SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/19552

Karar No

2025/4287

Karar Tarihi

17 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/19552 E. , 2025/4287 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/19552
Karar No : 2025/4287

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 16/09/2019 tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmeksizin 24/09/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının ifade tutanağı incelendiğinde; 1996 yılında lise son sınıfta ve 1997 yılında üniversiteye giriş sınavına hazırlandığı süreçte tam zamanlı olarak FETÖ/PDY terör örgütüne ait dershaneye gittiğini, bu dershanenin Samsun'daki iki başarılı dershaneden biri olduğunu, bu dershanede sınav öncesi yoğunlaştırılmış kurslar düzenlendiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanı örgütle iltisak ve irtibatlı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği; ayrıca yine aynı ifade tutanağında, üniversitenin ilk yılında devlet yurtlarının koşullarının kötü olması ve eve çıkma şansının bulunmaması nedeniyle örgüt evinde kaldığını, bu süreçte sohbetlere katıldığını, ikinci yıl örgüte ait başka bir eve geçtiğini, örgüt tarafından yapması istenilen şeylerle ilgili olarak evin sorumlu abisiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle kavgalı olarak bu evden ayrılarak, arkadaşlarıyla kiraladıkları eve geçtiğini, bu süreçte ve sonrasındaki hayatı boyunca örgütle herhangi bir bağlantı kurmadığını beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle üniversite eğitiminin ilk dönemlerinde örgüt evinde kalırken barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini, örgüt mensuplarıyla örgütsel amaçlarla bir araya gelerek örgütsel faaliyetlerde bulunduğunu, anılan dönemden sonra örgütle temasını devam ettirdiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının üniversite döneminde bir süre FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı evde kaldığına ve sohbetlere katıldığına yönelik beyanı da örgütle iltisak ve irtibatlı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 09/06/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 14/09/2021 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
HTS raporu yönünden, davalı idarece, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 15/03/2017 tarihli rapordan bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu raporun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığının anlaşıldığı, bununla birlikte, Dairelerinin 09/06/2021 tarihli ara kararı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına, davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması kapsamında ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulması üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü'nün Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına 19/08/2021 tarihinde giren 13/08/2021 tarihli cevabi yazısında; TEM Daire Başkanlığınca, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ... sayılı soruşturma kapsamında ülke genelinde il birimlerinden toplanarak oluşturulan sabit hatlar ve büfe vb. yerlerde kurulu kontörlü telefon hatlarının yer aldığı HTS veri havuzundan, davacıya ait analiz çalışmasının yapıldığı ve davacının telefon numaraları olan ..., ... ve ... numaralı GSM hatlarının rapor tarihi itibarıyla HTS veri havuzunda herhangi bir aranma kaydına rastlanılmadığının belirtildiği; bunun yanında, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/10/2018 tarihli İddianamede, "HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 15.03.2017 tarihli raporda; şüphelinin(davacının) kullandığı telefon ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği..." hususnun belirtildiği; Bu durumda, yukarıda belirtilen tüm hususlar dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen söz konusu raporda yer aldığı iddia edilen kayıtların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkındaki beraat kararı içeriğinde yer alan bilgi ve belgeler yönünden; davacı hakkındaki beraat kararı içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Unvanlı görev yönünden, davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bakılan davada, davalı idarece davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 09/06/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 01/12/2021 tarih ve E:2017/7189, K:2021/4224 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
... Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No: ... sayılı dosyasında yer alan 21/07/2016 tarihli sorgulama tutanağından, davacının; "Üniversiteye hazırlık amacı ile 1996 yılında lise son sınıfta olmak üzere, 1997 yılında da tam zamanlı olarak Samsun da Sakarya dershanesine gittim. Bu dershane cemaatin dershanesi olarak biliniyordu. O zaman Samsun da iki tane başanlı dershane vardı. Biri hatırladığım kadarıyla Çözüm biri de Sakarya dershaneleriydi. Sakarya denhanesini tercih etmemin sebebi o zaman şimdiki gibi bu cemaatin illegal bir yapısı yoktu, daha doğrusu ben öyle algılıyordum. Aynca başarılı bir dershaneydi önceden gitmiş arkadaşlarımdan ben bunu görüyordum. Özel bir amacım yoktu. Bu dershanede 1. ve 2. Sınav öncesi birer haftalık yoğunlaştırılmış kurslar düzenleniyordu. Bunun için dershane binasından ayrı bir yurtta dershane öğrencileri toplanılıyor ve bir hafta gece de yatılı kalınarak eetüt yapılıyordu. Burada biz ders çalışıyorken başımızda bulunan hocalara da soracağımız sorular var ise soruyorduk. Bu yurt yine Samsun merkezdeydi. Yurtta kaldığımız süre boyunca namaz saatlerinde grup halinde namazları kılıyorduk. Bu konuda bir baskı uygulanmıyordu. Ancak bir grup psikoloijisi de oluşuyordu. Ben de bazen namaza gitmediğim olmuştur. Ayrıca toplu olarak televizyonlarında yayınlandığı gibi Fetullah GÜLEN'in yapmış olduğu konuşmalar TV'den bize izletiliyordu. Yurtdışında gerçekleştirilen okullar ile ilgili yayınlar da izletiliyordu. Mevcut bu yayınlar doğrultusunda Fetullah GÜLEN'in dini bir lider vasfi sergileniyordu. Daha sonra girdim ve Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandım. Sınav sorularımın önceden temin edilerek bizlere verilmesi gibi bir olay yaşamadık. Tercihleri yaparken dershaneye gidip geliyordum. Dershanede gözetmen olan bir öğretmen ev ve yurtları bulunduğunu istersem buralarda kalabileceğimi söylediler. Ben devlet yurtlarının koşullarının kötü olduğu, o an için eve çıkma şansımında bulunmadağından bu teklifi kabul ettim. Eskişehir Tepebaşı semtinde üniversitenin karşısında bir eve yerleştirildim. Biz Eskişehir'i kazanan öğrenciler bir grup halinde gitmiştik. Bizi götüren bir kişi de vardı ancak hatırlamıyorum. İlk önce bir başka eve gittik oradan bana kalacağım ev belirtildi. Bu eve gittim, bu evin bir sorumlu abisi vardı. Ben bu şahıs ile görüştüm. Ben bu tür evlerde giriş saatleri, sigara içilmemesi, evdeki diğer şahıslar ile toplantılar yapması gibi faaliyetler de bulunulduğunu bildiğim için bu sorumluya benim bu evde misafir olarak kabul etmesini, benden istenilebilecek bu tür faaliyetlere katılmayacağını, bu şartlar altında kalabileceğini en başmda anlattım. Bunu sorun etmeyeceklerini söylediler ve bir yıl bu evde kaldım. Bir sorun da yaşamadım. Benden herhangi bir talepte bulunmadılar. Namaz kılınmasına dikkat ediliyordu. Fefullah GÜLEN'in kitapları vardı zaman zaman onlar okunuyordu. Bende bu sohbetlere katılıyordum. Öğrenciler eve geliyordu ve evin sorumlu abisi okul dersleri anlatıyordu. Ancak ev içerisinde herhangi bir görev almadım. Evin sorumlu abisinin ismi ...'tı ancak soy ismini hatırlamıyorum. Evde 4 kişiydik. Bunlardan sadece birinin isminin ... olduğunu hatırlıyorum. İkinci yıl aynı cemaate ait başka bir eve geçtim. Oranın sorumlu abisinin ismini tam olarak hatırlamıyorum. Bu evde de 4 kişiydik. Burada evin sorumlu abisi ile aramda sorunlar çıktı. Mesala benden kitap okumam isteniyordu, bazı işleri yapmam isteniyordu, ben bu tür zorlamalara gelemediğim için bu evden ayrıldım. İki tane sınıf arkadaşım ve bir tane de bu evlerde kalan bir arkadaşım ile ev kiralayıp oraya geçtik. ... Burası bir öğenci eviydi, cemaat ile bu süreçte herhangi bir bağlantı kurmadık, oradan gelen giden de olmadı. Bu evlerdeki cemaat grubu ile bir daha temas kurmadım. Kavgalı da aynldığımız için bana gösterdikleri ilgili bitirdiler. Sonrasındaki hayatım boyunca da temas kurmadım... 2006 yılı Eylül veya Ekim ayında kura çektim ve Kastamonu Küre ilçesinde C.Savcısı olarak göreve başladım. Daha sonra 2008 yılında Tunceli'ye hakim olarak atandım. Hakimliği kendim talep etmiştim. 2011 yılında da Ünye'ye Hakim olarak atandım. 2012 yılında da Nisan ayı gibi HSYK'ya Müfettiş olarak atandım. Müfettişliği ben talep ettim, daha kariyerli bir pozisyon olduğunu düşündüm. HSYK'da görev yapan Tetkik Hakim arkadaşım vasıtasıyla bir kaç HSYK üyesi ile görüştüm ve bu dileğimi ilettim. Görüştüğüm üyeler A.S.E. ve Z.hanım ile Yargıtay'dan gelen üyelerdi. Üçüncü kişinin ismini hatırlamadım. Dolayısıyla Müfettişliğe atanmamda cemaat gibi bir etkisi yoktur. Böyle bir referansta kullanmadım. 2014 yılında HSYK ile ilgili yasal değişiklik ile Müfettişlik görevim sonlandırıldı. Talebim doğrultusunda Tetkik Hakim olarak atandım. Önce Müfettişlik talebinde bulunduk, o kabul edilmeyince Tetkik Hakimlik talebinde bulunmuştum."
şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden; davacının 03/10/2006 tarihinde kura kararnamesi ile Küre Cumhuriyet savcısı olarak göreve başladığı, 10/10/2008 tarihinde Tunceli'ye hakim olarak atandığı, sonrasında Ünye'de hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulu'nda etkin olduğu dönemde 28/03/2012 tarihinde Hakimler ve Savcılar Kurulu'na müfettiş olarak atandığı, yargıda FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra ise 06/03/2014 tarihinde Kurul Müfettişliği görevinden alınarak Yargıtay Başkanlığına tetkik hakimi olarak atamasının yapıldığı görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de; FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla stratejik gördükleri kimi görevlere getirilmesinin hedeflendiği ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının unvanlı ve stratejik gördükleri görevlere getirilmesinin sağlandığı dikkate alındığında, davacının lise döneminde iki yıl örgüte müzahir dershaneye gittiğine, yurtlarında yatılı kaldığına, bu süreçte kendisine FETÖ/PDY terör örgütü propagandası içerir yayınların izlettirildiğine, sonrasında üniversiteyi kazandığında da örgüt evlerinde kaldığına, örgüt sohbetlerine gittiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen sorgulama tutanağındaki ifadesinde yer alan hususlar ile FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulu'nda etkin olduğu dönemde Kurul Müfettişi olarak görevlendirilmesi hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin kabulü yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. " yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/09/2024 tarih ve E:2023/426, K:2024/1680 sayılı bozma kararında; FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla stratejik gördükleri kimi görevlere getirilmesinin hedeflendiği ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK'da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının unvanlı ve stratejik gördükleri görevlere getirilmesinin sağlandığı dikkate alındığında, davacının lise döneminde iki yıl örgüte müzahir dershaneye gittiğine, yurtlarında yatılı kaldığına, bu süreçte kendisine FETÖ/PDY terör örgütü propagandası içerir yayınların izlettirildiğine, sonrasında üniversiteyi kazandığında da örgüt evlerinde kaldığına, örgüt sohbetlerine gittiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen sorgulama tutanağındaki ifadesinde yer alan hususlar ile FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulu'nda etkin olduğu dönemde Kurul Müfettişi olarak görevlendirilmesi hususlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim