SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/2965

Karar No

2025/6095

Karar Tarihi

27 Mayıs 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/2965 E. , 2025/6095 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/2965
Karar No : 2025/6095


DAVACI : ...

DAVALI: ... Kurulu / ...
VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ...tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlarda somut gerekçe ve delillere yer verilmediği, savunma hakkının tanınmadığı, dava konusu kararların Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin maddelerde yer alan düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin yasal mevzuatın tamamına ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı olduğu, kendisine isnad edilen eylemler ve dava konusu kararlar incelendiğinde suçun unsurlarının oluşmadığı, dava konusu kararlarda idari işlemde bulunması gereken unsurların bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakını gösteren en ufak bir suç şüphesi bile olmadığını, kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlarla ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının istinaf edilmeksizin 23/05/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.

3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararının sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K...sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanı yönünden, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan yargı mensubu olarak görev yapan S.K. isimli şahsın beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, davacı ise tanığın beyanında kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendiren bir açıklama yapılmadığını ileri sürdüğü; tanık ifade tutanakları incelendiğinde davacının FETÖ yapılanmasını ağır bir şekilde eleştirdiği ve 2014 HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformunu desteklediği hususlarının belirtildiği, bunun dışında davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye yer verilmediği gibi, davacı lehine anlatımlarda bulunulduğunun görüldüğü, netice itibarıyla, S.K. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanı yönünden, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan davacının beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü; davacı tarafından ise üniversite sınavını örgütle bağlantılı dershaneye giderken kazanmadığını, 2012 yılının ocak ve şubat ayında sadece bir hafta süre barınma amaçlı kaldığı yurdun aleyhine bir husus olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin belirtildiği; olayda, lise son sınıfta eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğine, bu dönemde örgütle hiçbir bağlantı kurmadığına ve örgütün hiçbir organizasyonuna katılmadığına, üniversite döneminde arkadaşlarının ısrarlarıyla iki, üç kez örgütün evlerine ziyaret amaçlı gittiğine ve hakimlik sınavını kazandığında yaklaşık on gün kadar örgüte ait yurtta barınma amaçlı kaldığına ve hâkim/savcılık mülakat sınavlarıyla ilgili olarak FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olduğu için gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerle görüştüğüne ilişkin beyanlarının, bir başka ifadeyle davacının eğitim, barınma ve ziyaret saiki dışında örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının eşi ile ilgili tespitler yönünden, davacının eşi C.T. hakkındaki tespitlerde ve C.T.'nin açtığı Dairelerinin E:...sayısına kayıtlı dava dosyasına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi davacının eşi C.T.'nin Dairelerinin E:... sayısına kayıtlı olarak açtığı davada da meslekten çıkarılmasına dair kararların iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşi C.T.'nin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Ankesörlü telefon görüşmesi kaydı yönünden, davalı idare tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim şekillerinden biri olan ankesörlü telefon görüşmesi kaydı bulunduğuna ilişkin tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, anılan Raporlar incelendiğinde, arama kayıtlarının örgütsel mahiyetli olduğunun somut olarak ortaya konulamadığı, "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil arama olduğu, bu hâliyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2018/5526 K:2019/6842 sayılı kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12/12/2019 tarih ve E:2018/44, K:2019/167 sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkân bulunmadığı; netice itibarıyla, davacı hakkındaki ankesörlü telefon görüşmesi kaydının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen kitap yönünden, FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı Işık Yayınlarına ait "Bir Müslümanın Yol Haritası" adlı kitabın davacının evinde bulunması hususunun davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacıya ilişkin sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 08/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,
Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,
Dava konusu kararların iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 17/05/2022 tarih ve E:2017/5787, K:2022/3285 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı kararıyla;
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının, ... KOM Şube Müdürlüğünce alınan 13/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "2004-2005 öğretim yılında ... ilinde bulunan cemaatin olduğu bilinen Maltepe Dershanesine gittim. Bu dershanenin cemaat dershanesi olduğunu biliyordum. İlde bir dershane vardı ve başarılı öğrenciler buraya gidiyordu. Ben de gittim. İlk yıl üniversitede istediğim yeri kazanamadım ve ikinci yıl ben bu dershaneye gitmek istemedim. İkinci yılda yeni açılan Birey dershanesine gittim ve oradan üniversiteyi kazandım... Hâkimlik sınavı amacıyla 2011 Hakimlik sınavını kazandıktan sonra Ankara ilinde bir hafta on gün kadar süreyle cemaatin yurdu olarak bilinen Eren yurdunda kaldım. " şeklinde ve ... Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 15/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; "Ben üniversite öğrencisiyken iki üç kez FETÖ denilen örgütü o zamanki adıyla cemaatin evinde kalan arkadaşların ısrarıyla evlerine gitmişimdir. Pasta, börek, çay, sonrasında namazdan, güzel ahlaktan konuşmalarını dinlemişimdir. Hâkim ve Savcılık mülakatında şu an bu yapıdan oldukları için tutuklanan gözaltına alınan kişilerle mülakat için görüşmüşümdür." şeklinde,
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.K.'ya ait, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 04/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "..., 15. dönem hakim adaylığı grubundan staj arkadaşımdır. Konya adliyesinde birlikte staj yaptık. Üniversite döneminde devlet yurdunda kaldığını söylemişti. Kuradan Çanakkale'nin bir ilçesine atanmıştı. C.T. ile evlenmesi üzerine eş birleştirmesi ile Mardin'in bir ilçesine tayinen atandı. 2014 HSYK seçimlerinde eşi C.T.'yi FETÖ adaylarına oy vermesi için ikna etmek amacıyla aradıklarını ... bana söylemişti. Referansları FETÖ bağlantılı isimler olduğundan YBP adaylarının seçimi kazanması durumunda meslekten ihraç edeceğini söyleyerek korkutmuşlardı. Daha sonra eşim E., ... ile konuşup YBP adaylarına oy vermesi yönünde kendisini ikna etmişti. Seçimlerde hangi adaylara oy kullandığını bilmiyorum. Ancak Mardin'de görev yapmakta iken meslekten ihraç edilmiştir. Adaylık döneminde FETÖ yapılanmasını yoğun bir şekilde eleştiriyordu. Ancak meslekteki durumu hakkında bilgi sahibi olmadığımdan FETÖ ile bağının bulunup bulunmadığı konusunda net bir şey söyleyemem." şeklinde,
Aynı şahsın, davacının yargılandığı ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "2012 yılında stajer hakim olarak Konya adliyesinde başladığımda...'nin de Konya'da hakim adayı olmasından dolayı kendisini ... ile adliyede görüştüğümüz zamanlarda zaman zaman fetöden muhabbet açılıyordu, bu muhabbetlerde ikimiz de fetöyü eleştiriyorduk. ... de fetö aleyhine hakarete varacak nitelikte şeyler söylüyordu. Ben fetönün başı kapalı hakim istemediğini anlattığımda fetönün saçmaladığını söyleyip eleştirdiğini hatırlıyorum. Bazı zamanlar adlliyede birlikte mescide gidip namaz kılmışlığımız vardır. Daha sonra akademiye gittiğimizde ...'ye çok kişi çıkma teklifinde bulunmuştu. Ama kabul etmemişti. ...'yle zaman zaman görüştüğümüzde bana anlatıyordu daha sonra bana bir çocuğu çok beğendiğini söylemişti. Hatta uzaktan gösterdiğini hatırlıyorum. Onun bulunduğu ortamlara gitmeye çalışıyordu, bu şimdiki eşi C.'di, C.'nin ismini sonradan öğrenmişti. Arkadaş ortamında onunla tanıştığını anlatmıştı sonradan, daha sonra görüşüp çıkmaya başladılar C ile... C.'nin askere gittiğini ...'nin onu beklediğini biliyorum sonrasında sık görüşmedik ama evlendiklerini duy...um. Ben akademide iki üç kişiyle görüşüyordum. Bunlardan birisi ... olduğu için C ile tanışmalarını ilişkilerini bana anlatıyordu. Benim bildiğim kadarıyla evlilikleri bu şekilde tanışarak oldu. Benim bilgim bundan ibarettir. Ayrıca seçim döneminde sanırım bir kez telefonla görüşme fırsatımız oldu. Yargıda birlik adaylarına oy verme konusunda eşimle de konuşmuşlardı. ... yargıda birlik destekli adaylara oy vereceğini söylemişti, ancak seçimden sonra çok görüşme imkanımız olmadı sonradan kimlere oy verdiğini ben sormadım. Benim bilgim bundan ibaretti'' şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacının .../... evinde 11/08/2016 tarihinde yapılan aramada, FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı Işık Yayınlarına ait "Bir Müslümanın Yol Haritası" adlı kitap ele geçirilmiştir.
Davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının ifadelerinden, FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu bilinen dershanede eğitim aldığı, üniversite öğrencisiyken iki üç kez örgüte ait evlere gittiği, örgütle bağlantılı kişilerle hâkimlik ve savcılık mülakatı için temas kurduğu, hâkimlik ve savcılık sınavını kazandıktan sonra Ankara ilinde bir hafta on gün kadar süreyle örgüte ait yurtta kaldığı; Tanık S.K.'nın da davacının hâkimlik sınavında FETÖ ile bağlantılı kimselerden referans aldığına yönelik bilgisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının kendi beyanları ile üniversiteye hazırlık sürecinden başlayarak, üniversite öğrenimi sırasında, hâkimlik ve savcılık mülakat sınavı döneminde ve sonrasında örgüt ile temas kurarak etkileşimde bulunduğunun sabit olduğu, bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterdiği, ayrıca davacıya ilişkin aktarılan diğer bilgi ve belgelerin de bu durumu destekler nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır..." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/10/2024 tarih ve E:2022/3544, K:2024/2595 sayılı bozma kararında; davacının kendi beyanları ile üniversiteye hazırlık sürecinden başlayarak, üniversite öğrenimi sırasında, hâkimlik ve savcılık mülakat sınavı döneminde ve sonrasında örgüt ile temas kurarak etkileşimde bulunduğunun sabit olduğu, bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu gösterdiği, ayrıca davacıya ilişkin aktarılan diğer bilgi ve belgelerin de bu durumu destekler nitelikte olduğuna ilişkin husular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim