SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18768

Karar No

2025/4939

Karar Tarihi

30 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18768 E. , 2025/4939 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18768
Karar No : 2025/4939

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olarak tesis edildiği, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun dava konusu işlemi tesis etme yetkisi bulunmadığı, KHK ile yargısal faaliyetlerin düzenlenemeyeceği, suç ve ceza ihdas edilemeyeceği bu nedenle dava konusu kararın şekil unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, savunma hakkı tanınmadan, işlemin gerekçesi ortaya konulmadan, somut delil, bilgi ve ispat bulunmaksızın karar verildiği ileri sürülerek meslekten çıkarma kararının hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659 ; K:2024/1449 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararın ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 12/09/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı ve unvanlı görev yönünden, davacının Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğine FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
HTS kaydı yönünden, davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen birkısım kişilerle ve Turgut Özal Üniversitesi ile bir adet telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan rapor ile Dairelerinin ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 21/01/2022 tarihli cevap birlikte değerlendirildiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının tek bir tarihte ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, 30/12/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan, davacının cep telefonunda kakaotalk uygulamasının görüldüğü yönündeki tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Basılı materyaller yönünden, davacının evinin aranmasında örgüte müzahir yayın organına ait yayınların ele geçirildiği yönündeki tespitin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince verilen 03/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, 03/12/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulması üzerine davalı idarece verilen 18/02/2022 tarihli cevapta; davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 03/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/2322, K:2022/1716 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında;"...ben Elmadağ Hakimi iken ve birinci sınıf hakim olduğum halde şuanki Teftiş Kurulu Başkanımız S.Y.'nin refere etmesi ve davet etmesi ile 2010 Anayasa değişikliği sonrasında yeni oluşturulan HSYK'nın Teftiş Kurulunun 2011 yılında ilk atadığı 9 müfettişten biriyim, dediğim gibi biz teftişe geldiğimizde benim dönem arkadaşlarım baş müfettiş olmuştu. Ben isteyerekte gelmedim daha önceden tanımadığım ancak benim hakkımda olumlu kanaat bildiren S. beyi kırmamak adına Ankara'da evimde olduğundan kabul etmiştim. Ben o dönemdeki teftişte bizi genel kurul kararı ile atayan üyelerin hiçbirisini tanımıyorum. Sadece Daire Başkanlarını önceden Bakanlık Bürokratı olmaları nedeniyle tanıyordum. Teftişten ayrılmamız da ilk oluşum da ki HSYK döneminde alındığımız için belki olacak bizim Teftiş içerisinde başkanlıkça hakkımızda olumsuz yönde hiçbir rapor olmadığı gibi sicilimiz çok iyi olduğu halde bizim ile beraber atanan müfettişlerin tamamının görevine son verildi. Daha doğrusu şunu belirtmek isterim 2014 Şubat ayında HSYK Kanun değişikliği ile HSYK'da ki tüm Tetkik Hakimleri ve müfettişlerin görevlerine son verilmişti. Ben görevine son verildiği halde tekrar genel kurul tarafından atanan 57 müfettiş içerisinde idim. 76 kişi yeniden atanmadı. Bu 57 müfettişi genel kurula mevcutlar içerisinden teklif eden de şimdiki teftiş kurulu başkanımız ve şimdiki HSYK genel sekreteryasıdır. Görevimize 2014 yılında seçilen HSYK bizimle çalışmak istemediğini belirterek son verdi ben genel kuruldan yeniden inceleme talep ettim. Oy çokluğu ile talebim reddedildi. Benim hakkımda itirazımın kabulü yönünde oy kullanan daha doğrusu karara muhalif kalan üyeler ilk görevimin sona erdirilmesinde de muhalif kaldıklarını bana genel kurul kararının Haziran ayında Kırıkkale Adliyesindeki görevimde tebliğ edildiğinde 04/09/2015 tarihinde öğrendim. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... karar numaralı kararının ve tebliğ evraklarının çalışma odanızın aranmasında dikkat çekmesi üzerine el konulduğu, söz konusu kararda HSYK üyeleri Y.A., Ş,I., M.K.Ö., A.B., M.Ş.'nin sizin talebiniz doğrultusunda karar verilmesi yönünde oy kullanılarak çoğunluk oyuna muhalif kaldıklarının görüldüğü 15/07/2016 tarihinde yapılmaya çalışılan darbe girişimi gerekçesi ile HSYK Genel Kurulunca söz konusu bu üyelerin üyeliklerinin düşürüldüğünün bilgisine ulaşıldığı, söz konusu bu HSYK üyeleri ile ilişkiniz ne çerçevededir.Ben hiç birisini tanımam zira ben Mart 2014'de Yasa ile görevimize son verilirken de 13 oy ile atanmıştım. Bana muhalif kalanları da tanımam kurulun taktiridir. 2014 yılında seçilen ve hali hazırda görevde bulunan kurulda bu bahsi geçen benim itirazıma muhalefet şerhi koyan üyeleri şahsen tanımam herhangi bir maddi veya manevi bir bağım yoktur. Ben onlar seçildikten yaklaşık 1 ay sonra Teftiş Kurulundan ilişiğimi kestim ayrıldım... " ifadelerine yer verilmiştir.
Kurulumuzun 26/02/2024 tarihli ara kararıyla davalı idareden, davacının müfettiş olarak görev yaptığı süre boyunca, teftişlerde verdiği tüm sicil notlarının, not verilenlerden FETÖ ile iltisak ve irtibatı nedeniyle hakkında işlem yapılanlar bakımından açıklayıcı bilgilere yer verilmek suretiyle tablo halinde dava dosyasına sunulması istenilmiş, 24/05/2024 tarihli ara kararı cevabı ekinde yer alan ve davacının müfettişlik görevi boyunca düzenlediği Performans Değerlendirme ve Geliştirme Formlarına (PDGF) ilişkin tablonun incelenmesinden; tabloda 152 PDGF notu yer aldığı, bunlardan en yüksek notlar olan 92 ve 88 (beklenenin üstünde) notlarının verildiği hakimlerin 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, bu kararlara karşı açılan davalarda Danıştay Beşinci Dairesi tarafından davanın reddine karar verildiği ve Kurulumuz tarafından da onanarak kesinleştiği, PDGF notu verilenlerden FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen 11 kişiye verilen notların 75 ile 92 arasında olduğu, bu kişilere 70'in altında not verilmediği görülmüştür.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ... tarih ve Soruşturma N:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda; "şüpheli (davacı) hakkında HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 21/02/2017 tarihli raporda; şüphelinin kullandığı telefon ile; haklarında FETÖ kapsamında soruşturma yürütülen gerçek bir kısım kişilerle görüşmesinin bulunduğunun belirtildiği ancak bu kişilerin genellikle yargı mensubu olduğu ve örgütün üst düzey yöneticisi olduklarına dair de bir tespite yer verilmediği ve örgüt ile iltisaklı olan kurumlardan Turgut Özal Üniversitesi ile 1 defa, yabancı uyruklu şahıslar ile değişik tarihlerde 3 defa mesaj aldığının, 3 defa aradığının ve 1 defa arandığına ilişkin görüşmelerinin bulunduğunun belirtildiği" anlaşılmıştır.
Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 30/12/2018 tarihli Bilirkişi Raporunda; davacının ... marka android cep telefonunda "kakao.talk uygulaması görüldüğünün" belirtilmiş, raporun devamında ise, "yukarıda ufed programı kullanılarak export edilmiş ve incelenmiş dosyalarda FETÖ/PDY örgütü ile alakalı herhangi bir veri tespit edilememiştir." ifadesine yer verilmiştir.
Davacının ceza soruşturması kapsamında yapılan ev araması neticesinde düzenlenen 22/07/2016 tarihli ev arama ve el koyma tutanağında; yapılan aramada FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen Işık yayınlarına ait "İslamda Zaman Tanzimi" ve "Anneciğim bana Allah'ı anlatır mısın" isimli kitaplar olduğunun görüldüğü ve el konulduğu tutanak altına alınmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve davalı İdarenin 26/08/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan Rapor incelendiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan ... no'lu GSM hattının Ankara İl Merkezindeki ... numaralı ankesörlü telefondan 02/06/2014 tarihinde saat 15:10:33 ve 15:10:34'de (2) kez arandığı ve (0) saniye görüşme yapıldığı, davacıdan hemen önce ve hemen sonra yapılan aramalara ilişkin kayıt bulunmadığı belirtilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde 2011 yılında Kurul müfettişliğine atandığı, HSK'da FETÖ/PDY etkisinin kırılmasından sonra ise müfettişlik görevinden alınarak Kırıkkale hakimliğine atandığına, söz konusu karara muhalif kalan üyelerin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlı olması nedeniyle üyeliklerinin düşürülmesi ile davacının da bu hususları teyit eder şeklindeki beyanı ile yukarıda belirtilen diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2024 tarih ve E:2022/2659, K:2024/1449 sayılı bozma kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde 2011 yılında Kurul müfettişliğine atandığı, HSK'da FETÖ/PDY etkisinin kırılmasından sonra ise müfettişlik görevinden alınarak Kırıkkale hakimliğine atandığına, söz konusu karara muhalif kalan üyelerin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlı olması nedeniyle üyeliklerinin düşürülmesi ile davacının da bu hususları teyit eder şeklindeki beyanı ile yukarıda belirtilen diğer hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere 30/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim