Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/22546
2025/3654
26 Mart 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/22546
Karar No : 2025/3654
DAVACI: ...
DAVALI: ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken Anayasanın 36., 129. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde ifade edilen kanıtları gösterme, savunma alma, kanıtlara itiraz hakkı, kanıtları sorgulama gibi adil yargılama hakkına ilişkin yöntemlerin uygulanmadığı, yeniden inceleme yolu tanınmasının savunma hakkı olarak görüldüğü, Hakimler Savcılar Kurulu'nun delilleri yasal yollardan toplama, yasal delillere göre bir fiil yükleme, bu fiilin dayanağı olan kanıtları inceleme, sorgulama, delil ileri sürme, savunma alma, yargılamayı adil bir şekilde yürütme ve sonlandırma, gerekçeli karar yazma gibi yasal ödevlerini yerine getirmediği, dava konusu kararların gerekçeden yoksun olduğu, kişiselleştirme yapılmadığı, savunmasının alınmadığı, olağanüstü hal döneminde uygulanan tedbirlerin olağanüstü hal süresince uygulanması gerektiği, olağanüstü hal bittikten sonra tedbirlerin de kalkması gerektiği ileri sürülmüştür. Öte yandan, dava konusu kararın dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve anılan karar 17/04/2019 tarihinde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki şikayet bilgileri yönünden, kararda yer verilen 04/09/2016 tarihli şikayet dilekçesi ile birlikte davacı lehine ifadelerde bulunan tanık ifadeleri ve daha sonra dava dosyasına giren K.Ö. isimli şahsın 23/11/2018 tarihli dilekçesi birlikte incelendiğinde, K.Ö. isimli kişinin CİMER'e yaptığı 04/09/2016 tarihli başvuruda davacı ve eşinin FETÖcü olduğu ileri sürülmüşse de, aynı kişinin 23/11/2018 tarihli dosyada mevcut dilekçesinde ise, ilk şikayet dilekçesinin çok sağlıklı bir şekilde yazılmadığı ve dikkate alınmaması gerektiğinin ve davacı hakkında herhangi bir bilgisi veya görgüsü olmadığının belirtildiği, bu durumun davacı lehine beyanlarda bulunan tanık ifadeleriyle de desteklendiğinin görüldüğü,
Kaldı ki, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından söz konusu şikayet dilekçesi üzerine herhangi bir işlem yapıldığına ilişkin olarak dava dosyasına bilgi ve belgenin sunulmadığı,
Netice itibarıyla, K.Ö. isimli şahıs tarafından CİMER'e gönderilen ve daha sonra dosya kapsamına giren dilekçesiyle davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu yönündeki iddialarından vazgeçerek ve bilgisi ve görgüsü olmadığı yönünde beyanda bulunan K.Ö.'ye ait dilekçenin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 14/07/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacının evinde yapılan aramada bulunan kitaplar yönünden, davacının ikametinde yapılan aramada bulunan kitapların halen internette satışının yapıldığı, yazarlarının öğretim üyesi olarak görevlerine devam ettiği ve kitapların bilimsel içeriğe sahip olduğu yönündeki davacı iddialarının aksini ortaya koyan bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan kitapların 27/07/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK uyarınca FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğundan kapatılan yayınevleri arasında sayılan Işık Akademi, Yeni Akademi ve Muştu Yayınlarına ait olması hususunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacı hakkında Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 25/08/2020 tarihli savcı düşüncesine beyan dilekçesi ekinde sunulan Rapor ile Dairelerinin ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 23/06/2021 tarihli cevap birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının 09/04/2014 ve 11/08/2016 tarihlerinde ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
HTS raporu yönünden, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının görüldüğü, bunun yanında, davacı tarafından dosyaya sunulan ve dava dosyasında mevcut bulunan, ... Cumhuriyet Başsavcılığının davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürüttüğü soruşturma sonucunda verdiği ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararındaki değerlendirmede yer alan, "...HTS analiz çalışmaları neticesinde 03/03/2017 tarihli raporda; şüphelinin(davacının) kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle ve örgüt ile iltisaklı olan Turgut Özal Üniversitesi isimli kurum ile 3 defa görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği" yönündeki tespit de dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer alan tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının anne ve babasına ait Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen davacının anne ve babasına ait Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli tespitler olarak değerlendirilmediği,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 27/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan nitelikte herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2017/930, K:2022/345 sayılı kararınının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
K.Ö. isimli şahıs tarafından CİMER'e gönderilen 04/09/2016 tarihli şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer verilmiştir: "Ben %100 emin olduğum ve kesin bildiğim fetöcülerden bazılarının ismini vermek istiyorum 1-Yargıtay Tetkik Hakimi ..., 2- Adana 3. Sınıf emniyet müdürü D.Ö....hemşire F.Otacı(davacının eşi)..."
Kurulumuzun E:... sayılı dava dosyasının davacısı olan S.B.'nin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasının 04/01/2019 tarihli 1. celseye ilişkin duruşma tutanağında, yargı mensubu olarak görev yapan Ö.Y. isimli şahsın ifadesi şu şekildedir: "...2014 yılında sözde bağımsız paralel yapı adaylarını desteklediklerinden emindik. Seçimden önce sanıkla aynı Dairede çalışan tetkik hakimi ... ile birlikte oy toplamak amacıyla oda oda dolaştıklarına şahit olduk."
Davalı idarece dava dosyasına ek beyan olarak sunulan 24/07/2024 tarihli dilekçe ekindeki araştırma tutanağında yer alan yazışma içeriklerinin incelenmesinden; Yargıtay Üyesi iken 667 sayılı KHK kapsamında meslekten çıkarılan İ.Z. isimli kişi adına tespitli ... ID numaralı ByLock kullanıcısı tarafından ... ID numaralı ByLock kullanıcısı M.B. isimli kişiye 25/11/2015 tarihinde saat 20.03.35'te gönderilen mesajda, "Abi ... için Hadis Külliyatı verme imkanı olabilecek mi?" şeklinde yazışmanın yer aldığı anlaşılmaktadır.
Davacının ikametinde yapılan arama sonucu düzenlenen 12/08/2016 tarihli tutanakta, 27/07/2016 tarih ve 29783 (2. Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 668 sayılı KHK uyarınca FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğundan kapatılan yayınevleri arasında sayılan Işık Akademi Yayınlarına ait "Mecelle ve Külli Kaideler"; Yeni Akademi Yayınlarına ait "İslam'da Suç ve Ceza" ve "İslam Hukukunda Mali Cezalar"; Muştu Yayınlarına ait "Efendimiz Muhtasar" isimli dört adet kitabın ele geçirildiği belirtilmiştir.
... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, "...HTS analiz çalışmaları neticesinde 03/03/2017 tarihli raporda; şüphelinin (davacının) kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle ve örgüt ile iltisaklı olan Turgut Özal Üniversitesi isimli kurum ile 3 defa görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği" yönünde tespite yer verilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen şikayet dilekçesi, tanık beyanı, ByLock yazışma içeriği, ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen kitaplara ilişkin tutanak ve HTS raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2022/3068, K:2024/1686 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki yukarıda belirtilen şikayet dilekçesi, tanık beyanı, ByLock yazışma içeriği, ikametinde yapılan arama sonucu ele geçirilen kitaplara ilişkin tutanak ve HTS raporunun bir bütün olarak değerlendirilmesinden davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu sonucuna ulaşılmış, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.