uğranılan gerçek zararın giderilmesi amaçlanmaktadır. Gerçek maddi zararın tazmininin gerektiği hususu dikkate alındığında, davalı idarenin hizmet kusuruna dayalı mali sorumluluğuna hükmedilebilmesi için gerekli olan diğer koşullardan olan davacıların zararının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ortaya konulması gerekmekte olup, bu çerçevede uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin gerçek zararın tespit edilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; İdari Dava Dairesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafından inşaat için harcamaların belgelerinin sunulduğu belirtilerek belgeler incelenmek suretiyle imar durum belgesi ve tapu kayıt harcı, imar durum belgesi harcı, elektrik aboneliği bedeli, elektrik güvence bedeli, bağlantı bedeli, su aboneliği bedeli, mimari, statik, mekanik ve elektrik proje bedelleri, zemin etüd raporu bedeli, harita mühendisi hizmet bedeli, yapı ruhsatı harcı, beton ve demir bedelleri, inşaat işcilik bedelleri, beton dökümü numune alımı bedelleri, şantiye elektrik işleri ve muhtelif harcamalara ilişkin toplam 56.173,87-TL zararın gerçekleştiği, emlak vergisi ödemelerine ilişkin harcamanın inşaat ilişkin harcama olamayacağı yönünde görüş ve değerlendirmeye yer verildiği, İdari Dava Dairesince temyize konu karar ile, davacının istinaf başvurusunun; tazminat talebinin 143.826,13-TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmı yönünden gerekçeli reddine, tazminat talebinin 56.173,87-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının 56.173,87-TL'lik kısmının kaldırılmasına, tazminat talebinin 56.173,87-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
İdari dava dairesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen toplam 56.173,87-TL zararın içerisinde "imar durum belgesi ve tapu kayıt harcı olarak; 91,92 TL", "imar durum belgesi harcı olarak; 523,38 TL", "elektrik aboneliği güvence bedeli olarak; 280,00 TL" "Muğla Kanalizasyon İdaresi abonelik ücreti olan 302,00 TL'nin 225,00 TL'sinin su aboneliği güvence bedeli (su depozitosu) olduğu" olmak üzere anılan bedel için toplam 1.120,30-TL'lik zarar miktarına yer verildiği görülmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden elektrik ve su aboneliği güvence bedelinin, aboneliğin iptali halinde abonelik sözleşmesine ilişkin tüm borçlarının ödenmesinden sonra varsa güncellenmiş güvence bedelinin bakiyesinin iade edileceği açık olduğundan, elektrik ve su aboneliği güvence bedeli olarak ödenen toplam 505,00 TL'nin gerçekleşen zarar kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından tazminine olanak bulunmamaktadır. Diğer taraftan; bilirkişi raporunda zarar miktarı içerisine dahil edilen "imar durum belgesi ve tapu kayıt harcı olarak; 91,92 TL", "imar durum belgesi harcı olarak; 523,38 TL" bedelin, imar durum belgesinin, taşınmazın imar planındaki kullanım amacını, imar durumunu ve yapılaşma şartlarını öğrenmek amacıyla alınan belge niteliğinde olması sebebiyle yapı ruhsatına istinaden başlanılan inşaata ilişkin zarar olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varıldığından, anılan bedel toplamı olan 615,30- TL'nin de tazminine de olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır
Bu itibarla; yukarıda belirtilen toplam 1.120,30-TL'ye ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiğinden; temyize konu idari dava dairesi kararının, tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin 1.120,30-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Davacının temyiz isteminin reddine, davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen ise reddine,
2\. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan davacının istinaf başvurusunun; tazminat talebinin ...-TL'lik kısmının reddine ilişkin kısmı yönünden gerekçeli reddine, tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının ...-TL'lik kısmının kaldırılmasına, tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne dair temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, tazminat talebinin ...-TL'lik kısımının reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının ONANMASINA,
3\. Kararın; tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile, tazminat talebinin ...-TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4\. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 16/06/2025 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.