Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2025/2295
2025/4747
29 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/2295
Karar No : 2025/4747
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av....
DAVALI :... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın gerekçesinde belirtilen ve usulsüzlük yapıldığı iddia edilen somut olayların hiçbirisinde görev almadığı, kararın gerekçesinde yer verilen FETÖ ile irtibatı ve iltisakı bulunduğuna ilişkin hususların kendisi için geçerli olmadığı, deliller toplanmadan meslekten çıkarma kararı verilmediği, savunma hakkınının tanınmadığı, silahların eşitliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, kanunların geriye yürümezliği ilkesinin, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, hukuki belirlilik ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararın iptali ile bu karar nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kabulü yolunda verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:...sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve anılan karar kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, üniversiteye hazırlık döneminde eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğine dair beyanlarının, yani "eğitim saikiyle hareket ettiğinin" aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren A.A. isimli şahsın beyanları yönünden, tanık ifade tutanağının incelenmesinden, davacının, örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı olduğunu ve 2014 yılı HSK seçimlerinde "sözde" bağımsız adaylara oy verdiğini düşündüğü, davacının M.S.Ç. ile samimi olduğu ve dik başlı tavır sergilediği yönünde soyut ve kişisel kanaatinin belirtildiği, ancak davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacı hakkında anılan tanık beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren C.E. isimli şahsın beyanları yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgi içermeyen tanığın beyanlarının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren K.G. isimli şahsın beyanları yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgi içermeyen tanık beyanının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal medya paylaşımı yönünden, davacının sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda FETÖ/PDY terör örgütünü öven ya da destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığından, söz konusu paylaşımların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespitler yönünden, anılan kararda yer verilen, davacının R.B. ile arasında geçen mesaj içeriklerinde FETÖ/PDY terör örgütünü öven ya da destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu mesaj içeriklerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 03/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 03/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/5304, K:2022/1718 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının kendi beyanı:
Davacı hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "Üniversiteye hazırlık döneminde dersaneye gittim.Bursa ili Kemalpaşa ilçesinde bulunan yanlış hatırlamıyorsam 1999 yılında Yeşilırmak isimli dersane idi, lise son sınıfta dersaneye gitmiştim... ".
Davacı hakkındaki tanık beyanları:
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.A'ya ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 22/08/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...... isimli Cumhuriyet Savcısının da FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğunu ve 2014 HSYK seçimlerinde sözde bağımsız olup tüm yargı camiası tarafından FETÖ/PDY'nin adayları olduğu bilinen adaylara oy verdiğini değerlendiriyorum. Çünkü birlikte çalıştığım dönemde yukarıda hakkında açıklama yaptığım M.S.Ç. ile çok samimi bir ilişki içerisindeydi. Dik başlı bir tavır sergiliyordu...".
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan C.E.'ye ait, Karaman Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05/08/2016 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... Aslında aynı dönemde aynı adliyede çalışmakta olan savcı meslektaşlarla daha yakınen oturup kalkıyorduk. Bu yüzden aynı dönemde çalışan M.S.Ç., ..., T.D. ve eşi, K.K. ve eşi, Ö.Ö., B.B., K.D., ve E.Ö. de kendi aralarında özellikle hükümete ve Cumhurbaşkanı'na yönelik çok makul olmayan eleştirilerle bir grup şeklinde davranış sergilerlerdi... Yukarıda isimlerini belirttiğim arkadaşlarımın büyük bir kısmı da özellikle hafta sonları dış dünyaya yansıyan felsefi ve dini kişiliklerine aykırı olarak rakı sofralarında buluşmaları idi. Bu da o gün için benim hayretimi celbetmişti...".
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan K.G.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 02/04/2018 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen ...’u Karaman Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapması nedeniyle tanırım. (...) Seçim öncesinde YBP adaylarından isimlerini hatırlayamadığım birkaç kişi adliyemize ziyarete gelmişti. Bu nedenle Hâkim ve Cumhuriyet Savcısı meslektaşlar ile bir tanışma toplantısı düzenlemiştik. Orada HSYK Genel Kurulu tarafından FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen, o dönem Karaman Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan T.D. meslektaş adabı ile bağdaşmayacak şekilde YBP adaylarına, onları izleyenler karşısında zor durumda bırakmak amacıyla bir takım sorular sormaya başladı. O esnada ... hal ve hareketleri ile T.D.’yi destekler bir tavır takındı.".
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, tanık A.A.'nın ve C.E.'nin, davacının sosyal çevre bakımından FETÖ ile iltisakı ve irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılan yargı mensupları ile sıkı bir ilişki içerisinde olduğunu; tanık K.G.'nin, 2014 yılında gerçekleştirilen HSYK seçimi döneminde Yargıda Birlik Platformu tarafından tertip edilen tanışma toplantısı esnasında, FETÖ ile iltisakı ve irtibatı sebebiyle meslekten çıkarılan bir yargı mensubunun, seçimde Yargıda Birlik Platformu adına aday olan kişilere yönelik olarak onları zor durumda bırakmaya matuf sorular yönelttiğini, davacının da bu kişiyi destekler bir tavrının bulunduğunu gözlemlediğini belirttiği anlaşılmaktadır.
Sosyal medya paylaşımları:
Davacı, "adalet.org" isimli internet sitesinde Y.K. isimli şahsın "Tırları götüren mi yoksa durduran mı devlet herif olan cevap versin tabiki hukuk gözlüğünü takmak şartıyla" başlığıyla yazılan yazıya yorum olarak "hangisi haklı ise odur gerçek devlet, kim bilir belkide götüreni de durduranı da ortaya çıkarandır, görünenlerin ardındaki bir akıldır, bunu zaman gösterecek" paylaşımında bulunmuş; aynı internet sitesinde silahlı terör örgütüne üye olmak ve görevi kötüye kullanmak suçlarından tutuklanan Hakim M.Ö.'nün uzman doktor olan eşinin işine son verilmesi hakkında paylaşılan haber içeriğine yorum olarak "haber doğruysa çok yazık. bu adamlık değil, adam olan bunu içine sindiremez, herşey bir yana önce delikanlı olmak lazım," paylaşımında bulunmuştur.
Dosya içerisinde bulunan belgelere göre, davacı, aynı internet sitesinde, A.T.'nin, "Batman Başsavcısı E.E. in Ardından:Veda" başlıklı ve 03/07/2014 tarihli yazısına, aynı tarihte, "sayın başsavcıyı tanımıyorum ama A. savcım dosdoğru bir insandır, eğip bükmeden abartmadan net konuşur, o yüzden yanlış ve haksız bir atama daha yapıldığını öğrenmiş olduk, neyse, kimse kimseye zarar veremez kişi ne yaparsa kendine yapar ..." şeklinde bir yorum yazmıştır.
Davacı, yine aynı internet sitesinde, İ.D.'nin "M.K. Başsavcım İle Hakkaride Bir Anı..." başlıklı ve 18/09/2014 tarihli yazısına, 19/09/2014 tarihinde, "sayın başsavcıyla Şavşatta görev yaptığım sırada nezaket gösterip memleketine giderken adliyemize uğraması sayesinde tanıştım kendisi yıllar önce şavşatta çalışmıştı ancak aradan geçen onca zamana rağmen hatırlanır ve hayırla yad edilirdi, tevazusu ve çalışkanlığıyla gönüllerden çıkmadığı anlaşılıyor allah yolunu açık etsin" şeklinde bir yorum yazmıştır.
Bu kişilerden paylaşımları yapan Y.K., A.T. ve İ.D. ile hakkında paylaşım yapılan M.Ö., E.E. ve M.K.'nin FETÖ ile iltisak ve irtibatları sebebiyle meslekten çıkarılan yargı mensupları olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan tespitler:
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda, "Şüphelinin Whatsapp yazışmaları incelemesinde R.B. ile şüpheli ... arasındaki 01/07/2016 tarihli konuşmada: 'R.B.: Veda yapıldı mı, ...: Evet, R.B.: Başsavcı naptı, ...:İşte bi iftar, ...:Yemek yedik, ...:Plaketi verdiler elimize, ...:Dagildik sonra, R.B.:Konuşmadı mı, R.B.:Laf sokaydın, ...:Yk abi bizi konuşturmadilar, R.B.:Valla, R.B.:Niye, ...:Çok kalabaliktik, ...:Giden 20 kişi, ...:Gerekte yok zaten, ...:Allah büyük, ...:Ben allaha havale ettim, ...:Hakkım yenildise hesabını allaha versinler, ...:Bilmiyorum Şavşat Doğu geçmiyor, R.B.:Hak şerleri hayreyler, zannetmeki hayreyler, Mevla görelim neyler neylerse güzel eyler, ...:O yüzden gidiyorsun deniliyor, ...:Öyle abi, ...:Bu bizim iradesi dışında oldu, ...:Hayır arıyoruz ardında, ...:Hem çok üzülmek, ...:İsyan etmek bize yakışmaz, ...:Niceleri orda görev yapar, R.B.:Biz her dönemin mağduruyuz gardaş, R.B.:D Bayazıt Simav Ermenek Ardahan, ...:Şehit GAZİ olurken, R.B.:Hangisi iyi, ...:Öyle ama sabredecez abi, ...:Bunlar şeref madalyası alacak, ...:İnşallah, ...:Bu devran da dönecek, ...:Sen daha iyi bilirsin ortalık karışacak, ...:Yer yerinden oynayacak, ...:Zaten oynamadan yerli yerine oturmaz, R.B.:Aynen, R.B.:Her devrin adamı olmaktansa her devirde adam olmak en güzeli diyelim savcım, R.B.:Görüşürüz Allah'e emanet ol, ...:Aynen abi adamların dönemi de gelecek allaha emanet ol sende görüşürüz, R.B.:İnş," şeklindeki tespitlerde bulunulmuştur.
Buna göre, davacının, görev yaptığı adliyede FETÖ ile iltisakı ve irtibatı bulunan yargı mensupları ile birlikte görünüm sergilediği, sosyal çevre olarak bu kişilerle samimi olduğu, onları destekler tavırda hareket ettiği yönündeki ve 2014 yılı HSYK seçimi dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin somut gözleme ve görgüye dayalı, birbirini doğrular nitelikteki tanık beyanları ile davacının gerek zamanlama gerekse muhteva itibarıyla FETÖ/PDY propagandası mahiyeti taşıdığı anlaşılan sosyal medya paylaşımlarına yönelik olarak yazdığı yorumlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakını ve irtibatını ortaya koyduğu değerlendirilmiştir. Davacının üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ ile bağlantılı dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanı ile yukarıda aktarılan Whatsapp yazışmalarının içeriğinin de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bakımından destekleyici unsur niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır."
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/3057, K:2024/2602 sayılı bozma kararında; davacının, görev yaptığı adliyede FETÖ ile iltisakı ve irtibatı bulunan yargı mensupları ile birlikte görünüm sergilediği, sosyal çevre olarak bu kişilerle samimi olduğu, onları destekler tavırda hareket ettiği yönündeki ve 2014 yılı HSYK seçimi dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin somut gözleme ve görgüye dayalı, birbirini doğrular nitelikteki tanık beyanları ile davacının gerek zamanlama gerekse muhteva itibarıyla FETÖ/PDY propagandası mahiyeti taşıdığı anlaşılan sosyal medya paylaşımlarına yönelik olarak yazdığı yorumlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakını ve irtibatını ortaya koyduğu, davacının üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ ile bağlantılı dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanı ile Whatsapp yazışmalarının içeriğinin de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bakımından destekleyici unsur niteliğinde olduğu kanaatine varıldığı, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.