Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/5642
2025/6742
12 Haziran 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/5642
Karar No : 2025/6742
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan ve cezaların şahsiliği prensibi dikkate alınmaksızın tesis edildiği, örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, hakimlik teminatının dikkate alınmadığı, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusunun ... tarih ve ... sayılı işlemine ilişkin kısmı yönünden iptali; zımnen ret işlemi yönünden incelenmeksizin reddi yolunda verilen 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararın iptale ilişkin kısmının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, bozulan kısım yönünden gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebine 60 gün içerisinde cevap verilmemek suretiyle oluştuğu ileri sürülen zımni ret işleminin iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında .... Ağır Ceza Mahkemesinin ...... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, ilgili kararın istinaf edilmeyerek 19/04/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararının ve bu kararın kısmen bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararda;
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden;
Tanık beyanları yönünden, İ.O. isimli tanığın davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı olduğuna ilişkin bilgisinin bir bilgi notundan ibaret olduğu, somut verilerle desteklenmediği, S.Y. isimli tanığın anlatımlarında ise davacının aleyhine bir ifade yer almadığı, netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğuna yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Unvalı görev yönünden, davacının Hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 04/07/2013-10/07/2014 tarihleri arasında ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev almış olması dolayısıyla, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Atama kararına HS(Y)K eski üyesinin muhalif kalması yönünden, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından ... Hakimliğine atanmasına yönelik kararda, meslekten ihraç edilen ve Bylock kullanıcısı olan Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski üyesinin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Hakim/savcı adaylığı döneminde Adalet Akademisi yıllık (albüm) kurulu üyeliği/sınıf başkanlığı görevi verilmesi yönünden, davacının 1999-2001 yılları arasında 38. dönem adli yargı hakim adayı olarak görev yaptığı dönemde yıllık kurulu üyesi olarak görev almasının, başkaca delillerle de desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacının (eski) eşi ile ilgili tespitler yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının (eski) eşi E.F.B. hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının (eski) eşine yönelik olan söz konusu tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkında düzenlenen iddianamede ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden;
Davacı hakkında düzenlenen iddianamede ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmelerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) dosyasında 10/02/2022 tarihli karar ile karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 21/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu,
gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 23/02/2023 tarih ve E:2016/56230, K:2023/1521 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.'ya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/12/2016 tarihli sorgulama tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "6-)...; Kadın ACM Başkanı yapılması gündeme gelince boş olan yere Elbistan Başsavcısı olan eşi ile birlikte Ceyhan ACM Başkanı olarak atanmıştır. Kişinin Fetullah Gülen cemaat mensubu olup olmadığını o dönemlerde bilmiyordum. 2014 yılında yapılan çalışmalarda Fetullah Gülen cemaat mensubu olduğuna dair bilgi notu gelmişti." Aynı kişinin, davacının ceza davasında verdiği tanık beyanında; "...'ı Elbistan ve Ceyhan'da çalışması sebebiyle tanıyorum. Kendisi Başsavcı, Elbistan Başsavcısının eşi idi Elbistan'da çalıştıkları dönemde. Kurul üyemiz N.H'nin kadın hakimlerden de Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Başsavcı atanması yönünde bir talebi vardı. O kararnamelerde de Başsavcı yapabileceğimiz, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı yapabileceğimiz kadın Hâkimler ve Savcılar aradık. ... Hanım da sicil ve terfileri oldukça uygundu, başarılı bir Hakimdi. Yanlış hatırlamıyorsam Ceyhan’a atandıkları dönemde 2. Ağır Ceza Mahkemesi kurulmuştu. Oraya verdik diye hatırlıyorum. O mahkemeye Başkan olarak atandı. Mahkeme Başkanlığına atanması bu şekilde gerçekleşti. Yani herhangi bir başka telkin, tavsiyeyle değil. Tamamen N.H.’nın 1. Daire Üyesi kadın hakimlerden başkan atanması isteği doğrultusunda yapıldı. Ceyhan'a atandıkları kararname 2013 ya da 2012 olabilir Başkanım. Net tarih hatırlamıyorum ama. Sanki Ceyhan'daki yıllarını doldurmadılar diye hatırlıyorum. 2014'de Ceyhan'dan alındıklarına göre 2012 ya da 2013'ün kararnamesi olabilir. ama tam tarih hatırlamıyorum. E.F.B. eşi Elbistan Başsavcısıydı zaten. Birlikte Ceyhan'a atandılar. Ben Ceyhan'da Başkan oldu diye hatırlıyorum. Elbistan'da değildi yanlış hatırlamıyorsam. Ceyhan'a atandıkları kararnamede 2013 olabilir ya da 2012 olabilir. Tam emin değilim tarih olarak. Orada Mahkeme Başkanlığı yaptı. 2014 yılında 17-25 Aralık olaylarından sonra Bakanlıkta bir komisyon oluşturuldu. Eski müsteşar B. Bey’in önderliğinde başlayan bir komisyon vardı. Bu komisyon K. Bey'in döneminde de çalışmalarını devam ettirdi. Ünvanlı görevlerde olup da o tarihteki adıyla cemaat ile irtibatı olduğu düşünülen isimleri tespit etmeye çalıştılar. Çalışma yöntemleri de tefahhus dediğimiz yöntemdi. Çalışma yöntemleri de tefahhus dediğimiz yöntemle, yani çalıştıkları yerlerdeki meslektaşlardan soruşturmak suretiyle, sorgu suretiyle bilgileri toparladılar. 2014 yaz kararnamesinde o şekilde cemaat irtibatı olduğu düşünülen Başsavcı ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanları bildirdiler, bize bildirdiler. Biz de onların Başsavcılık ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlıklarından aldık bize gelen. Hatice Hanım ve eşi ile ilgili de o tarihteki eşi ile ilgili de böyle bir bilgi geldi. Ancak bu bilgi Başkanım somut olarak şu kişiyle şöyle bir irtibatı var şeklinde değil, sadece liste olarak unvan da görevde çalışanlarla ilgiliydi. ... Hanım'ın kendisiyle ilgili somut bir şey var mıydı onu bilmiyorum. Eşiyle ilgili vardı, ama ikisinin durumu da önümüze geldi. Kendileri de Başsavcılık ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığından alınıp Eskişehir veya Konya’ya yanlış hatırlamıyorsam, Konya da olabilir Eskişehir de olabilir atandılar diye biliyorum. Ama somut olarak ... Hanım’la ilgili şöyle bir irtibatı vardı şu nedenledir diye bir bilgi yoktu önümüzde. Biz bu tür tereddüt olanları atamasını yaptık. Atamasında benim muhalefetim olabilir. Muhalefetim varsa muhalefetim şu yöndedir. Atama Nakil Yönetmeliği’nin 4. maddesinde bir yere atanan Hâkim Savcı 2 yılını doldurmadan kendisi tayin istemeyeceği gibi resen de atanamaz diye bir hüküm var. İ.A. ve ben bu şekilde olanlara muhalif kalmıştık. ... Hanım da sanki bu şekilde süreyi doldurmayanlardan biriydi ve muhalif kaldık diye hatırlıyorum, ama emin değilim. Aradan çok zaman geçti, 4 yıl geçti. T.G. şöyle bu şekilde unvanı alınanların tamamına muhalif kaldı. Listede gelip de ismi listede olup da cemaat irtibatı var diye düşünülen isimlerin tamamına muhalif kaldı. Ben kendi savunmamdan biliyorum onu. T.G.'nin toplam 291 muhalefeti var Başkanım. İ. Bey’le benim 40 civarında muhalefetim var. Bizim muhalefetlerimiz süreden, T. Bey’in tamamına. Yani bu listede ismi yer alıp da alınsın diye verilen tamamına muhalif kalmıştı. ... Hanımla sanıyorum İ. Beyle benim ikimizin de muhalefeti olması lazım. Süreyi doldurmadığını düşünüyorum. 2 yıl doldurmamıştı diye hatırlıyorum. Bunun dışında somut görgüye dayalı bilgiye dayalı herhangi bir bilgi sahibi değilim kendisinin. Örgüt ile irtibatı olduğuna dair bir bilgiye sahip değilim. Onu bilemem yani Başkanım. İstanbul'da falan vardı toplam 4-5 kişi olabilir. Doğru, şöyle Başkanım onu şöyle izah edeyim. Kadın Hakimler genelde ceza çalışmıyorlar. Özellikle Savcı eşleri genelde Hukuk çalıştıkları için, dönem itibariyle Başkan yapabilecek kadın Hâkim bulmakta çok zorluk çektik. Genelde hukuk çalışıyor kadınlar. Ceza çalışan bulmakta zorluk vardı. Hatta içlerinde ceza çalışmadan verdiğimiz Başkan da oldu diye hatırlıyorum. Ya yaparlar küçük yerlerde nasıl olsa Ceza Hukuk karışık bakmıştır diye N. Hanım'ın böyle bir şeyi oldu. O nedenle Kadın Hâkim bulmakta zorluk çektiğimizi hatırlıyorum. Başkanım o tarihlerde dedik hatırlasanız böyle bir kaygı da yoktu. Takip etmeyi gerektirecek bir durum da yoktu. Sicili, terfileri zaten uygun olduğu için atandı yani. Kadın Başsavcı bulamadık. Sadece Niğde Bor'da atadık bir tane. Daha sonra D.A.G. doğrudur. 40 bin öncesine diyebiliriz 100 binlere kadar değil Başkanım. Başkanım şimdi nasıl not geldi onu anlamadım? Şöyle şöyle bilgi notu dediğim şu. O kararnameye giren toplam tamamı liste olarak geldi. Tek tek isim bazında şunu şöyle bir irtibatı var diye gelmedi bize. Genel sekreterlik bize kararname çalışması sırasında şu Başsavcılığında işte ilgisi olduğu düşünülüyor. Şu Mahkeme Başkanın da ilgisi olduğu düşünülüyor diye genel bilgiler verdiler. Biz de tereddüt bile olsa alalım dedik görevden bu şekilde. ... Hanım ve eşi ile de bilgi vardı yani ismi orada okundu. Ama somut olarak şöyle bir bilgi var, şu şekilde irtibatı var, işte örgütte şunu yapmış, örgüt adına bunu yapmış gibi bir bilgi değil. Onu söylemeye çalışıyorum. Aynen aynen. Onu hatırlamıyorum, yani ikisinin de ismi okundu. Alınsın diye okunan isimleri arasındaydı. Ama dediğim gibi somut şundan dolayı şu denmediği için hangisi ile ilgili ikisinde irtibatı var mıdır yok mudur bunu bilmiyorum. Eş oldukları için ikisinin de ismi okundu ve ikisini de alın diye konuşuldu içeride. Daha sonra boşandıklarını biliyorum. Çünkü ... Hanım ben Anadolu Adliyesi’nde çalıştım. Son kararnamede Anadolu Adliyesi’ne atanmıştı. Hatta biz nezarethanedeyken kendisi Eskişehir'den getirilmişti. Nezarethanede görmüştüm kendisini. Boşandığını biliyorum. Yoktu Başkanım. Dediğim gibi kararname kapsamındaki isimler değerlendirildi. N. Hanım’ın kadın Hâkim arayışı olduğu için kadın isimleri geldiğinde hepsinde N. Hanım’m ya bu olabilir mi bu olabilir mi gibi talepleri oluyordu. ... Hanım da sicili son derece başarılı bir isimdi diye biliyorum. Terfileri filan gayet iyiydi. Hal kâğıtları gayet iyiydi. Olabilir, yapabilir diye düşünüldü ve mahkeme başkanmda iyi yaptığını düşünüyorum. Başarılı bir başkandı kendisi. Hatırlamıyorum. Gelmedi diye biliyorum Başkanım. Yok başka söyleyeceğim bir şey yok. Yok Başkanım. Yani dediğim gibi hiçbir isimle ilgili somut olarak şöyle bir bağlantı var denilmedi. Yaptığımız çalışma sonucunda irtibat olduğunu tespit ettiğimiz isimler diye söylendi. Hatta çalışmayı nasıl yaptıklarını sorduk. Adliyelerinden araştırdık, işte beraber çalıştıkları isimlerden sorduk. Bu şekilde tespit ettik denildi. Biz de o günkü hassasiyet sebebiyle Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan karar sebebiyle bu tür şüphe olanların tamamının görevden alınmasını uygun olacağını değerlendirdik. Dediğim gibi İ. A. ile benim süreye yönetmeliğe riayet edelim şeyimiz vardı. T. Bey hayır, tamamına böyle bir duyumla biz adam alamayız diye tamamına muhalefet verdi. Herhangi bir notu var mıydı hatırlamıyorum. Elbistan'a ne zaman atandığını tam olarak hatırlamıyorum. Ama Ceyhan'a giderken herhangi bir not yoktu. Zaten Başsavcı olduğu için ve sicilinde sıkıntı olmadığı için denetim raporları falan iyi olduğu için, hatta olumlu referanslar vardı. Yanlış hatırlamıyorsam Anayasa Mahkemesi üyesi o zaman M.E. vardı Elbistan'lı. Onların filan olumlu notları vardı. Ya iyi bir Başsavcı, başarılı bir Başsavcı değerlendirilsin diye notları vardı ama Elbistan'a gidişini hatırlamıyorum. Ceyhan'a giderken yani özel bu yapıyla irtibatlı herhangi bir not olduğunu hatırlamıyorum. Yok. ... Hanım ile ilgili aklıma gelen başka bir şey yok Başkanım" şeklinde beyanı olduğu görülmüştür.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan tanık beyanlarının, davacının hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 04/07/2013-10/07/2014 tarihleri arasında Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev almış olmasının ve 38. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu Üyesi olması hususlarının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir deliller niteliğinde olduğu ileri sürülmüştür.
Bunların yanı sıra, davalı idarece dosyaya, 24/06/2013 tarihinde, saat 22:48:05'te davacının kullandığı GSM numarasını arayan sabit hattan, aynı gün saat 22:51:30 ve 22:52:25'te 667 sayılı KHK ile meslekten çıkarılan ve hakkında adli işlem kaydı olan hakim İ.S.'nin de arandığına ilişkin bilgi notu sunulmuştur.
Öte yandan, davacının 06/05/2015 tarihinde boşandığı, yargı mensubu olan eski eşi E.F.B.'nin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davanın reddi yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/58224, K:2020/2981 sayılı kararı, Kurulumuzun E:2021/2161, K:2021/3478 sayılı kararı ile kesin olarak onanmış; silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen mahkumiyet kararı ise onanarak kesinleşmiştir.
Bu durumda, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu göz önüne alındığında, davacının eski eşi ile evli olduğu dönemde, eşi ile aynı tarihte unvanlı göreve atanmaları ve tanıklardan İ.O.'nun "2014 yılında 17-25 Aralık olaylarından sonra Bakanlıkta bir komisyon oluşturuldu. Eski müsteşar B. Bey’in önderliğinde başlayan bir komisyon vardı. Bu komisyon K. Bey'in döneminde de çalışmalarını devam ettirdi. Ünvanlı görevlerde olup da o tarihteki adıyla cemaat ile irtibatı olduğu düşünülen isimleri tespit etmeye çalıştılar. Çalışma yöntemleri de tefahhus dediğimiz yöntemdi. Çalışma yöntemleri de tefahhus dediğimiz yöntemle, yani çalıştıkları yerlerdeki meslektaşlardan soruşturmak suretiyle, sorgu suretiyle bilgileri toparladılar. 2014 yaz kararnamesinde o şekilde cemaat irtibatı olduğu düşünülen Başsavcı ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanları bildirdiler, bize bildirdiler. Biz de onların Başsavcılık ve Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlıklarından aldık bize gelen. ... Hanım ve eşi ile ilgili de o tarihteki eşi ile ilgili de böyle bir bilgi geldi." şeklindeki ifadesinde yer alan beyana göre, cemaat irtibatlarının tespit edilmesi nedeniyle aynı tarihte bu unvanlı görevlerden alınmaları, davacının eski eşinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan Bylock kullanıcısı olması hususları dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin durumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaatinin oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dairece her ne kadar, somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı belirtilerek, tanık beyanları davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmemiş ise de; davacı hakkında bilgi notu geldiğine ilişkin tanık beyanının somut nitelikte olduğu, kararda aksinin ortaya konulmadığı, davacının ağır ceza mahkemesi başkanlığı görevinden alınarak- Konya hakimliğine atanmasına ilişkin Kurul kararında Kurul eski üyesi T.G.'nin muhalif kaldığına ilişkin tespitlerle bir arada değerlendirildiğinde, tanık İ.O.'nun beyanının somut verilerle desteklendiği ve davacının irtibat ve iltisakını ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır.
Buna göre, davacı hakkındaki tanık beyanları ve eski eşinin evlilik birliği içindeyken mevcut olduğu anlaşılan FETÖ ile irtibat ve iltisakı, davacının unvanlı göreve atanması ve bu görevden alınmasına ilişkin kararda, meslekten çıkarılan Kurul eski üyesi T.G.'nin muhalif kalması, davacının albüm/yıllık kurulu üyeliği ile ankesörlü hattan ardışık aranma kaydının olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, bu hususların, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararın iptale ilişkin kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2767, K:2024/2946 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanları ve eski eşinin evlilik birliği içindeyken mevcut olduğu anlaşılan FETÖ ile irtibat ve iltisakı, davacının unvanlı göreve atanması ve bu görevden alınmasına ilişkin kararda, meslekten çıkarılan Kurul eski üyesi T.G.'nin muhalif kalması, davacının albüm/yıllık kurulu üyeliği ile ankesörlü hattan ardışık aranma kaydının olması hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusunun... tarih ve ... sayılı işlemine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, bu bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Davanın, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemi yönünden REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3.Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.