Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/4819
2025/5449
13 Mayıs 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/4819
Karar No : 2025/5449
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın disiplin soruşturması açılmaksızın ve savunma alınmaksızın tesis edildiği, kararın bu haliyle masumiyet karinesi, silahların eşitliği çelişmeli yargı ve lekelenmeme hakkı ilkelerine ve dolayısıyla adil yargılanma ve etkili başvuru haklarına aykırı olduğu, kararda kişiselleştirme yapılmadığından genel olarak sayılan suç ve disiplin eylemlerinden hangisi ile irtibatlandırıldığının ortaya konulmadığı, meslekten çıkarma kararının niteliği itibarıyla disiplin cezası olduğu, bu nedenle kararın tesisinde yürürlükteki mevzuatın disipline ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen iltisak ve irtibat kavramlarının disiplin soruşturması açılmadan karar verilebileceği şeklinde yorumlanamayacağı, bu kavramların ancak hukuk dünyasına getirilişinden sonraki olaylara uygulanabileceği, aksi durumun "suç ve cezaların geçmişe yürümezliği" kuralına aykırı olacağı, üstelik şahsının FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ya da irtibatlı kabul edilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, karar içeriğinde buna ilişkin soyut veya somut bir tespit yapılmadığı, kararın gerekçesiz olduğu, karara itirazın kararı veren merciye yapılmasının etkili başvuru hakkına aykırılık oluşturduğu, kararın gerekçesinde adı dahi geçmediği, mezkur kararname kapsamında meslekten çıkarılanların bir daha kamu hizmetine giremeyeceği düzenlemesinin Anayasa'nın 17. maddesinde yer bulan yaşam hakkına ilişkin ilkelere aykırı olduğu, binlerce kişinin ismine yer verilen bir liste ile meslekten çıkarılmasının Anayasa'nın hukuk devletine ilişkin 2., 5., 10., 11., 12., 13., 14.,15., 17., 20., 36., 38., 40., 41., 70., 121., 129. ve 139. maddeleri ile AİHS'nin 8. ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 12. maddelerinin ihlali anlamına geldiği ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 02/03/2022 tarihli ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararıyla; "davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarihli ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 25/02/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararda;
S.S. isimli şahsın beyanı yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı hususunda somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan S.S. isimli tanığın beyanının, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
A.T. isimli şahsın beyanı yönünden, davacının FETÖ içerisinde yer aldığını ve örgütsel saiklerle örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanının, davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının 2014 HS(Y)K seçiminde örgütsel saiklerle oy kullanmadığına yönelik beyanının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının dijital materyalleri hakkında düzenlenen 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespitler yönünden, sadece dijital materyallere ilişkin hususların, örgütsel saikle yapıldığını gösteren somut olgular ortaya konulmaksızın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin 31/10/2019 tarih ve Başvuru No:2016/14597 sayılı Mustafa Özterzi kararında da aynı özellikte değerlendirmelere yer verildiği, söz konusu bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar içeriğinde yer alan ikametinde yapılan aramada geçen yayına ilişkin tespitler yönünden, davacının ikametinde bulunan, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Zaman gazetesinin eki niteliğinde olan Ailem dergisi, davacıyı FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek nitelikte olmadığından, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/01/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 22/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, yoksun kalınan parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 02/03/2022 tarih ve E:2017/5969, K:2022/724 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkındaki tanık beyanları:
Yargı mensubu olarak görev yapan S.S.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 11/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... 2014 yılında Nevşehir Adliyesine atamam yapıldığında ... orada C. Savcısı olarak görev yapıyordu. ...'i Nevşehir adliyesine atanmadan önce tanımazdım. ... sessiz, sakin yapıda birisiydi, Nevşehir adliyesinde 2014 yılında yapılan HSYK seçimlerinde ... pek rengini belli etmedi, ancak bağımsız olduğu söylenen Paralel yapının adaylarına oy verdiğini tahmin ediyorum. Seçim döneminde ...’in bize destek vereceğini düşünmediğim için kendisinden oy da istemiş ve bu konuda görüşmüş de değilim. Adliyede Paralel yapının adaylarını gezdirdiğine ve oy istediğine şahit olmadım. Adliyede Paralel yapıya mensup Hakim ve Savcılara takılırdı, onlarla birlikte gezerdi..."
Yargı mensubu olarak görev yapan A.T.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 26/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... ben gittiğimde Noyan Nevşehir’de idi, 2017 Haziran kararnamesi ile atamam Bartın iline yapıldı. Bana sormuş olduğunuz Cumhuriyet savcısı ... Nevşehir savcısı olarak görev yapıyordu, savcı ... ile M.A. ilgileniyordu, sürekli beraberlerdi, seçimden sonra da beraberlerdi, 2014 HSYK seçiminden önce bir gün ... yanıma gelerek seçimleri Yargıda Birlik Derneğinin kazanması durumunda bazı hâkim ve savcıları ihraç edeceklerini, arkadaşların mağdur olacaklarını söyleyince, kim mağdur olacak diye sorunca “çocuğu kolejde okuyan” dedi, meslektaşlardan çocuğu örgüte ait kolejde okuyan sadece M.A. idi, ben de ...’a böyle bir şeyin olmadığını, HSYK adayı R.K.'nın seçim çalışmaları nedeniyle Nevşehir’e geleceğini, görüştürebileceğimi söyledim, benim odamda R. beyi, M.A. ve ... ile görüştürdüm, R. bey de sadece çocuğunun koleje gitmesinden dolayı kimseyi ihraç etmelerinin mümkün olmadığını söyledi, savcı Noyan’ın abisi intihar etmişti, psikolojik sorunları vardı, seçimden sonraki pazartesi yanıma geldiğinde “yargıda birliğe bir tane bile oy vermedin değil mi” dediğimde vücut dili ile tasdik etti, ceza evinden bana gönderdiği mektupta kimsenin mağdur olmaması için bağımsızlara oy verdiğini, şimdi ise kendisinin mağdur olduğunu, örgüt üyesi olmadığını bunu en iyi benim bilebileceğimi yazmış, mektup bende duruyor, Kandıra Cezaevi aracılığı ile geldiği için Kocaeli Başsavcısını aradığımda mektubun tarandığını UYAP ortamına atıldığını söyledi aynı mektubu Yargıtay üyesi M.A.’na da göndermiş, seçimde sandık başında örgüt adına müşahitlik yapanları yadırgadığını bana söyledi, ayıca o dönemde Başbakan olan Recep Tayyip ERDOĞAN’a hakaret suçundan verilen beraat kararı verilmesi üzerine bana danışmadan kendiliğinden mahkûmiyet verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyiz etmişti, vakit namazlarını fırsat buldukça camide kılardı, sabah namazlarını genelde camiye gidiyordu, cebinde Kur’anı Kerim taşırdı, kendisinden ne seçimden ne seçimden sonra örgütü övücü bir söz duymadım, dedi..."
Tanık beyanları incelendiğinde, tanık S.S.'nin, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı yargı mensupları ile birlikte gezdiğini ve onlarla sosyal birliktelik içerisinde olduğunu gözlemlediğini belirttiği; tanık A.T.'nin de diğer tanık beyanı ile uyumlu bir şekilde, davacı ile M.A. isimli yargı mensubunun ilgilendiğini, bu iki kişinin 2014 yılı HSYK seçimi dönemi de dahil olmak üzere sürekli beraber olduklarını gözlemlediğini belirttiği anlaşılmaktadır. UYAP kayıtlarından, M.A. isimli yargı mensubunun FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararın iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
Tanık A.T., aynı beyanında, davacının, 2014 yılı HSYK seçimi sürecinde, sosyal birliktelik içerisinde olduğu ve kendisiyle yakından ilgilendiği belirtilen M.A.'nın telkinleriyle seçimin Yargıda Birlik platformu tarafından kazanılması durumunda çocuğu örgüte ait okulda öğrenim gören hakim ve savcıların meslekten çıkarılarak mağdur edilecekleri yönünde endişeleri olduğunu, çalışma ortamındaki meslektaşlarından sadece M.A. isimli yargı mensubunun çocuğunun örgüte ait kolejde öğrenim gördüğünü; seçimden sonra davacıya "Yargıda Birliğe bir tane bile oy vermedin değil mi?" şeklinde soru yönelttiğinde, davacının vücut dili ile tasdik ettiğini; öte yandan, davacının kendisine mektup yazarak örgütün sözde bağımsız adaylarına oy verdiğini belirttiğini de beyan etmiştir.
Davacının kendi beyanı:
... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli şüpheli ifade tutanağında, davacı şu hususları beyan etmiştir: "... Ben bu soruşturmanın daha önce 2014 yılındaki hakkımda yapılan asılsız ihbarlar üzerine yapıldığını düşünüyorum. Bunun dışında benim hakkımda herhangi bir delil yoktur. 2014 yılı içerisinde HSYK seçiminden önce 10 kadar tayin kararnameleri çıkmıştı. Ben de seçimde hükümetçe desteklenen HSYK aday listesine oy verilmesinin suçlu ve suçsuz hakim ve savcı meslektaşlara zarar verebileceğini düşündüğüm için bütün hakim ve savcıların isimlerini bildiği ve konuşulan farklı bir listeye oy verdim. Bu listede bulunanların cemaatçi veya terör örgütü mensubu olduklarını bilmiyordum. Ben çarşaf liste üzerinden oy kullanıldığı için bu şekilde haricen oluşturulmuş bir kısmı da eski HSYK üyesi olan şahıslara oy verdim ..."
Davacı, ifadesinde, örgütün çok önem atfettiği bilinen 2014 yılı HSYK seçimlerinde, örgütün sözde bağımsız adaylarına oy verdiğini belirtmiştir.
Davacının dijital materyalleri hakkında düzenlenen 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespit:
Davacı hakkındaki ceza soruşturmasında alınan ve davalı idare tarafından dosyaya sunulan, davacının dijital materyalleri hakkında düzenlenen 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda, "... Cep telefonunun imajının alınabilen kısımlarında yapmış olduğum incelemelerde; cep telefonunun veri tabanı dosyalarında "turkish.db" isimli veri tabanı dosyası tespit edilmiştir. Tespiti yapılan veri tabanı dosyasında dini içerikli sorular ve cevapların bulunduğu, cevaplar kısmında FETÖ/PDY lideri Fettullah GÜLEN'in çok sayıda makale, kitap ve sohbetlerinde (herkul.org isimli web sitesinde yayınlanan vaaz şeklinde tabir edilen video dosyaları) yer alan açıklamaların bulunduğu anlaşılmaktadır." tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında yer alan, ikametinde yapılan aramada ele geçirilen yayına ilişkin tespit:
Yukarıda anılan ve davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararda, "Şüphelinin ikametinde yapılan aramada FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan zaman gazetesinin eki niteliğinde olan Ailem dergisinin ele geçirildiği anlaşılmıştır." tespitlerine yer verilmiştir.
Buna göre, davacının 2014 yılı HSYK seçimi sürecindeki durumunu ve FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı yargı mensuplarıyla sosyal birliktelik içerisinde olduğunu belirten somut, gözleme dayalı ve birbiriyle uyumlu tanık beyanları ile davacının 2014 yılı HSYK seçiminde örgütün sözde bağımsız adaylarına oy verdiğini açıkça belirttiği kendi beyanı bir arada değerlendirildiğinde, bu hususlar, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görülmüştür. Öte yandan, davacının dijital materyalleri hakkında düzenlenen 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespit ile hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında yer alan, ikametinde yapılan aramada ele geçirilen yayına ilişkin tespitin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı yönünden destekleyici unsur niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir.
Her ne kadar davacı tarafından, 2014 yılı HSYK seçimi dönemindeki durumu ile ilgili olarak, söz konusu "örgütün varlığından en ufak bir şekilde bilgilendirilse, resmi olarak ya da dolaylı yoldan bir şekilde uyarılsa, o şekilde oy kullanmasının kesinlikle söz konusu dahi olamayacağı" beyan edilmişse de, mesleki kıdemi, konumu ve o tarihte, sürecin kamuoyuna mal olan bilgileri göz önüne alındığında, davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2024 tarih ve E:2022/2172, K:2024/2886 sayılı bozma kararında; davacının 2014 yılı HSYK seçimi sürecindeki durumunu ve FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı yargı mensuplarıyla sosyal birliktelik içerisinde olduğunu belirten somut, gözleme dayalı ve birbiriyle uyumlu tanık beyanları ile davacının 2014 yılı HSYK seçiminde örgütün sözde bağımsız adaylarına oy verdiğini açıkça belirttiği kendi beyanı bir arada değerlendirildiğinde, bu hususların, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, öte yandan, davacının dijital materyalleri hakkında düzenlenen 14/02/2019 tarihli bilirkişi raporunda yer alan tespit ile hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında yer alan, ikametinde yapılan aramada ele geçirilen yayına ilişkin tespitin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı yönünden destekleyici unsur niteliğinde olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan ... TL posta giderinin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.