SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18771

Karar No

2025/1700

Karar Tarihi

18 Şubat 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18771 E. , 2025/1700 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18771
Karar No : 2025/1700

DAVACI : ...

DAVALI : ... / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan tesis edildiği, usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'da, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde, 2802 ve 6087 sayılı Kanunlarda teminat alınan çok sayıda temel hakkının ihlal edildiği, tarafına isnat edilen suçun ve suçla irtibatının ne olduğunun bildirilmediği, ne ile suçlandığını bilmediği, hangi fiil ve davranışlarının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik, irtibat veya iltisak olarak değerlendirildiğinin dava konusu kararlarda belirtilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, FETÖ/PDY dahil herhangi bir terör örgüt ile üyelik, iltisak veya irtibat şeklinde bir ilişkisinin bulunmadığı, olağanüstü hal süresince olağanüstü halin gerekli kıldığı konularla sınırlı olacak şekilde kanun hükmünde kararname çıkarılabileceği, buna karşılık 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen düzenlemelerin; olağanüstü halin gereklerini aşar nitelikte olduğu, süre yönünden herhangi bir belirleme içermediği, etkileri olağanüstü hal sona erdikten sonra da devam edecek şekilde geçici olmayan düzenlemeler içerdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeliği veya iltisakı yahut bununla irtibatının bulunup bulunmadığına yargı organlarınca karar verilmesi gerekirken Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından bu şekilde belirleme yapılmasının yetki gasbı niteliğinde olduğu, hakkında örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde hiçbir somut bilgi, belge ve gerekçeye yer verilmediği, isnadın açık, net ve ayrıntılı şekilde bildirilmediği, dava konusu kararlar ile adil yargılanma hakkının, savunma hakkının, özel hayatın gizliliği ve özel hayata saygı hakkının, bilgilendirilme hakkının, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkelerinin, hukuki güvenlik ilkesinin, silahların eşitliği ilkesinin, orantılılık ve ölçülülük ilkelerinin, çekişmeli yargılama ilkesinin, masumiyet karinesinin, hakimlik teminatının ve azil yasağının ihlal edildiği, dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm mali haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali ile bu işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının kabulü yolunda verilen 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun davacı tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, K.Y. isimli şahsın beyanlarının, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, M.Y. isimli şahsın beyanlarının ise, davacının örgüte ait çalışma evlerine gittiğini şüpheye yer bırakmayacak nitelikte kesin ve somut verilere dayalı olarak ortaya koymaya yeterli bir delil niteliğinde olmadığı, dava dosyasında davacının örgüte ait çalışma evlerine gittiğine ilişkin somut bir tespit, başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belge de bulunmaması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kendi beyanları yönünden, davacının şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede; 1999 yılında üniversiteye hazırlık amacıyla örgüte müzahir dershaneye gittiği ve 2000-2004 yılları arasındaki üniversite döneminde bir yıl örgüte müzahir öğrenci yurdunda kaldığı sabit olmakla birlikte, örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, öte yandan, üniversite eğitimi döneminde bir yıl örgüte müzahir yurtta kalırken barınma saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, üniversite döneminde örgüte ait yurtta kalmış olmasının davacının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve kamu davası açılmış olması yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitlerin ve kamu davası açılmış olmasının, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Davacının üst aramasında bulunan 1 (USD) Dolar yönünden, davacının, 19/07/2016 tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna getirildiği sırada üst araması esnasında tutulan ... tarihli Tutanakta; ... ve ... seri numaralı iki adet 1 Amerikan Doları banknotun bulunduğunun tespit edildiği, ancak davacının üst araması sırasında 1 Dolar bulunması hususunun davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 05/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarılmasına karar verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 23/12/2021 tarih ve E:2016/58245, K:2021/4733 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan K.Y.'ye ait ... sayılı soruşturma kapsamında Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında: "...Cezaevinde kaldığım bu 3 aylık süre içerisinde aynı koğuşlarda kaldığım savcı A.K., savcı ..., hakim İ.D., savcı M.D., hakim A.B., hakim A.E., hakim A.T.M., hakim B.A., savcı E.K., hakim C.C.A., hakim H.M., hakim H.K., hakim H.B., hakim İ.Ç., hakim K.U., savcı M.A., ....., savcı B.K., hal ve hareketleri, davranışları, konuşmaları, fısıldaşmalarından, Konya Adliyesinde çalıştığım dönemdeki tavırlarından, önceki çalıştığım görev yerlerimden, başsavcı olmamdan dolayı cemaat yapısına mensup olduklarını biliyorum. ..."
Aynı tanığın davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından SEGBİS vasıtasıyla ifadesi alınan ifadesinde, anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı gerekçeli kararında yer verilen ifadesinde:" .....Sanığı (davacıyı) Fetö tutuklusu olarak Akşehir ceza evinde yaklaşık 60 günlük süre ile tutuklu kaldığım sürede tanıdım. Sanık (davacı) ile aynı koğuşta kaldık. Sanığın (davacının) koğuştaki hareket biçimi ve fiilleri ile beraber koğuşta zaman geçirdiği kişilerde bu yapıya bağlılığı yönünde bende kanaat oluşmuştu. Tutuklu kaldığımız dönem öncesinde sanığı (davacıyı) tanımam, bilmem. Cezaevinde iken sanık (davacı) ile tanıştık. Öncesini bilmiyorum. Benim olayla ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
\- Astsubay olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Y.'ye ait Ağrı İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 13/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağında: "...1995 yılında Ortaokul 2. Sınıfa gittiğim dönemlerde A.P. isimli arkadaşım bana 'Bizim ders çalışmaya gittiğimiz evler var. Sende gelir misin' dedi. Bende
ders çalışmak maksadı ile bu eve gittim. Daha önceden bu evin cemaat evi olduğunu bilmiyordum.
Zaten yaşımın küçük olması hasebi ile bu konuları idrak edecek kapasitede ve bilgisinde değildim.
A.P. isimli arkadaşım ile bu eve ders çalışmak için gitmeyi kabul ettim. Beraber bu
eve gittik. Bu eve gittiğimizde yine benimle aynı sınıfta okuyan Y.E.Y., S.P. ve ... isimli şahsılarda vardı. Bu evde ders çalışıp bol bol
soru çözerdik. Aynı zamanda dini konular ile ilgili konuşulur ve namaz kılınırdı. Bu evde bizden
A. isimli ABİ sorumlu idi. Bu evde bütün sınavlara yönelik hazırlık yapardık. Bize
hangi meslekle çalışmak istediğimiz ile ilgili bir telkinde bulunulmadı. Bütün sınavlara girdik. ........ isimli şahsın KARADENİZLİ olduğunu hatırlıyorum. Bu şahıs benimle eve ders çalışmaya
gelen şahıslardandır. Bu daha sonradan SAVCI olduğunu duydum..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacı, hakkında Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında: "...1.Soru: İlk, orta ve lise öğretimi hangi ilde ve hangi okullarda okudunuz? Cevap: İlkokulu Sürmene'de, Orta Okul ve Liseyi Sakarya İlinde okudum, 2.Soru: İlk, orta ve lise eğitimi sırasında FETÖ terör örgütüne ait yurtlarda, dershanelerde, örgüte ait evlerde kaldınız mı? Kaldı iseniz yurt ve dershane isimlerinin ne olduğu, örgüte ait evinin adresinin neresi olduğu? Cevap: İlk ve orta ve Lise de kalmadım. Öyle bir okula gitmedim. Lise de bir dönem önce Fem Dersane isimli dersaneye gittim. Eve gitmedim. 3.Soru: Üniversite sınavına hangi yıl girdiniz, bu sınava girerken sınavda çıkabilecek sorulara ilişkin bilgi verildi mi, verildiyse kimler tarafından ne şekilde bilgi verildiği? Cevap: Üniversite sınavına Sakarya da girdim. 1999 yılı depreminden sonra 2000 yılında girdim. 4.Soru: Hangi üniversitede hangi yıllar arasında okudunuz? Üniversitede okurken FETÖ terör örgütüne ait yurtlarda, dershanelerde, örgüte ait evlerde kaldınız mı? Kaldı iseniz yurt ve dershane isimlerinin ne olduğu, örgüte ait evin adresinin neresi olduğu? Cevap: Üniversiteyi 2000-2004 yılları arasında Marmara Üniversitesinde okudum. Okurken bir sene Üsküdar İlçesi Atıf Bey yurdunda kaldım. 5.Soru: FETÖ terör örgütüne ait yurtlarda, dershanelerde ve evlerde kaldı iseniz imam tabir edilen sorumlusu kimlerdir? Cevap: Öyle birşey yok. Yurtta belletmen vardı. Ancak ismini hatırlamıyorum. 6.Soru: Üniversite eğitimi gördüğünüz ildeki FETÖ terör örgütünün o tarihlerdeki hiyerarşik yapısı hakkında bilgi veriniz, .....Örgütün yapılanması hakkında bilgi sahibi misiniz? Cevap: Öyle bir örgütten haberdar olmadığımız için bilgimiz yok. Okulun önünde kayıt sırasında broşür dağıtılıyordu yurdu da o şekilde öğrenmiştim. ..." ifadelerine yer vermiştir.
Ayrıca, davacının 19/07/2016 tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna getirildiği sırada üst araması esnasında tutulan 24/07/2016 tarihli Tutanakta; FETÖ/PDY terör örgütü tarafından bereket ve işlerin yolunda gitmesi amacıyla örgüt üyelerine dağıtılan 2 adet, birisi ... ve diğeri ... serisi olmak üzere 1 Dolar (Amerikan Doları) ele geçirildiği görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. ...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3700, K:2024/1372 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadeleri, davacının kendi beyanı, davacının üst araması esnasında üzerinde 1 Dolar (Amerikan Doları) ele geçirildiği hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talepli DAVANIN REDDİNE,
2\. Adli yardım istemi kabul edildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim