Danıştay danistay 2024/2 E. 2025/4453 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/2
2025/4453
21 Nisan 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2
Karar No : 2025/4453
DAVACI : ...
DAVALI : ...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve K:...sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, dava konusu disiplin cezasına konu olan ve bir dosyada tahliye kararı vermesi nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı ceza davasında da beraat kararı verildiği, bu beraat kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleştiği, söz konusu tahliye kararını görevi kötüye kullanma saikiyle vermediğinin, vicdani kanaate göre, usul ve yasaya uygun olarak verdiğinin beraat kararı ile ortaya konulduğu, tahliye kararı verdikten sonra dosyada bir yıl boyunca yakalama kararı verilmediği, görev yapan başkan ve üyeler hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığı, disiplin dosyasına sunulan deliller, yapılan savunmalar ve dinlenen tanıkların lehine olan beyanlarının dikkate alınmadığı, bekletici mesele yapılmasına rağmen beraat kararı gerekçesinin değerlendirmeye alınmadığı, meslekten çıkarma cezasında yeterli ve somut gerekçeye yer verilmediği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Disiplin soruşturmasına konu fiillerin disiplin cezasını gerektirip gerektirmediği hususunda yapılan incelemeyle, kişilerin disipline konu eylem ve bu eylemin etkileri özel olarak değerlendirilerek nasıl ve ne şekilde sübuta erdiği ve saikinin ne olduğu ortaya konulmak suretiyle disiplin cezası verildiği, her olayda şahısların, eylemlerinin ve bu eyleme olan etkilerinin, eylemlerin sonuçlarının ayrı ayrı kendi içinde değerlendirilerek disiplin cezası uygulandığı, davacının tahliyesine karar verdiği ve Jandarma personeli olarak görev yapan kişiler hakkında casusluk suçundan mahkumiyet kararı verildiği, ayrıca bu kişilerin 669 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldıkları, tahliye kararının verildiği zaman ihbara konu tırların, MİT'e ait olduğunun anlaşılması, konunun ulusal ve uluslararası kamuoyunda duyulmuş olması ve gündemde olması, MİT tırlarının durdurulması olayının üzerinden 3 aya yakın zaman geçmiş olması, ülke gündemine yerleşmesi nedeniyle yapılan kumpasın vehametinin artık biliniyor olması, HTS kayıtlarına göre H. G. ve G. M.'nin Adana Jandarma istihbaratı ile koordine halinde olduklarının anlaşılması, ihbar anına ilişkin mobese görüntülerinin dosyada bulunması, alınan usulsüz dinleme kararındaki bir kısım kişilerin Adana'daki tırlarda görevli personel olması gibi hususlar düşünüldüğünde davacının soruşturmaya konu tahliye kararını masumane bir şekilde ve hukuk kuralları içerisinde verdiğinin düşünülemeyeceği, davacı hakkında lehe ve aleyhe olan tüm delillerin toplandığı, her hususun göz önüne alınarak soruşturma raporunun düzenlendiği, davacının yargı yetkisi görevini hukuki sınırların dışına çıkarak FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda örgütün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden dava konusu disiplin cezasıyla cezalandırıldığı, her ne kadar Yargıtay ... Ceza Dairesince ve ... Ağır Ceza Mahkemesince davacı hakkında yapılan yargılamalar neticesinde CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiş ise de ceza yargılamasına uygulanan Ceza Hukuku ile disiplin cezasında uygulanan Disiplin Hukuku farklı hukuk dalları olduğundan ve bu hukuk dallarının düzenlediği ilişkiler ve hakim olan ilkeler de tamamen farklı olduğundan söz konusu kararların davacının hukuki durumunu değiştirmeyeceği, beraat kararlarının disiplin cezaları bakımından bağlayıcı olmadığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'İN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI... 'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesi'nin kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği belirlenmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
Adana Hakimi iken, Milli İstihbarat Teşkilatı(MİT)'na ait tırların durdurulması olayında tutuklu bulunan şüpheliler H.G ile G.M'nin tutukluğuna itirazlarını kabul ederek şüphelilerin tahliyesine karar vermesi nedeniyle davacı hakkında Hakimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile soruşturma izni verilmesi teklifinde bulunulmuştur. Kurul Başkanının 13/03/2017 tarihli Olur'u ile yapılan soruşturma neticesinde düzenlenen 18/04/2017 tarihli soruşturma raporunda, davacının şüpheliler hakkında verdiği tahliye kararının FETÖ/PDY örgütsel faaliyeti içerisinde gerçekleştirdiğinin sübut bulduğu, sabit olan eyleminin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olması nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69/5. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K: ...sayılı kararı ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezasının yeniden incelenmesi yönündeki talebi Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile reddedilmiştir. Bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararı ile reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleşmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
UYAP ortamında yapılan incelemede, dava konusu disiplin cezasına konu eylem nedeniyle davacı hakkında, görevi kötüye kullanma suçundan açılan ceza davasında Yargıtay ... Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu(CMK)'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve bu kararın temyiz incelemesinde onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Öte yandan, ... tarih ve ...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından 0 ...tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 03/11/2021 tarih ve E:2017/6460, K:2021/3471 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza yargılaması neticesinde ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile yüklenen suçun işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraat kararı verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedildiği, anılan kararın temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
Dava dosyasının ve davacı hakkında düzenlenen soruşturma raporunun birlikte incelenmesinden, davacının Adana hakimi olarak görev yaptığı dönemde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hükûmet politikalarından duyduğu rahatsızlık nedeniyle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve hükûmetini yurt içinde ve uluslararası alanda zor durumda bırakmak ve itibarsızlaştırmak için haklarında daha evvel soruşturma raporları tanzim edilen bir kısım hakim ve Cumhuriyet savcılarının, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ..., ..., ... sırasında kayden yürütülen soruşturmalar neticesinde, haklarında ... tarihli ve ..., ... tarihli ve ..., ...tarihli ve ...nolu iddiaanameler ile devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarını işledikleri iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37, 328/1 ve 330/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle ... Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılıp Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... esas sayılı dosyasında birleştirilen davada yargılanan asker sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek, ayrıca bu yapının kontrolündeki basın ve yayın kuruluşlarının da desteğini alarak, planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini ortadan kaldırarak görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suretiyle hükümlülüğü gerektirir suç işlediği yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu tespitler kapsamında, 19/01/2014 tarihinde Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol gişelerinde saat 12:00 civarında MİT'e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobil durdurulmuştur. Tırların durdurulması olayından önce, Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli sanıkların uyuşturucu madde ticaretini düzenleyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında, önleme dinlemesi adı altında toplam 29 kişiye ait 42 adet telefon numarası ile ilgili talep yazıları arasına MİT'in bu faaliyetinde görev alan 7 personelin de cep telefonlarını serpiştirmek suretiyle TMK 10. madde ile yetkili ... Ağır Ceza Mahkemesinden dinleme kararı aldıkları, usulsüz yapılan bu önleme dinlemeleri neticesinde Ankara Esenboğa Havaalanından haraket eden MİT'e ait 3 adet tırın Adana'ya doğru yola çıktığının öğrenildiği, Ankara İl Jandarma İstihbarat Şube Biriminde görevli olan ve haklarında casusluk suçundan kamu davası açılan H. G. ve G. M.'nin üstlerine ve asayiş birimlerine haber verip gerekli müdahaleye ilişkin tedbirlerin Ankara'dan itibaren aldırılmasını sağlamak yerine, görevlerinin ve resmi sıfatlarının gereği kendilerinden beklenen davranış kurallarının dışına çıkarak, yüzlerini göstermeyecek şekilde kendilerini gizledikleri, H. G.'nin Ankara Demetevler semtinde bulunan bir bayiden ankesörlü telefon kartı alarak G. M.'ye verdiği, birlikte Etlik semtine giderek mobese ve güvenlik kameralarının görüş açılarından uzakta olduğunu tespit ettikleri ankesörlü telefondan G. M.'nin resmi sıfatını belirtmeden, sıradan bir ihbar gibi Ankara veya tırların güzergahında bulunan herhangi bir yerin jandarma veya emniyet birimleri yerine Adana İl Jandarma hareket merkezinin ancak bir jandarma personeli tarafından bilinebilecek şehirlerarası kodlu telefon numarasını saat 07:29'da arayarak, plakasını verdiği üç adet tırın, patlayıcı madde ve mühimmat sevkiyatı yaptığı yönünde ihbarda bulunduğu, bu ihbar üzerine 19/01/2014 tarihinde Adana Ceyhan Sirkeli Otoyol gişelerinde saat 12:00 civarında MİT'e ait 3 adet tır ve ona eşlik eden otomobilin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, MİT'e ait olduğunu bildikleri tırları usulsüz olarak fiziki takip ettikleri ve gerçeğe aykırı ihbarda bulunarak devlet sırrının ortaya çıkarılmasına yönelik suç oluşturan eylemde bulundukları, bu sebeple devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etme ve siyasal yararlarına ilişkin gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından H. G. ve G. M.'nin ... Sulh Ceza Hakimliğinin ... tarih ve ...D.iş sayılı yakalama kararı ile yakanlandıkları, çıkarıldıkları ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve ...D. İş; ... tarih ve ... D. İş sayılı kararları ile tutuklandıkları, tutuklama kararına ... tarihinde yapılan itiraz üzerine, davacının görevli olduğu ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve ... D. iş sayılı kararı ile delil durumu ve kaçma şüphesinin bulunmaması gerekçesiyle sanıkların tahliyesine karar verildiği görülmüştür. Davacı tarafından serbest bırakılan H. G. ve G. M.'nin de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında ... tarihli, ... soruşturma ve ...esas sayılı iddianame ile ...Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, iddianame içeriğine göre tensiben tutuklanmalarına yönelik yakalama emri çıkarılması istenilen H. G. ve G. M. hakkında adı geçen mahkemede yargılandıkları 07/05/2014 - 11/12/2015 tarihleri arasında geçen yaklaşık 7 aylık aylık süre zarfında tutuklama talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği, işbu kamu davasının 11/12/2015 tarihinde Yargıtay ...Ceza Dairesi(İlk Derece)'nin ... esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, H. G. ve G. M.'nin Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası üzerinden tutuklanmalarına karar verildiği ve yapılan yargılama neticesinde TCK'nın 327/1, 329/1 ve 314/2. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verildiği, mahkumiyet kararlarının kesinleştiği anlaşılmıştır. Ayrıca, H.G. ve G.M. 31/07/2016 tarihli ve 29787 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 669 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Davacının, dava konusu disiplin cezasına konu eylem nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararında; "Tanık A. D. talimat yoluyla alınan beyanında: "Ben belirtilen olaya ilişkin tarihte Adana TMK 10. maddeyle yetkili Cumhuriyet Başsavcı Vekiliydim, o sırada Mit tırlarının Adana'da durdurulmasını sağlayan şüphelilerle ilgili soruşturma yapıyordum, bu şüphelilerden bir kısmını (hatırladığım kadarıyla mit tırlarıyla ilgili ihbarı yapan iki jandarma görevlisi idi) tespit edip tutuklamaya sevk ettim ve tutuklandılar, ancak kısa bir süre sonra sanıyorum itiraz üzerine tahliye edildiler, ben dosyadaki delil durumu nedeniyle tutuklu kalmaları gerektiğini düşündüğümden ve hukuki görüşüm bu şüphelilerin tutuklu kalması yönünde olduğundan itiraz ettim, tahliye kararını veren hâkime görsem tanımam, kendisiyle karşılaşmışlığım yoktur, sadece tahliye kararını hukuken yanlış bulduğum için itiraz ettim, hâkim ...'ı tanımam, ayrıca HSYK Müfettişliğine verdiğim 24/03/2017 tarihli ifademde doğrudur, başka ekleyeceğim bir husus yoktur" şeklinde .... Tanık A. Y. Dairemiz huzurunda alınan beyanında; "Ben bu olayla ilgili olarak 27/04/2016 tarihinde HSK müfettişlerine ayrıntılı ifade verdim, bu ifadelerimi tekrar ediyorum, özetle 29/01/2014 tarihinde Adana C.Başsavcısı olarak görev yapmakta idim, FETÖ/PDY örgütünün MİT tırlarıyla ilgili jandarma güçlerini kullanarak kapsamlı bir operasyon yaptılar, bu operasyonla ilgili olarak Başsavcılık olarak örgüt mensuplarıyla ilgili soruşturma başlattık, bu kapsamda ...Sulh Ceza Hâkimi tarafından örgüt mensuplarının aralarında bulunduğu jandarma görevlileri tutuklanmıştı, sanık ... o tarihte ... Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi olarak görev yapıyordu, tutuklamalar yapıldığında daha önce Adana savcısı olarak görev yapan A. T. isimli savcımız tutuklananların tahliye edileceğine ilişkin açıklamalarda bulundu, tutuklananların suçsuz olduğunu, yarın bunlar tahliye edilecek şekilde emniyet güçlerine tehditler savurarak açıklamalarını gerçekleştirdi, A. T. isimli FETÖ/PDY terör örgütünden açığa alınan ve ihraç edilen savcısı sanık ...'ın görev yaptığı mahkemenin duruşma savcısı idi, A. T. ve onun gibi örgüt mensubu olan hâkim ve savcılar nöbet listesini de nazara almak suretiyle MİT tırları olayından tutuklanan H. G. ve G. M.'nin tahliyesi için olayı takip ediyorlardı ve söylediğim gibi nöbet listesini nazara alıp olay tarihinde sanığın görev yaptığı ... Asliye Ceza Mahkemesine FETÖ örgütü mensubu olan bu kişilerin tutukluluğa yapmış oldukları itiraz üzerine sanık bu şahısların tahliyesine karar vermiştir, olayın gelişimi itibariyle sanık ...'ın bu kişilerin yani tahliye edilen kişilerin örgüt mensubu olduklarını bilmemesi mümkün değildir" şeklinde beyanda bulundukları ... sanığın hakim olarak görev yaptığı ...Asliye Ceza Mahkemesinde duruşma savcısı olarak görev yapan ve MİT tırları soruşturması kapsamında tutuklanan Adana eski Cumhuriyet savcısı olan A. T.'yİ tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda 05/06/2015 - 31/07/2015 tarihleri arasında 6 kez ziyaret ettiği, A. T. tarafından ceza infaz kurumu idaresine verilen 23/03/2015 tarihli üç kişilik ziyaretçi listesinde de sanığın isminin yer aldığı ..." belirtilmiştir.
Davacı hakkında görevi kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmiş ise de, ceza yargılamasında verilen kararların disiplin hukuku yönünden göz önüne alınabilmekle birlikte bağlayıcılığının olmaması ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 72. maddesinde yer alan "Hakim ve savcılar hakkında ceza soruşturması veya kovuşturmasına başlanmış olması, aynı olaydan dolayı disiplin soruşturmasını gerektirmeyecegi gibi, ilgilinin mahkum olması veya olmaması ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmez." hükmü gereği ilgilinin mahkum olması veya olmaması ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir.
Uyuşmazlıkta, 19/01/2014 tarihinde Adana'da MİT tırlarının durdurulması olayında Jandarma İstihbarat Şube Biriminde görevli H.G. ve G.M'nin devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etme suçundan açılan ceza soruşturmasında suçun niteliği, delil durumu, ülke gündemindeki yeri, terör örgütünün devletin en önemli kurumları arasında bulunan MİT'in işlemlerini ifşa etmesi ve devlet kurumlarını ülke içinde ve uluslararası alanda itibarsızlaştırılmasına neden olması, H.G. ve G.M'nin tırlara ilişkin bilgileri ihbar ettiğine dair somut tespitlerin bulunması, tırları durduran görevlilerle aynı amaç doğrultusunda hareket etmesi, olayın üzerinden yaklaşık 3 ay geçmesi ile ortaya çıkan durum göz ardı edilerek şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin somut deliller ve kuvvetli suç şüphesinin bulunmasına rağmen tutuklamaya itiraz üzerine davacı tarafından mevcut delil durumu ve suçun niteliği dikkate alınmayarak şüphelilerin tahliyesine karar verildiği, davacının aynı olay nedeniyle tutuklu bulunan A.T.'yi ceza infaz kurumunda 6 defa ziyaret etmesi, olay tarihinde görevli olan Başsavcı A.Y.'nin tahliye kararının nöbetçi mahkemenin önceden takip edilmesi suretiyle verildiğine ilişkin beyanı, dosyadaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının terör örgütünün hukuka aykırı amaçlarının gerçekleştirilmesine katkı sağlayacak ve destekleyecek surette, yargısal takdir sınırlarına uymayacak şekilde tahliye kararı vermesinin, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından verilen tahliye kararının yargısal takdire ilişkin olmadığı, terör örgütü FETÖ/PDY'nin amaç ve hedeflerine uygun olarak yürütülen planları destekleyecek surette verildiği, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü lehine kötüye kullandığı ve verilen kararın mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sabit olduğundan, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve K:...sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY :
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin 17/01/2023 tarih ve K:...sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
19/01/2014 tarihinde Adana'da MİT'e ait 3 adet tırın durdurulması olayında, tırları ihbar eden ve tırların durdurularak devletin gizli bilgilerinin açığa çıkarılmasına sebep olan Jandarma istihbarat birimi görevlileri hakkında açılan ceza soruşturmasında davacının tahliye kararı verdiği ve bu karar nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, disiplin cezasına konu eylemi nedeniyle açılan ceza davasında, Yargıtay... Ceza Dairesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraat kararı verildiği ve bu kararın da kesinleştiği görülmüştür.
Bununla birlikte,... tarih ve... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından...tarih ve... sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 03/11/2021 tarih ve E:2017/6460, K:2021/3471 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir.
Davacının, eylemi nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yapılan ceza yargılaması neticesinde verilen Yargıtay... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "... Tutuklamaya ilişkin CMK'nın 100. maddesinin 1. fıkrasında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebileceği, işin önemi verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemeyeceği, 2. fıkrasında ise, tutuklama nedeni olarak öngörülen temel esasların sayıldığı, 3. fıkrasında da katalog halinde sayılan bir takım suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılabileceği belirtilmiş olup sanık tarafından verilen suça konu tahliye kararı irdelendiğinde,... Sulh Ceza Mahkemesinin tutuklama kararlarında var olduğu kabul edilen kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bakımından aksi yönde bir kanaat bildirilmeden tutuklama nedenlerine ilişkin değerlendirmelere yer verildiği, bu kapsamda şüphelilerin CMK'da tutuklama nedeni olarak düzenlenen kaçma ve delilleri karartma yönünde hareket ettiklerine dair somut olguların mevcut olmadığı, ayrıca şüphelilere isnat edilen suçların tutuklama nedeninin var sayılabileceği katalog suçlar arasında da sayılmadığı belirtilerek özünde tutuklama nedeni yokluğu şeklinde özetlenebilecek gerekçeye dayanılarak tahliye kararı verildiğinin anlaşıldığı, .... Ağır Ceza Mahkemesince FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde verilen ve kesinleşen beraat kararına göre sanığın bu kararı örgüt hiyerarşisi içerisinde verilen emir ve talimatlar doğrultusunda verdiğine dair delil bulunmayan zeminde sanığın tutuklama tedbirinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yaptığı değerlendirme neticesinde somut olayda tutuklama nedeninin bulunmadığı yönündeki kanaati ile verdiği tahliye kararının hâkimin yargı yetkisi ve takdir sınırlarında kaldığının kabul edilmesi gerektiği, diğer taraftan Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca bahse konu tahliye kararının kaldırılması yoluna gidilmeksizin 07/05/2014 tarihinde düzenlenen ve şüphelilerin tensiben tutuklanmasına yönelik yakalama emri çıkarılması talebini de içeren iddianame ile H. G. ve G. M.'nin de aralarında bulunduğu 13 şüpheli hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme ve devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama suçlarından TCK'nın 37. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 328/1 ve 330/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının talep edildiği, iddianamenin ...Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilerek ... esas sırasına kaydedildiği ve davanın Yargıtay ...Ceza Dairesi(İlk Derece)'nin...esas sayılı davası ile birleştirildiği 11/12/2015 tarihine kadar aradan geçen yaklaşık 7 aylık süre zarfında şüphelilerin tutuklanması yönünde bir karar tesis edilmemiş olmasının ve duruşmalara kendiliklerinden gelmiş olmalarının yanı sıra tanık A. Y.'nin Cumhuriyet savcısı A.T.'nin sanığın hâkim olarak görev yaptığı ... Asliye Ceza Mahkemesinde duruşma savcısı olarak görev yaptığına dair beyanı dışında somut delille desteklenmeyen kanaat açıklaması niteliğindeki beyanının aksine dinlenilen diğer tanık beyanları ve dosya kapsamında yer alan diğer delillere nazaran sanığın kasıtlı olarak yargı yetkisini ve takdir hakkını somut olayda kötüye kullandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı ve somut bir delilin bulunmadığı, ceza yargılaması sonucunda mahkumiyet kararı verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Anayasa m. 38/4, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/2, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 11, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi m. 14/2), Hususlarında Hâkimler Kurulunda tam bir vicdani kanaat hasıl olmuş, açıklanan nedenlerle; dosyada sanığın üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediğine dair, mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, atılı suçtan dolayı sanığın beraatine karar vermek gerekmiş ..." şeklinde gerekçeye yer verilerek beraat kararı verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dava dosyasında bulunan disiplin soruşturması raporu ve tüm bilgi ve belgeler ile ceza yargılamasında elde edilen deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılması hususunun, görev aldığı dosyalarda FETÖ/PDY'nin amacı doğrultusunda hareket ederek karar verdiğini ortaya koymakta yeterli olamayacağı, FETÖ/PDY terör örgütü kumpası olduğu hususunda şüphe bulunmayan soruşturmaya konu dosyada tahliye kararı verilmesi konusunda terör örgütü mensupları ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiğine yönelik davalı idare tarafından somut bir tespit sunulmadığı, bir başka ifadeyle hakim olarak görev yapan davacının yargısal görev ve takdir yetkisini kullandığı, sahip olduğu yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak örgütsel amaçlarla hareket ettiğini ortaya koyabilecek, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalması uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi ile bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedilmesi dışında, somut bir tespit ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta ermediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu durumda, davacının verdiği tahliye kararı nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı ceza davasının, tahliye kararının hakimin yargı yetkisi ve takdir sınırlarında kaldığı gerekçesiyle beraatle sonuçlandığı, davacının verdiği tahliye kararının gerek ceza davasında, gerekse bakılmakta olan davada terör örgütü lehine sistematik ve planlı bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak yapıldığının ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu gerekçesiyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince uyarınca tesis edilen işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.