SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2025/1020

Karar No

2025/4285

Karar Tarihi

17 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2025/1020 E. , 2025/4285 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/1020 ...
Karar No : 2025/4285

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI :... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve .../... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararı tesis edilirken savunma hakkı tanınmadığı, savunma hakkının kullandırılması amacıyla hakkındaki iddiaların ayrıntılı olarak kendisine bildirilmediği, bu iddiaların dayandığı delillerin, varsa tanık beyanlarının, atılı fiillere ilişkin hukuki nitelendirme ve önerilen disiplin cezasının kendisine bildirilmemesinin Anayasa Mahkemesi içtihatlarına aykırı olduğu, 23/07/2016 tarihinde çıkarılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile yargı mensupları açısından FETÖ terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olanların meslekten çıkarılacağına ilişkin düzenleme yapılarak ve bu düzenleme geçmişe yürütülerek kazanılmış hak ilkesine aykırı hareket edildiği, "irtibatı ya da iltisakı olduğu değerlendirilen" şeklinde Türk hukukunda şimdiye kadar yer almamış kavramlarla idareye sınırsız ve keyfi takdir hakkı kullanmasına imkan sağlayacak şekilde düzenleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, hakkında gizlilik kararı verilen hazırlık soruşturmasına atıf yapılarak verilen dava konusu kararın gerekçeleri konusunda bilgi verilmediği, masumiyet karinesinin görmezden gelindiği, Anayasa'ya göre hakimler ve savcılar ile ilgili görevden alma, açığa alma ve meslekten çıkarma kararları ile ilgili ancak kanunla düzenleme yapılabileceği, olağanüstü hal dönemlerinde dahi bu konuda bir istisna bulunmadığı, dava konusu kararın dayanağı 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 30 gün içerisinde TBMM tarafından kanunlaştırılmadığı, bu nedenle yok hükmünde olduğu, buna dayanılarak tesis edilen tüm işlemlerin de dayanaktan yoksun olduğu, olağanüstü hal düzenlemelerinin bu kapsamda kabul edilmesinin Anayasa'da öngörülen şartlara bağlı olduğu, olağanüstü halin ilan edilmesinin alınan kararları hukuka uygun hale getirmeyeceği, 2016 yılı Ağustos ayından bu yana haksız olarak özlük haklarından yoksun bırakıldığı ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI: Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin ... fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 21/12/2021 tarihli ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararıyla; "davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarihli ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu kararın temyizden vazgeçme nedeniyle 17/06/2022 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin ... fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin ... fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ... fıkrası, 159. maddesinin ... ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin ... fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ... ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ... fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararda; Davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı veya irtibatlı olduğuna ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 04/07/2016 tarihli "Rapor" yönünden,
"... eski Cumhuriyet Başsavcısı B.B.'nin mülhakat adliyeleri ziyaret ettiği, bu ziyaret sırasında kendisine davacı ...'in eşlik ettiği" iddiasına ilişkin olarak, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında ifadesine yer verilen B.B.'nin konuyla ilgili beyanda bulunduğu, davalı idarenin, hem davacının hem de B.B.'nin birbirlerini tanımadıkları yönünde beyanlarının ve ayrıca mezkur "Rapor"da ... eski Cumhuriyet Başsavcısı olarak geçen B.B.'nin ...'da hiç görev yapmadığına yönelik tespitin aksini ispata yönelik herhangi bir bilgi-belge sunmadığının görüldüğü, davacı hakkında 04/07/2016 tarihli "Rapor"da yer verilen söz konusu iddianın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
"Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan PDY mensuplarını itirazen serbest bıraktığı ve ... Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilen bilgiye göre ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... İl Başkanının usulsüz dinlenilmesi nedeniyle yapılan soruşturma sonucunda örgüt (PDY) mensubu olan ... Emniyet Müdürlüğü İstihbarat eski Şube Müdürü P.B. ile başkomiser M.Ş.’nin tutuklandığı, karara yapılan itiraz üzerine dosyanın incelenmek üzere ... Sulh Ceza Hâkimliğine gönderildiği, itiraz incelemesinin davacı ... tarafından yapıldığı ve tutuklu şüpheliler tarafından yapılan itirazın kabul edilerek adli kontrol şartı ile tahliye edildiği" iddiasına ilişkin olarak, davacının anılan şahısların tahliyesine dair verdiği kararların örgüt talimatı ile verildiğine yönelik davalı idare tarafından dosyaya herhangi bir bilgi-belge sunulmadığından 04/07/2016 tarihli "Rapor" içeriğinde yer alan bu iddia başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
"... eski Cumhuriyet Başsavcısı olan B.D.’ın ...’ya tatile geldikleri sırada uğrama bahanesi ile ... iline geldiği, ... ili mülhakatlarının tamamını gezdiği ve bu gezide kendisine davacı ... ile ... Cumhuriyet Başsavcısı M.Ş.'in eşlik ettiği" iddiasına ilişkin olarak, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında B.D.'nin beyanı, olayda adı geçen M.Ş.'nin davacı hakkında anılan beraat kararında yer alan ifadesi bulunduğu, yine davacı hakkındaki mezkur kararda konuyla ilgili tespitlerde bulunulduğu, söz konusu iddia başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
"06/04/2016 tarihinde ...'da hakimlik yapan H.K.'in HS(Y)K seçim günü ... Adliyesinde kurulan sandık altında karşıt müşahidi olarak faaliyet yürüttüğü, ... Cumhuriyet Savcıları M.Ş., Ü.Ü., M.B. ve o dönem ... Hakimi olarak görev yapan davacı ... ile birlikte aynı gün ... ilinden ... iline gelerek ... Hakimi N.A. ile yemek yedikleri, daha sonra da adliyedeki odasında da ziyarette bulundukları" iddiasına ilişkin olarak, davacı hakkındaki anılan beraat kararında konu ile ilgili tespitlerde bulunulduğu, davalı idare tarafından "Rapor" içeriğinde yer verilen yemeğin terör örgütü ile irtibatını ortaya koyacak nitelikte dosyaya herhangi bir bilgi-belge sunulmadığından ve söz konusu iddia başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna ilişkin ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş olan 19/07/2016 tarihli araştırma tutanağı yönünden, tutanak incelendiğinde, davacının çevresinde FETÖ/PDY terör örgütüne yakınlığı ile bilindiği şeklinde bilgiye yer verildiği, ancak tutanak içeriğinde bu tespitin somut bilgilerle desteklenmediğinin görüldüğü, nitekim davacı hakkındaki anılan beraat kararında konuyla ilgili tespitlere yer verildiği, davacı hakkında somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen 19/07/2016 tarihli araştırma tutanağı, başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Kimse Yok Mu Derneğine bağış yaptığına yönelik beyanı yönünden, davacının beyanı incelendiğinde, FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Kimse Yok Mu Derneğine bağış yapmasının örgütsel saiklerle olduğuna ilişkin bir beyanın bulunmadığı, ayrıca davalı idare tarafından da buna ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi-belge sunulmadığının görüldüğü, netice itibarıyla, davacının bu beyanı başka delillerle de desteklenmediğinden FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı; öte yandan davacı hakkında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... Esas sırasına kayden (... Daire ... Esas) "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına sahte belge üreterek usulsüz dinleme yapan şüpheli polis memurlarının tutuklanmalarına dair ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve... sorgu sayılı kararına vaki itiraz üzerine, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin... tarihli ve ... değişik iş sayısına kayden itirazın kabulü ile şüphelilerin tahliyelerine karar verdiği ve bu karar içeriğinde yaptığı örgüt tanımlaması ile tartışma yarattığı" iddialarına ilişkin ise yapılan soruşturmada henüz bir karar verilmediği görüldüğünden, bu soruşturmaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmede dikkate alınmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 09/02/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,
Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ...sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 21/12/2021 tarih ve E:2016/57558, K:2021/4632 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı kararıyla; "...
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacıyla ilgili, ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş olan 19/07/2016 tarihli araştırma tutanağı:
... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş olan 19/07/2016 tarihli araştırma tutanağında davacı hakkında "çevresinde Fetullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilindiği" şeklinde bilgiye yer verilmiştir.
Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede, FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Kimse Yok Mu Derneğine bağış yaptığına yönelik beyanı:
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında davacı, "...Örgüte himmet adı altında herhangi bir bağışta bugüne kadar bulunmadım. Ancak kimse yok mu isimli derneğe 2000li yılların ortalarında üç dört defa kurban bağışında bulunmuştum. Ancak bunlardan başkada bu derneğe ya da cemaate herhangi bir şekilde ne kurban bağışı ne de himmet adı altında herhangi bir bağışta bulunmadım..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi:
Davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 09/02/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 08/04/2021 tarihli cevapta, "Davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığına iadesine karar verildiği) disiplin dosyasının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Davacı hakkında, aynı zamanda Kurulumuz ... Dairesinin ... Esas sırasına kayden (Kurulumuz ... Dairesinin ... esas) "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü adına sahte belge üreterek usulsüz dinleme yapan şüpheli polis memurlarının tutuklanmalarına dair ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve ... sorgu sayılı kararına vaki itiraz üzerine, ... Sulh Ceza Hâkimliğinin ... tarihli ve ... değişik iş sayısına kayden itirazın kabulü ile şüphelilerin tahliyelerine karar verdiği ve karardaki '..diğer bazı illerde benzer soruşturma ve yargılamaların yapılıyor olmasının somut olay ve dosya için geçerli olup olmayacağının ancak soruşturma dosyasındaki deliller ile ortaya konulması gerekmekte olup soruşturma dosyası dışındaki ülke gündemindeki benzer olayların somut dosya için gerekçe olamayacağı, CMK 101/2-a son maddesi gereğince hakimin ancak dosyada gösterilen somut deliller ile karar verilebileceğinin belirtilmiş olması, soruşturma dosyasında şüphelilerin üzerlerine isnat edilen diğer suçları devamlı surette işlemek üzere fiilen birleşmek suretiyle bir örgüt meydana getirdiğine, birbiriyle aynı şube müdürlüğünde çalışıyor olmanın dışında isnat edilen suçları işlemek maksadıyla bir araya gelerek birbirlerinden veya şüpheliler dışındaki kişilerden talimat almak veya birbirlerine talimat vermek suretiyle ve suç tarihlerinde şube müdürü, büro amiri ve polis memuru olan şüphelilerin mesleki hiyerarşisi dışında başka bir yapılanma içerisinde olduklarına, örgüt yöneticilerinin kim olduğu, örgütün hiyerarşik yapısı, hangi konuda fikir ve irade birliği içinde oldukları, örgütün amacı, silahlı mı silahsız mı olduğu, şüphelilerin örgüt içerisindeki konumlarına dair soruşturma dosyasında somut bir delil bulunmaması sebebiyle, yine iştirak halinde bir suçu birden çok mağdura karşı birden fazla olacak şekilde işlemek ile suç işlemek için örgüt kurma ve üye olma olgularından birbirinden farklı olduğu, şüphelilerin kurulmuş olan bir suç örgütünü yönetme ve örgüte üye olma konusunda da soruşturma dosyasında somut bir delil bulunmadığı...' şeklindeki örgüt tanımlaması ile tartışma yarattığı" iddialarına ilişkin olarak ... tarihli ve... sayılı karar ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 71'inci maddesi gereğince yapılacak müteakip işleme esas olmak üzere yazılı savunmasının istenmesine karar verildiği ve anılan kararın onay aşamasında olduğuna dair ilgili birimler tarafından gönderilen cevabı yazılar dilekçemiz ekinde sunulmaktadır." tespitlerine yer verilmiştir.
Kurulumuzun 07/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen 15/04/2024 tarihli cevabın ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacının, yukarıda belirtilen fiilinden dolayı, Danıştay Beşinci Dairesince bu dosyada karar verilmeden evvel, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, bu kararın iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2023 tarih ve E:2022/5879, K:2023/19537 sayılı kararı ile Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının "eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı" gerekçesiyle iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalı idarece yapılan temyiz başvurusu üzerine, Kurulumuzun E:2024/1323 sayılı dosyasında verilen 31/10/2024 tarihli kararı ile anılan Daire kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun, dava konusu işleme ilişkin kısım yönünden reddine ve bu kısım yönünden kararın onanmasına, parasal haklara ilişkin kısım yönünden kabulüne ve bu kısım yönünden kararın bozulmasına kesin olarak karar verilmiştir.
Davacı, bu hususla ilgili olarak 17/04/2024 ve 22/04/2024 tarihli ek beyan dilekçelerinde, konunun Dairece temyize konu bu kararda incelendiği ve FETÖ ile iltisak ve irtibat tespit edilemediği, tahliye kararının örgüt talimatı ile verildiğine dair davalı idare tarafından bir delil ibraz edilemediğinin hüküm altına alındığı; bu kararı vermesinde herhangi bir suç unsuru ve buna ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı hususunun, ceza mahkemesi kararı ile de ortaya konulduğu ve bu kararın kesinleştiği; öte yandan, bu disiplin cezasına ilişkin dosyada da Danıştay Beşinci Dairesince iptal kararı verildiği beyan edilmiştir.
Her ne kadar yukarıda aktarıldığı üzere, bu fiile ilişkin olarak davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına dair işlemin "zaman aşımı" gerekçesiyle Dairece iptaline karar verilmiş ve bu kararın işleme ilişkin kısmına karşı yapılan temyiz istemi Kurulumuz kararı ile kesin olarak reddedilmiş ise de, söz konusu Daire kararının gerekçesi göz önüne alındığında, bu fiilin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının değerlendirilmesi noktasında nazara alınabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Buna göre davacının söz konusu fiilinin, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan Kurul kararının ilgili kısmı şu şekildedir:
"Somut olayda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı hazırlık numarası ile 'Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, suç uydurma, iftira' suçlarından haklarında soruşturma yürütülen şüpheliler P.B., M.Ş. ve E.A., soruşturma kapsamında tutuklanma talebiyle ... Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişlerdir.
... Sulh Ceza Hakimliğince, şüphelilerin sorgusu sonrası yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işledikleri yönünde kuvvetli somut delillerin bulunması, eylemlerini suç örgütü faaliyeti kapsamında işlediklerinin anlaşılması, atılı suçların üst sınırları itibarıyla şüphelilerin kaçma şüphelerinin bulunması ve müştekiler üzerinde baskı kurma ihtimallerinin olması hususları birlikte nazara alınarak ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ... sorgu numaralı kararıyla atılı suçlar yönünden tutuklanmalarına karar verilmiştir.
Bu tutuklama kararına karşı şüpheliler müdafiince ... tarihinde ... Sulh Ceza Hakimliğine tutuklama kararına yönelik itiraz yapılmış, hakimlikçe yapılan değerlendirme sonucu şüpheliler müdafiinin itirazı yerinde görülmeyerek itirazın reddine karar verilerek, 5271 sayılı CMK'nun 268/3-a maddesi gereğince verilen karar itirazen incelenmek üzere dosya, ilgilinin hakimi olduğu ... Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmiştir.
... Sulh Ceza Hakimi olan ilgili tarafından, ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve... değişik iş sayılı kararı ile, şüpheliler müdafiinin tutukluluğa itirazı kabul edilerek şüpheliler P.B. ve M.Ş.'nin adli kontrol şartı ile diğer şüpheli E.A.'nun da adli kontrol şartı olmaksızın serbest bırakılmalarına karar verilmiştir.
İlgilinin soruşturma dosyasında tahliyelerine karar verdiği şüphelilerden M.Ş. hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih, ... esas ve... karar sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu görevlisinin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından, diğer şüpheli P.B. hakkında da ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih, ... esas ve ... karar sayılı kararıyla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu görevlisinin görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından ayrı ayrı mahkumiyet kararı verilmiştir. Ayrıca ... Sulh Ceza Hakimliğinin... tarih ve ... sorgu numaralı kararı ile ilgilinin şüphelilerin serbest bırakılmalarına karar verdiği ... Sulh Ceza Hakimliğinin... tarih ve... değişik iş sayılı kararının gerekçe kısmından anlaşılacağı üzere, bahsi geçen şüphelilerden P.B. ve M.Ş. eylem tarihi itibariyle mesleklerinden ihraç edilmişlerdir.
Öte yandan ilgili hakkında, Hakimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun... tarihli ve... sayılı kararı ile;... tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve karara karşı ilgilinin yeniden inceleme talebi, Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarihli ve ... sayılı kararı ile reddedilerek, anılan karar ... tarihinde kesinleşmiştir.
İlgili mevzuat hükümleri doğrultusunda Sulh Ceza Hakimliğinin görevini incelediğimizde; Sulh Ceza Hakimliğinin görev hususunun düzenlendiği 5235 sayılı Kanun'un (6545 sayılı Kanun 48/1 maddesi ile değişen) Sulh Ceza Hakimliği başlıklı 10. maddesinde; "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur." hükmü yer almaktadır.
Söz konusu madde hükmü nazara alındığında, tutukluluk itirazını değerlendiren Sulh Ceza Hakimliğinin görevi, kanuni sınırlar içerisinde dosya içeriğine ve talebe göre esas yargılama makamının görevine girecek ya da soruşturma sınırlarını aşacak şekilde bir değerlendirmeye girmeksizin, koruma tedbirleri için kanunda aranan şartların oluşup oluşmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme yapmak suretiyle koruma tedbirleri konusunda karar vermektir. Oysa ki Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı kararı ile FETÖ/PDY örgütü ile irtibatı ve iltisakı sabit görülerek meslekten çıkarılmasına karar verilen ilgili tarafından, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak açıkça görevi dışında hareket etmek suretiyle, kanun, genel yargı ve teamüllere aykırı şekilde, yürütülen soruşturmaya konu suçların oluşup oluşmadığı hususu kararda irdelenmiş ve soruşturma merciinin yetkisinde bulunan soruşturmanın genişletilmesi müessesini kullanarak delil elde etmeye yönelik girişimlerde bulunmak suretiyle soruşturma ve esas yargılama makamının yetki alanına müdahalede bulunulmuştur. Ayrıca ilgili tarafından, esas yargılama makamının yetki alanına açıkça müdahalede bulunularak, soruşturmaya konu örgütün tüm unsurları ile mevcudiyeti hususu da karar yerinde tartışılmış, soruşturma konusu dışında bilgi ve belgeleri inceleyerek, şüphelilerin durumlarını mevcut delil durumuna göre değil de yetkili ve görevli bir mahkeme gibi değerlendirme yapmak suretiyle, kararında şüphelilerin soruşturma yapılan suç örgütüne üye olmadıklarını açıklayarak atılı suç yönünden şüphelileri aklamaya yönelik ifadeler kullanmıştır.
Bu itibarla, ilgilinin yasal düzenlemelere, genel teamül ve ilkelere aykırı hareket etmek suretiyle görevini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceği, hukuka aykırı eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği, bu şekilde mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu, tüm soruşturma dosyası kapsamından anlaşılmıştır.".
Söz konusu fiilin değerlendirilmesinden, Sulh Ceza Hakimi olarak itirazen incelediği dosyada, davacının, anılan kararın gerekçesinde görev ve yetkisi dışında, soruşturma konusu olmayan bilgi ve belgeleri tetkik ederek, şüphelilerin durumunu mevcut delillere göre değil, yetkili ve görevli esas mahkeme gibi değerlendirme yapmak suretiyle, şüphelilerin soruşturması gerçekleştirilen suç örgütünün üyesi olmadıklarını izah ederek, şüphelileri aklar mahiyette karar vermeye çalıştığı; söz konusu koruma tedbirlerine karar verilmesi için orantılılık, yeterli şüphe gibi kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönü ile sınırlı değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen genel teamüllere aykırı şekilde suçların oluşup oluşmadığının irdelendiği ve farklı bir araştırmaya gidildiği, iddia ve kovuşturma makamının yetki alanına müdahale niteliğinde, soruşturmalara konu örgütün tüm unsurları ile mevcudiyetinin kararda tartışıldığı; böylece P.B. ve M.Ş. isimli şüphelilerin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildiği; şüphelilerden P.B. ve M.Ş.'nin, mesleklerinden ihraç edildikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak da dahil birtakım suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği; bu bağlamda, davacıya isnat edilen bu fiilin, görevinin gerektirdiği tarafsızlığı kaybettiği yönünde kanaat oluşmasına neden olacak nitelikte bulunduğu sonucuna varılmış; fiilin gerçekleştiği zaman diliminin Devletin çeşitli kademelerinde, yargı ve emniyet bürokrasisinde söz konusu "paralel devlet yapılanması" ile gerçekleştirilen mücadele açısından hassas bir dönem olması gözetildiğinde, söz konusu fiil, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görülmüştür.
Öte yandan yukarıda temas edilen ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş olan ... tarihli araştırma tutanağında davacı hakkında "çevresinde Fetullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilindiği" şeklinde bilgiye yer verilmesi ve davacının şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Kimse Yok Mu Derneğine bağış yaptığına yönelik beyanının da davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı yönünden destekleyici unsur niteliğinde olduğu kanaati hasıl olmuştur.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31/10/2024 tarih ve E:2022/1933, K:2024/2597 sayılı bozma kararında; Sulh Ceza Hakimi olarak itirazen incelediği dosyada, davacının, anılan kararın gerekçesinde görev ve yetkisi dışında, soruşturma konusu olmayan bilgi ve belgeleri tetkik ederek, şüphelilerin durumunu mevcut delillere göre değil, yetkili ve görevli esas mahkeme gibi değerlendirme yapmak suretiyle, şüphelilerin soruşturması gerçekleştirilen suç örgütünün üyesi olmadıklarını izah ederek, şüphelileri aklar mahiyette karar vermeye çalıştığı; söz konusu koruma tedbirlerine karar verilmesi için orantılılık, yeterli şüphe gibi kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönü ile sınırlı değerlendirme yapılması gerekmesine rağmen genel teamüllere aykırı şekilde suçların oluşup oluşmadığının irdelendiği ve farklı bir araştırmaya gidildiği, iddia ve kovuşturma makamının yetki alanına müdahale niteliğinde, soruşturmalara konu örgütün tüm unsurları ile mevcudiyetinin kararda tartışıldığı; böylece P.B. ve M.Ş. isimli şüphelilerin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildiği; şüphelilerden P.B. ve M.Ş.'nin, mesleklerinden ihraç edildikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak da dahil birtakım suçlardan cezalandırılmalarına karar verildiği; bu bağlamda, davacıya isnat edilen bu fiilin, görevinin gerektirdiği tarafsızlığı kaybettiği yönünde kanaat oluşmasına neden olacak nitelikte bulunduğu, fiilin gerçekleştiği zaman diliminin Devletin çeşitli kademelerinde, yargı ve emniyet bürokrasisinde söz konusu "paralel devlet yapılanması" ile gerçekleştirilen mücadele açısından hassas bir dönem olması gözetildiğinde, söz konusu fiilin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, öte yandan ... İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince düzenlenmiş olan... tarihli araştırma tutanağında davacı hakkında "çevresinde Fetullah Gülen cemaatine yakınlığı ile bilindiği" şeklinde bilgiye yer verilmesi ve davacının şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Kimse Yok Mu Derneğine bağış yaptığına yönelik beyanının da davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı yönünden destekleyici unsur niteliğinde olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim