SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18767

Karar No

2025/2442

Karar Tarihi

25 Şubat 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18767 E. , 2025/2442 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18767
Karar No : 2025/2442

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ...Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın gerekçesinde kendisiyle ilgili hiç bir eylemden bahsedilmediği, somut gerekçe ve delillere yer verilmediği, idari soruşturma açılmadığı, savunmasının alınmadığı, kişiselleştirme yapılmadığı, genel hukuk kurallarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Anayasaya ve Hakimler ve Savcılar Kanununa aykırı olarak dava konusu kararın tesis edildiği, dava konusu karara dayanak alınan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin temel hak ve özgürlükleri bütünüyle kısıtlar mahiyette olması nedeniyle Anayasa'ya aykırı olduğu, Anayasa'ya aykırı olan bu Kanun Hükmünde Kararname hükmüne dayanılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararla ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş ve anılan karar 14/05/2019 tarihinde kesinleşmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanları yönünden, ailesinin zorlamasıyla ve eğitim saikiyle örgüte müzahir dershaneye gittiğini beyan eden davacının, örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, ifadelerine yer verilen F.Ş. ve M.K. isimli tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 08/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 24/01/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki ihbar bilgileri yönünden, M.B. isimli şahsın Emniyet Genel Müdürlüğüne göndermiş olduğu elektronik posta ihbarında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına bulunduğu, ancak söz konusu ihbarla ilgili olarak davacı hakkında herhangi bir işlem yapıldığına ilişkin olarak dava dosyasına bilgi ve belge sunulmadığının görüldüğü, davacı hakkındaki ihbarların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından, davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 20/02/2017 tarihli raporda davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mülkiye yapılanması içerisinde faaliyet gösteren A.T. ile birlikte, hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütülen birçok şahısla iletişim içerisinde olduğunun tespit edildiği şeklindeki tespitlere yer verildiği, ancak davacı hakkındaki belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmadığından ve başka delillerle desteklenmediğinden, anılan tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:... sayılı dosyada yapılan 08/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 09/03/2022 tarih ve E:2017/883, K:2022/882 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
\- Davacı tarafından, hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma kapsamında verilen, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında;" ...Ailemde beni düz liseye göndermek istemediği için Özel Kopuzlar Lisesinde 2 yıl okumak zorunda kaldım... Dershaneye Zafer Fen Dershanesine gittim. Ailemin dini sebepleriyle mecburen bu dershaneye gittim. Bundan ailemin sorumluluğu bulunmaktadır.Ailem muhafazakardır. O dönem ki bakış açısı buydu... 1 yıl Sızıntı aboneliğim oldu. Onun da hangi yıl olduğunu hatırlamıyorum..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
\- Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapan F.Ş. isimli tanığa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 24/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; ".....HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan... 'ı 2014 yılı Ağustos ayında Kahramanmaraş Adliyesi Komisyon Başkanı olarak atandığımda kendisinin Andırın Cumhuriyet Savcısı olması nedeniyle tanıyorum Hatırladığım kadarıyla yaklaşık 1 yıl kadar mülhakatta çalışmıştır. Kahramanmaraş Komisyon Başkanlığına atandıktan yaklaşık 15-20 gün sonra Andırın'daki Hakim-Savcılar bizi ziyarete geldiler. Kendileri ile sohbet ederken yakında seçim olacağını Yargıda Birlik Platformu adaylarını desteklediğimizi kendilerinin de desteklerini beklediğimizi söyledim. 0 tarihte Andırın Cumhuriyet Savcısı olup halen Yargıtay Tetkik olan A.C. bana destek vererek Yargıda Birlik adaylarına oy vereceğini, Andırın Adliyesindeki diğer meslektaşlarının da Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vereceğini umduğunu söyledi. Bu şekilde konuşma devam ettiği esnada, ... söze girerek "ben hükümetin bu işlere müdahale etmesine karşıyım. Bunu doğru bulmuyorum diyerek bir anda oradaki havayı değiştirdi ye muhalif bir tavır sergiledi. Bu sözleri söylerken yüz ifadesi de gergindi. Bunun üzerine ben kendisine "dediğiniz doğru olsa bile sonuçta hükümet gözle görülen ve seçimle gelen legal bir yönetim organı, buna karşılık birde görünmeyen ve yargıyı yönetmeye çalışan, yargıya müdahale eden gizli yapılanmalar var" dedim. Devamında, HSYK seçimlerinde bağımsız görünümlü olmakla beraber esasında aynı yapıya mensup olduğunu düşündüğüm adaylar olduğunu, bunun bir delili olarak da Ankara'dan aynı kargo şubesinden birer gün arayla iki farkla HSYK (üye adayına ait tanıtım broşürlerini gönderildiğini, bunun tesadüf olamayacağını ifade ettim. ..."ben ona da karşıyım" dedi. Benim gizli yapılanmadan kastim o tarihte paralel kastım olarak anılan FETÖ idi. Bu görüşme esnasında..., Yargıda Birlik Platformu adaylarını destekleyeceği yönünde açık bir söylemde bulunmadı Bir süre sonra o tarihte Kahramanmaraş Başsavcısı olup halen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı olan M.Y. ile birlikte seçim çalışmaları için ilçeleri gezmeye başladık. Andırın Hâkim-Savcı odalarını tek tek ziyaret ettik. ...'ın odasına da gittik. O zaman da bize destek vereceğini söylemedi. Bunun üzerine ben bu şahıstan hemşehrisi olan ve benimde arkadaşım olan Başsavcı A.Ç.'yi ve yine...'ın akrabası olduğunu hatırladığım ve benimde eskiden arkadaşım olan Istanbul Adli Tıp Kurumu Başkan Yardımcısı H.A.'yı aradım. Bu arkadaşla görüşün bize destek olması konusunda kendisine telkinde bulunmalarını söyledim. Daha sonra H.A. beni aradı ve ...'in Yargıda Birlikte Platformu adaylarına destek vereceği şeklinde beyanda bulunduğunu söyledi. 2014 yılı HSYK seçim günü ... adliyeye geldiğinde hep bizden uzak durdu. Ben de H. bey ve A. beyi aradığım kulağına gitti bundan rahatsız oldu herhalde diye düşündüm. Seçim sonrasında çıkan sonuçlarına göre Yargıda Birlik Platformu adayları hatırladığım kadarıyla toplam 30 yahut 31 tane 11'de 11 oy almıştı. Hesaplarımıza göre 25 ya da 26 blok oy zaten il merkezindendi. Bu hesapta ilçelerden emin olduğumuz kişileri de katınca ...'ın Yargıda Birlik Platformu adaylarına blok oy vermemiş olabileceğini değerlendiriyorum. Bu anlattıklarım dışında ...'ın FETÖ ile irtibatlı olup olmadığını bilmem...."
\- Siyasi parti meclis üyesi olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.K.'ya ait, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23/03/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; “11 Temmuz 2016 günü şuan tutuklu bulunduğum, FETÖ ile alakası olmayan dosyamdan dolayı Borçka adliyesinde ifade için çağrıldım. İfadeye çağıran savcının ismi ... idi.Beni ifadeye çağırdığında katipler dosyamı aradılar. .Ancak dosyayı bulamadılar. Savcı ... da bana hitaben "15 Temmuz’dan sonra görüşelim" dedi. Ben o an için bu tarihi normal olarak algılamıştım. Ancak daha sonra da kendi kendime düşündüğümde o kişinin de Fetö yapısının içerisinde olabileceğini düşündüm. Çünkü ben Fetöye karşı çok etkili bir şekilde mücadele ettiğim için, şu an ki dosyama haksız yere beni dahil ettiler. Ancak bana 15 Temmuz'dan sonra görüşelim derken herhangi bir tehdit vari bir şekilde konuşmadı. Normal bir konuşma tarzı ile söyledi. Savcının 15 Temmuz'dan önce Borçka Fetö yapılanmasında olduğunu bildiğim. Z.E., İ.Y., M.A. ve A.A.'yla devamlı irtibat halinde olduğunu duymuştum…" şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
\- Ayrıca davacı hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda yer alan HTS analiz çalışmaları neticesinde düzenlenen 20/02/2017 tarihli raporda; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mülkiye yapılanması içerisinde faaliyet gösteren tepe yöneticilerinden A.T. ve haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan soruşturma yürütülen birçok şahısla iletişim içerisinde olduğu tespit edilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, yukarıda yer verilen kendi ifadesi ve hakkındaki tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/06/2024 tarih ve E:2022/3727, K:2024/1371 sayılı bozma kararında; Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, yukarıda yer verilen kendi ifadesi ve hakkındaki tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, davacıyla ilgili aktarılan diğer bilgi ve belgelerin de bu durumu destekleyici mahiyette olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.








10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim