Danıştay danistay 2024/5210 E. 2024/13994 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/5210
2024/13994
2 Ekim 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/5210
Karar No : 2024/13994
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR : 1.(Davacı) ...
VEKİLİ : Av. ...
2.(Davalı) ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımları yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 25/26 Aralık 2021 tarihlerinde yapılan Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Adli Yargı Testinde yer alan 3. ve 11., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. soruların hatalı olduğu iddiasıyla iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile iptali istenilen sorulara yönelik yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen rapor değerlendirildiğinde; Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Adli Yargı Testinde yer alan 11., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. sorularda bilimsel veya teknik hata bulunmadığı, soru hazırlama tekniğine veya yazım kurallarına aykırılık olmadığı; Adli Yargı Testinde yer alan 3. sorunun ise, Bilirkişi Raporunda yer alan "...TBK m.116 çerçevesinde yapılacak bir değerlendirmede, asıl yüklenici, alt yüklenicinin davranışlarından dolayı iş sahibine karşı ifa yardımcısının eylemlerinden dolayı sorumlu olmakla birlikte, sorudaki 'bunları seçmekte veya talimat vermekte kusurlu olması halinde' ifadesi, sanki bu hususlarda 'kusursuzluğunu ispatlaması halinde sorumluluktan kurtulacağı gibi' bir yanlış anlaşılmaya yol açabilecek nitelikte kabul edilebilir. Oysa TBK m.116'da kurtuluş kanıtı getirme imkânı tanınmamıştır. Bundan TBK m.116'nın kusursuz sorumluluk hali olduğu sonucu çıkarılamaz. Borçlu ancak borç bizzat kendisi tarafından ifa edilmiş olsaydı. borca aykırılıktan kusurlu sayılamayacağını kanıtlayarak – sorumluktan kurtulabilir. (bkz. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 26.) Ankara 2022, s.833). Sonuç olarak; sorunun (A) şıkkının ifadesinin net olmadığı ve karışıklığa yol açtığı yolundaki iddiası, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde haklı görülebilir." değerlendirilme doğrultusunda hatalı olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle; Adli Yargı Testinde yer alan 3. sorunun iptaline, Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Adli Yargı Testinde yer alan 11., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. sorular yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından; Adli Yargı Testinde yer alan 11 numaralı Ceza Hukuku sorusunun Türk Ceza Kanunu’nun emredici hükümlerine, doktrinde kesin olarak kabul edilen görüşlere, ÖSYM’nin Soruların Hazırlanması, Soru Havuzunun Oluşturulması ve Soruların Güvenliğinin Sağlanmasına İlişkin Yönetmeliğine açık bir şekilde aykırı olduğu; Bilirkişi Raporu içerisinde birbiriyle açık bir şekilde çelişen hukuki dayanaktan yoksun değerlendirmeler yapıldığı, sınava giren hiçbir aday tarafından öngörülmesine imkan bulunmayan varsayımsal ifadeler kullandığı, Kanun'un emredici hükümleri ile Rapor içerisinde açık bir şekilde belirtilip Bilirkişi tarafından da kabul edilen doktrinsel görüşlerin Rapor'un sonuç kısmında yok sayıldığı; Sınavın Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. soruların ise Soruların Hazırlanması, Soru Havuzunun Oluşturulması ve Soruların Güvenliğinin Sağlanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı tarafından; İdare Mahkemesi kararında iptal edilen soruya dayanak alınan Bilirkişi Raporu'nda hatalı bilgi içerdiği değerlendirilen "D" şıkkının yanlış bilgi içermediği, seçeneğin zıt anlamından yorumlandığı halde yanlış bilgi ihtiva ettiği belirtilse de, adayların ÖSYM sınavlarında soru kökü ve seçeneklerinin "yazılmış" hallerinden sorumlu olduğu, bu bağlamda iptaline karar verilen soruda herhangi bir hata bulunmadığı iddia edilmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından; savunma dilekçesi verilmemiştir.
Davalı tarafından; sınav soruların hazırlık aşamasında, alanlarında yetkin en az 3, yaygın olarak 6 akademisyen incelemesinden geçtiği, sınav sonrası sorulara itiraz olması halinde ilgili soruyu daha önce görmemiş ve sorunun hazırlanmasına katkıda bulunmamış akademisyenlerin görüşü alındığı, dava konusu soru ve cevaplarla ilgili olarak biçimsel veya maddi herhangi bir hata bulunmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının, Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Adli Yargı Testinde yer alan 3., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. sorular hakkındaki kısımlarının onanması; Adli Yargı Testinde yer alan 11. soruya ilişkin kısmının ise bozulması ve sorunun iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/B maddesi uyarınca Tetkik Hâkimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MAHKEME KARARININ, 2021 ADLİ YARGI HAKİM VE SAVCI ADAYLIĞI YAZILI YARIŞMA SINAVININ (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) ADLİ YARGI TESTİNDE YER ALAN 3. SORUSUNUN İPTALİNE; ORTAK ALAN BİLGİSİ TESTİNDE YER ALAN 34., GENEL YETENEK VE GENEL KÜLTÜR TESTİNDE YER ALAN 13., 15., 18., ve 24. SORULARI YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE İLİŞKİN KISIMLARINA KARŞI DAVACI VE DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMLERİNİN İNCELENMESİ:
Hukuki Değerlendirme:
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan İdare Mahkemesi kararının, 2021 Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) Adli Yargı Testinde yer alan 3. sorusunun iptaline; Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. soruları yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrası, aynı gerekçe ile Dairemizce de usul ve hukuka uygun bulunmuş olup, taraflarca ileri sürülen temyiz nedenleri kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
MAHKEME KARARININ, 2021 ADLİ YARGI HAKİM VE SAVCI ADAYLIĞI YAZILI YARIŞMA SINAVININ (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) ADLİ YARGI TESTİNDE YER ALAN 11. SORUSU YÖNÜNDEN DAVANIN REDDİNE İLİŞKİN KISMINA KARŞI DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMESİ:
Maddi Olay:
25/26 Aralık 2021 tarihlerinde yapılan Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının Adli Yargı Testinde yer alan, (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) 11. soruda:
"Kamu görevlisi A, görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak gerçekleştirdiği hileli hareketlerle B’yi ikna ederek hem kendisi hem de durumu bilen 16 yaşındaki oğlu C yararına B’den menfaat temin eder.
Buna göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) A, ikna suretiyle irtikap suçundan; C ise bu suça yardım etmekten sorumludur.
B) A, rüşvet alma B ise rüşvet verme suçundan sorumludur; C’nin herhangi bir ceza sorumluluğu yoktur.
C) A ve C rüşvet alma suçundan müşterek fail olarak, B ise rüşvet verme suçundan sorumludur.
D) A ve C ikna suretiyle irtikap suçundan müşterek fail olarak sorumludur.
E) A, görevi kötüye kullanma suçundan sorumludur; C’nin herhangi bir ceza sorumluluğu yoktur."
Söz konusu sınava katılmış olan davacı tarafından, yukarıda yer verilen sorunun hatalı olduğundan bahisle iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İlgili Mevzuat:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü" başlıklı 20/B maddesinde; Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulü belirlenmiş olup; ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemlerin ivedilikle sonuçlandırılacağı, Danıştayca evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, maddi vakalar hakkında edinilen bilgi yeterli görülürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, işin esası hakkında karar verileceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatın yine Danıştay tarafından yapılarak esas hakkında yeniden karar verileceği ve temyiz üzerine verilen kararların kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Aynı Kanun'un 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı belirtilmiş ve bu bağlamda bilirkişi konusunda da sözü edilen Kanuna yollamada bulunulmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447. maddesinde ise; mevzuatta yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların 6100 sayılı Kanunun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişi İncelemesi" başlıklı beşinci bölümünde yer alan 266. maddesinde, mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği; 281. maddesinde, mahkemenin gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme de yaptırabileceği; 282. maddesinde ise, hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği kurala bağlanmıştır.
6114 sayılı Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Kuruluş Kanunun'un 2. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; "Ölçme: Belirlenmiş usul ve esaslara göre adayların bilgi ve yetenek seviyelerinin, sorulara verdikleri cevapların puanlanması suretiyle tespit edilmesi işlemlerini," ifade ettiği; aynı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasında; "Sınav, ölçme, değerlendirme ve yerleştirme işlemleri, güvenilirlik, gizlilik, tarafsızlık, bilimsellik ilkeleri çerçevesinde ve adaylara fırsat eşitliği sağlayacak biçimde yapılır.'' hükmüne; aynı maddenin sekizinci fıkrasında ise, "...Soruların hazırlanması, soru havuzunun oluşturulması ve şifrelenmesi, basılı veya elektronik ortamda yapılan sınav sorularının güvenliğinin sağlanması hususlarına ve sınav türlerine ilişkin usul ve esaslar ile sınavlarda görev alacakların uyması gereken hususlar yönetmelikle düzenlenir." hükmüne yer verilmiştir.
Aktarılan Kanun hükmü uyarınca yayımlanan Soruların Hazırlanması, Soru Havuzunun Oluşturulması ve Soruların Güvenliğinin Sağlanmasına İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin altıncı fıkrasında; "a) Soruların bilimsel denetmen/komisyon marifetiyle nihai bilimsel denetimi yapılırken; "a) Sorunun soru hazırlama kurallarına uygun yazılıp yazılmadığı, b) Sorunun bilimsel açıdan tartışmaya gerek olmayacak netlikte olup olmadığı, c) Soru kökünün veya çeldiricilerin yanlış bilgilendirmeye veya anlamaya yol açıp açmadığı, ç) Soruda kullanılan terim, sembol ve kelimelerin literatüre uygun olup olmadığı, d) Kökte ve seçeneklerde kullanılan kelimelerin, ifade biçimlerinin, noktalama işaretlerinin, tabloların, grafiklerin veya şekillerin soruda verilmek istenenden farklı bir algılamaya yol açıp açmadığı, e) Soru ile ölçülmek istenen kazanım varsa bu kazanıma uygunluğu, f) Sorunun herhangi bir grubu, meslek grubunu ve kamuoyunu rencide etmeyecek nitelikte olup olmadığı, g) Sınavın konusu, türü ve özelliğine göre Başkanlıkça başka kriterler belirlenmişse bu kriterlere uygunluğu gibi esaslar göz önünde bulundurulur." şeklindeki düzenlemeler ile anılan sınavlarda bilimsel denetimin nasıl yapılacağı düzenlenmiştir.
Hukuki Değerlendirme:
2577 sayılı Kanun'un "Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü" başlıklı 20/B maddesi gereğince verilen kararların temyiz incelemesinde, Danıştayca evrak üzerinde yapılan inceleme sonunda, maddi vakalar hakkında edinilen bilgi yeterli görülürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise, işin esası hakkında karar verileceği, aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatın yine Danıştay tarafından yapılarak esas hakkında yeniden karar verileceği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda; çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi hâlinde, bilirkişilerce hazırlanan raporların, olayın özel veya teknik bilgi gerektiren yönlerini hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde aydınlatan bilimsel esaslara dayalı gerekçeleri içermesi gerektiği, bu nitelikte olmayan bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağı, mahkemenin böyle bir durumda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturabileceği ve hükme esas alınabilecek rapor elde edinceye kadar bilirkişi incelemesine devam edebileceği, kural olarak bilirkişi raporunun hâkimi bağlamayacağı ve hâkimin raporu serbestçe takdir edeceği açıktır.
Her ne kadar, davacı tarafından iptali istenen Adli Yargı Testi 11. sorusu hakkında, İdare Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de anılan Bilirkişi Raporu'nda, tarafların iddialarının karşılanmadığı; ayrıca, Bilirkişi Raporu'na yönelik itirazların yerinde görülmeme sebebinin Mahkeme kararında somut ve açık bir biçimde gerekçelendirilmediği anlaşıldığından, Dairemizce iptali istenen Adli Yargı Testi 11. sorusu için oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetine, "soru metnindeki 'A ve C kişileri' arasındaki yakınlık ilişkisi ile 'C kişisinin 16 yaşında olduğu ve durumu bilen kişi' olarak belirtilmesinin suça iştirak ve cezai sorumluluk bakımından adaylarca yapılması beklenen değerlendirmeye etkisi"nin ortaya konulması ile tarafların dosyadaki bilirkişi raporlarına itirazlarının ve temyiz dilekçelerinde yer alan iddialarının karşılanması amacıyla yeniden inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde 2021 Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının Adli Yargı Testinde yer alan, (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) 11. sorusu için düzenlenen raporda:
"Gerek tarafların iddia, savunma ve taleplerinde gerek önceki bilirkişi incelemesinde varılan tespitlerde, temyize konu 11 numaralı soru kökünün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 250/2. maddesinde ifade olunan ikna suretiyle irtikap suçuna ilişkin olduğu ve A'nın bu suçta fail olarak sorumlu tutulması gerektiği noktasında görüş birliği mevcuttur. Kanaatimizce de soru kökünün ikna suretiyle irtikap suçuna ilişkin olduğu noktasında herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. 11. soru yönünden temyize konu hukuki sorun A'nin oğlu C'nin bu suçta suça iştirakten ötürü sorumlu tutulup tutulamayacağı ve bu sorumluluğun kapsam ve sınırları noktasında kendisini göstermektedir.
Suça iştirakin söz konusu olabilmesi için birden çok failin katildiğı en azından teşebbüs derecesinde gerçekleşmiş olan bir suçun yani sıra iştirakte bağlılık kuralının gereği olarak mutlaka iştirak iradesi mevcut olmalıdır ve mutlaka suça iştirak eden failin suça nedensel katkısı mevcut bulunmalıdır. Bu unsurlar suça iştirakin her türünde ve suça iştirakin mümkün olduğu her suç tipinde mevcut olması gereken zorunlu unsurlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Suça iştirakin söz konusu olabilmesi için aranan iştirak iradesinin mevcudiyeti için bir suçun işlenişine katılındığının bilinmesi yeterli değildir; aynı zamanda failin, fiilin gerçekleşmesine bizzat davranışı ile katılmak istemesi de gerekmektedir (Hafızoğlulları, Z./Özen, M.: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Baskı, Ankara 2015, s. 336). Yardım etme şeklinde somutlaşan iştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için de kasten işlenen suça bilerek ve isteyerek yardım etmek gerekmektedir (Özbek, V. Ö./Doğan, K./Meraklı, S/Bacaksız, P./Başbüyük, İ.: Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 14. Baskı, Ankara 2023, s. 550). Esasen önceki bilirkişi raporunda da öğretiye atıfla soru özelinde söz konusu menfaatin bilinmesinin yanı sıra istenmesi de gerektiği üzerine vurgu yapılmışsa da soruda geçen '...durumu bilen 16 yasindaki oglu C' ibaresindeki bilme kavramının kastın bilme unsuru anlamına gelecek şekilde kullanılmadığı, verilen şıklardan, sorunun C'nin irtikap suçuyla ilişkili olduğu ön kabulüyle hazırlanmış olduğu sonucunun çıktığı, suçun unsurlarının C bakımından gerçekleşip gerçekleşmediğinin, soruda ölçülmesi hedeflenen kazanımlardan olmadığı ifade olunmuştur. Kanaatimizce davaya konu soru, soru hazırlama tekniğinin gerektirdiği şekilde 'bilimsel açıdan tartışmaya gerek olmayacak bir netliğe' sahip olmadığından soru ile ölçülmek istenen kazanımları da karşılamamakta, bu şartlar altında sorudaki 'durumu bilen' ibaresinin C'nin irtikap suçuyla ilişkili olduğu ön kabulüyle hazırlanmış olduğuna dayanan varsayımı hukuki bir varsayım olarak kabul etmek mümkün olmamaktadır.
Öte yandan kanaatimizce C'nin 'durumu' bilmesi ve hatta menfaati istemesi de somut olayda suça iştirakin varlığı için yeterli değildir. Zira suça iştirakten bahsedebilmek için suça iştirak iradesinin suçun gerçekleşmesine bizzat davranışıyla iştirak etmeyi istemek unsurunu içermesi gerekmektedir ki suça nedensel katkı mevcut değilse zaten iştirak iradesi tek başına suça iştirak için yeterli de olmamaktadır. Kaldi ki soruda A'nın kendisi ve C yararina menfaat temin ettiğinden bahsedilmekteyse de C'nin bu menfaati istediğine ilişkin bir açık ibare de bulunmamaktadır.
İştirakin mevcut olması için iştirak iradesinin yanı sıra suç ortaklarının maddi veya manevi nitelikteki hareketlerinin asıl fiile bağlılık içinde bir nedensel değer taşıması gerekir (Demirbaş, T.: Ceza Hukuku Genel Hükümler, 18. Baskı, Ankara 2023, s. 563; Hafızoğulları/Özen, s.333). Önceki bilirkişi raporunda bizce de yerinde olarak özgü suç olan irtikap suçuna ancak yardım etme ya da azmettirme yoluyla iştirak edilebileceği ifade olunmaktadır. Önceki raporla ayrıldığımız nokta ise şıklarda C'nin kamu görevlisinin islediği özgü suçta müşterek fail olamamasından ötürü D şıkkının değil, C'nin yardım eden olarak sorumluluğunun doğacağı yönündeki A şıkkının doğru olduğu görüşüdür. Kanaatimizce sorunun hiçbir şıkkı tam doğru cevabı içermediğinden soru hatalıdır. Şöyle ki yardım etme şeklinde somutlaşan bir nedensel katkı söz konusu olduğunda TCK'nın 39. maddesi gereği söz konusu nedensel katkının;
'a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.' davranış şekillerinden biri ile somutlaştırılması gerekmektedir.
Şüphesizdir ki ceza hukukunda fiilsiz suç olmaz. O halde davaya konu 11. soruda durumu bilen C'nin suça yardım eden sıfatıyla iştirak ettiğinin kabulü için sadece durumu bilmesi yetmemekte, aynı zamanda söz konusu yardım etme şekillerinden biriyle irtikap fiiline nedensel katkı sunması gerekmektedir ki soruda buna ilişkin açık bir ibare yer almamaktadır. Dolayısıyla C'nin suçu bilmesi ve bu yolla A'nın kendisine ve C'ye menfaat temin etmesi, tek başına C'nin suça iştirak ettiğini göstermemektedir.
(...)
I. Adli Yargı Testi, 11 numaralı soru kökünde verilen bilgiler dahilinde A'yı ikna suretiyle irtikap suçundan sorumlu tutmak mümkünse de C'nin suça iştirakten yardım eden olarak sorumluluğunun doğması gerektiğini kabul etmenin mümkün olmadığı,
II. Sorunun tam doğru cevabının hiçbir şıkta mevcut bulunmadığı, bu kapsamda ÖSYM tarafından sorunun doğru şıkkı olarak kabul edilen A seçeneğinin de doğru cevap kabul edilemeyeceği,
III. Temyize konu Adli Yargı Testi, 11 numaralı sorusunun, ölçme ve değerlendirme tekniklerine uygun olmayan hatalı bir soru olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır." yönünde görüş bildirildiği görülmektedir.
Taraflara tebliğ edilen Bilirkişi Raporuna yapılan itirazların Rapor içeriğinde karşılandığı değerlendirilerek, Bilirkişi Raporu Dairemizce teknik bakımdan hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlikte görülmüştür.
Bu durumda, davaya konu Adli Yargı Testinde yer alan 11. sorunun ölçme ve değerlendirme ilkeleri ile çoktan seçmeli sınav tekniğine aykırı olarak hazırlandığı sonucuna ulaşıldığından, İdare Mahkemesi kararının 11. sorunun iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1\. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2\. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
3\. ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, 25/26 Aralık 2021 Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) Adli Yargı Testinde yer alan 3. sorusunun iptaline; Ortak Alan Bilgisi Testinde yer alan 34., Genel Yetenek ve Genel Kültür Testinde yer alan 13., 15., 18., ve 24. soruları yönünden davanın reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA,
4\. Anılan İdare Mahkemesi kararının 25/26 Aralık 2021 Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavının (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) Adli Yargı Testinde yer alan 11. sorusu yönünden davanın reddine ilişkin kısmının oybirliğiyle BOZULMASINA,
5\. 25/26 Aralık 2021 Adli Yargı Hakim ve Savcı Adaylığı Yazılı Yarışma Sınavı (davacıya verilen soru kitapçıklarındaki sıralamaya göre) Adli Yargı Testinde yer alan 11. sorunun oybirliğiyle İPTALİNE,
6\. Dava kısmen iptal, kısmen ret kararı ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen ilk derece yargılama giderleri toplamı ... TL'nin, tarafların haklılık oranına göre, takdiren ... TL kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan ... TL kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
7\. Temyiz aşamasına ait davacı tarafından yapılan ... TL yargılama gideri ile davalı idarece tarafından yapılan ... TL yargılama giderinin; tarafların haklılık oranına göre, takdiren ... TL kısmının davacı, ... TL kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına, kalan ... TL kısmının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
8\. Posta gideri avansından artan tutarın taraflara iadesine,
9\. Dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine,
10\. 2577 sayılı Kanun'un 20/B maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca kesin olarak, 02/10/2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.