SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/5148

Karar No

2025/6706

Karar Tarihi

30 Mayıs 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/5148 E. , 2025/6706 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/5148
Karar No : 2025/6706

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, ceza yargılaması sonucunun beklenmesi gerektiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, Anayasa ve AİHS'nden doğan haklarının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararıyla; dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, yeniden inceleme talebinin reddine dair anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 24/10/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.

2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden; tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut bir veriye dayanmadığı, davalı idare tarafından da tanık A.Y. ve V.A'nın ifadelerinde geçen iddiaları doğrular nitelikte başkaca bir bilgi ve belgenin de dosyaya sunulmadığından, tanık ifadelerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi yönünden, 2011-2016 yılları arasında davacının eğitim saiki dışında örgütsel tavır ve destek amacıyla çocuğunu örgüte müzahir okullara gönderdiği yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen husus davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallere ilişkin tespit yönünden, davacının telefonuna FETÖ/PDY iltisakı nedeniyle kayyum atanan okul yönetiminden gelen mesajlara ilişkin tespitler davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı ile ilgili 16/06/2017 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt bilgileri yönünden, davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan 16/06/2017 tarihli tutanağın incelenmesinden, davacının; Afyon ili K.O. isimli yerde 21/04/2013-24/04/2013 tarihleri arasında konaklama yaptığının tespit edildiğinin görüldüğü ve ayrıca davacı ile aynı tarih aralığında bu tesislerde konaklama yapan ve Polnet kayıtlarında FETÖ-PDY şerhi bulunan kişiler Tutanakta tablo halinde gösterildiği; davacının Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen eğitim semineri kapsamında söz konusu otelde konakladığı ve davacı ile aynı tarih aralığında anılan otelde konaklama yapan ve Polnet kayıtlarında hakkında FETÖ/PDY şerhi bulunan kişilerin davacı ile örgütsel faaliyet kapsamında aynı yerde konakladığını ispatlar mahiyette de bir belge sunulmadığı; netice itibarıyla, davacının konaklama kayıtlarına ilişkin 16/06/2017 tarihli tutanakta yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili ihbar/şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, S.T. tarafından yapılan 02/08/2016 tarihli başvuru üzerine iddiaları inceleyen Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve Dosya No:..., K:... sayılı kararıyla; davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile de meslekten çıkarılmasına karar verildiğinden ayrıca bu dosya üzerinden yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği; öte yandan, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 03/06/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasında, daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile Karar Verilmesine Yer Olmadığı Kararı verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, kararda yer verilen şikayet dilekçesi üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, 25/03/2022 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 03/06/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 25/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 14/10/2022 tarih ve E:2017/5315, K:2022/6951 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı kararıyla;
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
-Adana Cumhuriyet Başsavcısı olarak olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.Y.'a ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 15/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “Ben halen Adana Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaparım. Bana FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı sorulan ...’yi, Adana Hâkimliği yapmış olması nedeniyle tanırım.29/01/2014 tarihinde MİT Tırlarının durdurulması hadisesinden sonra ben Samsun Cumhuriyet Başsavcılığından Adana C. Başsavcılığına atanmamı müteakip, atandığımızda TMK.10. madde ile görevli kısım başta olmak üzere birçok mahkeme ve savcılıkta FETÖ/PDY ile irtibatlı kişilerin yoğun bir hâkimiyeti söz konusuydu. Öncelikle 01/01/2014 ve 19/01/2014 tarihlerinde Reyhanlı’da ve Ceyhan’da MİT Tırlarının durdurulması olayı ile ilgili casusluk soruşturmasını başlattık. Devamında yine FETÖ/PDY terör örgütünün ülke çapında yapmış olduğu yasa dışı dinlemelerle ilgili soruşturmayı başlattık. Bu soruşturmalar kapsamında almış olduğumuz karar ve tedbirlere yönelik adliye içindeki FETÖ üyesi hâkim ve savcılar sürekli çeşitli sebeplerle engel çıkarıp soruşturmaları engellemekteydi. Buna rağmen ilk önce MİT Tırlarının durdurulması olayındaki şüphelileri gözaltına aldırıp adli işlemleri başlattık, ardından da başta ... Emniyet İstihbarat Şube müdürü İ.B. ve diğer emniyet görevlilerinin gözaltına alınmasını sağladık. Bu süreçte Adana adliyesinde o an için görev yapan Ö.Ş., A.T., İ.A. gibi FETÖ terör örgütünün operasyonel yönü ağırlıktaki hâkim ve savcılar bu soruşturmaları engellemek için gayfet gösterdiler. Şüpheli avukatlarıyla beraber gözaltı süresinde ve sorgu aşamasında soruşturmaları boşa çıkarmaya dönük adımlar attılar. Bu MİT Tırlarının durdurulması davasının sanıkları nöbetçi Adana Sulh Ceza Hâkimliğince tutuklanmıştı. Yine Kamuoyunda Telekulak davası olarak bilenen davanın bir kısım şüphelileri de tutuklanmıştı. Yaklaşık bir haftalık bir tutukluluk hali söz konusudur O zaman Aslice Ceza Mahkemesinde görevli FETÖ Üyesi eski savcı A.T., kendisinin duruşmaya çıktığı asliye ceza mahkemesine itirazları denk getirip ... Asliye Ceza Mahkemesinden MİT Tırları şüphelilerinin tahliyesini sağlamıştı. Yine Telekulak soruşturmasının önemli şüphelileri o zaman ... Asliye Ceza Mahkemesinde yetkili olan Hâkim ... tarafından salıverilmiş, bunlarla ilgili yakalama kararları kaldırılmış, yaptığımız itirazlar ise reddedilmiştir. Hem MİT Tırları davası, hem de telekulak davası, FETÖ ile mücadele için çok önem arz eden dosyalardı. İlk olarak örgütün gizli yapılanması deşifre ediliyor, soruşturma yapılıyordu. Hatta ilk tutuklamalar sonrasında A.T. kameralar önünde tutuklu MİT Tırları savcılarını kast ederek “bunlar suçsuz, yarın salıverilecekler, serbest kalacaklar, -niye bunlara kelepçe takıyorsunuz, bunları çözün” diye usulsüz talimatlar ve sataşmalarda da bulunmuştu. Bundan 1 hafta kadar sonra da bu sanıkların, içinde ...’nin de içerisinde olduğu hâkimler tarafından tahliye edilmesini sağladılar. Bu tahliyeler örgüt üyesi avukatlar, hâkimler ve savcıların gerçekleştirdikleri örgütsel bir eylemdi. Ayrıca ...’nin FETÖ aleyhine yayın yapan basın organlarını mahkûm ettiği dava dosyaları mevcuttur. Adana Adliye yapılanmasındaki diğer örgüt üyesi hâkim ve savcılar A.T., Ö.Ş., R.A., M.F.T., B.D., İ.S.Y., B.B., A.M.T. gibi ana FETÖ/PDY ekibiyle beraber hareket ediyordu ve ifade ettiğim gibi MİT Tırları ve Telekulak dosyalarında usulsüz tahliye kararları verdi. İtirazlarımızı reddetti. ...’nin avukat olan kardeşi E.D.U. Adana’daki FETÖ/PDY şüphelileri ve sanıklarının bizatihi avukatlığını yürütmekte, dilekçelerinde Türkiye’de yüzbinlerce kişinin sebepsiz yere tutuklandığını ve memuriyetten ihraç edildiğini belirterek açıkça FETÖ propagandası yapmaktadır. Yine bu avukat Osmaniye’de görüştüğü FETÖ tutkulusu bir hâkime FETÖ’nün talimatlarını ilettiğinden bahisle soruşturmaya muhatap olmuştur. ... 2014 HSYK seçim süresinde de FETÖ/PDY ile birlikte hareket etti. Başkaca diyeceğim yoktur, dedi.'' şeklinde beyanda bulunulmuştur.
\- Yargı mensubu olarak görev yapan T.G.'e ait, davacı hakkında düzenlenen Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede yer alan tanık ifade tutanağında; “ Ben 2013 yılının Eylül ayında kura ile Adana il merkezine Cumhuriyet Savcısı olarak atandım. Yaklaşık 3 yıldır Adana'da görev yapmaktayım. 2014 yılı Ekim ayında yapılan HSYK üyeliği seçimi döneminde de Adana'da Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordum. Seçim benim de desteklediğim yargıda birlik platformu tarafından kazanıldı. Bu seçim çalışmaları sırasında adaylar yanlarında bir kısım meslektaşlarla birlikte odamıza gelerek bizden oy istiyorlardı. Bu şekilde bağımsız aday olarak gelen ancak bizim bağımsız olmadıklarını ve bir gurup olduklarını bildiğimiz kişiler bizden oy istiyorlardı. Şu anda hatırladığım O.G. yanında S.B. olduğu halde oy istemeye gelmişti. Ayrıca Y.S. da gelmişti ancak yanında kim olduğunu hatırlamıyorum. Yine adaylardan H.Ü. yanında İ.A. ile beraber geldiler ve benden H.Ü. için oy istediler. Yine aynı gurubun adayı A.N.G. yanında akademiden koordinatör olduğunu söyledikleri iki hakim ile gelmişlerdi. Yanında Adana'dan hakim savcı olup olmadığını hatırlamıyorum. HSYK seçim sürecinde ve seçimden sonra Yargıda Birlik Platformunu açıkça destekleyen B.B., S.Y. ve benimle bağımsız aday olduklarını iddia eden gurubu destekleyen O.Y. ve E.Z. yollarımız ayrılmıştı daha doğrusu bu şahıslar tarafından bize tavır alınmıştı. O.Y. ve E.Z. bize karşı tavır alarak İ.A., A.M.T. ile samimi olmaya başladı. Daha sonra Adana adliyesine tayinle gelen B.B., İ.Y.Y., U.E., M.G., M.A. ile yakın ilişki içerisine girdiler. Ben o yüzden onların aynı guruba üye olduklarını düşünüyorum. Yine bu grupla birlikte gezen ..., M.A., M.U., U.E. ve buradan tayinle giden A.Y., R.A., M.F.T. gibi hakim ve Cumhuriyet Savcılarının bu guruba dahil olduklarını düşünüyorum. Çünkü bunlar birlikte hareket ediyorlardı sabah birlikte gelip akşam birlikte çıkıyorlardı. Bu şekilde davranışlarını sürekli fark ediyordum... " şeklinde beyanda bulunulmuştur.
-Yargı mensubu olarak görev yapan M.K.'ya ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 11/08/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “Ben halen ... İş Mahkemesi Hâkimi olarak görev yapmaktayım. 2002-2015 yılları arasında Adana Hâkimi görev yaptım. 2011-2015 yılları arasında Adana Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaptım. Bana sormuş olduğunuz ...’yi aynı dönemde Adana Adliyesinde hâkim olarak görev yapması nedeniyle tanırım. Hatırladığım kadarıyla kendisi benim görev yaptığım son iki yıllık dönemde oradaydı. ... adliyeye tayin olmasından sonra TMK 10. Maddesi ile Yetkili Cumhuriyet Savcıları ve Ağır Ceza Mahkemesi hâkimleri ile birlikte hareket ediyordu. 17-25 Aralık sürecinden sonra adliyelerde FETÖ mensubu olduğunu değerlendirdiğimiz hâkimler kendi aralarında gruplaştılar. Özellikle 2014 yılında yapılan HSYK üye seçimlerinde bu gruba mensup olan hâkim savcılar kendilerini açıkça ortaya koydular. FETÖ tarafından üyelik için aday gösterilen kişilerin propagandasını açıktan yapmaya başladılar. ...’de bu grup içerisinde yer alıyordu. Bu nedenle kendisinin FETÖ üyesi olduğunu en azından sempatizan olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun dışından örgüt içerisinde ne şekilde faaliyet gösterdiği, bulunduğu konumuna ilişkin bilgi sahibi değilim. Kendisi ile sosyal bir ilişkimiz olmadı, aramızda aynı adliye hâkim ve komisyon başkanı olarak görev yapmamızdan kaynaklanan iş ilişkisi dışında ilişkimiz olmadı. O yüzden örgüt üyeliği noktasında adliyedeki gruplaşma dışında bilgiye sahip değilim.'' şeklinde beyanda bulunulmuştur.
-İfadesine başvurulan V.A.'nın, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/10/2016 tarihli müşteki ifade tutanağında; “Ben ...Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. de yaklaşık 11 yıl süre ile iş güvenliği mühendisi olarak çalıştım, 2012 yılında kendi isteğimle emeklilik talebinde bulundum ve 2012 yılında emekli oldum. 11 yıl kadar süreyle çalıştığım ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.nin genel müdürü S.U.'tır. Bu kişi daha önceden Yumurtalık ilçesinin eski kaymakamıydı. Kendisi kaymakamlık görevini bırakarak 2000 yılında... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.nin genel müdürlüğüne geçti. Halen de bu görevi sürdürmektedir. S.U.'ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile bağlantısı olduğunu biliyorum. Bunu bilmemin sebebi ben ismini belirttiğim şirkette yaklaşık 11 yıl görev yapmamdır. Aynı zamanda Yumurtalıklı olduğum için de S.U.'ın bu örgütle irtibatının olduğunu biliyorum. Şirkette görev yaptığım süre içerisinde dilekçemde isimlerini belirttiğim ..., B.D., V.D., A.K., M.S., A.T., V.D., M.Y., M.A., T.O.A. isimli hakim ve savcıların görev yaptığım şirkete birçok sefer geldiklerini gördüm. İsmini belirttiğim bu hakim ve savcılar şirkete geldiklerinde şirket genel müdürü S.U. ile görüşmekteydiler. Bu kişilerin şirkete geldiklerini en son 2012 yılında görmüştüm. Ayrıca bu hakim ve savcıların 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra daha önceden görev yaptığım şirkete gelmediklerini bana şirkette çalışan arkadaşlarım söylemiştir. Şirketin giriş kayıt defterlerinde yukarıda ismini belirttiğim bu hakim ve savcıların şirkete hangi tarihte geldikleri kayıtlıdır. Bu kayıtlar incelendiğinde söylediklerimin doğru olduğu ortaya çıkacaktır. Ayrıca şirketin içerisinde güvenlik kameraları bulunmaktadır. Kamera kayıtlarına bakıldığında da ismini belirttiğim hakim ve savcıların şirkete birçok sefer gelip gittikleri görülecektir. Şunu da belirtmek istiyorum. Şirketin kamera ile kayıt altına alınması işini Oyak güvenlik firması yapmaktadır. Bildiğiniz üzere ... Güvenlik daha önce Danıştay saldırısında bir hakimin öldürülmesi olayında kamera kayıtlarını silmiştir. İsmini belirttiğim hakim ve savcılardan bildiğim kadarıyla M.Y., V.D. ve A.K.'nın 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmışlardır. ..., B.D., V.D., M.A. ve T.O.A.'ın tutuklanıp tutuklanmadıklarını bilmiyorum. Ancak bu kişilerin görevden uzaklaştırıldıklarını biliyorum. Ayrıca dilekçemde ismini belirttiğim Yumurtalık eski kaymakamı H.K. de 2012 yılına kadar görev yaptığım yukarıda ismini belirttiğim şirkete 15/07/2016 tarihine kadar birçok sefer gelmiştir. Geldiği zamanlarda şirket genel müdürü S.U. ile görüşürdü. Bu kişinin halen görevde olup olmadığım bilmiyorum. Yine dilekçemde ismini belirttiğim Jandarma Astsubay İ.K. de aynı şekilde birçok sefer şirkete gelerek S.U. ile görüşürdü. İ.K. 2014 yılında mit tırlarının durdurulması olayındaki personellerden biriydi. Şu an tutukludur. Bu kişi 15 Temmuz 2016 dan önce mit tırlarının durdurulması olayıyla ilgili tutuklanmıştır. Yukarıda ismini belirttiğim o dönemin Adana'da görevli Cumhuriyet Savcıları A.T. ve M.S. da İ.K. gibi mit tırlarının durdurulması olayıyla ilgili daha önceden tutuklanmıştır, ... Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş.nin genel müdürlüğü Ankara'da dır. Bu şirketin faaliyet alanı yani fabrikası ise Yumurtalık ilçesinde bulunmaktadır. Şirketin genel müdürü olan S.U. genelde Ankara'da bulunur. Ayda 2 veya 3 sefer Yumurtalıktaki fabrikaya gelmektedir. S.U.'ın Yumurtalık'a geldiği zamanlarda dilekçemde isimlerini belirttiğim FETÖ/PDY terör örgütü üyesi olduklarını düşündüğüm kişiler 3-5 kişilik gruplar halinde fabrikaya S.U.'ın yanına gelirlerdi. Ben buna şirkette görev yaptığım 2005 ile 2012 yılları arasında birçok sefer görerek şahit oldum. Dilekçemde isimlerini, görev ve unvanlarını belirttiğim kişilerin S.U. ile yaptığı görüşmeler bazen fabrikanın Yumurtalık şehir merkezinde bulunan sosyal tesislerinde bazen de fabrikanın içerisinde gerçekleşmekteydi. S.U.'ın dilekçemde isimlerini belirttiğim FETÖ/PDY terör örgütüne üye olduğunu düşündüğüm kişilerin lideri olduğunu düşünüyorum. S.U. halen aynı şirkette genel müdür olarak görev yapmaya devam etmektedir. Bu kişi hakkında FETÖ/ PDY terör örgütü ile ilgili yürütülen herhangi bir soruşturma yoktur. S.U.'ın hakkında gerekli araştırmaların yapılması sonucunda bu şahsın FETÖ /PDY terör örgütü ile irtibatının ve iltisakının olduğu ortaya çıkacaktır diye düşünüyorum. Ben 15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminden sonra S.U. hakkında FETÖ /PDY terör örgütüne üyelik suçundan dolayı herhangi bir soruşturma yapılmadığı için ve bu şahıs hakkında bu suçla ilgili soruşturma yapılması gerektiğini düşündüğümden bugün Cumhuriyet Başsavcılığınıza dilekçemle gelerek bu başvuruyu yaptım. S.U. halen serbesttir...'' şeklinde ifade verdiği görülmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından dosyaya sunulan ... tarih ve ... sayılı yazı ve eklerinin incelenmesinden; davacının, C.D. isimli çocuğunu 2011-2016 eğitim öğretim dönemlerinde, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olarak Adana ilinde faaliyet gösterirken kapatılan (23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile), ...ilkokuluna ve ...İlkokuluna gönderdiği,
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadelerinde yer alan davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönündeki somut ve görgüye dayalı tespitler ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/11/2024 tarih ve E:2023/494, K:2024/2994 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadelerinde yer alan davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu yönündeki somut ve görgüye dayalı tespitler ile davacının çocuğunu FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olarak Adana ilinde faaliyet gösterirken kapatılan... ilkokuluna ve ... İlkokuluna gönderdiğine yönelik tespitler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim