Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/5102
2025/6704
30 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/5102
Karar No : 2025/6704
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Kurulu / ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan, usulüne uygun tebligat yapılmadan ve kanunî usullere uygun soruşturma yapılmadan tesis edildiği, yetkisiz mercilerce karar alındığı, şahsıyla ilgili somut herhangi bir delil ve gerekçe olmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, kişiselleştirme yapılmadığı, adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ve kanunsuz suç ve ceza olmayacağı ilkesinin, masumiyet karinesinin ve hakimlik teminatının ihlal edildiği iddia edildiği ileri sürülerek, dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararıyla; dava konusu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına- ilişkin işlemin tesis tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor.No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve UYAP sistemi üzerinde yapılan incelemede anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor.No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanları yönünden, 2009-2011 yılları arasında görev yaptığı ... İli'nde seçeneğinin az olması nedeniyle çocuğunu göndermek için FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı okulu tercih ettiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, davacının eğitim saikiyle değil örgütsel amaçla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çocuğunu örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanı örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, tanık beyanında, davacı ile dört ay süreyle aynı cezaevinde kaldığı, çekirdekten örgüt yapısı içerisinde yetişen birisi olarak "tahmin"ine göre davacının 2'lik kategoride yer aldığı, ancak davacı hakkında somut bir örgütsel bilgisinin bulunmadığı hususlarına yer verildiği, netice itibarıyla, K.U. isimli tanığın ifadesinin, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması ve yalnızca tahmine dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Atama kararına HS(Y)K eski üyesi T.G.'nin muhalif kalması yönünden, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevinden alınarak ... Hâkimliğine atanmasına yönelik kararda, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu eski Üyesi T.G.'nin örgütsel dayanışma içerisinde ve örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif kaldığına yönelik olarak dosya muhteviyatında herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıya yüksek teftiş notu verilmesi yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle yüksek teftiş notu verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları yönünden, 30/07/2016 ve 01/10/2019 tarihli inceleme raporlarında yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına, kendisine örgüte müzahir Dernek'ten mesaj geldiğine ve bilgisayarında kuvvet komutanlıklarına ait çizelgelerin bulunduğuna ilişkin tespitler, yukarıda ayrıntısına yer verilen açıklamalar ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olmadığı,
Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler yönünden,
Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından davacı hakkında açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ...tarih ve Sor.No:..., K:... sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda; "...... KOM Şube Müdürlüğü'nün 05/02/2019 tarihli cevabi yazısı ekinde gönderilen HTS analiz ve inceleme raporuna göre; şüphelinin (davacının) kullandığı tespit edilen ... numaralı hat ile Türkiye genelinde haklarında Fetö'den işlem yapılan 230 kişi ile iletişim kaydının bulunduğunun, söz konusu hat üzerinden kakao talk isimli programın kullanılmadığının, Kimse Yok Mu derneğine sms bağışı yapılmadığının,.. bu hatta zaman gazetesi, sızıntı dergisi ve Sabah Dershanesi'nden mesaj gelmediğinin belirtildiği,... ... TEM Şube Müdürlüğü'nün 27.02.2019 tarihli cevabi yazısı ekindeki analiz raporuna göre, şüphelinin (davacının) HTS kayıtları üzerinden yapılan incelemede, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilen sivil yargı örgüt imamları ile hts kaydının bulunmadığının belirtildiği,..." tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği,
HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporun ve davacının yaptığı iddia edilen görüşmelerin örgütsel saikle yapıldığını gösterir nitelikte somut bir tespit ya da bilgi ve belgenin davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı gibi, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespit ve değerlendirmeler de dikkate alındığında, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle görüşmesinin bulunması iddiasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda yer alan davacının konaklama kayıtlarına ilişkin tespite yönelik iddianın da, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, Daire kararında yer verilen şikayetlere ilişkin bilgiler incelendiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; diğer iddialara yönelik şikayetler hakkında ise şikayetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü,
04/03/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/05/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ......Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgütle bağlantısının araştırılmasının istenildiği Daire kararında yer verilen şikayet dilekçeleri de bu şikayetler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar hakkında şikayetlerin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verilmiş olması, diğer bir ifadeyle bu şikayetlerle ilgili olarak davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgilerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacının A.Ö. ve M.Ö. isimli kardeşleri ile ilgili tespitler yönünden, davacının kardeşlerine yönelik olan söz konusu tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı ve Komisyon Başkanlığı görevlerine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bakılan davada, davalı idarece davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 18/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 02/06/2022 tarih ve E:2016/58186, K:2022/4148 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Davacının; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli sorgulama tutanağında "...Kura ile ... Ağır Ceza Mahkemesine üye olarak atandım. 2000-2003 yılları arasında aynı mahkemede görev yaptım. 2003-2005 yılları arasında ... Sulh Ceza ve Asliye Hukuk Mahkemelerinde görev ya...tım. 2005-2007 yılları arasında ... Sulh Ceza Mahkemesi ve Asliye Ceza Mahkemelerinde görev yaptım. 2007-2011 yılları arasında 1,5 yıl kadar ... Ağır Ceza Mahkemesinde üye hakim olarak görev yaptım, geri kalan kısmı ... Asliye Ceza Mahkemesinde tamamladım. 2011-2014 yılları arasında ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Komisyon Başkanı olarak görev yaptım, Bu göreve atanırken herhangi bir talebim olmadı ve resmi bir talebimde olmamasına rağmen re'sen atandım. 2014 yılında ... Asliye Ceza Mahkemesine hakim olarak atandım..." şeklinde beyanının olduğu görülmüştür.
Yine, davacının işbu dosyaya sunduğu 04/09/2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, "...Seçim döneminde kendisini devrem olması sebebiyle tanıdığım ancak uzun yıllardır görüşmediğim o zaman Yargıtay ....Ceza Dairesinde tetkik hakimi olarak görev yapan V.T. beni aradı. Aynı dairede tetkik hakimi olarak görev yapan daha önceden kendisini hiç tanımadığım ve aidiyetini de bilmediğim T.G.'nin HSYK seçimlerinde bağımsız aday olduğunu ve adliye ziyareti için ...'a geleceklerini söyledi. Geldiklerinde benim odama da uğradılar. T.G. ile ilk kez orada tanışmış oldum. Adliyedeki ziyaretleri bittikten sonra ayrıldılar. Yapılan seçimler sonucu T.G. de HSYK üyesi seçilmiş oldu. Hayırlı olsun ziyareti haricinde kendisine başka bir ziyarette bulunmadım. ... 2011 yılı Yaz Kararnamesinin çıkmasına kısa bir süre kala kurul üyesi T.G. beni telefonla aradı. Terfilerimi incelediğini, müfettiş sicillerime baktığını, terfilerimin ve müfettiş sicillerimin olumlu olduğunu, geçmişte Ağır Ceza Mahkemesinde uzun yıllar üye hakim ve diğer ceza mahkemelerinde de hakim olarak çalıştığımı ve tecrübeli olduğumu belirtip Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yapmak isteyip istemediğimi ve benden bu konuda talebimin olup olmadığını sordu. Ben de böyle bir talebimin olmadığını, olmuş olsaydı yazılı talebimin görüneceğini, zira geçmişte de böyle bir talepte bulunmadığımı, kurulması halinde İstinaf Mahkemelerine üye hakim olarak geçmek istediğimi belirttim. Bana Ağır Ceza Mahkemesine başkan olma yönünde talebin çok olduğunu ancak terfilerim, sicillerim ve geçmişteki Ağır Ceza Mahkemesi ve Ceza Mahkemesi tecrübem dikkate alındığında benim yargı adına faydalı olacağımı, İstinaf Mahkemesi kurulduğunda da kıdem itibariyle ..., ... gibi illere üye hakim olarak atanabileceğimi belirtmesi üzerine bir kurul üyesine hayır dememek adına kendisine eşime danışıp size haber vereyim, bana süre verin, dedim. Eşime danıştığımda normal şartlar altında ben bir yere gitmek istemem ancak senin geleceğine de engel olmak istemem, dedi. Zira görev yaptığım ... İli eşimin memleketi olan ...'a bir saatlik mesafede olup buradan bilinmeyen başka bir yere gitmek kendisi için zuldü. Eşime danıştıktan sonra kendisine döndüm ve takdirin kendilerinde olduğunu belirttim. Olumlu ya da olumsuz bir şey söylemedim. Zira ...'da 4 yıldır görev yapıyordum. Ertesi yıl (yani 5.yıl) tayinci olacaktım. Bu şekilde de bir talep gelince bir anlamda nasıl olsa yerimiz değişecek deyip olumsuz net bir cevap veremedim. Yazılı herhangi bir talebim olmadı. Daha sonra açıklanan kararnamede (daha önce ...'ta 3 yıl çalışmama rağmen) ... Ağır Ceza Mahkemesine başkan olarak atandığımı gördüm. Sonrasında da ... Ağır Ceza Mahkemesi ve Komisyon Başkanlığında yetkilendirildim. Özetle bu şekilde unvanlı göreve atanmış oldum...." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.U.'ya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2018 tarihli ek sorgulama tutanağında, davacı hakkında; "...Bana sormuş olduğunuz ... ve M.K.'yi tanırım. Kendileri ile ... ve ... cezaevlerinde beraber kaldım. Tahminime göre 2'lik katog[i]ride değerlendiribileceğim kişilerdir. ... ile 4 ay, M.K. ile 2 ay aynı koğuşta kaldık. Ben çekirdekten Fethullah Gülen yapısı içerisinde yetişen birisiyim, o yüzden konuştuğum kişilerin tavırlarından, yorumlarından, mimiklerinden, kendilerinin örgütle irtibatlı olup olmadıklarını, ne boyutlta irtibatlarının olduğunu tahmin edebilirim. Yukarıda ismi geçen kişi ile ilgili tahminim de bu yöndedir. Kendileri hakkında somut bir örgütsel bilgim yoktur..." şeklinde beyanda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Davacının 2014 yılında ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevinden alınarak talebi dışında ... Hâkimliğine atandığı ve bu atama kararına karşı HSK eski üyesi T.G.'nin muhalif kaldığı anlaşılmıştır.
Davacıya FETÖ/PDY iltisaklı/irtibatlı yargı mensuplarının HSYK’da etkin olduğu dönemde, teftiş notu olarak 87 puan verildiği görülmüştür.
Davacı hakkında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararda "...HTS analiz ve inceleme raporuna göre; şüphelinin (davacının) kullandığı tespit edilen ... numaralı hat ile Türkiye genelinde haklarında Fetö'den işlem yapılan 230 kişi ile iletişim kaydının bulunduğunun... şüpheli (davacı) ile iletişimi tespit edilen kişilere bakıldığında, O.Ç. adına kayıtlı hat ile 2014-2016 tarihleri arasında 83 kez, K.U. adına kayıtlı hat ile 2015 yılında 67 kez, T.G. adına kayıtlı hat ile 18/06/2012-05/10/2014 tarihleri arasında 12 kez, İ.Ç. adına kayıtlı hat ile 03/10/2013-05/10/2014 ile 02/03/2015-23/04/2015 tarihleri arasında 4 kez iletişiminin bulunduğunun görüldüğü..." şeklinde tespitlerin yer aldığı görülmüştür.
Davacının kardeşleri olan A.Ö ve M.Ö.'nün FETÖ/PDY'ye müzahir olması nedeniyle kapatılan kuruluşlarda çalışmış olmaları dolayısıyla haklarında adli soruşturma yürütüldüğü; bu çerçevede A.Ö. hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmişse de, UYAP ortamında yapılan incelemede mahkumiyet kararının istinafta bozulması üzerine... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla delil yetersizliğinden beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacının diğer kardeşi M.Ö hakkında ise kovuşturma yapılmasına yer olmadığı yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacıya ait dijital materyallere dair 01/10/2019 tarihli İnceleme Raporunda, davacının cep telefonu içerisinde 2012, 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında örgüte müzahir Kimse Yok Mu Derneğinden mesajlar geldiğinin, aynı yıllarda zaman.com.tr ile aktifhaber.com.tr internet adreslerine giriş yapıldığının ve yine rotahaber.com isimli haber sitesine 2015 yılında girişler yapıldığının tespit edildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde, davacının örgütle irtibatlı olduğundan daha sonra üyeliği düşürülen bir HS(Y)K üyesinin referansıyla ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Adalet Komisyonu Başkanı olarak görevlendirildiğine dair beyanları, HS(Y)K'da FETÖ/PDY etkisinin kırılmasından sonra ise bu görevden alınarak Bursa Hakimliğine atanmış olması, bu karara anılan HS(Y)K üyesinin muhalif kalması ile yukarıda belirtilen diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır ... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/11/2024 tarih ve E:2023/187, K:2024/2833 sayılı bozma kararında; FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde, davacının örgütle irtibatlı olduğundan daha sonra üyeliği düşürülen bir HS(Y)K üyesinin referansıyla ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Adalet Komisyonu Başkanı olarak görevlendirildiğine dair beyanları, HS(Y)K'da FETÖ/PDY etkisinin kırılmasından sonra ise bu görevden alınarak ... Hakimliğine atanmış olması, bu karara T.G. isimli HS(Y)K üyesinin muhalif kalması ile davacı hakkındaki diğer hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle davacının yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.