Danıştay danistay 2021/6836 E. 2025/2566 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2021/6836
2025/2566
7 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/6836
Karar No : 2025/2566
DAVACI : ... Belediye Başkanlığı - ...
VEKİLİ :Av. ...
DAVALILAR : 1- ...
2-... Bakanlığı ... Başkanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Özelleştirme kapsam ve programında bulunan Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı parsellere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ile anılan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, 2 yıl içinde satış suretiyle özelleştirilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının süresinin dolduğu, 20.08.2020 tarihli 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan çevre düzeni ve imar planlarına askı süresi içinde yapılan itirazların yasal süresi içerisinde değerledirilmediği, 245 gün sonra değerlendirilerek itirazların kısmen kabul kısmen reddedillerek alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 33. maddesinin 5. fıkrasına aykırı olduğu, dava konusu parsellerin doğal ve arkeolojik sit alanında olmasına rağmen özelleştirme kapsamına alındığı, mera vasfında olan taşınmazların yapılaşmaya açılamayacağı, uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinde nüfus projeksiyonlarının bulunmadığı, mevcut imar planlarındaki yol şemasına aykırı yol kullanımı getirildiği, plan yapım yeterliği ve karnesi bulunmayan Türk Mühendislik ve Müteahhitlik Anonim Şirketi tarafından hazırlandığı bu nedenlerle iptali gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak davanın süresinde açılmadığı, davacının davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı, esasa ilişkin olarak; dava konusu taşınmazların;
... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve
programına alınmasına ve özelleştirme işlemlerinin 2 yıl içersinde tamamlanmasına, ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile bu sürenin ... tarihine, ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile bu sürenin 31.12.2020 tarihine, 22.02.2020 tarihli, 2020/3118 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile bu sürenin 31.12.2025 tarihine kadar uzatılmasına karar verildiği, planlama alanı içerisinde arkeolojik sit alanlarının bulunması ve bölgenin tamamının doğal sit alanı içerisinde kalması sebebiyle askı sürecinde yapılan itirazların kısmen kabulü kısmen reddi ile hazırlanan yeni imar planı ve değişikliklerin Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu
ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun onaya sunulması gerekliliğinin doğduğu, anılan sürecin 60 gün içerisinde tamamlanmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte imar plan ve değişikliklerinin mevzuata uygun olarak hazırlandığı, doğal ve arkeolojik sit alanlarında özelleştirme kapsam ve programına alınan arsa ve arazilerin niteliğine göre bir ayırım yapılmadan imar planı yapmaya yetkili idarenin Özelleştirme idaresi olduğu, kaldı ki dava konusu imar planlarının gerek Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu gerekse Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu
tarafından uygun bulunduğu ve plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceğinin belirtildiği, tapu kayıtlarında mera vasfına ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin ... tarihli, ... sayılı yazısı ve Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısı ile dava konusu parsellerin Mera Kanunu kapsamında olmadığının belirtildiği, Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün ... tarihli, ... sayılı yazısı ile Bodrum Mera Teknik Ekibince 2001 yılında ... sayılı parsellere yönelik tespitlerinin iptaline karar verildiği hususları dikkate alındığında söz konusu parsellerin 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine tabi olmadığı, uyuşmazlık konusu planlar ve degişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanların yapılaşmaya açılmadığı, plan hiyerarşisi dikkate alındığında ölçü alınabilecek plan kademesinin 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı olduğu, 1/1.000 ölçekli ilave ve koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinde toplam 433.210,82 m2'lik lik planlama alanının 639,31m2' lik kısmının yapılaşmaya açılacağı, Mekânsal Planlar Yapım Yöretmeliğinin Ek-2 maddesinde yer alan Farklı Nüfus Asgari Sosyal ve Teknik Altyapı Alanlarına İlişkin Standartlar ve Asgari Alan Büyüklükleri Tablosunda verilen standartlarının sağlandığı ve olması gereken standartların çok üzerinde alanların donatı alanı olarak ayrıldığı, imar planı ve değişikliği ile 15 metre olarak planlanan yolun devamında yer alan ve mevcut planda yer alan yolun plan sınırı itibariyle 9 metre olarak devam edip 10 metre olarak ana yola bağlantısının yapıldığı, ancak 9 metrelik yolda taşıt izinin bazı noktalarda 3,5 metreye kadar daraldığı, cephe almayan parsellerin bulunduğu ve 9-10 metrelik yolların bu alan için yeterli olmadığı hususlarının tespit edildiği, dolayısıyla bu alanda yolun genişletilmesinin gerek dava konusu planlar için gerekse belediyesince
onaylı plan için elzem olduğu, konuya ilişkin ilgili Bodrum Belediye Başkanlığı ile görüşüldüğü, plan müellifi bakımından mevzuat açısından herhangi bir aykırılık bulunmadığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan, kentsel bir kullanımı olmayan, kentin içinde boş ve atıl durumda bulunan çeşitli şahıslarca işgalli, işlevsiz durumdaki söz konusu taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınarak ilgili mevzuata, çevre ve imar bütünlüğüne, arkeolojik ve doğal sit alanı ile korunması gerekli kültür varlıklarına koruma kurulu/komisyonu kararları ve ilke kararlarına, yapılaşma kısıtlamalarına uyularak değerlendirilmesinin amaçlandığı, çevre düzeni planı değişikliği ve imar planı değişikliklerinin İmar Kanununda öngörülen esaslara, mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı yönünden davanın reddi, imar planları yönünden yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda yer verilen tespitler doğrultusunda dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava Özelleştirme kapsam ve programında bulunan Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ile anılan planlara yapılan itirazlar üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ve anılan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, 2 yıl içinde satış suretiyle özelleştirilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. Maddesinde nâzım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nâzım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanunun 6. Maddesinde: "Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nâzım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına yer verilmiştir.
Dava konusu ... tarih ve ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı incelendiğinde;
Mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararıyla, özelleştirme kapsam ve programa alınmasına karar verilmiştir.
4046 sayılı Kanun'a göre, Kanun'da "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurul'ca, belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebilmesi genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesi mümkündür.
Dava konusu taşınmazın boş ve âtıl durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin bulunmadığı, Bodrum ilçesinin turizm potansiyeli ile gelişme durumu dikkate alınarak bulunduğu konum ve değeri ile özelleştirme amacı birlikte değerlendirildiğinde özelleştirme kapsam ve programına alınması işleminin, 4046 sayılı Kanun'un öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacına uygun olduğu ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve imar planlarının Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarih E:2020/10132 K: 2022/10427, 30.12.2022 tarih, E: 2020/9737 K:2022/10426, 30.12.2022 tarih E: 2020/9736 K: 2022/10428 sayılı kararları ile iptaline, anılan kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.04.2023 tarih ve E:2023/378 K:2023/716,10.04.2023 tarih ve E:2023/379 K:2023/717, 10.04.2023 tarih ve E: 2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmasına karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazlara ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planları incelendiğinde;
Dosyanın incelenmesinden 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabul kısmen reddi üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı taşınmazlar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında "gelişme konut alanı (E: 0,15; Yençok: 6,50 m. (2 Kat)), otel alanı (E: 0,30; Yençak: 10,50 m. (3 Kat)), ticaret alanı (E: 0,30; Yençok: 6,50 m. (2 Kat)),ticaret-turizm-konut alanı (ticaret kullanımı yer alması halinde E:0.30 Yençok: 6.50 m. (2Kat); turizm kullanımı olarak otel, butik otel ve tatil köyü yapılması halinde E: 0.30 Yençok:10.50 m. (3 Kat), apart otel ve pansiyon yapılması halinde E: 0,15 Yençok: 6.50 m. (2 Kat);konut kullanımı yer alması halinde E: 0.15 Yençok: 6.50 m. (2 Kat)), özel sağlık tesis alanı (E:1.00, Yençok:3 Kat), günübirlik tesis alanı (E: 0,05; Yençok: 4,50 m.), ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” olarak belirlendiği anlaşılmaktadır.
Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına ilişkin 21.08.2020 tarihli, 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli, E:2020/10132 K:2022/10427, 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426, 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K: 2022/10428 sayılı kararlar ile iptaline karar verildiği, anılan kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.04.2023 tarihli ve E:2023/378 K:2023/716, 10.04.2023 tarihli E:2023/379 K:2023/717, 10.04.2023 tarihli E:2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmasına karar verildiği görülmektedir.
Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlarda; hem 20.08.2020 tarihli 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı, hem de anılan planlara askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabulü üzerine dava konusu olan 22/04/2021 tarihli 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının incelemesinin birlikte yapıldığı anlaşıldığından bilirkişi raporlarının dosya ile birlikte incelemesi yapılarak yargı kararlarının gereğinin yerine getirilip getirilmediği incelenmiştir .
Anayasanın 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne yer verilmiştir
Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği yönünden,
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K:2022/10427, 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426, 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında " özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği; çevre düzeni değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak şekilde yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı açıktır.
Bu açıklamalardan hareketle, anılan çevre düzeni planında arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenen dava konusu alanın kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Bodrum ilçesinin, Bitez ve Ortakent-Yahşi Mahalleri için getirilen ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe gösterilmeksizin ayrıldığı, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, Bodrum-Bitez yoğun yerleşik alanından sonra, Ortakent'te iç kısımda ve kıyıda gelişme öngörüldüğü ancak bunun dışında yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararından ayrılarak doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın tamamen, ağaçlandırılacak alan, bölge parkı / büyük kentsel yeşil alan olarak belirlenmiş bölgenin büyük kısmının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlanmasının koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiğinden çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli çevre düzeni planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, ancak bu ilavelere rağmen, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın kentsel gelişmeye açılmış olması yönündeki temel kararın devam ettiği, bu yönüyle, yukarıda anılan Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların giderilmediği anlaşılmıştır.
\- 1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden,
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K: 2022/10427, 30.12.2022 tarihli, E: 2020/9737 K:2022/10426, 30.12.2022 tarihli E: 2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında "Üst ölçekli planda bu bölgenin koruma-kullanma dengesi içinde koruma ağırlıklı biçimde, doğal ve yeşil alan sistemi içinde değerlendirildiği, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin bu ana kararı zedelediği, bu değişikliğe dayalı olarak tesis edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da üst ölçekli planın ana plan kararı ve stratejisine aykırı olduğu, 1/25.000 ölçekli bu nazım imar planında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşan bölümün son derece sınırlı olduğu, bu ayrıntı düzeyinin bir nazım imar planı için yeterli olmadığı ve çevre düzeni planından nazım imar plana, ölçek olarak ise 1/100.000 ölçekten 1/25.000 ölçeğe geçerken ilave ayrıntılandırma ve plan kararı üretme açısından bu planın yetersiz olduğu, bir nazım imar planı için 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak çevre düzeni planından daha yüksek ayrıntıda bilgi vermesi gerektiği, belli alt bölgelemeler yapılarak sosyal donatı alanı odaklarına ilişkin belirlemeler yapılmasının beklendiği,
genel olarak ilkesel anlamda merkez-çeper ilişkisine koşut bir yoğunluk kararı getirilmesi gerekirken bu gerekliliklerin hiçbirinin yer almadığı, 1/25.000 ölçeğinde olsa da bir nazım imar planı olduğundan ölçeği kapsamında nazım imar planının taşıması nitelikleri taşımadığından planlama esasları ve teknikleri açısından uygun olmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan nazım imar planının tanımına da aykırılık taşıdığı, “kentsel gelişme alanlarında, plan notunun bu genellik düzeyinde belirlenmesinin nazım imar planı için doğru bir yaklaşım olmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından olumlu olmakla birlikte, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisi olan doğal ve yeşil alan sistemi içinde bu bölgeyi koruma ağırlıklı stratejiye aykırılık konusunun devam ettiği, bu yönüyle, yukarıda anılan Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/25.000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıklar tamamen giderilmediği sonucuna varılmıştır.
\- 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları yönünden,
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K:2022/10427, 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426, 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında" Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planda bu alan tamamen kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin doğal yapının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından zaten son derece olumsuz olduğu, alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirilmişse de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği Dairemizce şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından bu değişikliğin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı, dava konusu alan, açık yeşil alana isabet etmekte iken bu kurgunun bozularak kentsel gelişme alanı öngörülmesinin çevre ve imar bütünlüğünü zedelediği, kentin bu noktasında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği,
Davaya konu alanın güneyindeki deniz kıyısında yapılan planlama ile kıyıdan ilk 50 metrelik alan içinden taşıt yolu geçirilmesinin Kıyı Kanununa aykırı olduğu,
Plan, plan notu ve plan açıklama raporunda nüfus öngörü ve projeksiyonlarının bulunmamasının planlama esaslarına ve tekniğine aykırı bir yaklaşım olduğu,
Turizm tesis alanları ve turizm+ticaret+konut başlığıyla ayrı bir kullanım türünün planlanmasına rağmen plan notlarında ticaret alanı tanımı içinde, turizme yönelik olarak konaklama alanlarının da bulunmasının belirsizlik ve karışıklık yarattığı, turizm+ticaret+konut kullanımının da kendi içinde de çelişkiler barındırdığı, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz olduğu, konut kullanımında ihtimalli olarak yapılaşma koşullarının belirlendiği, uygulamada belirsizlik oluşturacağı, diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesinin uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren imar planlarının görevi olduğundan planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi gerektiği zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabileceğinden dava konusu alanda aşırı bir yoğunluk ve yapılaşma getirilmesine rağmen karma bir kullanım getirildiğinden ve bu kullanıma ilişkin yönlendirici planlama ilkelerinin eksikliğinden dolayı sosyal ve teknik altyapı alanlarının değişkenlik sebebiyle tespitinde belirsizlik yaratılması sebebiyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırılık taşıdığı,
Özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içi dolaşım sistemlerine ilişkin çözümün geliştirilmemesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bakımından önemli bir eksiklik olduğu, parsellerin içinde kamuya ait ulaşım yollarının olması, taşıt ve yaya dolaşımının planlanması gerekirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin ulaşım kademelenmesi ve erişim açısından yetersiz bir plan oluşturduğu,
Davaya konu planların yapıldığı alan 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgenin içinde olup çeşitli arkeolojik sit alanları, kalıntılar ve tescilli yapıları da barındırdığından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun olması gerekirken davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının plan açıklama raporunda doğal sit alanına ve alan içinde yer alan arkeolojik sit alanlarıyla tescilli kalıntı ve yapılara ilişkin alan araştırması yapıldığı ancak bu verinin plan kararlarını nasıl şekillendirdiğine, doğal ve arkeolojik alan koruma yaklaşımı olarak nasıl bir plan yaklaşımı benimsendiğine ilişkin hiçbir açıklamanın yer almadığı, orta ve kuzey bölgelerinde yer alan tüm arkeolojik sit alanlarının ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının yeşil alanlar içine isabet edecek biçimde bir planlama yapıldığı, ancak en güneyde yer alan 3. derece arkeolojik sit alanının diğerlerinden farklı olarak ticaret+turizm+konut olarak belirlenen kullanımın içinde yer aldığı, hatta üzerinden taşıt yolu da geçtiği, 2863 sayılı Kanun gereği bir arkeolojik sit alanı ile ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarının planda belirtilmesi ve plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması gerekirken bu doğal sit ve arkeolojik alana ilişkin olarak plan paftasında bir koruma yaklaşımının benimsenmemiş olmasının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır."gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alan ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 y.ençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 y.ençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat)şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20.08.2020 tarihli planlardaki aykırılıklar kısmen giderilmiş olmakla birlikte, alanda ticaret ile otel, butik otel ve tatil köyü yapılmasının teşvik edildiği, bölgede kıyıda çok büyük alanlarda turizm tesis alanlarının planlandığı, bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükmü birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir planın yargı kararıyla iptali üzerine yapılan planın yargısal denetiminde, planın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istemine yönelik olarak davanın reddi , Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ile anılan planlara yapılan itirazlar üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı ve Onüçüncü Daireleri Müşterek Heyetince 2575 sayılı Danıştay Kanununun Ek 1. maddesi uyarınca birlikte yapılan toplantıda, 2577 sayılı Yasanın 27. maddesi uyarınca Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Maliye Hazinesi mülkiyetinde bulunan, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı taşınmazlar 01.06.2010 tarihli, 2010/31 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın- Muğla- Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazlar arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmiş, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10.03.2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında 3.derece doğal sit alanı sınırları içinde kalması nedeniyle plan kapsamı dışında tutulmuştur. Bu planlar öncesinde planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır.
21.08.2020 tarihli, 31220 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında anılan parseller kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlanmıştır.
20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve imar planlarının Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarih ve E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı 30.12.2022 tarih ve E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı 30.12.2022 tarih ve E:2020/9736 K: 2022/10428 sayılı kararları ile iptaline karar verilmiş, anılan kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 10.04.2023 tarih ve E:2023/378 K:2023/716 sayılı, 10.04.2023 tarih ve E:2023/379 K:2023/717 sayılı, 10.04.2023 tarih ve E:2023/393 K:2023/718 sayılı kararları ile onanmıştır.
Öte yandan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabul kısmen reddi üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı taşınmazlar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında "gelişme konut alanı (E: 0,15; Yençok: 6,50 m. (2 Kat)), otel alanı (E: 0,30; Yençak: 10,50 m. (3 Kat)), ticaret alanı (E: 0,30; Yençok: 6,50 m. (2 Kat)),ticaret-turizm-konut alanı (ticaret kullanımı yer alması halinde E:0.30 Yençok: 6.50 m. (2Kat); turizm kullanımı olarak otel, butik otel ve tatil köyü yapılması halinde E: 0.30 Yençok:10.50 m. (3 Kat), apart otel ve pansiyon yapılması halinde E: 0,15 Yençok: 6.50 m. (2 Kat);konut kullanımı yer alması halinde E: 0.15 Yençok: 6.50 m. (2 Kat)), özel sağlık tesis alanı (E:1.00, Yençok:3 Kat), günübirlik tesis alanı (E: 0,05; Yençok: 4,50 m.), ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” olarak belirlenmiştir.
Davacı tarafından 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararının ve anılan taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, 2 yıl içinde satış suretiyle özelleştirilmesine ilişkin ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendinde "Bu Kanunun amacı; "bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanunun Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı Kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde Nâzım İmar Planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nâzım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde: "Mekânsal planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluşur. İmar planları ise nâzım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanır. Her plan bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanır." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunun imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir. " hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usül yönünden;
Uyuşmazlık konusu ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı bakımından davalı idarenin süre ve ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği ve imar planları yönünden süre itirazı incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununa 6545 sayılı Kanununun 18. maddesiyle eklenen ve 28.06.2014 günü yürürlüğe giren "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasında; İvedi yargılama usulünün acele kamulaştırma işlemleri ile Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş 2. fıkrasında ise; "ivedi yargılama usulünde: a) Dava açma süresi otuz gündür. b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz." kuralı yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı 20.05.2021- 19.06.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmıştır.
19.06.2021 tarihinde askı süreci tamamlanan uyuşmazlık konusu imar planlarına karşı son ilan tarihini izleyen otuz gün içinde 05.07.2021 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı değişikliği ve imar planları yönünden ehliyet itirazı incelendiğinde;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmekte olup; Hukuk Devletinin öğesi olan, idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi, iptal davaları yoluyla sağlanmaktadır.
İdarî işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön şartlarından biri olan "dava açma ehliyeti", her idarî işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat alâkasının varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idarî işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet şartı olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşrû ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Anayasanın "Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler" başlıklı bölümünde yer alan "çevrenin korunması" hususu, hem herkes için "sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını", hem de "çevreyi geliştirme, çevre sağlığını koruma ve çevre kirlenmesini önleme " ödevini tüm vatandaşlar için "hak ve ödev" olarak düzenlenmiş bulunmaktadır.
Esasen çevre ve kültür varlıklarının korunması, kişilerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarının sağlanması için idareye başvuruda bulunulması, kural olarak gerçek kişilerin ve amaçları doğrultusunda kurulan kamu ve özel hukuk tüzel kişilerinin hak ve ödevleri arasındadır.
Şehir imar planı ana kararlarını bozucu nitelikte ve kamu yararına aykırı olarak dava konusu plan değişikliği yapıldığı iddiasıyla taşınmazın bulunduğu alanda idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi niteliğindeki ilçe belediyesinin, uyuşmazlığa konu imar planlarını uygulamak ve bu imar planlarının şehir imar planlarıyla uyumunu sağlamakla görevli olması nedeniyle bu planların iptali istemiyle dava açmakta kişisel, meşrû ve güncel bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varıldığından davalı idarenin ehliyet itirazı yerinde görülmemiştir.
Esas yönünden;
Dava konusu ... tarih ve... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı incelendiğinde;
Mülkiyeti Maliye Hazinesi'ne ait Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararıyla, özelleştirme kapsam ve programa alınmasına karar verilmiştir.
Davacı Bodrum Belediye Başkanlığı tarafından dava konusu taşınmazlara yönelik Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun ... tarihli, ... sayılı kararıyla, özelleştirme kapsam ve programa alınmasına ilişkin işleme karşı açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesini 21.06.2016 tarihli, E:2010/2997, K:2016/2713 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, anılan karar kesinleşmiştir. Dolayısıyla daha önce davaya konu edilen ve işin esası hakkında hüküm bulunan dava konusu işleme karşı açılan davanın bu nedenle esasının incelenmesine imkan bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planları incelendiğinde:
Uyuşmazlık konusu Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsellere ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planının dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden de incelenerek, belirlenen kullanımlarının değişiklik planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden koruma, kullanma ilkeleri ile imar mevzuatına uygunluğunun, tespiti amacıyla 27.06.2024 tarihinde Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/6900, E: 2021/6835, E: 2021/9523, E:2021/7249, E:2021/9621 sayılı dosyalarında naip üye ... niyabetinde Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., Doç. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda,
"• 2011 yılı onaylı Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda Bodrum ve Bitez'in bütünleşmiş ve boşluksuz yerleşim dokusu, dava konusu alanın da içinde bulunduğu ve bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, ağaçlandırılacak alan, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan ve tarım arazisi plan kararlarıyla birlikte kırılmakta, dava konusu alanda önerilen bu yeşil sistem yoğun yapılaşmaya karşı Ortakent’ten denize bir açılım sağlamaktadır. Davaya konu Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı kararlarıyla açık ve yeşil sistemin bir parçası olarak belirlenmiş bölgede ağaçlandırılacak alan, bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın büyük kısmı kaldırılarak, kentsel gelişme alanı ve bu kapsamda özellikle turizm tesis alanları gelişimi olarak planlanmaktadır. Böylece plan ana kararını bozan bir plan değişikliği yapılmakta; doğal ve yeşil alanlar yapılaşmaya açılarak Çevre Düzeni Planı için başlıca ilkelerden olan koruma-kullanma dengesi bozulmaktadır. Bu plan değişikliği doğal yapıyı ve çevreyi gözetmeyerek aynı zamanda ülkenin kalkınma stratejileri içinde önemli yer tutan sürdürülebilirlik ilkesine aykırı düşmektedir. Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı ana kararı ve stratejisini bozan bu plan değişikliği hem şehircilik ve planlama ilke ve esaslarıyla bağdaşmamakta hem de Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin Çevre Düzeni Planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin mevzuat ilkelerine aykırılık taşımaktadır. 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği doğrultusunda eş zamanlı ve bu plan değişikliğine uyumlu bir biçimde hazırlanan 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planı, 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, üst ölçekteki plana ve kademeli birliktelik ilkesine uyumlu olarak geliştirilmeye çalışılmasına rağmen, ilgili bölümde detaylı olarak açıklandığı üzere her bir plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin sorunlar taşımaktadır, bu açıdan da planlama esaslarına ve mevzuata aykırı bulunmuştur.
•1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı ile 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı Açıklama Raporunda nüfus öngörülerinin yer almaması önemli bir eksikliktir. Bu eksiklik planın sosyal donatı hesaplarının yapılamamasına yol açmaktadır. Bununla birlikte dava konusu alanda farklı işlevler altında önerilen kullanımların (ticaret, ticaret-turizm-konut) turizm yatırımlarının yapılmasına olanak sağladığı anlaşılmaktadır. Bu öneriler 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğilimin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması ilkeleriyle çelişmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, plan değişikliği ile getirilen kullanım kararları ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğü ve sosyal donatı dengesine etkilerinin olumsuz olduğu ve dava konusu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve mevzuatına aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
•Uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğu tartışıldığında dava konusu parsellerin konumlandığı alanlara ilişkin dava konusu planlarla, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda getirilmiş ilkesel kararlara aykırı bir yaklaşım izlendiği görülmektedir. Yer seçimi kararlarında dava konu plan değişiklikleri ile Bodrum Yarımadasının bir bütün olarak düşünülmediği, sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen plan kararlarının alınmadığı, Yarımada’da koruma-kullanma dengesinin ve planlama bütünlüğünün korunmasına yönelik özel plan hükümleri getirilmediği, kentsel kullanım alanları dışında mutlak koruma ilkesinin esas alınmadığı, bu nedenle doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanların azaltıldığı, planda hem yapı yoğunluğunun kontrol altına alınması amacı ile yapılaşma koşullarının yoğunluğu düşürecek şekilde plan hükümlerine bağlanmadığı; bu nedenlerle ilgili yer seçimlerindeki fonksiyonların yer seçiminin şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
•Uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden de incelenerek, belirlenen kullanımlarının değişiklik planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğu değerlendirildiğinde, dava konusu planlarda ulaşım kademelenmesi ile ilişkili getirilen düzenlemelerin yetersiz yapıldığı, 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım Planı ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı kapsamında ilgili plan değişikliği ile gelişme konut alanında önerilen nüfusun belirlenememesi sebebiyle esas ulaşım talebinin öngörülemediği, bu nedenle ayrıntılı bir tasarım yapılamadığı; kıyı alanında 15 metrelik yol genişliğinde yeni bir güzergah açıldığı, dava konusu alanın güneyindeki yolun 12 metreden 20 metreye çıkarıldığı, aynı şekilde alanın doğusunda 15 metrelik bir yol planlandığı ve bu yolun 9 metrelik yola bağlandığı, bunların hangi hesaplarla yapıldığının belirsiz olduğu; yine konut alanlarına paralel olarak 10 metrelik servis yollarının açıldığı, bunların doğusundaki alanın da ağaçlandırılacak alan olarak belirlendiği ve erişilebilirliğin artması ile başka kullanımları da çekebileceği; sit alanlarının etki alanı sınırlarından ya da üzerinden geçen yol ağının bu alanlarda gelişim baskısı yaratabileceği değerlendirilmiştir. Bu saptamalar ışığında ulaşım kademelenmesinin güzergahlarının dava konusu alandaki koruma-kullanma ilkelerini göz ardı ettiği sonucuna varılmıştır. Bu tespitler her bir plan kademesinin içermesi gereken detay düzeyine ilişkin gerekliliklerin yerine getirilmediğini ve ulaşım kademelenmesi ile erişim açısından sınırlılıkları olan bir plan oluşturulduğunu göstermektedir. Bu saptamalar ışığında dava konusu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve mevzuatına aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
• Doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden koruma, kullanma ilkeleri ile imar mevzuatına uygunluğunun değerlendirilmesi açısından ise, davaya konu planlardan 1/5.000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım ve 1/1.000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planlarının Plan Açıklama Raporunda dava konusu alandaki doğal ve arkeolojik sit alanları ile tescilli kültür varlıklarına ilişkin koruma kararlarının yansıtılmadığı; özellikle doğal sit alanının korunmadığı görülmektedir. 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun koruma amaçlı imar planı tanımına göre, arkeolojik sit alanıyla ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esaslarının, kullanma şartlarının ve yapılaşma sınırlamalarının planda açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Bu unsurların, plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması şarttır. Oysa dava konusu planda bu alanların üzerinden ya da çok yakınından yol geçirilmiş, yolun getireceği erişilebilirlik kolaylığı ile bu tescilli varlıkların nasıl koruma-kullanma ilkeleri ile sürdürülebilirliğinin sağlanabileceği tanımlanmamıştır. Bu nedenlerle, dava konusu işlemin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve ilgili mevzuata aykırı olduğu değerlendirilmiştir." tespitlerine yer verilmiştir.
Dosyanın, davacının iddiaları, davalının savunması,Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/6900, E: 2021/6835, E: 2021/9523, E:2021/7249, E:2021/9621 sayılı dosyalarında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlar ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarında verilen kararların birlikte değerlendirilmesinden aşağıda yer verilen sonuçlara ulaşılmıştır:
Uyap üzerinde yapılan incelemede, davacı Bodrum Belediye Başkanlığınca dava konusu taşınmazların mera vasfına sahip olduğu yolundaki iddiaları ile ilgili Danıştay Altıncı Dairesinin 26/01/2021 tarih ve E:2020/9736 sayılı ara kararıyla uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Muğla Valiliğinden, dava konusu imar planı değişikliğinin yapıldığı alanda mera vasfına sahip taşınmaz bulunup bulunmadığı, mera vasfına sahip taşınmaz bulunuyorsa bu taşınmazlara ilişkin mera vasfının devam edip etmediği, taşınmazın mera tahsisinin kaldırılıp kaldırılmadığı sorulmuş, ara kararına cevaben dava dışı Muğla Valiliğinin 2.03.2021 tarihli beyanıyla Mera Komisyonunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla parsellerin tamamının mera tespitlerinin iptal edildiği belirtildiğinden uyuşmazlık konusu taşınmazların mera vasfının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği yönünden,
Bodrum ilçesini kapsayan 09.03.2011 tarihinde onaylı “Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunda Bodrum hakkında yapılan değerlendirmede:"Bodrum, Muğla İli’nin dünyaca ünlü turistik ilçelerinden birisidir. İlçe gerek Türkiye gerekse Muğla İli ekonomisinde stratejik öneme sahiptir. Bodrum Yarımadası, Merkez İlçe, Bitez, Konacık, Ortakent-Yahşi, Turgutreis, Gümüşlük, Yalıkavak, Gündoğan, Göltürkbükü, Yalı ve Mumcular yerleşimleri ile bütünlük içeren bir mekânsal yapıya sahiptir. Mumcular ve Yalı dışındaki mahallelerde yerleşik alanlar birbirleri ile bütünleşmiş durumdadır. Bu nedenle Bodrum Yarımadası, bir bütün halinde düşünülerek planlanması gereken bir özellik taşımaktadır.
1967’lerde başlayıp, 1980’lerden sonra neredeyse kontrol edilemez bir hızla gelişen turizm sektörü ve ikinci konut gelişimi Bodrum Yarımadası’nın mekânsal ve sosyo-ekonomik yapısında önemli değişikliklere neden olmuştur. Bodrum, turizm sektörünün gelişimi ile bir Ege kasabasından, hızla, uluslararası bir turistik merkez niteliğine ulaşan, dolayısıyla çarpıcı bir şekilde kimlik değiştirmiş yerleşmelere bir örnektir.
Bugün Bodrum bir ikilemle karşı karşıyadır. Turizm talebinin başladığı ilk yıllarda Bodrum’un çekiciliği doğasının güzelliğinden ve tarihi değerlerinden kaynaklanmaktadır. Ne var ki, bu çekicilik ilçenin kısa bir sürede taşıma kapasitesini zorlayan bir mekânsal gelişme göstermesine neden olmuştur. Bu durum kısa vadede gerek yerel halk gerekse yatırımcılar için kârlı, fakat koruma-kullanma dengesinin sağlanamadığı bir sürecin yaşanmasına neden olmuştur. Başka bir ifade ile ekonomik büyümenin doğanın tahrip edilmesine rağmen gerçekleşmiş olması, turizm sektörünü giderek olumsuz yönde etkilenmeye başlamıştır. Oysa, bilindiği gibi Bodrum Yarımadası’nın uluslararası alanda tanınmasının belli başlı üç ana faktörü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, kültür ve deniz turizminin bir arada yer aldığı turizm potansiyeli; ikincisi, doğal ve ekolojik olarak önem taşıması yanı sıra literatürlere geçmiş olan “Bodrum Mimarisi” ve üçüncüsü ise Bodrum Yarımadası’nın, Akdeniz Foku Yaşam Alanları, Gölköy Önemli Bitki Alanları, Bodrum Adaları ve Yarımadası Önemli Bitki ve Kuş Alanları ile biyolojik çeşitlilik açısından “önemli doğa alanlarının” bulunduğu bir bölge olmasıdır. Günümüze kadar Bodrum Yarımadası’nda yaşanmış olan hızlı ve kontrolsüz mekânsal gelişme, Bodrum’un bu kendine has, ender niteliklerinin birer birer yok olma tehlikesi altına girmesine neden olmuştur. Özetle, Bodrum Yarımadası’nda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek kararların alınması acil önem taşımaktadır. Bu nedenle, başta, Akdeniz’de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol gereği, uluslararası öneme sahip popülasyonları barındıran önemli doğa alanlarının korunması olmak üzere; doğal, kültürel ve turistik değerler ve yapılaşma özellikleri göz önüne alınarak, Yarımada’da koruma-kullanma dengesinin sağlanabilmesi ve planlama bütünlüğünün korunması amacına yönelik olarak bu planla Bodrum için özel planlama hükümleri getirilmiştir.
Bu doğrultuda, plan döneminde, Bodrum İlçesi’nin bugünkü karakteri ve doğal kaynakları ile bir uluslararası kültür, sanat ve deniz turizmi merkezi olarak gelişmeye devam edeceği öngörülmektedir. Ancak, bu gelişmenin, doğayı tahrip eden mekânsal büyümeden çok mevcut mekânsal kalitenin ve hizmet kalitesinin artırılması yönünde olması desteklenmiştir. Planlamada günümüzde çeşitli yapı yoğunlukları ile Yarımada’nın her noktasında hızla yaygınlaşan ve doğayı tahrip eden yapılaşmanın belli bölgelerde tutulması ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda, mevcut imar planları korunmuş; ancak kent makroformunu tamamlayacak ve kentsel bütünlüğü sağlayacak şekilde kısıtlı alanlarda gerekli kentsel kullanımlar ilave edilmiştir. Kentsel kullanım kararlarını içeren alanlar dışında ise mutlak koruma ilkesi esas alınmış ve bu doğrultuda, kentsel alanların yakın çevresindeki makilik-fundalık alanlar ile tarım arazileri ve ormanlar dışında kalan alanlar planda “doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar” olarak tanımlanmış ve bugünkü arazi kullanımı devam ettirilerek korunmasına yönelik olarak yeni yapılaşma yapılamayacağı plan hükmüne bağlanmıştır. Bu şekilde Yarımada’da mekânsal gelişme kontrol altına alınmış ve “sıfır yok oluş alanları” olarak da bilinen önemli doğa alanlarının korunması yönünde önemli bir karar üretilmiştir. ….Bodrum İlçesi genelinde mevcut hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik olarak, Yarımada’nın teknik ve kentsel altyapı açısından desteklenmesi önem taşımaktadır. Planda, mevcut imar planı sınırları içindeki, kullanım kararları kabul edilirken, hem mimari bütünlüğün sağlanması hem de yapı yoğunluğunun kontrol altına alınması amacı ile yapılaşma koşullarının (özellikle kottan kazanılan katlar Bodrum’un geleneksel mimarisini bozmakta ve yoğunluğun azami artmasına neden olmaktadır) yoğunluğu düşürecek şekilde değiştirilmesi yönünde plan hükümleri getirilmiştir" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı, 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında " özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği; çevre düzeni değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak şekilde yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı açıktır.
Bu açıklamalardan hareketle, anılan çevre düzeni planında arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenen dava konusu alanın kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Bodrum ilçesinin, Bitez ve Ortakent-Yahşi Mahalleri için getirilen ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe gösterilmeksizin ayrıldığı, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, Bodrum-Bitez yoğun yerleşik alanından sonra, Ortakent'te iç kısımda ve kıyıda gelişme öngörüldüğü ancak bunun dışında yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararından ayrılarak doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın tamamen, ağaçlandırılacak alan, bölge parkı / büyük kentsel yeşil alan olarak belirlenmiş bölgenin büyük kısmının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlanmasının koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiğinden çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır." gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli çevre düzeni planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, ancak bu ilavelere rağmen, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın kentsel gelişmeye açılmış olması yönündeki temel kararın devam ettiği, bu yönüyle, yukarıda anılan Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların giderilmediği anlaşılmıştır.
\- 1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden,
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı, 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında "Üst ölçekli planda bu bölgenin koruma-kullanma dengesi içinde koruma ağırlıklı biçimde, doğal ve yeşil alan sistemi içinde değerlendirildiği, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin bu ana kararı zedelediği, bu değişikliğe dayalı olarak tesis edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da üst ölçekli planın ana plan kararı ve stratejisine aykırı olduğu, 1/25.000 ölçekli bu nazım imar planında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşan bölümün son derece sınırlı olduğu, bu ayrıntı düzeyinin bir nazım imar planı için yeterli olmadığı ve çevre düzeni planından nazım imar plana, ölçek olarak ise 1/100.000 ölçekten 1/25.000 ölçeğe geçerken ilave ayrıntılandırma ve plan kararı üretme açısından bu planın yetersiz olduğu, bir nazım imar planı için 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak çevre düzeni planından daha yüksek ayrıntıda bilgi vermesi gerektiği, belli alt bölgelemeler yapılarak sosyal donatı alanı odaklarına ilişkin belirlemeler yapılmasının beklendiği,
genel olarak ilkesel anlamda merkez-çeper ilişkisine koşut bir yoğunluk kararı getirilmesi gerekirken bu gerekliliklerin hiçbirinin yer almadığı, 1/25.000 ölçeğinde olsa da bir nazım imar planı olduğundan ölçeği kapsamında nazım imar planının taşıması nitelikleri taşımadığından planlama esasları ve teknikleri açısından uygun olmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan nazım imar planının tanımına da aykırılık taşıdığı, “kentsel gelişme alanlarında, plan notunun bu genellik düzeyinde belirlenmesinin nazım imar planı için doğru bir yaklaşım olmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır." gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından olumlu olmakla birlikte, üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisi olan doğal ve yeşil alan sistemi içinde bu bölgeyi koruma ağırlıklı stratejiye aykırılık konusunun devam ettiği,
bu yönüyle, yukarıda anılan Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/25.000 ölçekli nazım imar plan değişikliğinin iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna varılmıştır.
\- 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları yönünden,
Danıştay Altıncı Dairesinin 30.12.2022 tarihli E:2020/10132 K:2022/10427 sayılı 30.12.2022 tarihli, E:2020/9737 K:2022/10426 sayılı 30.12.2022 tarihli E:2020/9736 K:2022/10428 sayılı kararlarında" Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planda bu alan tamamen kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin doğal yapının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından zaten son derece olumsuz olduğu, alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirilmişse de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği Dairemizce şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından bu değişikliğin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı, dava konusu alan, açık yeşil alana isabet etmekte iken bu kurgunun bozularak kentsel gelişme alanı öngörülmesinin çevre ve imar bütünlüğünü zedelediği, kentin bu noktasında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği,
Davaya konu alanın güneyindeki deniz kıyısında yapılan planlama ile kıyıdan ilk 50 metrelik alan içinden taşıt yolu geçirilmesinin Kıyı Kanununa aykırı olduğu,
Plan, plan notu ve plan açıklama raporunda nüfus öngörü ve projeksiyonlarının bulunmamasının planlama esaslarına ve tekniğine aykırı bir yaklaşım olduğu,
Turizm tesis alanları ve turizm+ticaret+konut başlığıyla ayrı bir kullanım türünün planlanmasına rağmen plan notlarında ticaret alanı tanımı içinde, turizme yönelik olarak konaklama alanlarının da bulunmasının belirsizlik ve karışıklık yarattığı, turizm+ticaret+konut kullanımının da kendi içinde de çelişkiler barındırdığı, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz olduğu, konut kullanımında ihtimalli olarak yapılaşma koşullarının belirlendiği, uygulamada belirsizlik oluşturacağı, diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesinin uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren imar planlarının görevi olduğundan planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi gerektiği zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabileceğinden dava konusu alanda aşırı bir yoğunluk ve yapılaşma getirilmesine rağmen karma bir kullanım getirildiğinden ve bu kullanıma ilişkin yönlendirici planlama ilkelerinin eksikliğinden dolayı sosyal ve teknik altyapı alanlarının değişkenlik sebebiyle tespitinde belirsizlik yaratılması sebebiyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırılık taşıdığı,
Özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içi dolaşım sistemlerine ilişkin çözümün geliştirilmemesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bakımından önemli bir eksiklik olduğu, parsellerin içinde kamuya ait ulaşım yollarının olması, taşıt ve yaya dolaşımının planlanması gerekirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin ulaşım kademelenmesi ve erişim açısından yetersiz bir plan oluşturduğu,
Davaya konu planların yapıldığı alan 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgenin içinde olup çeşitli arkeolojik sit alanları, kalıntılar ve tescilli yapıları da barındırdığından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun olması gerekirken davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının plan açıklama raporunda doğal sit alanına ve alan içinde yer alan arkeolojik sit alanlarıyla tescilli kalıntı ve yapılara ilişkin alan araştırması yapıldığı ancak bu verinin plan kararlarını nasıl şekillendirdiğine, doğal ve arkeolojik alan koruma yaklaşımı olarak nasıl bir plan yaklaşımı benimsendiğine ilişkin hiçbir açıklamanın yer almadığı, orta ve kuzey bölgelerinde yer alan tüm arkeolojik sit alanlarının ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının yeşil alanlar içine isabet edecek biçimde bir planlama yapıldığı, ancak en güneyde yer alan 3. derece arkeolojik sit alanının diğerlerinden farklı olarak ticaret+turizm+konut olarak belirlenen kullanımın içinde yer aldığı, hatta üzerinden taşıt yolu da geçtiği, 2863 sayılı Kanun gereği bir arkeolojik sit alanı ile ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarının planda belirtilmesi ve plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması gerekirken bu doğal sit ve arkeolojik alana ilişkin olarak plan paftasında bir koruma yaklaşımının benimsenmemiş olmasının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır."gerekçesiyle 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla kabul edilen 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta 20.08.2020 tarihli 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerine askı süresi içerisinde yapılan itirazlar sonucu 2021 onaylı dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alan ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 y.ençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 y.ençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat)şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20.08.2020 tarihli planlardaki aykırılıklar kısmen giderilmiş olmakla birlikte, alanda ticaret ile otel, butik otel ve tatil köyü yapılmasının teşvik edildiği, bölgede kıyıda çok büyük alanlarda turizm tesis alanlarının planlandığı, bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132, E:2020/9737, E:2020/9736 sayılı dosyalarındaki 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının iptaline karar verilmesine gerekçe oluşturan aykırılıkların tamamen giderilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinin 4. fıkrasında, "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında, "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükmü birlikte değerlendirildiğinde, herhangi bir planın yargı kararıyla iptali üzerine yapılan planın yargısal denetiminde, planın öncelikle yargı kararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, dava konusu işlemde imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ile planlama esasları ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı, sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. ... tarihli, ... sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı yönünden oy birliğiyle DAVANIN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- 22/04/2021 tarihli 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5.000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının esasta ve gerekçede oy çokluğuyla İPTALİNE
3.Dava kısmen iptal, kısmen davanın reddi ile sonuçlandığından davadaki haklılık oranına göre ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin yarısı tutarındaki ...-TL 'lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ...-TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4.Dava kısmen iptal, kısmen davanın reddi ile sonuçlandığından karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
5\. Gider avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/05/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY(X) :Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planları incelendiğinde: Dava, Özelleştirme kapsam ve programında bulunan Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarına yapılan itirazlar üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
21.08.2020 tarihli, 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı kabul edilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında anılan parseller kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlanmıştır.
20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kabul edilen 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde yapılan itirazların kısmen kabul kısmen reddi üzerine alınan 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı taşınmazlar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlenmiş, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında "gelişme konut alanı (E: 0,15; Y.ençok: 6,50 m. (2 Kat)), otel alanı (E: 0,30; Y.ençok: 10,50 m. (3 Kat)), ticaret alanı (E: 0,30; Yençok: 6,50 m. (2 Kat)), ticaret-turizm-konut alanı (ticaret kullanımı yer alması halinde E:0.30 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat); turizm kullanımı olarak otel, butik otel ve tatil köyü yapılması halinde E: 0.30 Y.ençok:10.50 m. (3 kat), apart otel ve pansiyon yapılması halinde E: 0,15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat);konut kullanımı yer alması halinde E: 0.15 Y.ençok: 6.50 m. (2 kat)), özel sağlık tesis alanı (E:1.00, Y.ençok:3 kat), günübirlik tesis alanı (E: 0,05; Y.ençok: 4,50 m.), ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, pazar alanı, park alanı, doğal karakteri korunacak alan, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, genel otopark ve yol” olarak belirlenmiştir.
Dava konusu 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliğinde, 20.08.2020 tarihli 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile kabul edilen planlardan farklı olarak;
* 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın yani taşınmazların kuzeybatısındaki kısmın kentsel gelişme alanından çıkartıldığı ve bu özelliğiyle korunduğu, mevcut çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak planlanmış alanın kentsel gelişme alanın ise miktarının azaltıldığı,
* 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliklerinde daha fazla ayrıntı düzeyinin ve ana kullanım kararlarının plana yansıtılmış olduğu, bu durum plan hiyerarşisi ve planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği,
*1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında, kıyıdan 30-35 metre mesafede geçen taşıt yolunun düzeltildiği, bölgedeki kullanımın “otel” olarak değiştirildiği; bunun hemen gerisinde daha da büyük bir alan ticaret+turizm+konut kullanımı ile planlandığı, ilgili plan notunda ise bu alanlarda konut kullanımı yer alması halinde E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat), ticaret kullanımı yer alması halinde E:0,30 y.ençok:6,50 (2 kat), turizm kullanımlarından otel, butik otel ve tatil köyü yapılması durumunda E:0,30 y.ençok:10,50 (3 kat), turizm kullanımlarından apart otel ve pansiyon yapılması durumunda E:0,15 y.ençok:6,50 (2 kat)şeklinde yapılaşma koşullarının belirlendiği, bu kapsamda 20.08.2020 tarihli planlardaki aykırılıkların giderilmiş olduğu görülmüştür.
Bu hale göre 20.08.2020 tarihli 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile kabul edilen planlar ile bu planlara askı süresi içinde yapılan itirazlar üzerine tesis edilen dava konusu 22.04.2021 tarihli, 3905 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile kabul edilen çevre düzeni planı değişikliği ve koruma amaçlı imar planı değişikliği sonucu kabul edilen planlar arasında çok fazla ve temel değişiklikler bulunduğu görülmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: ...
l) Planlar, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanır. Korunacak alanların çevresinde yapılan planlar ise bu alanların hassasiyeti dikkate alınarak hazırlanır.." hükmüne yer verilmiştir.
Öncelikle dava konusu imar planlarının gerek Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu gerekse Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu
tarafından uygun bulunduğu ve plan hükümleri ile planlama alanı içerisinde yapılacak her türlü faaliyette ilgili kurul ve komisyondan uygun görüş alınarak işlem yürütüleceğinin belirtildiği, uyuşmazlık konusu planlar ve degişiklikler ile bölgenin konumu, doğal kaynakları ve
potansiyeli, yapılaşma koşulları, sit alanları ve diğer koruma alanları, ekolojik açıdan hassas alanların yapılaşmaya açılmadığı anlaşılmakta olup sözü edilen Muğla Kültür Varlıkları Koruma Bölge Kurulu ile Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararlarının dava konusu yapıldığına dair dosyada bilgi bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle bilirkişi raporundaki doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden değerlendirmelere katılmak mümkün değildir. Eğer bu yönlerden bir eksiklik görülmesi durumunda, yargılama sırasında doğal sit alanları yönünden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, arkeolojik sit alanları yönünden ise Kültür ve Turizm Bakanlığı hasım mevkiine alınarak yargılamanın yapılması gerekmektedir.
Bodrum Yarımadasının güney kısmında, sahil yolu ve kıyı kullanımlarının devamlılığının sağlanması açısından önem arz eden planlama alanı, iki mahallenin birleştiği yerdeki kentsel kullanımlar için bağlantı niteliğindedir. Alanın çevresinde konut, günübirlik, turizm ve üniversite gibi kullanımlar mevcuttur. Alanın bir kısmı bu konum ve niteliği itibarıyla bölgenin özel yapılaşma koşulları çerçevesinde kentsel gelişmeye açılmıştır. Dava konusu işlemden önceki çevre düzeni planının sadece gözlemsel bir yaklaşım ile hazırlandığı bu kapsamda hazine mülkiyetinde ve boş olan dava konusu taşınmazlara "ağaçlandırılacak alan" "bölge parkı" "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyonun verildiği, davacı idare tarafından gerekli tüm incelemeler, etütler, yapılarak ve ilgili kurumlardan görüşler ve veriler alınarak dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin yapıldığı görülmüştür.
Dava konusu planlara bakıldığında planlama alanının 204.575,28 m2'lik kısmı “Ağaçlandırılacak Alan”, 39.367,17 m2' lik kısmı “Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alan”, 174.882.51 m2'lik kısmı ise “Park Alanı” olarak planlanmış dolayısıyla planlama alanının yaklaşık *%37.99'u yeşil alan olarak planlanarak: yeşil aksın korunması ve koruma kullanma dengesi ile sürdürülebilirlik ilkesinin sağlanması amaçlanmıştır. Planlama alanının yaklaşık 669.098,79 m2'lik kısmının (%60,69) teknik ve sosyal altyapı alanı ve yol olarak planlandığı, İmar Kanununun 18 inci maddesinde yer alan maksimum DOP oranının (%45) da üzerine çıkıldığı görülmektedir. Dava konusu 1/1.000 ölçekli İlave ve Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı ve Değişikliği ile toplam 1.102.309.61 m2 yüzölçümüne sahip planlama alanının 433.210,82 m2'lik (%39.31 lik kısmı) kısmı özelleştirilebilir nitelikte, 250.273,83 m” lik( %22.70 m2'lik kısmı) kısmı sosyal ve teknik altyapı alanları olarak, 418.82496 m” lik (%37,99'luk kısmı) kısmı “Ağaçlandırılacak Alan, Park Alanı ve Doğal Karakteri Korunacak Alan” olarak planlanmıştır.
Davalı idarenin kendisine yasalar ile verilen yetkileri kullanarak yine yetki alanı sınırları içerisinde dava konusu işlemleri tesis ettiği anlaşılmaktadır. Planlamaya konu sahada yapılan gözlemsel incelemede, sahanın her iki tarafının yapılandığı görülmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin, 7. maddesinin (1) fıkrasının (l) bendine uygun olarak planlamanın çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlandığı anlaşılmaktadır. Şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarında mülkiyet malikine göre planlama yöntemi kabul edilmemiştir. Bu sebeple dava konusu olayda olduğu gibi hazineye ait yerlerin yapılaşmaya açılmaması gibi bir plan anlayışının kabulü mümkün değildir. Esasen daha önceki aşamada dava konusu alanların planlamasının da mülkiyet sahibine göre belirlendiği, yani planlama kurallarına göre çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanmadığı, bu yönde herhangi bir çalışma, analiz veya inceleme bulunmadığı anlaşıldığından bu şekilde hazırlanan eski planlamanın temel alınamayacağı açıktır. İmar mevzuatında hazineye ait yerlerin ağaçlandırılacak alan ya da toplumun ortak kullanımlarına ayrılacak alan olacağı şeklinde herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Nitekim yukarıda yer alan kurala göre planların çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanması gerekmektedir.
Davalı idarece de sahanın denize doğru kısımlarının bitişiği yerleşime açılmış olduğu için bu yerlerde düşük yoğunluk ve yatay mimari anlayışı ile yerleşime açılmış, denizden uzaklaşan kısımlarının çevresine uygun olarak "ağaçlandırılacak alan" "bölge parkı" "doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan" fonksiyoları verilmiştir. Denize en yakın yerler ise bitişik yerlerde denize kadar yapılaşmalar olduğu halde dava konusu planlamalarda, kıyıdan yasal mesafeler ayrıldıktan sonra gerisi günübirlik turizm tesis alanları olarak planlanmıştır.
Bu durumda dava konusu taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programında bulunduğundan anılan parsellerin 4046 sayılı Özelleştirme Hakkında Kanun kapsamında değerlendirilmesi ilkesi gereği ilgili kanuni düzenlemeler dikkate alınarak bölgenin ihtiyaçları ve çevrede yer alan kullanımlara uygun şekilde kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların, etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi bağlamında, kamu yararının artırılması ve bu kaynaklara ekonomik anlamda değer katılması amacıyla yapılan dava konusu plan değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
GEREKÇEDE KARŞI OY (XX):Dava konusu taşınmaza ilişkin çevre düzeni planı değişiklikleri ile imar planları yönünden; Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin ikinci fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK'nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun'un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.
Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.
Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun'la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge'ye ekli 1 sayılı Cetvelin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.
Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne ekli 1 sayılı Listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa'nın 47. maddesinin ikinci fıkrasının açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge'ye ekli 1 sayılı Listenin üçüncü numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemlerin, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 22/04/2021 tarihli işlemin, 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez.
Nitekim, değinilen Geçici 29. maddedeki ".... veya yetkilendireceği makam..." ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinde açılan davada verilen 07/12/2023 tarih ve E:2018/117, K:2023/212 sayılı kararda Anayasa Mahkemesi de geçici 29. maddeyi incelerken aynı yönde değerlendirme yapmıştır.
Bu itibarla, 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.
Kaldı ki, geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir.
Açıklanan nedenlerle, yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu 22/04/2021 tarih ve 3905 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan gerekçe ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.