SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/6416

Karar No

2025/6708

Karar Tarihi

30 Mayıs 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/6416 E. , 2025/6708 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/6416
Karar No : 2025/6708

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan ve cezaların şahsiliği prensibi dikkate alınmaksızın tesis edildiği, örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, hakimlik teminatının dikkate alınmadığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır .
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince ; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254 ; K:2024/3339 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali , davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi, parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptali istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddi yolundaki Daire kararının temyize konu iptal ve kabul kısmında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, davanın ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemi yönünden iptali, zımni ret işleminin iptali istemi yönünden incelenmeksizin reddi yolunda verilen 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararın temyiz edilen iptal kısmının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararının ve bu kararın iptal kısmının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın 25/11/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararının ve bu kararın iptal kısmının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararının ve bu kararın iptal kısmının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.

Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, tanık tarafından, davacının üniversitede okurken 2004-2005 eğitim-öğretim yılında yapıya ait evde kaldığı, daha sonra ise (yapıdan bağımsız) ayrı bir eve çıktığı ve yapıyla bağını kopardığının ifade edildiği; ancak davacının terör örgütüyle bağlantılı evlerde kalmadığı yönündeki (ceza yargılamasında yer alan) karşı beyanlarının aksini ortaya koyar nitelikte, başkaca herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığının görüldüğü, netice itibarıyla, M.Ü. isimli tanığın beyanının, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden, 2000-2001 yıllarında %100 burs kazanması nedeniyle ekonomik sebeplerle ve eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini beyan eden davacının bu beyanının, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,

Sosyal medya paylaşımı yönünden, davacının bir sosyal medya platformunda, ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmakta iken görev yeri değişen E.E. hakkında kişisel duygu ve düşüncelerini ifade ettiği, söz konusu paylaşımda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünü öven ya da destekleyen mahiyette herhangi bir ibarenin bulunmadığının görüldüğü, netice itibarıyla, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Soruşturma bilgisi yönünden, davalı idare tarafından dosyaya sunulan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkındaki soruşturmaların bir kısım maddeleri yönünden evrakın muahezeyi gerektirir nitelikte olmadığı gerekçesiyle evrakın ilgili kısmının işlemden kaldırılmasına; soruşturmanın diğer maddeleri yönünden davacının yazılı savunmasının istenilmesine ve davacı hakkında kovuşturma gerekli görüldüğünden, eylemleri nedeniyle kovuşturma izni verilmesine karar verildiğinin görüldüğü, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ise; davacı hakkındaki disiplin dosyasında karar verilebilmesi için kovuşturma sonucunun beklenmesi gerektiğine karar verildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen ceza yargılamasının Yargıtay ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasında devam ettiği,
Netice itibarıyla, HSYK ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına konu olaya ilişkin soruşturma içeriğinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı,
Davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 08/03/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 02/06/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) ve yine Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturmaları kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 08/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 13/06/2022 tarih ve E:2016/56717, K:2022/4649 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı kararıyla;
"Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan M.Ü.'ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağında: ‘’...4'ncü sınıfta Ümraniye/... Mahallesinde bulunan cemaat evinde kaldım, bu evde benimle birlikte idari yargı hakimi M.Y., B.C., M.E.A. ve ... vardı. Bu şahısların hepsinin halen meslekte olduğunu düşünüyorum. Bu şahıslardan ... 4’ncü sınıfın 2. döneminde evden ve cemaatten ayrıldı, ancak diğerleri bu yapıya halen müzahirdir..'' ifadelerine yer verilmiştir.
Diğer yandan, davacı hakkında verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında, yukarıda ifadesine yer verilen M.Ü. isimli tanığın ... Ağır Ceza Mahkemesince alınan 10/11/2017 tarihli ifadesinde; "Sanık benim üniversiteden sınıf arkadaşımdı, sanıkla birlikte cemaat evlerinde kaldık, bir dönem aynı cemaat evinde kaldığımız da oldu, sanık dördüncü sınıfa kadar cemaat evlerinde kaldı, dördüncü sınıfın başında ya da ortasında ama mezun olmadan önce cemaat evlerinde kalmayı bıraktı ve cemaatten ayrıldı, zaten sanıkla konuşmalarımızda cemaatten ayrılmayı düşünüyordu ancak erteliyordu, en son dördüncü sınıfta birkaç arkadaşı ile birlikte cemaati bıraktı, ben 2014 yılına HSYK seçimleri amacıyla Batman'a gitmiştim, sanık da Batman'da Hakimlik veya Savcılık yapıyordu, yine benim gibi örgüt mensubu olan Ş. isimli şu anda soy ismini hatırlamadığım Batman'da çalışan savcı arkadaşıma Kadir'in durumunu sordum, o da cevaben cemaatle bir alakasının olmadığını ancak seçimlerde bağımsızlara oy verebileceğini söylemişti, ayrıca kulaktan dolma haberlerle bildiğim kadarıyla sanık cemaati bıraktıktan sonra içki bile içtiğini cemaat mensubu arkadaşlarım söyledi.'' şeklinde ve Tokat Kom Şube Müdürlüğünce alınan 17/05/2018 tarihli ifadesinde özetle, 2004-2005 eğitim-öğretim yılında hukuk fakültesi 4. sınıfta sanıkla aynı cemaat evinde kaldıkları, ev abiliğini tanığın kendisinin yaptığı, evde kitap okuma, vaaz dinleme, kuran, oruç, cevşen, tespihat vb. dini şeyler yapıldığı, davacının 4. sınıftayken yapıya ait evden ayrılıp arkadaşları ile birlikte kalmaya başladığı, bu tarihten sonra sanığın yapıyla bağını kopardığını bildiği şeklinde beyanda bulunduğu, 21/05/2018 tarihli teşhis tutanağında tanığın davacıyı kesin ve net olarak teşhis ettiği görülmüştür.
Davacıya ait, Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında: "... lise 2. Sınıfta dershane sınavlarına girdim ve ... isimli bir dershaneye devam ettim, buraya herhangi bir ücret ödemedim ancak cemaatin kontrolünde bir dershane değildi, lise 3. Sınıfta da yine sınavlara girdim ancak ... Dershanesini %50 burslu kazandım, bu dershane ilk 5 öğrenciyi burslu alıyordu, fem dershanesi de yanlış hatırlamıyorsam ilk 8 öğrenciyi burslu alıyordu, bende yanlış hatırlamıyorsam 6. Olmuştum, bu sebeple %100 burslu devam etme imkanım olduğu için ... Dershanesini tercih ettim zaten benim bu dershanede eğitim gördüğüm 2000-2001 yıllarında bu dershaneyle ilgili herhangi bir cemaat bağlantısından bahsedilmiyordu, daha sonra da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesine 2001 yılında girdim... 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde herhangi bir grup adına aktif olarak görev yapmadım, ne yargıda birlik platformu, ne bağımsız olduğu söylenen adaylarla birlikte hareket etmedim. Adaylardan herhangi birisi lehine veya aleyhine yorumda bulunmadım, kimse için o istemedim, seçim günü de kendi görüşlerim doğrultusunda parçalı olarak her kesimden insana oyumu kullandım, seçimde herhangi bir şekilde aktif görev almadım, sandıkta görev yapmadım. Sayım esnasında merak ettiğimiz için gidip izledik, önce oyları saymaya çalıştım ancak beceremeyince bundan da vazgeçtim, bu bana kimse tarafından verilmiş bir görev değildi, seçim döneminde de yargıda birlikte platformunun adaylarına ilişkin 11 kişilik liste bize verilmişti, cemaatin desteklediği söylenen bir başka 11 kişilik listeyi de biliyorum ancak bu bize mail veya mesajla yahut yazılı olarak verilmedi, sohbetler sırasında adliyedeki meslektaşlarımızın söylemleriyle diğer 11i de öğrendik. Ve söylediğim gibi blok olmayacak şekilde seçimlerde oy kullandım,.." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve davacıya ait olan sosyal medya paylaşımlarının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, hakim ve savcıların paylaşım yaptıkları bir platform olan "www.adalet.org" isimli internet sitesinde; davacının, sonradan FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldığı anlaşılan E.E.'nin ...Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmakta iken görev yerinin değişmesi üzerine FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan A.K tarafından yapılan paylaşımın altına E.E.'yi över nitelikte yorum yaptığı, aynı şekilde E.E.'yi övücü içerik paylaşan ve FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldığı anlaşılan ...'nin paylaşımının altına da gül emojisi koyduğu, "YARGI UYANIYOR MU?" başlıklı paylaşımın altına FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarıldığı anlaşılan ...'nin yargıya yönelik yaptığı eleştirel yorumuna ise şapka çıkarma emojisi koyduğu anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy verebileceği duyumuna yönelik tanık beyanı, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız aday olanları bildiği halde her kesime oy kullandığına, seçim günü seçimi izlediğine ve oy sayımına katıldığına yönelik kendi beyanı, sonradan FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan E.E.'yi öven ve aynı gerekçeyle meslekten çıkarılan yargı mensuplarının paylaşımlarına karşı yaptığı birbirleriyle uyumlu sosyal medya paylaşımlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
... dava konusu ... tarih ve E:... sayılı kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının sözü edilen işlem yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/12/2024 tarih ve E:2023/254, K:2024/3339 sayılı bozma kararında; davacının, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy verebileceği duyumuna yönelik tanık beyanı, 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerinde sözde bağımsız aday olanları bildiği halde her kesime oy kullandığına, seçim günü seçimi izlediğine ve oy sayımına katıldığına yönelik kendi beyanı, sonradan FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılan E.E.'yi öven ve aynı gerekçeyle meslekten çıkarılan yargı mensuplarının paylaşımlarına karşı yaptığı birbirleriyle uyumlu sosyal medya paylaşımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının 02/09/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim