SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/2

Karar No

2025/4043

Karar Tarihi

16 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/2 E. , 2025/4043 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/2
Karar No : 2025/4043

DAVACI : ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararı tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, isnat edilen suçlamanın belirli olmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ya da iltisaklı olduğu değerlendirilebilecek kriterlerden hiçbirinin şahsında gerçekleşmediği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük hakların iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, taraflarca temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarihli ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararıyla; davacı temyiz isteminin reddi, davalı idare temyiz isteminin kabulü ile , dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ve anılan kararın 24/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının FETÖ terör örgütü içerisinde yer aldığını, seçim sürecindeki tavrını örgütsel saiklerle belirlediğini, 2014 yılı HS(Y)K seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğini, örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğini ortaya koyacak nitelikte olmadığı anlaşılan tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Öte yandan, davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılınca düzenlenen 16/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; davacının lise son sınıfta eğitim amacıyla ilçelerindeki tek dershane olan FETÖ/PDY yapılanmasına ait Maltepe dershanesine 5-6 aylık bir süreçte deneme sınavlarında başarılı olduğu için indirimli olarak gittiğini, liseyi ailesinin yanında kalarak okuduğunu, cemaate ait olduğu iddia edilen herhangi bir eve gitmediğini beyan ettiği, davacının örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımlarda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden; Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen ... tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 28/03/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bakılan davada, davalı idarece davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 11/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2017/16230, K:2022/1933 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.T., HSK Müfettişliğince düzenlenen 14/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten çıkartılan ...’ı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden sınıf arkadaşım olması nedeniyle tanırım. ... ile 1999-2003 yıllarında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde aynı sınıfta okuduk. Gözlemlediğim kadarıyla, o tarihlerde aralarında Fetö irtibatlı şahısların da olduğu bir arkadaş grubuyla gezerdi. Bildiğim kadarıyla Sincan ilçesinde oturan ailesinin yanında kalıyordu... 2014 HSYK seçim sürecinde meslekte olmasam da bir avukat olarak okul yıllarından tanıdığım hakim savcı arkadaşlarım ile seçimlere ilişkin konuşuyorduk ve yargıdaki Fetö tehlikesinin farkında olan biri olarak seçimlerde YBP adaylarının başarılı olmasını arzu ediyordum. Bu nedenle HSYK seçimlerini dışarıdan biri olarak takip ediyordum. Seçim döneminde ... paralel yapıya destek veren bir kısım hesaplarda, o adaylarla çekilmiş, özellikle de N.Ö. ile çekilmiş fotoğraflarını yayınlıyordu. ..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.P., HSK Müfettişlerince düzenlenen 02/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... ... ile geçmişe yönelik bir tanışıklığımız yoktur. Kendisini Facebook isimli sosyal paylaşım sitesindeki hakim ve savcılar grubundaki paylaşımlarından dolayı tanıdım. Bir iki defa da yüz yüze görüştük... ... sosyal medyayı çok etkin ve zekice kullanan bir meslektaşımızdı, bu nedenle hakim ve savcılar grubuna üye olan tüm meslektaşlar tarafından tanınıyordu. Önceleri siyasi olarak anlaşılabilecek bir paylaşımda bulunmaz iken özellikle 2014 HSYK seçimleri yaklaştığında o zaman YBP olarak bilinen platforma karşı sık sık paylaşımlarda bulunmaya başladı, zeki ve alaycı diliyle YBP’yi eleştiren paylaşımlarda bulundu ve bu paylaşımlar ...’ın tanınırlığı nedeniyle geniş kitlelere ulaştı. Hatta kendisi bir ara birazda şaka yapıyormuş izlenimi vererek hem YBP’nin hem de diğer adayların dışında yeni bir oluşum kurulması gerektiğini ileri sürerek bir grup kurdu. Bu gruba da “listesizler” adını koydu ve bu oluşum adına oy istedi ancak bu oluşumun bir adayı yoktu kendisinin uydurduğu sanal bir oluşumdu. Buradan ...'ın HSYK seçimlerindeki bütün adaylara veya listelere karşı olduğu anlamı da çıkabilir ama ben kişisel olarak YBP aleyhine bir söylem olduğu izlenimine kapılmıştım. ... HSYK seçimleri öncesinde sıkça yaptığı paylaşımlarla YBP’ye ve dolayısıyla adaylarına karşı muhalif bir görüntü vermiştir..."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan E.Ö., HSK Müfettişlerince düzenlenen 29/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen ... ile Yargıtay ... Ceza Dairesinde birlikte tetkik hakimliği yaptık. ...’ın geçmişini ve mensubiyetini bilmiyorum. Ben 2014 HSYK seçimlerinde YBP’nin gönüllü olarak sekreteryasını yürüten birkaç kişiden biriyim. ... HSYK 2014 seçim sürecinde sosyal medyadan aktif olarak YBP aleyhine yazılar yazdı ve paylaşımlarda bulundu. Ben ve Ankara Başsavcı vekili H.P. kendisini bu konuda uyardık. Ama YBP aleyhine yazmaya devam etti. Parelel yapı aleyhine yazdığını hatırlamıyorum. ..., tekrardan kendisini uyarmamıza rağmen YBP'nin aleyhine sosyal medyada yazmaya devam etti. Kendisi sosyal medyada popüler, çok sayıda takipçisi olan yazı ve paylaşımlarıyla bir çok meslektaşı etkileyebilecek birisidir. Bu etkisini seçim süreci boyunca YBP aleyhine kullandığını düşünüyorum. YBP'yi sanki mizah yapıyormuş gibi eleştirerek değersizleştirecek şekilde paylaşımlarda bulunuyordu. Şunu söyleyebilirim ki sosyal medyadaki paylaşımları paralel yapının açıkça yaptığı tezviratlardan daha fazla YBP’ye zarar verdi. Bunu mizahi bir kılıf içerisinde ve sanki eleştirel muhalif bir çizgideymiş gibi sunması nedeniyle birçok kişiyi YBP aleyhine etkilediğini düşünüyorum. HSYK seçimlerinden sonra yine ...’ın gidip Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili H.P.’a 15 Temmuz darbe girişiminden önce “siz beni uyardınız ancak ben bu gün haklı olduğunuzu anlıyorum ve kullanıldığımı düşünüyorum” dediğini H.P.’dan duydum..."
Adalet Bakanlığında İç Denetçi olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan T.K., HSK Müfettişlerince düzenlenen 15/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "... Yargıtay eski tetkik hakimi ...’ı 2014 HSYK seçimleri dönemindeki sosyal medya paylaşımlarından dolayı tanıyorum. Seçim döneminde sosyal medyada YBP lehine seçim çalışması yapıyordum. ... bizim YBP adına yaptığımız paylaşımları bir vesile ile üzerine başka bir şey koyarak gündemden düşürüyordu. İlgili Yargıda Birlik Platformu'na destek vermediği gibi muhalifti. Ancak bu muhalefeti açıktan yapmıyordu, mizahi bir kılıfla YBP'ye ilişkin paylaşımları değersizleştiriyor, demokrat bir tavır sergiliyormuş gibi kendini göstererek sürekli YBP'yi eleştiriyordu. "Hakimler ve Savcılar" isimli Facebook grubunda yönetici idi. Yazılarıyla eski Kurulu parlatan paylaşımlarda bulunuyordu. Bu gruptan bir kısım Fetöcü üyenin çıkartılmasına itiraz etti. Hatta bu olay o dönem Zaman Gazetesinde haber bile olmuştu. Kendisi alternatif bir grup kurdu. Aynı zamanda Hakimler ve Savcılar grubundaki 3500 üyeyi bir gecede silerek grubun seçim dönemindeki paylaşımlarını ortadan kaldırmak istedi. Ancak biz bu grubu tekrar canlandırdık... ... N.Ö.'e açıktan destek vermiştir. YBP’yi destekleyen arkadaşlarla internet üzerinden çok kere tartışmalara girmiştir... Seçim dönemi boyunca YBP adaylarına ilişkin paylaşımlara sessiz kalmakta ve paralel yapı adaylarına ise büyük ilgi gösterecek yazılar yazmaktaydı..." şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; davacının 2014 HS(Y)K seçimlerinde sosyal medyada YBP’yi eleştiren paylaşımlarda bulunduğu, YBP’ye ve dolayısıyla adaylarına karşı muhalif bir görüntü verdiği, YBP'yi sanki mizah yapıyormuş gibi eleştirerek değersizleştirecek şekilde paylaşımlarda bulunduğu, sosyal medyadaki paylaşımlarının paralel yapının açıkça yaptığı tezviratlardan daha fazla YBP’ye zarar verdiği, bunu mizahi bir kılıf içerisinde ve sanki eleştirel muhalif bir çizgideymiş gibi sunması nedeniyle birçok kişiyi YBP aleyhine etkilediği, FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği, HSYK seçimlerinden sonra yine davacının Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili H.P.’nin yanına gidip 15 Temmuz darbe girişiminden önce “siz beni uyardınız ancak ben bu gün haklı olduğunuzu anlıyorum ve kullanıldığımı düşünüyorum” dediği şeklinde beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de; davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanlarının ve 2014 HS(Y)K seçimi döneminde yaptığı sosyal medya paylaşımlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır ...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/10/2024 tarih ve E:2022/3567, K:2024/1846 sayılı bozma kararında; davacının 2014 HS(Y)K seçimlerinde sosyal medyada YBP’yi eleştiren paylaşımlarda bulunduğu, YBP’ye ve dolayısıyla adaylarına karşı muhalif bir görüntü verdiği, YBP'yi sanki mizah yapıyormuş gibi eleştirerek değersizleştirecek şekilde paylaşımlarda bulunduğu, sosyal medyadaki paylaşımlarının paralel yapının açıkça yaptığı tezviratlardan daha fazla YBP’ye zarar verdiği, bunu mizahi bir kılıf içerisinde ve sanki eleştirel muhalif bir çizgideymiş gibi sunması nedeniyle birçok kişiyi YBP aleyhine etkilediği, FETÖ ile irtibat ve iltisaklı grup içinde yer aldığı ve onlarla birlikte hareket ettiği, HSYK seçimlerinden sonra yine davacının Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili H.P.’nin yanına gidip 15 Temmuz darbe girişiminden önce “siz beni uyardınız ancak ben bu gün haklı olduğunuzu anlıyorum ve kullanıldığımı düşünüyorum” dediği şeklinde beyanlara yer verildiği, davacı hakkındaki tanık beyanları ve 2014 HS(Y)K seçimi döneminde yaptığı sosyal medya paylaşımları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 16/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim