SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/22543

Karar No

2025/3655

Karar Tarihi

26 Mart 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/22543 E. , 2025/3655 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/22543
Karar No : 2025/3655

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :FETÖ/PDY ile iltisakı ve irtibatının bulunmadığı, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununda öngörülen hakim ve savcılar hakkında yapılacak inceleme ve soruşturma usulüne ilişkin hükümlere riayet edilmeden, disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararlarda FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısı olduğuna ilişkin somut bir delilin ve gerekçenin bulunmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı, savunma, adil yargılanma, etkili başvuru, özgürlük ve güvenlik, özel hayata ve aile yaşamına saygı haklarının, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, insan haklarına saygı yükümlülüğünün, hakimlik ve savcılık teminatının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararla ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen ... tarih ve ... sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarihli ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
... tarih ve...sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin anılan Kurul tarafından ... tarih ve... sayılı ek kararla kabulüne karar verilmiş ve meslekten çıkarma kararı kaldırılarak davacı görevine iade edilmiştir.
Sonrasında, ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, tekrar davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, ikinci kez meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir. Anılan kararın istinaf edilmeden 11/06/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e uyarınca beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararda;
Tanık beyanları yönünden, B.B. isimli tanığın ifade içeriğinde ileri sürülen iddiaların somut bilgilerle desteklenmediği, tanığın bu beyanından başka davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna ilişkin olarak herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi tanık ile ilgili olarak davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararında yer verilen yalan tanıklıkla ilgili değerlendirme de nazara alındığında, söz konusu tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; Çağlayan kod adlı gizli tanık tarafından ileri sürülen iddiaların yoruma ve duyuma dayalı olduğu ve davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna yönelik somut verilere dayalı bir beyanda bulunulmadığı, davacının FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğunu ortaya koyabilecek nitelikte somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin de davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, anılan tanığın beyanının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kaydı yönünden, HTS analiz raporunun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair kararda yer alan tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma/kovuşturma yürütülen bir kısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan deliller yönünden, iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve kamu imkanlarıyla yurt dışı dil eğitimine gönderilmesi yönünden, davacının eşi hakkındaki tespitlerde ve eşinin açtığı Dairelerinin E:2017/4623 ve E:2017/6353 sayısına kayıtlı dava dosyalarına sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının eşinin Dairelerinin E:2017/6353 sayısına kayıtlı olarak açtığı davada da dava konusu kararların iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşinin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkındaki şikayet dilekçeleri ile hakkındaki soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, belirtilerek
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 12/05/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin anılan Kurul'un ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6354, K:2022/8968 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan B.B.'ye ait, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağında bulunan beyan şu şekildedir: "...O dönem Malazgirt'te görev yapan 8 hakim ve savcıydık. Bunların içinde hakim D.K. hariç diğerlerinin hepsi cemaatçiydi ve taşra 3'ün elemanlarıydı. Malazgirt’te bunlarla birçok kez sohbet toplantıları düzenledik. Bunların içinde isimlerini hatırladığım kadarıyla, savcı U.G., eşi hakim ..., Hakim E.Ö., savcı K.D. ve isimlerini hatırlamadığım 2 kişi daha cemaatçiydi. Yine yakın çevrede daha önceden cemaatçi olduğunu bildiğim hakim ve savcılarla da yeniden irtibat kurdum..."
Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası kapsamında 04/08/2016 tarihinde gizli tanık sıfatıyla ifadesi alınan ...'ın beyanı şu şekildedir: "...Şereflikoçhisar ilçesinde hâkimlik savcılık görevinde bulunan İ.F., E.G., M.G., H.İ.A., U.G.'nin mütevelliler içerisinde yer alan H.Ü. ile irtibatlı olduklarını biliyorum. H.Ü.'nün babasına ait kuyumcu dükkanı vardır ve burada çalışır. Aynı zamanda cemaat içerisinde mütevelli olarak görev yapar. Bu hakim ve savcılar kendi paralarını hurda altın üzerinden kâr etmesi için H.Ü.'ye teslim ettiklerini ve paralarını bu şekilde işlettiklerini biliyorum. U.G., M.G., İ.F., E.G.'nin yönlendirmesiyle H.Ü. ile irtibat kurmuşlardır. Bu şahıslar H.Ü. ile karşılıklı olarak ev ziyaretlerinde de bulunurlardı. Ancak ne amaçla buluştuklarını bilmiyorum. Ayrıca U.G. ve eşi ...'in cemaat kermesine katıldıklarını gördüm. U.G.'nin 'cemaat dershanelerine gittim, içlerinde bulundum, yaptığı icraatları biliyorum, gerçekten ülkenin kalkınması, öğrencilerin eğitimi için faydalı işler yapıyorlar, bu işin temelinden eğitim alan öğrencileri yurt dışına gönderdiklerini, ailemden uzak kalmak istemediğim için cemaat içerisinden uzaklaştım' dediğini duydum. Bunlar dışında herhangi bir hâkim savcının H.Ü. ile irtibatını duymadım. Çevre illerde bulunan hâkim savcılarla ilgili herhangi bir bilgim yoktur... "
... kod adlı gizli tanığın, davacının ceza yargılamasının yapıldığı... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ifadesi ise şu şekildedir: "Daha önce de beyanda bulunmuştum zaten. O beyanım geçerli. ...'in bir kere kermese katıldığını gördüm. Onun hakkında başka hiç bir malumatım yok. Kermeste genelde yemek yeniliyordu. Şereflikoçhisar ilçesinde görmüştüm. Çocuğunu gezdirmek için gelmişler herhalde. 2015 yada 2014 yılı olabilir. Çok net tarih hatırlamıyorum şu an. Yanında çocuğu vardı. Çocuğunu gezdirmek için gelmişti galiba. Onun dışında kendisi hakkında başka hiç bir bilgim yok. Bu kermes FETÖ kapsamında yapılan bir kermes miydi? Evet. Çok kalabalık bir ortamdı, her durumdan her mevkiden insan geliyordu yemek yemek için. Evet kendisi hakkında başka bir bilgim yok. U.G. hakkında da önceki ifademde söylemiştim. Sadece bir beyanına denk geldim. Daha önceden cemaatin içerisinde yer aldım, dershanelerine gittim ancak gidişatlarını beğenmediğim için cemaat içerisinden ayrıldım. Bağlantım yok dedi. Bildiğim budur kendisi hakkında. H.Ü.'nün Şereflikoçhisar ilçesinde bu cemaat içerisinde bir dönem yer aldığını biliyorum. Yalnız önceki ifademde yazmışlar ki, ben bir kaç isim vermiştim. O isimlerin sonuna U.G. ve ... in de sanki H.Ü.'le irtibatlı olduğu şeklinde yazılmış ama ben diğer şahısları kast etmiştim. Sonradan ifademde fark ettim ama sonradan değiştirme şansım olmadı. O yüzden de bugün duruşmaya geldim. Burada söylemek istedim. Ben diğer şahısları kast ettim. Yazarken U.G.'nin de sanki H.Ü. ile irtibatı varmış gibi çıkmış. Ben de beyanımı okuyunca fark ettim bugün. Diğer şahıslar İ.F., E.G., M.G., H.İ.G. doğru mu? Evet onların H.Ü'yle ile irtibatı olduğunu biliyorum. Görmüşlüğüm de vardır ama U.G.'nin hiç bir şekilde irtibatını görmedim, bilmiyorum yani. O şekilde yazılmış ama yanlış o. Yine aynı şekilde kopyala yapıştır. Diğer şahısları biliyorum. Onlar evde ev ziyaretinde bulunuyorlardı ama U.G.'nin ev ziyaretinde bulunduğunu ben görmedim, duymadım, bilmiyorum. Yani şu şekilde ifade alınan ortamda bir ismi söylediğiniz zaman hepsini kopyalayıp yapıştırıp sonuna da bu ibareyi eklemişler. Kopyala yapıştırdan belki kaynaklanmış olabilir. Yani ben bilmiyorum. Bilmediğim bir şey hakkında gördüm diye yalan söyleyemem. Görmedim yani. "
Tanık B.B., ifade verdiği döneme ilişkin olarak Malazgirt'te görev yapan hakim ve savcıların biri hariç hepsinin "cemaatçi" olduğunu, bunların "taşra 3" kategorisinin elemanları olduğunu, bunlarla bir çok kez "sohbet" toplantıları düzenlediklerini, bu toplantılarda davacının ve eşinin de bulunduğunu beyan etmiştir.
Daire kararında, B.B.'nin yalan tanıklık suçundan cezalandırıldığı, ceza mahkemesi kararında yer verilen yalan tanıklıkla ilgili değerlendirme de göz önünde bulundurulduğunda somut bilgilerle desteklenmeyen söz konusu tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği belirtilmiş ise de, tanık B.B.'nin yalan tanıklık suçundan bir başka beyanı sebebiyle cezalandırıldığı, cezalandırılmasına ilişkin yalan tanıklığının davacıyla ilgili bu beyanla alakasının bulunmadığı; FETÖ ile iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle yargı mensuplarının meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açtıkları davalar neticesinde Kurulumuzda temyizen incelenen dosyalarda, verdiği beyanlar bağlamında B.B.'nin tanıklığının ilgili kararlara esas alındığının anlaşıldığı ve Kurulumuzca bu kişilerin FETÖ ile iltisakı veya irtibatı bulunduğuna karar verildiği, bu dosyalarda B.B.'nin beyanının sıhhatli bulunduğu; B.B.'nin beyanının tümü incelendiğinde ve yargı mensupları ile ilgili malumatı nazara alındığında, beyanında belirttiği yargı mensuplarının pek çoğunun FETÖ ile iltisakı veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ve dosyaları Kurulumuz incelemesinden de geçen kişiler olduğunun müşahede edildiği, netice olarak tanığın beyanı ile yargı kararlarının sonuçlarının paralellik gösterdiği; bu nedenle tanıklığının sıhhatinde sorun görülmediği; tanığın somut bir şekilde ve görgüsüne dayalı olarak davacının söz konusu yapı tarafından "taşra 3" kategorisinde değerlendirildiğini, bir çok kez düzenlenen "sohbet" toplantılarında davacının bulunduğunu beyan ettiği, bu beyanın muteber ve davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu değerlendirilmiştir.
Gizli tanık ... 04/08/2016 tarihli beyanında, Şereflikoçhisar ilçesinde görev yapan ve aralarında davacının eşinin de bulunduğu bazı hakim ve savcıların, örgütün mütevellileri içerisinde yer alan kuyumcu H.Ü. ile irtibatlı olduklarını bildiğini, bu hakim ve savcıların kendi paralarını hurda altın üzerinden kar etmesi için H.Ü.'ye verdiğini, karşılıklı olarak ev ziyaretinde bulunduklarını ancak ne amaçla buluştuklarını bilmediğini, ayrıca davacının ve eşinin cemaat kermesine katıldığını gördüğünü, davacının eşinin "cemaat dershanelerine gittim, içlerinde bulundum, yaptığı icraatları biliyorum, gerçekten ülkenin kalkınması, öğrencilerin eğitimi için faydalı işler yapıyorlar, bu işin temelinden eğitim alan öğrencileri yurt dışına gönderdiklerini, ailemden uzak kalmak istemediğim için cemaat içerisinden uzaklaştım" dediğini duyduğunu, aynı tanığın davacının ceza yargılamasında alınan beyanında ise, önceki beyanının geçerli olduğunu, davacının bir kere cemaat kermesine katıldığını gördüğünü, yanında çocuğunun olduğunu ve muhtemelen çocuğunu gezdirmek için geldiğini, davacının eşinin kendisine daha önce cemaat içerisinde yer aldığını, dershanelerine gittiğini ancak gidişatlarını beğenmediği için cemaat içerisinden ayrıldığını ve bağlantısının olmadığını söylediğini, davacının eşinin kuyumcu H.Ü.'yle irtibatının olduğu şeklindeki ifadesinin ise tutanağa yanlış geçtiğini, aslında ifadesinde belirttiği diğer şahısları kastettiğini, davacının eşinin H.Ü.'yle hiçbir şekilde irtibatını görmediğini ve bilmediğini belirttiği görülmüştür.
Gizli tanığın davacının ceza yargılamasında verdiği beyanda, önceki beyanının geçerli olduğuna değindiği de nazara alınarak her iki beyanı birlikte değerlendirildiğinde, kendi gözlemlerine ve diğer hususlara ilişkin ayrıntılı beyanının, davacının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyduğu kanaatine varılmaktadır.
Öte yandan, davacının yargı mensubu olan eşinin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açtığı davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin 22/11/2022 tarih ve E:2017/6353, K:2022/8966 sayılı kararı, Kurulumuzun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1256, K:2024/2317 sayılı kararı ile, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle kesin olarak bozulmuştur." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/10/2024 tarih ve E:2023/1247, K:2024/2318 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanları ve eşinin durumu bir arada değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli olduğu sonucuna ulaşılmış, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.









10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim