SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18769

Karar No

2025/198

Karar Tarihi

3 Şubat 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18769 E. , 2025/198 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18769
Karar No : 2025/198

DAVACI : ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI : Disiplin cezasına konu fiillerinin yargısal kararlar olduğu, söz konusu kararların yargısal içtihatlara uygun olarak verildiği, kimseden emir ve talimat alarak karar vermediği, herhangi bir yapı veya oluşumla bağlantısının bulunmadığı, dava konusu işlemle Anayasa'da güvence altına alınmış bulunan hakimlik ve savcılık teminatının ihlal edildiği belirtilerek, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller işlediği sübuta erdiğinden, davacının, eylemlerine uyan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlemin davacının verdiği yargısal kararlara ilişkin olmayıp bu kararların plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olarak verdiği gerekçesiyle tesis edildiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2020/1898, K:2023/777 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/1135 sayılı kararına uyularak, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 13/02/2023 tarih ve E:2020/1898, K:2023/777 sayılı kararıyla; Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/1135 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Dairemizin dava konusu işlemlerin iptali, davacının bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden ise karar verilmesine yer olmadığı yolundaki 13/02/2023 tarih ve E:2020/1898, K:2023/777 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2024 tarih ve E:2024/42, K:2024/1135 sayılı kararıyla bozulması üzerine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca bozma kararına uyularak gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacının ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle açılan soruşturmada,
"... İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... esas sayılı karar ile; dava konusu işlemin, İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı müşterek kararnamesi ile İçişleri Bakanlığında Hukuk Müşaviri olarak görev yapan davacı M.U.'nun Afyonkarahisar Vali Yardımcılığına atanmasına ilişkin bulunmasına ve bu halde Bakanlar Kurulunca tesis edilen bir işlem olmamasına karşın,
"...Olayda, dava konusu işlemin içeriği irdelendiğinde; parlamenter rejimlerde bakanlar kurulunun kurulması ve görevde kalabilmesi, programlarının meclis çoğunluğunun destek vermesine bağlı olduğuna göre, 07/06/2015 tarihinde gerçekleşen genel seçimler sonrasında güvenoyu almaksızın göreve devam eden bakanlar kurulunun, önem ve özelliği nedeniyle hemen karara bağlanması gereken, geciktirilmesi kamu zararına yol açacak olan veya belli bir sürede yapılmasında yasal zorunluluk bulunan işler dışında, kurulacak yeni bakanlar kurulunun programı uygulamasını zorlaştırıcı veya büsbütün engelleyici köklü kararlar almaktan ve geleceğe dönük yükümlülükler yaratmaktan kaçınması; yeni hükümetin kurulup göreve başlamasına kadar geçen sürede ancak günlük-gündelik işleri, her zamanki işleri yapması ve yürütmesi gerekir..."
Şeklindeki gerekçe ile idarenin dava konusu olan tasarrufunun Bakanlar Kurulu kararına değil, kanun gereği güvenoyuna ihtiyaç duymayan Cumhurbaşkanın da aralarında bulunduğu üçlü kararnameye dayandığı, kaldi ki Bakanlar Kurulu kararı olması halinde ise, 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesinin (a) bendi gereği Bakanlar Kurulu kararlarına karşı açılacak davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ın görevli olduğu hususları da göz ardı edilerek, dava konusuyla ilgisi olmamasına, anılan hüküm gereği idare Mahkemesinin görev alanı dahilinde bulunmamasına ve bu konuda Mahkeme Başkanı K.Y.'nin de muhalefetine rağmen, Bakanlar Kurulunun yetki alanlarını irdeleyen hatta sınırlayan nitelikte ifadeler kullanmak ve bu hususları karara gerekçe yapmak suretiyle yargısal yetki alanlarını aşarak idarenin işleminin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdikleri,
İçişleri Bakanlığının itirazı üzerine ise, ... Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... Y.D itiraz sayılı kararı ile "İçişleri Bakanlığının davaya konu olan müşterek kararnamesinin davacı M.U.'ya ait kısmında kullanılan takdir yetkisinde kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, dolayısıyla yürütmenin durdurulması için 2577 sayılı Yasanın 27/2. maddesinde öngörülen şartlar gerçekleşmemiş olduğundan yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmakla Afyon İdare Mahkemesinin ... tarih ve ... Esas sayılı yürütmenin durdurulması isteminin kabulune ilişkin kararın kaldırılmasına, yürütmenin durdurulması isteminin oybirligi ile reddine" karar verildiği,
Bu arada, söz konusu karar ile ilgili olarak çeşitli yazılı basın organlarında, anılan kararı veren hâkimlerin, karar tarihi itibariyle de Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak tanımlanan ve birçok il Cumhuriyet Başsavcılıklarınca hakkında soruşturma başlatılan yapıya yakın oldukları ve bahsi geçen kararı mevcut hükümetin işleyişini engellemek/zorlaştırmak maksadıyla verdikleri yönünde haberler yapılmış olmasının yanında, her iki hâkimin de 15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih, ... sayılı ve 17 tutanak numaralı kararı ile, "667 sayılı KHK'nin 3'üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3'üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına" şeklindeki gerekçeyle ihraç edilmiş olmaları, yine aynı şekilde anılan karara konu davanın davacısı olan ve dava tarihi itibariyle Afyonkarahisar Vali Yardımcılığı görevini yürüten M.U.'nun da 15 Temmuz darbe girişiminin sonrasında 01.09.2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edilmiş olması dikkate alındığında, hâkimler R.Ö. ile Ahmet DURMUŞ'un (davacının), hukuka aykırı olduğu değerlendirilen söz konusu kararı FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olmaları nedeniyle örgütün talimatları ve menfaatleri doğrultusunda verdikleri,.." gerekçesiyle mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte eylemlerde bulundukları ve davacının belirtilen fiillerinin sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Anılan raporu değerlendiren Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "...davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği; demokratik anayasal düzene, bireylerin temel hak ve hürriyetlerine ve milli güvenliğe yönelik en ağır saldırılardan biri olan 15 Temmuz darbe girişimi ile birlikte karanlık ve tehlikeli yüzünü açıkça gösteren bu yapılanmanın; Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı başlatmış olduğu gizli savaşın kamuoyunda MİT krizi olarak adlandırılan olay ile başladığı, bunu 17-25 Aralık operasyonları ve devamında MİT tırlarının durdurulması operasyonlarının izlediği, darbe sürecinden önce, 7 Haziran 2015 genel seçimlerinin sonrasında hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olabilecek milletvekili sayısına ulaşamaması üzerine seçim hükümeti kurulduğu ve bu süreçte, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket eden yazılı ve görsel basın organlarında sistematik bir şekilde 7 Haziran 2015 tarihinden sonra kurulan seçim hükümetinin meşru olmadığı, güvenoyu almadığı için yaptığı işlemlerin ve tasarrufların geçerliliğinin bulunmadığı yönünde ısrarlı ve maksatlı haberler yapıldığı, ilgililerin bu haber içeriklerine paralel olarak daha sonrasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu gerekçesi ile meslekten ihraç edilen Afyonkarahisar Eski Vali Yardımcısı M.U.'nun lehine, yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak, dava konusu işlemin İçişleri Bakanlığı'nın müşterek kararnamesi olmasına rağmen Bakanlar Kurulu'nun yetki alanlarını kararlarında tartışarak, dava konusu idari işlemin hangi nedenle yeni kurulacak Bakanlar Kurulunun programını zorlaştıracağını da kararlarında izah etmeyerek, açıkça hukuka aykırı olarak yürütmeyi durdurma kararı verdikleri, eylemin kesinlikle yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu anlaşılmakla..." denilmek suretiyle, davacının, sabit görülen söz konusu eylemlerinin, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, söz konusu disiplin cezasına karşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebi aynı Dairenin ... tarih ve K:... sayılı kararıyla; bu karara karşı yaptığı itiraz başvurusu ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmiş, davacı hakkında verilen meslekten çıkarma kararının kesinleşmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinin 1. fıkrasında, " Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmüne, son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Olayda, İçişleri Bakanlığında Hukuk Müşaviri olarak görev yapan ve 01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan M.U. tarafından, İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı müşterek kararnamesi ile Afyonkarahisar Vali Yardımcılığına atanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açtığı davada, o dönemde ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacı ve R.Ö.'nün 07/06/2015 tarihinde gerçekleşen genel seçimler sonrasında güvenoyu almaksızın göreve devam eden bakanlar kurulunun önem ve özelliği nedeniyle hemen karara bağlanması gereken, geciktirilmesi kamu zararına yol açacak olan veya belli bir sürede yapılması zorunluluk bulunan işler dışında, kurulacak yeni bakanlar kurulunun programını uygulamasını zorlaştırıcı veya büsbütün engelleyici köklü kararlar almaktan ve geleceğe dönük yükümlülükler yaratmaktan kaçınması; yeni hükümetin kurulup göreve başlamasına kadar geçen sürede ancak günlük gündelik işleri yapması gerektiği gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdikleri anlaşılmaktadır.
Soruşturmaya konu yürütmenin durdurulması kararında azlık oyu bulunan ... İdare Mahkemesi Başkanı K.Y.'nin HSYK müfettişi tarafından 10/09/2015 tarihinde tanık olarak alınan ifadesinde; "Dosyanın hakimi R.Ö. tarafından davanın konusunun "İçişleri Bakanlığı'nda Hukuk Müşaviri olarak görev yapan davacı tarafından, bu görevinden alınarak Afyonkarahisar Vali Yardımcılığına atanması" olarak ifade edildiğini, "hükümetin güven oyu almamış olması nedeniyle bu tip tasarruflarda bulunamayacağını bu hususta emsal Danıştay kararı olduğunu" belirttiğini ve hemen o aşamada R.Ö'in "yürütmenin durdurulması isteminin kabulünü düşündüğünü" belirttiğini, Hakim ...'un konuya ilişkin herhangi bir sorusu olmadan "evet bende yürütmenin durdurulması isteminin kabulü kararına katılıyorum" dediğini, bunun üzerine arkadaşlara hitaben "İdarenin atama yapma hususunda yetkisi olduğunu ve tartışılmasını doğru bulmadığını, Bakanlar Kurulunun güven oyu alıp almamasını tartışmanın yerinde olmadığını, kaldı ki ortada bir seçim hükümetinin de olmadığını, dava konusu atamanın mevzuatta öngörülen koşullar bakımından değerlendirilmesi gerektiğini" söylediğini, bunun üzerine heyette havanın gerildiğini ve sonrasında tartışmak istemez bir halde Hakim R.Ö.'nün "ben yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiğini düşünüyorum" dediğini ve Hakim ...'un da "yürütmenin durdurulması isteminin kabulü kararına katıldığını" tekraren söylediğini, bunun üzerine dosyada kanaatleri açık şekilde belli olan Hakimlerle tartışmaya devam etmenin bir faydası olmayacağını anladığından "atamanın hukuka uygun olduğu görüşüyle muhalif kalmayı düşündüğünü belirttiğini ve dosya hakkında başkaca bir şeyin konuşulmadığını" beyan ettiği görülmektedir.
İçişleri Bakanlığının anılan yürütmenin durdurulması kararına itirazı üzerine; ... Bölge İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve YD İtiraz No:... sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın kaldırıldığı, kararda; "Herne kadar ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:... sayılı kararında; " parlamenter rejimlerde bakanlar kurulunun kurulması ve görevde kalabilmesi, programlarının meclis çoğunluğunun destek vermesine bağlı olduğuna göre, 07/06/2015 tarihinde gerçekleşen genel seçimler sonrasında güvenoyu almaksızın göreve devam eden bakanlar kurulunun, önem ve özelliği nedeniyle hemen karara bağlanması gereken, geciktirilmesi kamu zararına yol açacak olan veya belli bir sürede yapılmasında yasal zorunluluk bulunan işler dışında, kurulacak yeni bakanlar kurulunun programını uygulamasını zorlaştırıcı veya büsbütün engelleyici köklü kararlar almaktan ve geleceğe dönük yükümlülükler yaratmaktan kaçınması; yeni hükümetin kurulup göreve başlamasına kadar geçen sürede ancak günlük-gündelik işleri, her zamanki işleri yapması ve yürütmesi gerektiği" belirtilmiş ise de; kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi gereği kamu hizmetinin ve işleyişinin kesintisiz ve aksamadan sunulmasının esas olduğu, dava konusu atama işlemine ait müşterek kararnamenin de bu amaca matuf yukarıda yazılı yönetmelik hükümleri gereğince tesis edilmiş planlı ve her yılın yaz döneminde yapılan rutin bir idari işlem mahiyetinde olduğu, dolayısıyla mülki idare mesleğinin kamu personel sisteminde kariyer mesleği olması hasebiyle, hükümet değişiklikleri veya parlementer rejimde Bakanlar Kurulunun oluşumuna ilişkin anayasal zorunlulukların kamu personelinin ataması, disiplin ve mali hakların tanzimi gibi konularla bağlantısının kurulmaması gerektiği açık olup, kamu personelinin atanması konusunda idarenin yetkisinin bulunmadığını iddia etmenin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından mahkeme kararının usule ilişkin bu gerekçesi yerinde görülmemiştir." gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.
Netice itibarıyla, davacının, 07/06/2015 tarihinde yapılan genel seçimlerin ardından, hiçbir siyasi partinin tek başına iktidar olabilecek milletvekili sayısına ulaşamadığı, bu nedenle seçim hükümetinin kurulduğu ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket eden basın organlarında kurulan seçim hükümetinin güvenoyu almadığı için yaptığı işlemlerinin geçerliliğinin bulunmadığı yönünde haberler yapıldığı süreçte, güvenoyuna ihtiyaç duymayan Cumhurbaşkanının da imzasını taşıyan İçişleri Bakanlığının müşterek kararnamesi dava konusu olmasına rağmen, dava konusu olmayan Bakanlar Kurulunun yetki alanını kararlarında tartışarak yargının itibarını zedeleyen eylemlerde bulunduğu, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile davacının anılan hususları bilmemesinin söz konusu olamayacağı, yargılamada karar gerekçesinde yer alan yorum ve değerlendirmelerin yargısal takdire ilişkin olmadığı, yargıya duyulan güven ve saygınlığı zedeleyerek, planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu tespit edilen eylemi nedeniyle davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.
Öte yandan, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 20/12/2022 tarih ve E:2017/5858, K:2022/7404 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, anılan karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/05/2023 tarih ve E:2023/880, K:2024/1134 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1\. Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan toplam ... TL temyiz başvuru ve karar harcının ve temyiz aşamasında kullanılan ve aşağıda gösterilen toplam ...-TL posta giderinin davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...-TL'nin de davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davalı idareye iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/02/2025 tarihinde, oybirliğiyle, karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim