Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18472
2025/2835
5 Mart 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18472
Karar No : 2025/2835
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların savunma hakkı tanınmadan ve disiplin soruşturması yapılmadan tesis edildiği, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, hakimlik ve savcılık teminatının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı oldukları iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesine göre Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalarda, temyiz incelemesi sonucu bozulan kararlar üzerine Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının kararlarına uyulması mecburi olduğundan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararında belirtilen gerekçeyle bozma kararı doğrultusunda karar verilmesi gerekmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 20/09/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, davalı idare tarafından, davacının çocuklarını FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı ...İlköğretim ve Ortaokulu'na gönderdiğine ve okul müdürünün de katıldığı yurtdışı gezisine katıldığına ilişkin beyanının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının eğitim ve ekonomik saiklerle böyle bir tercihte bulunduğuna yönelik beyanlarının aksini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı; netice itibarıyla, davacının çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiğine yönelik beyanlarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Diğer yandan, davacının örgüte müzahir okul tarafından gerçekleştirilen yurtdışı gezisine örgütsel dayanışma ve destek amacıyla katıldığı yönünde davalı idarece dosyaya sunulmuş bir tespitin bulunmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun da davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden,
O.A. adlı tanığa ait ifade tutanağı incelendiğinde, davacının FETÖ soruşturması kapsamında olan Y.B. ile samimi olduğunun ifade edildiği, ancak davacının aynı adliyede görev yaptığı meslektaşıyla görüşmesinin hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği; tanık O.A.'nın davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinin gerçekleştirildiği tarihteki birtakım tutum ve davranışlarıyla ilgili olarak beyanda bulunduğu, bu kapsamda Fetöcü yapılanmanın 2014 yılı HSK seçimlerinde N.Ö. ve bazı bağımsız adayları adliyedeki hakim ve savcıların odalarını gezdirdiğini duyduğu ve yanlarında gördüğü; ancak davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğüne ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğuna ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunmadığı, yoruma ve duyuma dayalı beyanda bulunduğu, davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, bu konuda gözlemlerden hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Gizli tanık ...'a ait ifade tutanakları incelendiğinde, gizli tanığın ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/08/2016 tarihli ifadesinde; davacının da adının yer aldığı yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütüne, o dönemde Fethullah cemaatine üye olduğunu ve cemaat tarafından yapılan çeşitli etkinliklere katıldığını beyan ettiği görülmekte ise de, Ceza Mahkemesince aynı tanığın davacıyı tanımadığını beyan ettiği yönünde tespite yer verildiği ve davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna yönelik somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı,
Netice itibarıyla, tanık beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Teftişte yüksek not verilmesi yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle yüksek not verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün görülmediği,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler yönünden, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği gerekçesiyle düzenlenen ... tarih ve ... sayılı iddianamede yer alan, davacının stratejik öneme sahip ve örgüt için en mahrem kabul edilen özel yetkili mahkemelere Cumhuriyet Savcısı olarak yerleştirilmek suretiyle TMK. 10. maddesi ile yetkili Cumhuriyet savcılığı görevinde bulunduğu hususunun, davacının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olduğu ileri sürülmüş ise de; dava dosyasına davacının Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. madde (mülga) ile yetkili Cumhuriyet savcılığına örgütle irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddiayı destekleyici delillerin sunulmadığı görüldüğünden, salt davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer verilmesi nedeniyle davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösteren delil olarak ileri sürülen bu hususun davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında yapılan şikayetlere ilişkin bilgiler incelendiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; diğer iddialara yönelik şikayetlerin bir kısmı hakkında soruşturma izni verilmesine yer olmadığı hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına, bir kısmı hakkında ise şikayetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, 15/10/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin yukarıda yer verilen...sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgüt mensubu olduğunun belirtildiği şikayet dilekçelerinin de, bu dilekçeler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği,
Ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar ile ilgili olarak işlem yapıldığına dair ve davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgileri de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Asya Katılım Bankası hesabı yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2008 yılında açıldığı ve dosya kapsamında davacının örgütün amacına hizmet eden bir finans kuruluşu olan anılan Banka'nın mali durumuna destek olmak amacıyla örgüt liderinin talimatı sonrasında Banka'ya para yatırma işlemi gerçekleştirdiğine ilişkin herhangi bir delil de bulunmadığı görüldüğünden, davacının Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, Dairelerinin ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 02/02/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 15/10/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 21/02/2022 tarih ve E:2016/57256, K:2022/589 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı kararıyla; "... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak davacı ile aynı yerde görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan O.A. isimli tanığa ait ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında: "... ancak ... Adliye ayağı ile ilgili sizlere bilgi vermek istiyorum. ... Adliyesindeki Fetö Ayağı; ...
6- ...: Y.B. ile son derece samimiydi. Fetöcü yapılanmanın 2014 HSYK seçimlerinde N.Ö. ve bazı bağımsız adayları adliyedeki hakim ve savcıların odalarına gezdirdiğini duydum ve yanlarında gördüm."
Aynı tanığın, davacının silahlı terör üyeliği suçundan yargılandığı ceza yargılamasında alınan ifadesinde; "Ben daha evvel Cumhuriyet savcısı olarak çalışırken Fetö'den dolayı ihraç oldum. ... ... Adliyesinde özel yetkili savcı olarak çalışıyordu, kendisi ile hiçbir samimiyetimiz olmadı, hiçbir telefon konuşmamız olmadı, 2014 HSYK seçimlerinden önce N.Ö. ile birlikte adliyede koridorda görmüştüm, daha sonradan adliyede N.Ö.'yü bağımsız adayları tanıtmak için gezdirdiğini duymuştum, adliyede konuşulmuştu, ben kendisinden bizzat Fetöye ile ilgili bir söz duymadım, ben yine adliyede Fetöcü olarak herkes tarafından bilinen Y.B. ile çok samimi olduğunu biliyorum, ben 2013 yaz aylarında Ergenokon şüphesi ile Başsavcılıktan alınıp ... Adliyesine tayin olmuştum, adliyeye geldiğimde üzerimdeki bu şüphe nedeniyle cemaat mensubu olan Y.B. ve diğerleri zaten benden uzak dururlardı, bilgim, görgüm bundan ibarettir.'' şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı yargı mensuplarının HS(Y)K'da etkin oldukları dönemde davacıya yüksek teftiş notu (2011 yılında 78 puan, 2013 yılında 83 puan) verildiği anlaşılmıştır.
Davacıya ait ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/07/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında yer alan beyanı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gönderilen 26/11/2021 tarihli yazının incelenmesinden; davacının, D.S. ve E.M. isimli çocuklarını, 2012-2013, 2013-2014, 2014-2015 ve 2015-2016 eğitim-öğretim yılı 1. döneminde, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir olarak ... ili, ... ilçesinde faaliyet göstermekte iken (23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile) kapatılan Özel Toros Akdeniz İlkokulu'na ve Ortaokulu'na gönderdiği görülmüştür.
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarih ve Sor No:... sayılı iddianamede, davacının ... Adliyesinde TMK 10. maddesi ile yetkili Cumhuriyet savcılığı görevinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının Fetö terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSYK seçimleri döneminde ...'da görev yaptığı ve davacı ile aynı yerde görev yapan eski yargı mensubu tanığın bu döneme ilişkin davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır."... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/03/2024 tarih ve E:2022/3542, K:2024/702 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının Fetö terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSYK seçimleri döneminde ...'da görev yaptığı ve davacı ile aynı yerde görev yapan eski yargı mensubu tanığın bu döneme ilişkin davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığından bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/03/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.