Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/5641
2025/6707
30 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/5641
Karar No : 2025/6707
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının gözardı edildiği, disiplin soruşturmasının ceza soruşturmasına eş değerde yapılması gerektiği, hiçbir kanıt ileri sürülmeden, savunma delillerini ibraz edemeden meslekten ihraç edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararıyla; dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 01/06/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararda;
Tanık beyanları yönünden, gizli tanık ...'nin ifadesindeki anlatımların somut bir tespite dayanmadığı, kişisel kanaate ve yoruma dayalı beyanlar olduğunun görüldüğü, netice itibarıyla, tanık beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi nedeniyle davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyaller yönünden, davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet siteleri ile örgütün finans kuruluşu olan Bank Asyanın internet sitesine giriş yapması hususunun ve bilgisayarında yer alan mahkeme kararının davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının ve bilgisayarında bir mahkeme kararının bulunmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı, 08/06/2017 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemediği,
Davacının F.C. isimli kişi ile arasında para transferinin bulunması yönünden, davacının, ByLock kullanıcısı olduğu ve örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen F.C. isimli kişiyle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, söz konusu Rapor dosyaya sunulmadığı gibi, dava dosyasına, davacı tarafından gerçekleştiren para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davalı idarece dava konusu işlemin dayanakları arasında davacı hakkında "altın günü" ve "atama bilgileri" gibi konularda tahmine dayalı yorumlara yer verildiği ancak, her iki durum için de davacının anlatımlarının aksini kanıtlayabilecek nitelikte tanık ifadesi veya yorumun ötesinde somut bir veri ve bilginin dava dosyasına sunulmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 08/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ...sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2017/3233, K:2022/8635 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı kararıyla;
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve... soruşturma sayılı iddianamesi kapsamında düzenlenen 18/08/2016 tarihli tanık ifade tutanağında, gizli tanık ..., "[Davacı ..., (Bylock kullanıcısı oldukları ve FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı oldukları tespit edilerek meslekten çıkarılan idare mahkemesi üyeleri) B.D. (... sicilli) ve A.C.'nin çevrede cemaatçi (FETÖ/PDY terör örgütü) olarak bilindiklerini, kendisinin 2014 HSK Üyelik Seçimleri sürecinde FETÖ/PDY terör örgütünün adaylarının rakiplerini desteklediği için davacı..., B.D. ve A.C.'nin kendisine tavır aldıklarını, sonradan Mahkemeye atanan (Bylock kullanıcısı olduğu ve FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu tespit edilerek meslekten çıkarılan vergi mahkemesi üyesi) N.B.'nin bu 3 kişi ile (davacı ..., B.D. ve A.C.) çok samimi olduğunu, fotoğrafından da teşhis ettiği davacının 2014 HSK Üyelik Seçimleri sürecinde FETÖ/PDY terör örgütünün adayları lehine çalışan B.D. (... sicilli) ve A.C. ile sürekli birlikte olduğunu, 2014 HSK Üyelik Seçimlerinde kendisinin FETÖ/PDY adaylarının rakipleri lehine faaliyette bulunduğunu, (FETÖ/PDY terör örgütünün adaylarının seçimleri kaybetmeleri sonrasında) kendisinin vergi mahkemesinden idare mahkemesine atanması üzerine davacının kendisine soğuk davranan kişilerden biri olduğunu...]" beyan etmiştir.
FETÖ/PDY terör örgütünün adaylarını destekleyen yargı mensupları ile desteklemeyenler arasında keskin bir çizginin çizildiği 2014 yılı HSYK üyelik seçimleri döneminde, gizli tanığın doğrudan kendi gözlemlerine dayalı olarak verdiği ifadeye göre; davacının yargı camiasında hakim olan bu keskin ayrımda, -gizli tanığa, YBP adaylarını desteklediği için tavır koyarak- FETÖ/PDY terör örgütünün adayları tarafında bir duruş sergilediği ve seçimlerin ardından, gizli tanığın vergi mahkemesinden idare mahkemesine atanması üzerine davacının kendisine soğuk davranan kişilerden biri olduğu yolundaki ifadesine göre, bu keskin tavrı devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra, gizli tanığın, çevrede cemaatçi oldukları bilinen (daha sonra ByLock kullanıcısı oldukları tespit edilen ve meslekten ihraç edilen) hakimlerle davacının samimiyeti ve onlarla ortak bir şekilde seçim sürecinde gizli tanığa tavır gösterdiği yolundaki ifadesi karşısında, davacının bu kişilerle olan ilişkisinin -Gaziantep'e atandıktan sonra tanıştığı ve o tarihten önce hiçbirini tanımadığı yolundaki davacının kendi beyanı karşısında- örgütle olan iltisak ve irtibat ortak noktasına dayandığı, sonuç olarak, gizli tanık ifadesinin, davacının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyduğu kanaatine varılmıştır.
Davacı, itirafçı tanık C.U.'nun, kendisi lehine verdiği örgütle bir ilişkisi olmadığı yolundaki ifadenin dikkate alınması gerektiğini ileri sürmekte ise de; C.U.'nun, "...şayet bu kişilerle ilgili başka bir bilgi yoksa benim cemaat mensubu olmadığını düşündüğüm bu kişileri de belirtmek isterim. Bunlar, E.D., B.Ö., B.A.Y., E.K., ... ..., A.U., M.U., M.A.'dır. Ben bu şahısların hepsini şahsen tanımıyorum. .... Dediğim gibi bu kişilerle ilgili C. Başsavcılığınızda ve HSYK'da başka bir delil olma ihtimalini de göz ardı etmiyorum." şeklindeki beyanında, ilgililer hakkında başkaca delil bulunmaması varsayımı altında kanaatini açıkladığı, ayrıca bu kişilerin hepsini şahsen tanımadığını kabul ettiği görülmekte olup; UYAP üzerinden yapılan incelemeden, C.U.'nun ifadesinde cemaat mensubu olmadığını beyan ettiği isimlerin çoğunun meslekten çıkarıldıkları ve bu işlemlerin iptali istemiyle açtıkları davaların reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, C.U.'nun ifadesinin, gizli tanığın ifadesinde yer alan hususları bertaraf eder nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davacı tarafından FETÖ/PDY terör örgütüne ait Sızıntı Dergisinin internet adresi olan "Sızıntı.com" adresine giriş yapıldığına, FETÖ/PDY terör örgütüne ait Bankasya internet sitesine çok sayıda giriş yapıldığına dair internet geçmişi ve STV logosu ile yayın yapan Samanyolu TV kanalına ilişkin Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.'nin davacısı olduğu ve bu şirket lehine yürütmenin durdurulması kararı verilen bir mahkeme kararının bulunduğuna dair tespitlerin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici birer unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki gizli tanık beyanının ve yukarıda yer verilen diğer hususların, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu sonucuna ulaşılmıştır ...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/11/2024 tarih ve E:2023/2224, K:2024/2945 sayılı bozma kararında; davacı hakkında gizli tanık beyanının bulunması ile davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait Sızıntı Dergisinin internet adresi olan "Sızıntı.com" adresine ve Bankasya internet sitesine çok sayıda giriş yaptığına dair internet geçmişinin, STV logosu ile yayın yapan Samanyolu TV kanalına ilişkin Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.'nin davacısı olması ve bu şirket lehine yürütmenin durdurulması kararı verilen bir mahkeme kararının bulunduğuna dair tespitlerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve...sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük hakların iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin (...TL + ...) davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.