SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/22544

Karar No

2025/5448

Karar Tarihi

13 Mayıs 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/22544 E. , 2025/5448 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/22544
Karar No : 2025/5448

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlarda FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatına dair somut gerekçe, tespit ve eyleme yer verilmediği, meslekten çıkarma kararı tesis edilirken disiplin hukukuna ilişkin yöntemlerin hiçbirisine uyulmadığı, savunma hakkı tanınmadığı, hakimlik teminatının gözardı edildiği, disiplin soruşturması yapılmadan meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, Anayasa'ya ve 2802 sayılı Kanun'a aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin, cezaların şahsiliği ilkesinin, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı kimse cezalandırılamaz ilkesinin, suç ve cezaların aleyhe olarak geriye yürümezliği ilkesinin, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin, kuvvetler ayrımı ilkesinin, Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesinin ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiği, anılan örgüt ile hiçbir bağının bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 25/06/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca anılan suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararda;
Tanık beyanları yönünden, davalı idare tarafından davacı aleyhine delil olduğu ileri sürülen tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi yönünden, 2014-2016 yılı eğitim öğretim döneminde davacının eğitim saiki dışında örgütsel tavır ve destek amacıyla çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiği yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS raporu yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 13/10/2018 tarihli rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının görüldüğü; olayda, davacıya ait HTS kayıtları ile ilgili olarak belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY terör örgütü kapsamında hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu tespitinin, başka delillerle de desteklenmediğinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 21/04/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 01/07/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen davacının eşi ... hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının eşine yönelik olan söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 21/04/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 25/03/2022 tarih ve E:2017/6261, K:2022/1518 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkındaki tanık beyanları:
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.M.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 23/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen ... ve ...’i Düzce İlinde Cumhuriyet Savcısı olduğum dönemde hakim olmaları nedeniyle tanıyorum. Ben Düzce Adliyesinde 2013 yaz kararnamesi ile göreve başladım, hatırladığım kadarıyla ... ve ...’te bir sonraki kararname ile geldiler, 2015 yılı Ocak kararnamesi ile ben Akçaabat Cumhuriyet Başsavcılığına atandım, bu şekilde kendileri ile Düzce Adliyesinde 6 ay kadar görev yaptım. ..., yine FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ve Düzce’de hakim olan A.A.P. ile oldukça samimi idi, 2014 yılı HSYK seçimi öncesinde sürekli bu kişiyle birlikte idi. Düzce Adliyesinde bahsettiğim seçim öncesinde Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekleyen hakim ve savcılar bir grup, bağımsız görünümlü olup sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan adayları destekleyen hakim ve savcılar ise ayrı bir gruptu. ... ve ...’in seçim öncesi dönemde iki grupla da irtibatı vardı, hatta Yargıda Birlik Platformu adayları lehine ben kendilerinden oy istemiştim, kendileri de tamamen olmasa da Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekleyeceklerini ifade etmişlerdi. Ancak, 2014 yılı HSYK seçimlerinin yapıldığı gün seçim salonunda da Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekleyen hakim ve savcılar bir tarafta, bağımsız görünümlü adayları destekleyen hakim ve savcılar ise bir tarafta bulunuyorlardı, ... seçim salonunda bağımsız görünümlü adayları destekleyen hakim ve savcıların olduğu gruptaydı, ... ise oyunu kullanıp gitmişti.''
Aynı şahsın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''Ben sanıklar ile Düzce Adliyesinde C. Savcısı olarak görev yaptığım dönemde çalıştım. Sanıklardan ... C.Savcısı olarak, eşi ... ise hakim olarak görev yapmaktaydı, Kurul müfettişliğince alınan ifademi tekrar ederim. Sanıkların 2014 yılı HSYK seçimlerinde doğrudan o dönem cemaat olarak nitelendirilen yapının adaylarını ve bağımsız adı altında bu yapıya dahil olan adayları açıkça destekledikleri hususunda herhangi bilgim ve görgüm yoktur. Sadece ben seçimler zamanında kendilerinden oy istediğimde kısmende olsa Y.B.P. Adaylarını destekleyeceklerini ifade etmişlerdi, bu seçim süreci Düzce'de yoğun bir kutuplaşma içerisinde geçmişti, ben sanıkların açıktan oy istediklerine, propaganda yaptıklarına şahitlik etmedim. ... o dönemde kararsız bir tutum sergiliyordu. Karşı tarafı destekleyen kişilerle arkadaşlığının fazla olması nedeniyle samimi görünmüş olabilir. ...'in ise o dönem Düzce'de hakimlik yapan ve meslekten ihraç edilen A.A.P. ile samimi arkadaşlıklarının olduğunu görmüştüm. Konu ile ilgili olarak bildiklerim ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir.''
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan K.E.G.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 15/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Ben Düzce’de iken 2015 yılı şubatında ... ve eşi ... Düzce’de hakim olarak görev yapıyorlardı. 2014 HSYK seçim döneminde ben Sakaryada YBP temsilcisiydim. Düzce’de ise Başsavcı A.C.Ş. ve M.D. ve Y.E.A. YBP çalışmalarında yer alıyorlardı. Ben Düzce’deki seçim dönemine ilişkin bilgileri bu arkadaşlardan aldım. Benim gözlemlerim ve aldığım bilgiler benzerdi. Benim dönemimde karı koca hep temkinli durdular bize yakın durmadılar. Ta ki 2016 haziran kararnamesi açıklandıktan sonra birçok fetöcü güneydoğuya tayin olana kadar, sonrasında bize gelip M.D. ve Y.E.A. aracılığıyla YBD derneği üyesi olmak istediklerini söylediler. Fetöcü hakimler doğu ve güneydoğuya savrulunca, böyle bir ihtiyaç hissettiler. Bundan dolayı bize yanaştığını düşünüyorum. Demek için kayıta geldiklerinde “niye geldiniz” dedim. Bana “Biz fetöcü değildik, HSYK seçimlerinde demokratik bakış açımız vardı.” dediler. Ben kendilerine; “dernek üyeliği ile ilgili söz veremem dedim. Samimiyet konusunu dernekle görüşüceğimi ifade ettim”. M.D. ve Y.E.A. ile görüştüğümde, ortada olan böyle kişileri kazanmak adına dernek üyeliği yapılabileceğini bana ilettiler. Hakim bey ve eşi hiçbir zaman net değillerdi, yanımızda durmadılar. Özellikle Hakim ... biraz daha aktif, baskın, yönlendirici durumundadır. Bizimle değillerdi tamamen paralel yapıya dahillerdi. Onların yaşıtları sayılacak bizden M... ve Y... vardı. Bütün çabalara rağmen karı kocayı kazanamadıklarını söylediler. Dernek üyesi olmak için geldikleri haziran 2015 kararname sonrası, güneydoğuya savrulan fetöcülerin dağıtıldığı zamandı. Hakim bey için cemaatin çekirdeğinden diyemem ama eşi biraz daha keskin olmakla beraber, eşi daha baskın, ... daha sessiz idi. Yalnız Cumhurbaşkanımıza karşı muhaliflikleri vardı. Cumhurbaşkanı ve hükümete muhalif duruşları ile cemaatin aynı yönde olan duruşları çakışınca, örtüşünce bunlar o tarafa meyil etmişlerdi. Kararname olmasa sonradan dönüş yapacaklarını zannetmiyorum. Eşinin başı açıktı. M... bey cumalara gittiğini görmedim. Belirgin bir siyasi kimliği yoktu. Mevcut olan bir şey var ki o da hükümeti ve Cumhurbaşkanını eleştiren muhalif yönüydü. Bana önceki arkadaşların verdiği bilgi ve benim şahsi gözlemim ... ve eşi ...’in sosyal çevre itibariyle adliyede fetö irtibatı nedeniyle ihraç edilen hakim savcılarla birlikte oldukları, sürekli onlarla oturup kalktıkları şeklindedir."
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.Ü.'e ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 28/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... FETÖ irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen Hakim ... ve eşi Hakim ...’i Düzce Adliyesinde beraber görev yapmamız nedeniyle tanırım. Kendileriyle daha öncesinde bir tanışıklığım yoktur. Ben HSYK seçimlerinden hemen önce Düzce Adliyesine atanmıştım. O dönemde ... ve ... daha sonraki süreçte Fetö irtibatları nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihracı yapılan hakim savcılar ile birlikte hareket ediyorlardı. ... ve ... HSYK seçimleri öncesinde hangi adaylara oy vereceklerini açıkça beyan etmediler. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonraki süreçte her ikisi de açığa alındıktan sonra. HSYK seçimi öncesinde Düzce Hakimi olan, şu an Bitlis Adliyesinde görevli Hakim S.Y. ile yüz yüze yaptığım bir görüşmede, S.Y. bana, Hakim ...’in yanında Düzce Adliyesinde hakimlik yapan R.A. ile birlikte bağımsız görünümlü paralel adaylara oy istediğini söylemişti. ... ve ... genel olarak tavır ve hareketleri itibariyle HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve savcılar ile birlikteydiler. Söyleyeceklerim bundan ibarettir.''
Aynı şahsın, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''Ben 2014 yılı Temmuz ayı ile 2015 yılı Kasım ayları arasında Düzce Adliyesinde Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaptım. 2015 yılı Ekim ayı kararnamesi ile de Aydın Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atandım. Fetö irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen Hakim ... ve eşi Hakim ...'i Düzce Adliyesinde beraber görev yapmamız nedeniyle tanırım. Kendileriyle daha öncesinde bir tanışıklığım yoktur. Ben HSYK seçimlerinden hemen önce Düzce Adliyesine atanmıştım. O dönemde ... ve ... daha sonraki süreçte Fetö irtibatları nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihracı yapılan hakim savcılar ile birlikte hareket ediyorlardı. ... ve ... HSYK seçimleri öncesinde hangi adaylara oy vereceklerini açıkça beyan etmediler. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonraki süreçte her ikisi de açığa alındıktan sonra. HSYK seçimi öncesinde Düzce Hakimi olan, şu an Bitlis Adliyesinde görevli Hakim S.Y. ile yüz yüze yaptığım bir görüşmede. S.Y. bana. Hakim ...'in yanında Düzce Adliyesinde hakimlik yapan R.A. ile birlikte bağımsız görünümlü paralel adaylara oy istediğini söylemişti. ... ve ... genel olarak tavır ve hareketleri itibariyle HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen hakim ve savcılar ile birlikteydiler. Lakin ben bu konuda HSYK müfettişine ifade verdikten sonra, Hakim S.Y. beni telefonla aradı ve bana telefonda kendisinden bağımsız görünümlü HSYK adaylarına oy isteyen kişinin ... olmadığını, sadece R.A.'ın oy istediğini söylediğini ancak benim yanlış hatırlıyor olabileceğimi söyledi. Bende kendisine benim bu şekilde hatırladığımı ancak belki de yanlış hatırlıyor olabileceğimi söylemiştim. Bu hususu da ifademde belirtmek istiyorum. Bu oy isteme hadisesinin bizzat ben şahit olmadığım için bu konuda Hakim S.Y.'nin beyanının alınması daha doğru olacaktır."
Yargı mensubu olarak görev yapan G.A.'a ait olan ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''2013-2016 yılları arasında Düzce Adliyesinde Hakim olarak görev yaparken sorulan ... ve eşi ... de Düzce Adliyesinde bu tarihler arasında hakim olarak görev yaptıkları için tanıdığım kişilerdir, önceden kendilerini Düzce de birlikte görev yapmadan önce tanımazdım. Düzce Adliyesinde 25 den fazla hakim ve savcı olarak görev yapıyorduk benim çalıştığım dönem içerisinde ... ve ...’in FETÖ terör örgütü üyesi oldukları veya bu örgüte sempati ile baktıklarına ilişkin hiçbir gözlemim ve düşüncem olmadı aksine bu kişilerin bu örgüt ile ilgilerinin olmadığını düşünüyorum 2016 yılı Temmuz -Ağustos ayında Düzce Adliyesinde görevli 20 nin üzerinde hakim ve savcı FETÖ örgütü üyesi olduğu iddiasıyla meslekten çıkarıldı ... ve ...’in sayıca çok olan gurup etkisi altında zaman zaman bazı olaylarda kalmış olabilirler fakat örgütle bağlantıları ve sempatileri olduğunu düşünmüyorum 2014 yılı HSK seçimlerinde kimse için oy istemediler ve bu konuda herhangi bir çalışmaları da olmadı bu konuda önceki beyanımı da tekrar ediyorum."
Yargı mensubu olarak görev yapan Y.E.A.'a ait olan ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''2013-2016 yılları arasında Düzce Adliyesinde C.Savcısı olarak görev yaptım. Hatırladığım kadarıyla karı koca olan ... ve ... de 2014 yılında Düzce Adliyesinde Hakim olarak gelip çalışmaya başladılar ben, eşim G.A. ile Düzce Adliyesinden 2016 yılı Haziran Kararnamesi ile ayrılmış İstanbul Anadolu Adliyesine gelmiştik, ... ve ... ise Düzce Adliyesinde o tarihte göreve devam ediyorlardı. Ben bu konuda daha önce hazırlık aşamasında beyanda bulunmuştum ekleyecek bir husus yoktur. FETÖ Örgütü Üyesi oldukları veya buna sempati ile baktıklarına ilişkin gözlemim ve duyumum olmadı ilkokul çağında olan erkek çocuklarının hiperaktivite sorunu vardı bu yüzden FETÖ gurubuna yakınlığıyla bilinen Fatih Kolejinde öğrenime başlamıştı 2014 ve sonrasında çocuklarının okuldan alınması konuşulduğunda çocuğun psikolojik rahatsızlığının olması okuldan alınması halinde uyum sorunu yaşayacağı için rahatsızlığın daha da artacağı endişesi kendilerinde hakim oldu bu nedenle çocuk bu okulda öğrenimine devam ediyordu ben Düzce de terör suçlarına bakıyordum, Fetö ile ilgili soruşturmalara da baktım her ikisi hakkında olumsuz bir bilgim olmadığı gibi böyle bir düşüncem de olmadı."
Yargı mensubu olarak görev yapan M.D.'e ait olan ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''Halen Bitlis Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. 2011 yılında Düzce ilinin Gölkaya ilçesinde Cumhuriyet Savcısı iken adliyenin kapatılması nedeniyle resen Düzce adliyesine atandım. 2012-2016 yılları arasında Düzce Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptım. Talimat yazısını anladım. Talimat ekinde ismi belirtilen ...'in 2013 ve 2014 yıllarında eşi ... ile birlikte Düzce Adliyesine Hakim olarak atanmışlardı. O tarihlerde 2014 yılı Kasım ayında yapılacak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği seçimleri hazırlıkları vardı. Şuan Dernek olan o zamanlarda ise platform olarak faaliyet gösteren Yargıda Birlik Platformu adına seçim çalışmalarına aktif olarak katılmıştım. Düzce Adliyesinde seçim öncesinde Fetö/Pdy terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı bulunan kişiler bulunduğunu biliyordum. O dönemde Yargıda Birlik Platformu adına seçim çalışmaları yaptığımız halen Anadolu adliyesinde görev yapmakta olan Cumhuriyet Savcısı Y.E.A., Bodrum Başsavcısı Ş.A. ve Ankara Cumhuriyet Savcısı İ.M. ile Yargıda Birlik Platformu üyelerine oy istemek için Hakim ...'in odasına gitmiştik. Hakim ... olumlu ya da olumsuz herhangi bir tavır takınmamış ve kime destek verdiğini de bize söylememişti. Ancak genel kanı olarak seçim öncesinde hem bizlerle hemde fetö/pdy terör örgütüne üye olmak suçundan haklarında soruşturma yürütülen Cumhuriyet Savcıları ve hakimlerle diyaloglarına devam etmekteydiler. Seçim günü ben, Bodrum Cumhuriyet Başsavcısı Ş.A. ve Anadolu adliyesinde Ticaret Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan G.A. Yargıda Birlik Platformu adına seçimlerde müşahitlik yapmıştık. Seçim günü yani 2014 yılının Kasım ayında birçok Hakim ve Savcının seçimin yapıldığı adliye yemekhanesinde bizlerle birlikte uzunca süre beklediğini hatırlıyorum. Yemekhanede hakkında fetö/pdy terör örgütü üyesi olmak suçundan soruşturma yürütülen hakim ve Cumhuriyet savcılarından hatırladığım kadarıyla Çocuk Mahkemesi hakimi olan HSYK Kurul Müfettişliğinden Düzce Adliyesine görevlendirilen M.K., Cumhuriyet Savcısı H.P., O.T., N.B., A.P., M.K., N.Ö. ile bu kişilerin bazılarının eşleri bulunuyordu. Ancak ...'in bekleyen hakimler içerisinde olduğunu hatırlamıyorum. Herhangi bir kimseden oy istediğine de şahit olmadım. Yargıda Birlik Platformu temsilcileri olan bizlere ve bağımsız görünümlü Fetö/Pdy terör örgütü üyesi olan hakim savcılara aynı mesafede durduklarını, seçimin sonuçlarına göre pozisyon aldıklarını düşünüyorum. Seçimlerden sonra 2016 yılının başlarında kendileri benimde yanıma gelerek Yargıda Birlik Platformuna üye olmak istediklerini beyan etmişlerdir. Bu taleplerini seçim tarihinde Düzce Başsavcısı olan halen Diyarbakır Başsavcımız olan K.E.G.'ye iletmiştim. 2016 yılı yaz kararnamesiyle Düzce'den ayrıldım. Olayla ilgili bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir."
Yargı mensubu olarak görev yapan C.Ş.'e ait olan ve davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yer alan beyanı şu şekildedir: ''2014 HSYK seçimleri sırasında Düzce Başsavcısı olarak görev yapmakta idim, isimleri geçen M... ve ... adliyemizde hakim olarak görev yapmaktaydılar, gerek seçim süreci içerisinde gerekse birlikte çalıştığımız yaklaşık sekiz aylık dönemde FETÖ terör örgütü ile bağlantılarının olduğuna dair şahsımda olumsuz en ufak bir şüphe oluşmamıştır, seçim sürecinde de bizlere yakın, paralel örgüt üyesinin bağımsız adaylar adı altında çıkarttığı adaylarına ve adaylara adliyemizde destek veren hakimlere karşı da mesafeli olmuşlardır, seçimlerde ağırlıklı olarak şahsi kanaatim Yargıda Birlik Derneği üyelerine oy verdikleri yönündedir, başkaca ekleyecek bir şeyim yoktur olaylarla ilgili bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir."
Tanık beyanlarının tümü birlikte incelendiğinde, davacının 2014 yılı HSYK seçimi döneminde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarını destekleyen yargı mensuplarıyla birlikte görünüm sergilediği ve sosyal olarak genellikle bu çevre içerisinde yer aldığı; davranışları itibarıyla bu durumun gözlemlendiği; seçim sonuçlarına göre tavır sergilediği yönünde genel bir kanı bulunduğu; bu dönemde, çalıştığı Düzce Adliyesinde FETÖ ile iltisak ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan yargı mensuplarının sayıca çoğunlukta olduğu ve diğer yargı mensuplarıyla bu grup arasında bir ayrışma ve kutuplaşma yaşandığı, davacının, sayıca çok olan bu grubun etkisi altında kaldığının değerlendirildiği; bazı tanıkların daha sonraki beyanlarının farklı şekilde ifade edildiği, bu tanıkların ilk beyanlarını inkar etmedikleri, söz konusu ifadelerini daha sonraki beyanlarında da tekrar ettiklerini belirttikleri görülmüştür.
Davacının Çocuğunu Örgüte Müzahir Okula Göndermesi:
... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen davacıya ait ... tarihli ifade tutanağında, davacı, 2014-2016 yılları eğitim öğretim döneminde, çocuklarını, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olarak Düzce ilinde faaliyet gösteren Fatih Kolejine gönderdiğini beyan etmiştir.
HTS Raporu:
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Soruşturma No:..., Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamede, HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 13/10/2018 tarihli raporda, davacının kullandığı telefon ile haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Buna göre, davacı hakkındaki somut ve görgüye dayalı tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görülmüştür. Dosyada mevcut diğer delliller de söz konusu iltisak ve irtibatın değerlendirilmesi yönünden destekleyici unsur niteliğindedir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... ... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/09/2024 tarih ve E:2022/3561, K:2024/1783 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki somut ve görgüye dayalı tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görüldüğü, dosyada mevcut diğer delillerin de söz konusu iltisak ve irtibatın değerlendirilmesi yönünden destekleyici unsur niteliğinde olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcı ile harcanan posta giderinden ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim