Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/7658
2025/6746
12 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/7658
Karar No : 2025/6746
DAVACI : ...
DAVALI :... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, masumiyet karinesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ve lekelenmeme haklarının ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme olmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin Anayasal ve kanuni olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın 20/03/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı bozma kararında yer alan Dairemiz kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararda;
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden davalı idarece, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen www.bugun.com.tr, www.kimseyokmu.org.tr, www.herkul.org ve www.zaman.com.tr isimli sitelere giriş yapıldığına dair dijital kalıntıların bulunduğunun görüldüğü,
Her ne kadar davalı idare tarafından, davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığından davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen kitap ve materyaller yönünden, davacının ikametgahında yapılan 11/08/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında yer alan, bir adet İncil, yazarı E.P. olan "Musa'nın Çocukları ... ve ...", yazarı M.B. olan "Padişahım Çok Yaşa" adlı kitaplar ile FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" yazılı CD kutusunun içerisinden iki adet "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V) ibareli CD ve bir yüzünde 11 Eylül (Belgesel) diğer yüzünde cevapsız arama DVD ibareli DVD'lerin ele geçirilmesi hususunun, davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Diğer taraftan, gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıkları anlaşılmış ise de, uyuşmazlıkta davacının adreslerinde yapılan aramalar sonucu yirmi dört adet 1 Dolar bulunması hususunun, davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili ihbar, şikayet ve soruşturma bilgileri yönünden, Dairelerince yapılan 14/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 15/03/2022 tarihli cevapta, "..Davacı hakkında...esas (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı dosyası) sayılı soruşturma dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyasında,... tarih ve... karar sayılı kararı ile kısmen şikayetin işleme konulmamasına, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı.." belirtildiğinden, davacı hakkındaki ihbar/şikayet ve soruşturma bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 14/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Bunun yanında, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen, Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına 17/04/2019 tarihinde giren savunmaya cevap dilekçesinde, dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan bu istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 20/10/2022 tarih ve E:2016/58611, K:2022/7408 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı Bozma kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, davacının adreslerinde yapılan aramalar sonucunda elkonulan dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora ilişkin olarak, "(...)Sanık ...'in adreslerinde yapılan aramalar sonucunda elkonulan dijital materyaler üzerinde Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yapılan inceleme neticesinde 03/12/2018 tarihinde düzenlenen inceleme raporunda sanığın dijital materyallerinde www.bugun.com.tr, www.kimseyokmu.org.tr, www.herkul.org ve www.zaman.com.tr isimli web sitelerinin URL adresleri ve URL adreslerine ait kalıntılar bulunmasının yukarıda açıklanan Yargıtay kararları doğrultusunda tek başına örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme suçuna sübut vermeyeceği anlaşıldığından tek başına sanığın örgüt üyesi olduğunun kanıtı olarak mahkememizce delil olarak değerlendirilmemiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt sempatizanı seviyesinde kaldığı kanaatine varılmıştır(...)" değerlendirmesine yer verilmiştir.
Davacının ikametgahında yapılan 11/08/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" yazılı CD kutusunun içerisinden iki adet "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" ibareli CD ve bir yüzünde "11 eylül (Belgesel)", diğer yüzünde "cevapsız arama DVD" ibareli DVD'ler bulunarak el konulduğunun belirtildiği; Ovacık Adliyesinde eşyalarının bulunduğunu beyan ettiği odada yapılan 17/07/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama tutanağında, "Gülen Hareketi İncelemeleri 1" isimli Işık Yayınevine ait bir adet kitaba el konulduğunun belirtildiği görülmüş; bu hususa ilişkin olarak davacının yargılandığı ceza mahkemesi kararında, "Sanık ...'in adreslerinde yapılan aramalarda FETÖ/PDY elebaşına; ve dahi FETÖ/PDY'ye müzahir yayınevlerine ait kitapların ele geçirilmesinin yukarıda açıklanan Yargıtay kararları doğrultusunda tek başına örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme suçuna sübut vermeyeceği anlaşıldığından tek başına sanığın örgüt üyesi olduğunun kanıtı olarak mahkememizce delil olarak değerlendirilmemiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt sempatizanı seviyesinde kaldığı kanaatine varılmıştır." değerlendirmesi yapılmıştır.
Davacının eşyalarının bulunduğu evde yapılan 11/08/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında da, valiz içerisinde yapılan aramada, 1 (bir) adet A serisi, 13 (on üç) adet B serisi, 1 (bir) adet C serisi, 1 (bir) adet D serisi, 1 (bir) adet E serisi, 2 (iki) adet F serisi 3 (üç) adet L serisi, 1 (bir) adet K serisi ve 1 (bir) adet I serisi olmak üzere 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının bulunarak el konulduğu belirtilmiş, bu hususa ilişkin olarak, polis memuru olarak görev yapan İ.Y.'ye ait, Ovacık TEM Büro Amirliğince düzenlenen 03/08/2016 tarihli bilgi alma tutanağında, "...Ben Ovacık hakimi olan ...’in 2015 yılı Ekim ayından gözaltına alındığı 17.07.2016 tarihine kadarki sürede koruması olarak görev yaptım... 17.07.2016 günü saat:01-02 saatleri arasında hakim bey bana savcı beyin kendisini adliyeye çağırdığını söylemesi üzerine birlikte Adliye binasına geldik. Geldiğimizde koridorda İlçe Emniyet Amirliğinde görevli polis arkadaşlar ve amirimiz A.E. salonda beklemekteydiler. Savcı Ö.D. hakim beyi gelir gelmez içeriye odasına alarak görüştüler. Çıktıktan sonra görevli polis arkadaşlara gerekli talimatları vererek öncelikli olarak hakim beyin odasını aramaya başladılar. Bu aramada savcı bey ve amir bey de arama için odada bulunuyorlardı. Hakim bey hatırladığım kadarıyla arama esnasında odanın dışında bana hitaben "İsmail, beni muhtemelen yarın Tunceli'ye götürecekler, ev eşyalarının taşınmasını takip et" diyerek cebinden çıkarmış olduğu Türk lirası paralardan bana uzatarak "şunları kira olarak şoföre verirsin” ve diğer çıkarmış otduğu yaklaşık 10-15 adet kadar olabilecek bozuk olduğunu gördüğüm ancak kaç dolar olduğunu bilmediğim bir miktar doları da bana vererek "al bu da sende kalsın, bu dolarlar geçen yaz yurt dışı seyahatimden kalma” dedi. Ben, kendisinin verdiği dolarları alarak diğer Türk lirası ile ilgili olarak para size lazım olur ben bunları almayayım, eşya gittiği zaman karşı taraftan kirasını öderler, dolarları da eşyanızın içerisine koyarak ailenize gönderirim dedim. Almış olduğum bir miktar doları orada bulduğum bir zarfa koyarak arama işlemleri bitene kadar yanında bulundum. Daha sonra işlemler sabah bittiğinde kendisi adliyede kaldı. Ben de eşyaların gönderilmesi işini takip etmek üzere oradan ayrıldım... hakim beyin eşyalarını da yükün arka tarafına ilave etmek suretiyle tamamı yüklendi. Kendisine ait mavi ya da lacivert olduğunu hatırladığım tekerlekli ve çek çek özellikli çantasının dış fermuarlı cebine bana vermiş olduğu dolarları zarf ile birlikte çantasına koydum ve memleketi olan açık adresini bilmediğim Afyonkarahisar ili Kızılören ilçesinde bulunan babasının ikametine babasına ait 05...52 numaralı telefon numarasını şoföre vermek suretiyle gönderdim..." şeklinde beyanda bulunulduğu; davacının savunmalarında, ele geçirilen 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının düğününde kullanılmak için bekletilen banknotlar olduğunu beyan ettiği görülmüş olup, tanık İ.Y.'nin, yakın korumalığını yaptığı davacının kendisine anılan Dolarları verirken Dolarların geçen sene yurt dışı seyahatinden kalma dolarlar olduğunu belirttiğine yönelik beyanı ve davacının, söz konusu Dolarları yapacağı düğününde dağıtmak üzere biriktirdiğine yönelik savunmaları karşısında, bahsi geçen Dolarların bulunma sebebinin çelişkili bir şekilde ifade edildiği anlaşıldığından, davacının savunmalarına itibar edilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Daire kararının temyizi sonrasında ek beyan dilekçesi eki olarak dava dosyasına sunulan CD içerisinde bulunan ve "YouTube" paylaşım platformu üzerinde yer alan "KHK TV" isimli kanalda paylaşılan "Terörden Mağdur Olan Hakimken Bir Gecede KHK İle Terörist İlan Edildi" başlıklı videoda yer alan davacının açıklamalarının özetle, "..., 1977, Afyonkarahisar doğumluyum. Hakimlik görevini yaparken, KHK ile mesleğimden çıkarıldım şuan mesleğe iade davam Danıştay'da sürüyor... 15 temmuz günü Ankara, İstanbul illerinde darbe girişimi yapıldı sabah bir liste yayınlandı, 16 temmuz sabahı, Hakimler ve Savcılar Kurulu listesi olduğu söyleniyordu, kendi adımı da o listede gördüm... 40 yaşında hapse atılmışım... 23 ocak 2018'de tahliye oldum. 555 gün sonra yargılama başladı. Aslında dosya bomboş yani konulan... saçma kriterin biri dahi yoktu. Zaten o kriterlere saçma kriterler diyorum ama biri bile yoktu. Neden 555 gün kaldım? Soruşturma aşamasında Burdur hakimi ve Ovacık hakimi bir karar veremediler, benim dosyam soruşturma aşamasında tam altı savcılık değiştirdi. madem 555 gün tuttuk bu adamı madem dava bari açalım dediler heralde dava açıldı. Antalya'da ilk duruşmada tahliye edildim. 12 Mart 2019'da beraat kararı verildi Savcılık da beraat kararı talep etmişti. CMK 141 gereği tazminat davası açtım haksız koruma tedbirleri, haksız tutuklama sebebiyle. Ben 2013'te bu davalara bakmıştım, haksız koruma sebebiyle açılan tazminat davalarında hakim olarak görev yaptım. 2013 rakamıyla vasıfsız bir kişinin bir günlük gözaltısına 1000 TL manevi tazminat verildi. Ama şuan bir yargıç olarak ben 555 gün tutulmama rağmen annem hastalanmasına rağmen babam kanser olmasına rağmen bu süreçte bana verilen 555 güne 90 bin TL yani günlük 116 lira 117 lira bir şey yapıyor. 2020 rakamı bu, tabiki ben bunu istinafa götürdüm şimdi istinafta benim hukuk mücadelem devam ediyor. Sadece kendi adıma değil, şunu da anlatmak isterim ki beraat ettiğim duruşmada babam da vardı sadece ikimiz varız, küçük bir oda SEGBİS'le bağlandık. Beraat kararı verildikten sonra babam çok sevindi. Ama benim duygu durumumda bir değişiklik yok, arabayla eve giderken oğlum sen beraat etmedin mi, evet baba dedim, niye sevinmiyosun dedi, baba dedim nasıl sevineyim bu kadar mağdur, masum insan eziyet altındayken sadece rahatladım dedim. Biraz önce söylemiştim sanırım aslında zindandan çıktığımda en samimi arkadaşım bana sarıldı ağladı sadece... Ben zindanda olduğum için bana eziyet edildiği için annem, babam hastalandılar. Bazıları cezaevi der, ama ben zindan diyorum. Çünkü cezaevi gerçekten suç işleyenler için oluşturulmuş bir hukuk kurumu aslında, ama masumlar hatta ben masumiyet de kabul etmiyorum, mağdurlar çünkü masum ile mağduriyet arasında fark var; masum olmak için önce şüpheli olmanız gerekir, çünkü sizden şüphelenmeleri gerekir sonra masummuş denir, ben bunu da kabul etmiyorum. Ben o şüpheli olmayı da kabul etmiyorum. Bence mağdurum birçok, onbinlerce insan gibi mağdurum. İşte biz buna artık KHK mağdurları diyoruz. Ben KHK'lı yargıcım, ama çoğunun korku duygusu adalet duygusunun önüne geçmiş durumda. Mecelle'de bi tabir vardır, hakim tanımı, hakim, fehim, metin olmalıdır. Ben hakimlik süremde bu özellikleri taşımak için elimden geleni sarf ettim... Bu mesleği yapmayı göze alan adam adalet için her şeyi göze almalı, sürülmeyi göze almalı, meslekten çıkarılmayı göze almalı, hapsedilmeyi göze almalı. Tabi ki ben hapsedildim diye zevk almıyorum, bu bir eziyet ama Anayasa'nın bana verdiği güvence aslında beni korumuyor, insanların hukuki güvenlik hakkını koruyor. Tamam sen aydın bir insansın, ama Ergenekon davasında da şöyle yapılmadı mı? Şu kadar kişi ölmedi mi? Doğru, acının, ölümün sayısı olmaz ... bey, o zaman 7 kişi öldü hatırladığım kadarıyla acılar içinde öldüler. Ama basın yazardı, kamuoyu bilgi sahibi olurdu. Şuan hiç kimse, ölürken kimsenin haberi yok, bir çeşit ölüme terk edildiler, iş bulamıyorlar, ben yıllardır kamuda çalıştığım için son yıllarda yüksek maaşlı çalıştığım için biraz param vardı, evim vardı, evimi sattım geçimimi öyle sağlıyorum. Şimdi avukatlığım geldi ama birçok kamu çalışanı gerçekten ekonomik sıkıntı içinde, mücadelemizde hep hukuk çerçevesinde olmalı, demokrasi talep edeceğiz, hukuk talep edeceğiz, bu hukuksuzlukta ısrarla hukuk talep edeceğiz. Ben dedim ki burda, "Arkadaşlar 8 yıl, çünkü azami Anayasa gereği 8 yıl tutabilirler, tutuklu 8 yıl burda kalacakmış gibi adapte olun" dedim "yoksa perişan olursunuz". Bazı savcı arkadaşlarım daha genç arkadaşlar, "Hakim bey, biz suç mu işledik? yarın çıkarız." dediler. Ben de dedim ki: "Umut tek başına gerçekten sizi bitirir, umutsuzluk da bitirir."... Devlet dediğimiz aygıt, ordusu olan, polisi olan, çok büyük bi güç. Yani hukukla olmazsa o güç suçluları ezdiği gibi yerine göre suçsuzları da masumları da ezebilir. Hukuk olmadığında, ben suç ve cezaya inanırım, suçlu bile olsa insan, insan haklarına bağlı bir şekilde ona muamele edilmeli. Onun suç fiiline bakılmaz, onu doğuran anaya bakılır, onun insan olduğuna bakılır. Bana çok sordular, idam olmalı mı diye, dedim ki, idamlık suç var mıdır? Vardır, ülkede idam olursa kimin idam olacağı belli olmaz, bu ülkede Atatürk'e iki kere idam kararı çıktı, yakalasalar asacaklardı. Gebe kadın asıldı bu ülkede, yasalarımız, infaz yasası gereği gebe kadın asılmaz, en azından çocuğunu doğurması ve emzikten kesilmesi beklenir. 18 yaşın altında çocuk asılmaz, asıldı bu ülkede. Genelkurmay başkanı terörist başı denildi. Ben şunu diyorum, bir asker bulunduğu konum gereği illegal biçimde darbeci olabilir ama terörist olmaz asker. Ben bunu böyle düşünürken o Ergenekon davasında, ama şuan çıkıyor FETÖcü hakimler, FETÖ, fetullahçı demek de değil, fetullahçı terör örgütü demek. Kanun'un tabiriyle ben terörist hakimi miyim? Ben beraat ettim, ama sen bu yaftayı yapıştırdın. Ben bu vatanın has evladıyım... Oyunculukta da ilerlemeyi düşünüyorum ama yüzümün tanınmasını da çok istemedim açıkçası. Çünkü bana bu eziyeti yaptıkları halde göreve dönmem gerektiği an artist olmuş bu adam diye göreve dönmeme engel olurlar diye de çok da yüzümün tanınmasını istemedim..." şeklinde olduğu anlaşılmıştır.
"YouTube" adlı çevrimiçi video platformunda oluşturulan "KHK TV" isimli kanala ilişkin olarak UYAP kayıtlarının incelenmesinden, A.E.Y. isimli kişi hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, "İddia, sanık savunması, tanıkların beyanı, dijital materyallere ilişkin teknik inceleme ve analiz raporları, kolluk araştırma tutanakları ve dosyada bulunan diğer tüm bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere; sanığın üniversite döneminde 1990'lı yıllarda FETÖ'ye müzahir Işık evlerinde kaldığı, 2000'li yılların başından itibaren ise örgüte müzahir medya kuruluşlarında çalışmaya başladığı, bu kapsamda örgüte müzahir Cihan Haber Ajansı adına yurt dışında da görev aldığı, belli süre sonra Anadolu Ajansı adına muhabirlik ve çeşitli görevler üstlendikten sonra örgütsel bağlantısı gerekçe gösterilerek 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Anadolu Ajansınca iş akdinin feshedildiği, bu süreçten sonra gazetecilik mesleğinin getirdiği hareket alanı ve haber verme hakkının kullanılması şeklinde örgütsel faaliyetlerine devam ederek, Youtube adlı video paylaşım platformunda 'KHK TV' adlı kanalın kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığı, örgütle iltisakları nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan/çalışma izni iptal edilen şahıslarla yapılan röportajların yayınlandığı, röportajı yayınlanan şahısların bir çoğu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu bakımından adli işlem yürütülerek atılı suçtan mahkum edilen şahıslar oldukları, ancak yapılan röportajlarda bu hususlardan bahsedilmeksizin mağduriyet algısı yaratılarak örgütsel bağlılığı diri tutmaya çalıştığı, kendisinin kullanımında olan sosyal medya hesaplarından bu minvalde haber ve etkinliklere ilişkin paylaşımlarda bulunduğu, yurt dışında kaçan örgüt üyeleriyle iletişim halinde olduğu, yurt dışına giden örgüt üyelerini gidilen ülkede yaşayan örgüt üyelerine yönlendirdiği, örgüt üyelerinin birbirleriyle evlenmeleri bakımından aracılık ettiği, örgüt üyelerinin bir araya geldiği etkinlikler düzenleyerek bu etkinliklere örgüt üyelerini davet ettiği, örgütün güncel kripto haberleşme programı olan ... üzerinden örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen ... ... şahsa; 'evet ama ben de annem de cemaatçi bizim suçumuz ne' şeklinde cevap verdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu, yukarıda anlatılan eylemleri ile örgütün organik yapısına dahil olan ve örgütsel eylemlerinde çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk ve devamlılık unsuru bulunan sanığın, bu suretle örgütün kuruluş amaçlarına, faaliyet ve eylemlerini benimsediği ve gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine girdiği, silahlı terör örgütü ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterecek ya da sempati boyutunu aşacak nitelikte örgütle organik bağını ortaya koyacak şekilde örgüte üye olma suçunu işlediği, her ne kadar kendi adına ve KHK TV adlı platform adına 'Patreon' ve 'Kaunas' adlı bağış platformları üzerinden oluşturduğu üyeliklerle yurt içinde ve yurt dışında yaşayan örgüt üyelerinden bağış topladığı, söz konusu bağış platformlarına yönetici olarak giriş yaptığının dijital materyal inceleme raporundan anlaşıldığı, yine söz konusu platformlar üzerinden yatan bağışların nakit olarak çekilmesini sağlayan 'payoneer' adlı yurt dışı kaynaklı ödeme kuruluşunun debit kartlarının sanığın ikametinden ele geçirildiği, sanığın diğer örgüt üyelerine anlık olarak bağışların ne kadar olduğu hususunda bilgi sağladığı da göz önüne alındığında söz konusu hesapların kullanımının kendisinin kontrolünde olmadığı yönünde savunmasına itibar edilmeyerek sanığın farklı kanallardan maddi destek sağlamak isteyen örgüt üyelerini dahi söz konusu platforma yönlendirerek örgüte fon toplama şeklinde gerçekleşen eylemini gazeteci kimliğinin arkasına gizleyerek söz konusu saikinin ortaya çıkmasını gizlemeye çalıştığı, söz konusu platformların yurt dışı merkezli olması nedeniyle terörizmin finansmanı kapsamında elde edilen fonun net büyüklüğünün tespit edilememesi karşısında sanığın örgüt üyeleriyle paylaştığı dosyamıza yansıyan bilgiler ışığında aylık 1000-1500 Amerikan Doları gelirin elde edildiği sabit ise de; sanığın eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçuna vücut vereceği" gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar, "KHK TV" isimli kanalda paylaşılan videoda, davacı tarafından mağduriyet kavramından yola çıkılarak açıklamalarda bulunulduğu anlaşılmışsa da, yapılan açıklamalarda, FETÖ/PDY terör örgütünü veya örgüt üyelerini eleştiren herhangi bir ifadenin yer almadığı, yine "KHK TV" isimli kanalın kuruculuğu ve yöneticiliğini yaptığı tespit edilen A.E.Y.'nin mahkumiyetine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, anılan kanala yönelik, örgütle iltisakları nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan/çalışma izni iptal edilen şahıslarla yapılan röportajların yayınlandığı, röportajı yayınlanan şahısların bir çoğu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu bakımından adli işlem yürütülerek atılı suçtan mahkum edilen şahıslar oldukları, ancak yapılan röportajlarda bu hususlardan bahsedilmeksizin mağduriyet algısı yaratılarak örgütsel bağlılığın diri tutulmaya çalışıldığı, kanal adına 'Patreon' ve 'Kaunas' adlı bağış platformları üzerinden oluşturulan üyeliklerle yurt içinde ve yurt dışında yaşayan örgüt üyelerinden bağış toplandığı şeklinde tespitlere yer verildiği dikkate alındığında, davacının açıklamalarının propaganda niteliğinde açıklamalar olduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının dijital materyallerinde FETÖ/PDY ile iltisaklı olan web sitelerinin URL adresleri ve URL adreslerine ait kalıntıların bulunmasına yönelik tespit, yapılan aralamalarda FETÖ/PDY elebaşına ve FETÖ/PDY'ye müzahir yayınevlerine ait kitaplar ve DVD'ler ile 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının (A, B, C, D, E, F, K, L ve I olmak üzere 9 farklı seri) ele geçirilmiş olması hususları ve "KHK TV" isimli kanalda davacı tarafından yapılan açıklamaların niteliğinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu bağlamda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/10/2024 tarih ve E:2023/2043, K:2024/2463 sayılı bozma kararında;davacının dijital materyallerinde FETÖ/PDY ile iltisaklı olan web sitelerinin URL adresleri ve URL adreslerine ait kalıntıların bulunmasına yönelik tespit, yapılan aralamalarda FETÖ/PDY elebaşına ve FETÖ/PDY'ye müzahir yayınevlerine ait kitaplar ve DVD'ler ile 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının (A, B, C, D, E, F, K, L ve I olmak üzere 9 farklı seri) ele geçirilmiş olması hususları ve "KHK TV" isimli kanalda davacı tarafından yapılan açıklamaların niteliğinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.