SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/5280

Karar No

2024/21617

Karar Tarihi

18 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/5280 E. , 2024/21617 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5280
Karar No : 2024/21617

DAVACI: ...

DAVALI : ... Kurulu
VEKİLİ : Av. ...


DAVANIN KONUSU: ... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi iken ... tarih ve... sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Meslekten çıkarılmasına neden olan yargı kararlarını emir ve talimat alarak verdiğine dair bir delil bulunmadığı, Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak vermiş olduğu kararların vicdana, hakkaniyete ve hukuka uygun olduğu, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak hukuka açıkça aykırı keyfi kararlar verdiği, duruşmaları zamanında yapmadığı, kararları da zamanında yazmadığı Bangolar Yargı Etiği İlkelerinde belirtilen bir hakimin haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği, hal ve davranışları verdiği kararlar ile toplumdaki adalet duygusuna zarar verdiği gerekçesiyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 06/06/2022 tarih ve E:2020/106, K:2022/4160 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/12/2023 tarih ve E:2023/884, K:2023/3166 sayılı kararına uyularak, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdarİ Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesine göre Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/12/2023 tarih ve 2023/884, K:2023/3166 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Dairemizin dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararına karşılık 150.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden ise davanın reddine ilişkin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/12/2023 tarih ve E:2023/884, K:2023/3166 sayılı kararıyla, dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısım yönünden bozulması, manevi tazminata ilişkin kısım yönünden ise onanması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozma kararına uyularak bozulan kısım hakkında gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının, .... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemler nedeniyle hakkında düzenlenen soruşturma raporu üzerine, Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile;
"A)Yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamı dışında, yargı kararlarının saygınlığı ile güvenilirliğine zarar verecek, suistimal şüphesi doğuracak ve giderek tevessülata yol açacak yanılgılara düştüğü, bu cümleden olarak;
1)... esas sayılı dosyada; fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan beraat kararı verilemeyeceğini gözetmeden, 5271 sayılı CMK'nın 193/son maddesine yanlış anlam vererek anılan Kanun’un 191. ve 147. maddeleri gereğince sanığın sorgusunu yapmadan karar ittihaz ettiği, (2013/587, 641, 2014/12, 28, 41, 164, 250, 2015/387, 411, 444, 458, 482, 622, 652, 2016/13, 72, 200, 249, 262, 266, 283, 284, 290, 292, 311, 321, 322, 335 esas sayılılarda da benzer şekilde davrandığı)
2)... esas sayılıda; müştekilerin... Hastanesi'nde görevli doktor ve hemşire oldukları, sanıkların yakınanın bıçaklanarak hastaneye getirildikleri aşamada müştekileri "hastamıza bir şey olursa sizi öldürürüz " şeklinde tehdit ettikleri, mahkemece de oluşun bu şekilde kabul edilmesine rağmen sanıkların eylemlerinin müştekilerin yapması gereken bir görev olan hastaya müdahale durumunun bir an evvel gerçekleşmesi için tahrik etme ve yönlendirme amaçlı olduğu, belirtilen kötülüğün gerçekleşmesi ihtimalinin de olmadığından bahisle beraat kararı verdiği,
3)... esas sayılıda; TCK 167/1-a bendinde yer alan şahsi cezasızlık halinin sadece haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler yönünden uygulanabileceği, yargılamaya konu olayda; sanık hakkında iddianame ile TCK 151/1 maddesinde tanzim edilen mala zarar verme suçundan cezalandırılması yönünde kamu davası açıldığı, katılan (S.S.Y)'nin tüm aşamalarda şikâyetçi olduğu, katılan ile sanık arasında evlilik akdi bulunmadığı gibi katılanın bir başkası ile resmi nikahlı evli olduğu, mahkemece "sanığın katılan ile arasındaki ilişkinin karı koca ilişkisi içerisinde gerçekleştiği ve bunun resmiyete intikal etmemesinin yasal olarak bu dava itibarıyla evli olmadıkları değerlendirilmesinin hak ve nesafete uygun olmayacağı, dolayısıyla da katılan ve sanığın eş olarak değerlendirilmesinin bu anlamda olayın mahiyeti gereği yasaya, hak ve nesafete uygun olacağı, bu bağlamda TCK'nın 2. maddesinde yer alan kıyas yasağının sanığın lehine değerlendirme yapılmasını engellemeyeceği, bu itibarla da meydana gelen olayda sanığın üç yıldır duygusal ilişki içinde bulunduğu kişinin ilişkisinin sonlanması ve bunun katılanın resmi eşinin öğrenmesi nedeniyle olması göz önüne alındığında, buna sinirlenerek ilişkisinin sonlanması üzüntüsüyle bu şekilde katılanın malına zarar verdiği anlaşılmakta olup bu itibarla sanığın TCK 167. maddesinde yer alan şahsi cezasızlığın var olmasının kabulü gerektiği ve bu maddenin (a) bendinin olay itibarıyla genişletici bir lehe yorum ile sanık hakkında uygulanması gerekli görüldüğünden TCK 167/l-a,son ve CMK 223/4-b,son madde ve fıkrası gereğince sanığa ceza verilmesine yer olmadığına" şeklinde hiçbir yasa ile bağdaşmayan hüküm tesis ettiği,
4)... esas sayılıda; sanığın müştekiyi elinde tabanca olduğu halde "seni yaşatmayacağım" şeklinde tehdit ettiğinden bahisle TCK 106/2-a maddesinin uygulanması suretiyle cezalandırılması yönünde açılan dava neticesinde mahkemece sanığın "seni yaşatmayacağım " şeklindeki tehdit suçunun silah olmadan işlendiği belirtilerek eylemin bu hali ile TCK 106/1-birinci cümlede belirlenen ve şikâyete tabi olmayan tehdit suçunu oluşturduğu gözetmeden şikâyetten vazgeçme sebebiyle düşme kararı verdiği,
5)... esas sayılıda; sanıkların bir başkası adına kayıtlı ruhsatı bulunan tabancayı kendi iş yerlerinde bulundurdukları/taşıdıkları sabit olmasına, mahkemece de oluşun bu şekilde kabul edilmesine rağmen, sanık (C.B.) yönünden ruhsat sahibinin sanığın yakın akrabası olması, ruhsatlı olan tabancayı kendi kasasında bulundurması şeklinde gerçekleşen olayda suç kastı bulunmadığı, sanık (S.B.) yönünden iş yerindeki kasada bulunan silahı almak suretiyle alkollü olduğu sırada iş yerinden dışarı çıkarmasının geçici nitelikte olduğu gerekçeleri ile beraatlerine dair hüküm kurduğu,
6)... esas sayılıda; sanıklar (B.D. ve G.B.)'nin işlemiş oldukları yağma suçu sonrasında ticari taksi sürücüsü olan mağdur (M.B.)'nin taksisine binip yakmanı silahla tehdit ederek araçla bir süre seyahat etmelerinden ibaret eylemlerinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturacağı düşünülmeden, mahkemece olayın oluşunun da bu şekilde kabul edilmesine rağmen, yakınanın işinin taksicilik olması sebebiyle atılı suçta kast unsuru bulunmaması gerekçesi ile beraate dair karar düzenlediği,
7)... esas sayılıda; sanık (B.B.)'nin gece sayılan zaman dilimi içerisinde şikâyetçi (R.T.)'den para istediği, şikâyetçinin para vermemesi üzerine rızası olmaksızın elleri ile ceplerini karıştırdığı ve şikâyetçinin arka cebinde içerisinde para bulunan cüzdanı alarak uzaklaştığı sırada polis memurları tarafından yakalandığı, mahkemece de eylemin bu şekilde kabul edilmesine rağmen "ülkemizde yaşayan bir kısım vatandaşların sokaklarda yaşadığı, tiner bağımlısı olduğu, köprü altında yaşayan kişiler olarak yaşamlarını sürdürdükleri herkes tarafından bilinmekte olup sanığın da dosya kapsamı itibarıyla anlattıklarına göre bu şekilde sokaklarda yaşayan ve tiner bağımlısı bir genç olduğu, hakkında açılan kamu davasının tensip aşamasında tutukluluğunun kaldırılmasına ve bu bağımlılığı çerçevesinde tedavi görmek üzere adli kontrol tedbiri verilmiş olması da değerlendirildiğinde, bu tür kişilerin sokaklarda insanlardan değişik şekilde bozuk paralar istediği "abi bir liran var mı" şeklinde paralar istediğinin bilindiği, sanığın müşteki ile yaşadığı olayın da bu çerçevede gerçekleştiği, sanığın hırsızlık kastıyla hareket etmediği" gerekçesi ile beraate dair hüküm tesis ettiği,
8)... esas sayılıda; sanık (M.E.)'nin sahte vekâletname tanzim ettirerek bu belge ile PTT şubesinden şikâyetçi (V.E)'ye ait maaşı çektiği, sanık hakkında TCK 204/1 ve 157/1 maddelerinde düzenlenen sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde oluşun mahkemece de bu şekilde kabul edilmesine ve sahte vekâletnamenin bulunmasına rağmen sanığın söz konusu eylemi gerçekleştirirken dolandırıcılık kastının bulunmaması ve yine resmi belge niteliğinde sahte noter belgesi düzenlemek suretiyle paralar çekilmiş ise de hareketin çıkış noktası, paranın çekilme sebebi, kastı nazara alındığında yasal unsurları itibarı ile oluşmadığı, suç oluşturmayacağı düşünce ve kanaatiyle beraate dair karar verdiği,
9)... esas sayılıda; mahkemece de kabul edildiği üzere sanık (D.H.)'nin suç tarihinde katılan (A.B.)'nin konutuna rızası dışında girdiği sabit olmasına rağmen atılı eylemin suç işleme kastı ile gerçekleştirilmediği, sanığın yaşamış olduğu psikolojik durum ve aldığı alkolün etkisi ile işlendiği gerekçesi ile CMK 223/2-c madde ve fıkrası uyarınca beraat kararı verdiği,
10)... esas sayılıda; mağdur (Ö.N.)'nin, sanık (U.G)'nin yönlendirmesi ile açık kimlikleri tespit edilemeyen şahıslar tarafından basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralama ve "davadan vazgeçmediği takdirde öldüreceklerini" söylemek suretiyle tehdit suçlarından açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, mahkemece "tehdit suçunun gerçekleştiği sabit ise de, tehdit olayından sonra da yaralama olayının gerçekleşmiş olması göz önüne alındığında artık eylemin yalnızca yaralama suçu olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu nedenle tehdit suçundan ayrı bir mahkûmiyet kararı verilemeyeceği" gerekçesi ile tehdit suçundan CMK 223/2-a maddesi uyarınca beraate karar verdiği, ... esas sayılıda da benzer şekilde davrandığı,
11)... esas sayılıda; samklar (E.G ve N.E.G.)'nin tartıştıkları mağdur (Y.Y.)'ye yumruk vurmak suretiyle yaraladıkları, mağdurun yaralanmasının ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün raporuna göre basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı, vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif derecede olduğu, dolayısıyla mağdurun yaralanmasına neden olan eylemin TCK 87/3 maddesinde yazılı ve şikâyete tabi bulunmayan suçu oluşturduğunu nazara almadan, vazgeçme sebebiyle CMK 223/8 maddesi uyarınca düşme kararı verdiği,
12)... esas sayılı dosyada; mağdur sanıklar (T.Ş. ve S.S.)'nin suç tarihinde tartıştıkları, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, tarafların birbirlerine vurduklan, vurma neticesinde (S.S.)'nin basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde, kemik kırığı meydana gelecek derecede yaralanmasından ibaret olayda, mahkemece (S.S.)'ninkavga sırasında yere düşmesi neticesi yaralandığı, bu eylemin TCK. 89/1 maddesinde düzenlenen şikâyete tabi suçlardan olduğu belirtilerek şikâyetten vazgeçildiğinden bahisle düşme kararı verdiği,..., ... esas sayılılarda da benzer şekilde davrandığı,
13)... esas sayılıda; sanık (A.O.)'nun ... Belediyesi'nin önüne gelerek içeri girmek istediği sırada güvenlik görevlilerinin engel olması nedeniyle sinirlerine hakim olamayarak belediye binasına ait kapıya vurmak suretiyle camlarını kırmaktan ibaret eyleminin TCK. 152/1-a maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu oluşturduğu düşünülmeden sanığın kamu malına zarar verme kastıyla hareket etmediğinden bahisle CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraat kararı verdiği,
14)... esas sayılı dosyada; sanık (A.C) hakkında kızı mağdure (Y.C)'yi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladığı iddiası ile kamu davası açıldığı, mahkemece tensiple birlikte sanığın sorgusu yapılmadan ve mağdure ile müşteki dinlenilmeden sanık olan babanın birlikte yaşamış olduğu kızma yönelik eyleminin TCK 232/2 madde ve fıkrasında yer alan "terbiye hakkından doğan disiplin yetkisi" kapsamında gerçekleştiği, bu kapsamda kalan yaralama eyleminin suç teşkil etmeyeceğinden bahisle CMK. 223/2-a maddesi uyarınca beraate dair hüküm kurduğu, ..., ..., ..., ... esas sayılılarda da benzer şekilde davrandığı,
15)... esas sayılıda; sanık (N.Ö.)'nün mağdur (N.A.)'ya "terbiyesiz" şeklinde mahkemece de kabul edildiği üzere hakaret teşkil eden sözler söylediğinin anlaşılmasına rağmen "kendisinden büyük olduğu anlaşılan sanığın bu sözlerinin kendisinden küçük birine karşı söylenmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, hakaret içermediği yalnızca yaptığının doğru olmadığından kaynaklanan bir söz olduğu, yasa itibarıyla suçun oluşmadığı" gerekçesi ile CMK 223/2-a madde ve fıkrası uyarınca beraat kararı tesis ettiği,
16)... esas sayılıda; mahalle sakinlerinin sokak üzerinde bulunan ağacın tehlike yarattığından bahisle ilgili Belediye Başkanlığına müracaat etmeleri neticesinde zabıta görevlilerinin ağacın tehlike yaratan bölümlerini budamak amacıyla olay yerine gelmelerini müteakip sanık (A.A.)'nm ruhsatlı bulunan av tüfeği ile cama çıkarak "bu ağacı kesemezsiniz" şeklinde bağırması üzerine zabıta memurlarının olay yerinden kaçmaları şeklinde gelişen olayda sanık, müştekiler ve tanıklar dinlenmeden tensip zaptı ile birlikte sanığın eyleminin kamu görevlisinin olay sırasındaki tavır ve davranışına karşı tepkisel nitelik taşıdığı ve bu nitelikteki eylemlerin kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleme boyutuna ulaşmadığı gerekçesi ile görevi yaptırmamak için direnme suçundan beraat kararı düzenlediği,
17)... esas sayılı dosyada; sanık (T.T) hakkında TCK. 191/4-a maddesinde belirtilen kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmediğinden bahisle uyuşturucu madde kullanmak suçundan cezalandırılması yönünde kamu davası açıldığı, CMK 223/1 maddesine göre; beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşme kararlarının hüküm olduğu ve bunların tahdidi olarak belirlendiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde "her ne kadar ceza mahkemesi kanunumuzda bulunmasa da mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda sanık hakkında açılan kamu davası itibarıyla iddianamenin iadesi de yapılmamış olduğundan ve bu şekilde yargılamaya devam olunamayacağı" gerekçesi ile "kamu davasının kabule şayan olmadığına" dair kanunda düzenlenmeyen biçimde hüküm kurduğu, ... esas sayılıda da benzer şekilde davrandığı,
18)... esas sayılıda; müşteki sanıklar (M.K ve Ö.K.)'ninkarı koca oldukları, suç tarihinde birbirlerine vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralandıkları, eylemlerinin TCK 86/2 maddesinde düzenlenen yaralama suçunu oluşturduğu, oluşun mahkemece de bu şekilde kabul edilmesine rağmen "kavga durumları nedeniyle karşılıklı olarak rızalarının var olarak kabul edilmesi gerektiği dolayısıyla rıza bulunması nedeniyle basit yaralama ile sonuçlanan karşılıklı kavga eylemleri nedeniyle suçun yasal unsurları oluşmadığı" gerekçesi ile CMK 223/2-d maddesi uyarınca beraatlerine karar verdiği,
19)... esas sayılı dosyada; müşteki (E.S) ile sanık (S.S)'nin resmi nikâhlı karı koca oldukları, suç tarihinde sanığın müşteki olan karısına vurmak suretiyle basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladığı, oluşun mahkemece de bu şekilde kabul edilmesine rağmen sanığın savunması da alınmaksızın suçun kasıtla işlenmediğinden bahisle beraat hükmü kurduğu,
20)... esas sayılı dosyada; sanık (M.U) hakkında müşteki (E.A.Ş)'i basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hatif nitelikte yaraladığı iddiası ile açılan kamu davasında, soruşturma aşamasında alman 23.12.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre, kamera görüntülerinde sanığın müştekiyi ittiği ve müştekinin yere düştüğü anlaşılmasına rağmen tensiple birlikte müşteki dinlenmeden ve sanığın sorgusu yapılmadan kastı ve kusuru bulunmadığından bahisle beraat kararı verdiği,
21)... esas sayılı dosyada; müşteki sanıklar (S.Ş, S.Y, C.Ş) ile sanık (N.Y) hakkında basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaralamaya sebebiyet verdikleri, tarafların şikâyetçi oldukları, uzlaşma hükümlerinin uygulandığı ancak tarafların kabul etmedikleri, bu sebeple TCK 86/2 maddesinin uygulanması suretiyle cezalandırılmaları yönünde kamu davası açıldığı, mahkemece müşteki ve tanıklar dinlenmeden, sanıkların sorguları yapılmadan tensip ile birlikte "müşteki sanıkların ve sanığın üzerlerine atılı suç şikâyete tabi bir suç olup eşit kuvvetler anlamında orantısız olmayacak şekilde meydana gelen bu yaralanma da tarafların birbirlerine vurdukları, suçun şikâyete tabi bir suç olması göz önüne alındığında aslında rızalarının bulunmuş olduğu değerlendirilmekle olayda rızanın bulunduğu ve bu nedenle şikâyetin aranmayacağı ve şikâyetin yokluğu varsayılmak gerektiği" gerekçesi ile vaki şikâyete rağmen düşme kararı verdiği,
22)... esas sayılı dosyada; sanık (H.G)'nin müşteki (D.A)'nm öğrenim gördüğü okulun müdürü olduğu, sanığın suç tarihinde müştekiye "sen adam olmazsın, ailen senden çok çeker, ipin benim elimde" şeklinde sözler söylediği ve müştekiyi itekleyerek düşürmesi neticesi basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte yaraladığı, sanığın hakaret ve yaralama suçlarından cezalandırılması yönünde kamu davası açıldığı, mahkemece oluşun da bu şekilde kabul edilmesine rağmen müşteki dinlenmeden ve sanığın sorgusu yapılmadan tensiple birlikte sanığın hakaret oluşturan sözleri söylemesinin öğrencisini terbiye konusunda eğitimci olmak sıfatıyla görevi dahilinde olduğu, aksi takdirde hiçbir öğrenciye okul idarecileri ve öğretmenler tarafından söz söylenemeyeceği, bunun da eğitim ve öğretimin ruhuna ve özüne ters düşeceği, bu sebeple sanığın söylediği sözlerin hakaret olarak nitelendirilemeyeceği, eğitim öğretim kapsamında uyarı mahiyetinde sözler olarak kabulü gerektiği, atılı suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediği, yine yaralama suçuna ilişkin olmak üzere de, eylemin sanığın "terbiye etmek, eğitmek" görevi kapsamında işlendiğini belirterek beraat kararı verdiği,
B)...Asliye Ceza Mahkemesinin bazı dosyalarına ilişkin duruşmaları belirlenen tarihlerde yapmadığı, bu cümleden olarak;
1)... esas sayılı dosyada; 01/07/2016 tarihli 24. celsenin yapılmadığı, bu celseye ait duruşma tutanağının UYAP kayıtlarında boş olarak gözüktüğü, 24/05/2016 tarihli 23. celsede duruşmanın 01/07/2016 tarihine erteli olduğunun yazılı olduğu, 01/07/2016 tarihli duruşma listesinde de bu dosyanın gözüktüğü,
2)... esas sayılı dosyada; 24/06/2016 tarihli 12. oturumun yapılmadığı, bu celseye ait duruşma tutanağının UYAP'ta boş olarak gözüktüğü, 17/02/2016 tarihli 11. oturumda duruşmanın 24/06/2016 tarihine ertelendiği, 24/06/2016 tarihli duruşma listesinde bu dosyanın gözükmemesine rağmen UYAP'tan alınan safahat bilgilerinde duruşmanın 24/06/2016 tarihine talik edildiğinin belirlendiği gibi mahkemece elle tutulan defterde de bu dosyanın kayıtlı olduğunun görüldüğü,
3)... esas sayılı dosyada; 23/06/2016 tarihli 10. celsesinin yapılmadığı, bu celseye ait duruşmanın 23/06/2016 tarihine ertelendiğinin görüldüğü, 23/06/2016 tarihli duruşma listesinde de dosyanın gözüktüğü,
4)... esas sayılı dosyada; 23/06/2016 tarihli 7. oturumun yapılmadığı, 25/11/2015 tarihli 6. celsede duruşmanın 23/06/2016 tarihine talik edildiği, 23/06/2016 tarihli duruşma listesinde de dosyanın bulunduğu,
5)... esas sayılı dosyada; 24/06/2016 tarihli 8. celsenin yapılmadığı, 23/02/2016 tarihli 7. celsede duruşmanın 24/06/2016 tarihine talik edildiğinin yazılı olduğu, 24/06/2016 tarihli duruşma listesinde bu dosya gözükmemesine rağmen UYAP'tan alınan safahat bilgilerinde duruşmanın 24/06/2016 tarihine talik edildiğinin görüldüğü,
6)... esas sayılı dosyada; 01/06/2016 tarihli 5. celsenin yapılmadığı, 23/12/2015 tarihli oturumda duruşmanın 01/06/2016 tarihine ertelendiğinin yazılı olduğu, 01/06/2016 tarihli duruşma listesinde bu dosya gözükmemesine rağmen UYAP'tan alman safahat bilgilerinde duruşmanın 01/06/2016 tarihine ertelendiğinin belirlendiği,
C) Toplam 455 adet dosyanın gerekçeli kararlarını (31) gün ile (313) gün arasında değişen sürelerle yazmadığı," hususları belirtildikten sonra, ilgili hakimin soruşturma konusu eylemleri nedeniyle "zincirleme suretle görevi kötüye kullanma" suçundan yargılandığı, ilgilinin Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı olarak kararlar vermek şeklinde keyfi kullandığı, her ne kadar vicdani kanaatine göre karar verdiğini iddia etmişse de, hukuka açıkça aykırı kararlar ihdas ettiği, duruşmaları zamanında yapmadığı ve kararlarını da zamanında yazmadığı, Bangolar Yargı Etiği İlkelerinde belirtilen ve bir hakimin haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği, hal ve davranışları, verdiği kararlar ile toplumdaki adalet duygusuna zarar verdiği ve meslekte kalması halinde zarar vermeye devam edeceği gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ve bu karara karşı yaptığı itiraz ise Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Bunun üzerine anılan kararların iptali ile işlem nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü zararına karşılık 150.000,00 TL manevi tazminatın dava itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında; "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü ve aynı maddenin son fıkrasında da; "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının, bir hakimin haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılan özellikleri yitirdiği, hal ve davranışları, verdiği kararlar ile toplumdaki adalet duygusuna zarar verdiği ve meslekte kalması halinde zarar vermeye devam edeceği gerekçesiyle dava konusu meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği görülmektedir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duyması, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir.Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, ... Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görevli bulunduğu sırada yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı olarak kararlar vermek şeklinde keyfi kullandığı, hukuka açıkça aykırı kararlar ihdas ettiği, duruşmaları zamanında yapmadığı ve kararlarını da zamanında yazmadığı anlaşılmaktadır.
Maddi olay kısmında aktarılan davacının her biri ayrı disiplin soruşturmasına neden olabilecek nitelikteki eylemleri, davalı idarece tek soruşturma altında inceleme konusu yapılmış olup, davacı her ne kadar vicdani kanaatine göre karar verdiğini iddia etmişse de, davacının, Anayasa ve yasaların kendisine vermiş olduğu yargılama yetkisini, açık yasa hükümlerine aykırı olarak kararlar vermek şeklinde keyfi kullanarak, yargı kararlarının saygınlığı ile güvenilirliğine zarar verecek, suistimal şüphesi doğuracak nitelikteki eylemlerinin yoğunluğu ve sürekliliği nedeniyle, bir hakimin haiz olması gereken, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat özelliklerini yitirdiği, hal ve davranışları ve verdiği kararlar ile toplumdaki adalet duygusuna zarar verdiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacının bir hakimin haiz olması gereken özellikleri yitirdiği, eylemleri ve verdiği kararlar ile toplumdaki adalet duygusuna, kamuoyu nezdindeki yargı kurumlarının itibarı, güvenilirliği ve saygınlığına zarar verdiği ve meslekte kalması halinde zarar vermeye devam edeceği, bu durumun, tarafların adil yargılanma hakkının ihlaline neden olduğu gibi anılan eylemlerin yoğunluğu ve sürekliliği nedeniyle, görevde kayıtsızlık ve düzensizlik hali olarak nitelendirilmesine de olanak bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu durum gözetilerek 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 26/06/2018 tarih ve E:2017/30, K:2018/414 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen... TL yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3\. Davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru harcı ile... TL temyiz karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.




10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim