SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/18190 E. 2024/20230 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18190

Karar No

2024/20230

Karar Tarihi

5 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18190 E. , 2024/20230 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18190
Karar No : 2024/20230

DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI :...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle 17/03/2017 tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Sadece bir kişinin duyuma dayalı beyanı nedeniye gözaltına alındığını ve hakkında disiplin soruşturması yapılmadan meslekten çıkarılmasına karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu, masumiyet karinesinin ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, gerekçesiz bir şekilde savunması alınmadan Anayasa'ya aykırı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükmüne dayanılarak verilen meslekten çıkarma kararının da hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararla ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarihli ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararı ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın 08/06/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirilerek Dairemizce verilen 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/03/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, davacı eğitiminin iyi olması ve arkadaşları ile aynı dershanede olmak amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini ve lise döneminde bir kaç kez yapının iftar yemeklerine ve sohbetlerine katıldığını, üniversite döneminde de bir kaç kez yapının sohbetlerine gittiğini beyan ettiği görülmüş ise de davacının bu dönemde örgütsel saikle hareket ettiğini ya da bu dönemden sonra örgütle bağlantısını devam ettirdiğini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanları örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren R.A. isimli şahsın beyanı yönünden; tanığın eşi ile davacının örgüte ait evde bir kaç ay birlikte kaldıklarına sonra ayrı bir eve çıktıklarına ilişkin ifadesinin görgüye dayalı olmadığı, eşi tarafından kendisine aktarılmasına yönelik duyuma dayalı olduğu, örgüt evinde birlikte kaldığı iddia edilen tanığın eşinin ifadesine başvurularak bu hususun açıklığa kavuşturulmadığı gibi, üniversite öğrenciliği döneminde kısa süreli örgüt evinde kaldığı ancak daha sonra ayrıldığı ileri sürülen davacının sonraki dönemlerde örgütle bağlantısını devam ettirdiğini kanıtlayabilecek bilgi ve belgenin de dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak R.A. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren İ.T. isimli şahsın beyanı yönünden; tanık İ.T.'nin 13/08/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında davacının örgüte ait evde kaldığını beyan ettiği görülmüş ise de; daha sonra M.N. isimli şahsın yargılandığı... Ağır Ceza Mahkemesi’ nin ... esas sayılı dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ifadede; davacının örgüte karşı mesafeli olduğu, terör örgütüyle bağlantısı olduğunu düşünmediğini, üniversite birinci sınıftan sonra örgüt evinden ayrı bir evde kaldığının belirtildiği hususu göz önüne alındığında, davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediğinden, anılan ifade davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve/veya iltisak boyutunda bağlantısını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,


Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 08/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 08/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 05/04/2022 tarih ve E:2017/7026, K:2022/1730 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan R.A.'ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında:" ..Benim eşim de bildiğim kadarıyla benim gibi cemaat dershanesine devam edip sonrasında bir kaç ay İzmir ilindeki Işık evlerinde kalmıştır. Bildiğim kadarıyla eşim şu an hakim olan ve hala görevde olan ... ve M.N. isimli şahıslarla önce aynı Işık evinde kalıp sonra ayrı bir eve birlikte çıkmışlar. Eşim bana, Işık evinde kendisinin özel hayatına müdahale edilmesi ve ev dışında dahi sinema, futbol maçı gibi şeyleri izlememeleri telkin edilip, kız arkadaşlarına müdahale edilmesi nedeniyle bu evden ayrıldığını anlatmıştı..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.T.'ye ait, Bayburt Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13/08/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında:"...Daha sonra bana "seni çağırma sebebim mezunların hâkimlik-savcılık sınavlarına hazırlanması için ev açacağız" deyince ben sınava memleketimde Erzurum’da hazırlanacağımı, kalmayı düşünmediğimi söylemem üzerine "biz zaten herkesi almıyoruz" şeklinde beni azarladı. Daha sonra ben odadan çıktım. H.K.'yı çağırdılar. Onunla da aynı minval üzerine konuşmuşlar. H. da benim gibi tavır koyunca ikimiz birlikte yurttan ayrıldık. Daha sonra mezun olup memleketime gittim. Dört yıl boyunca İzmir de bizi sürekli çağırdıkları ancak benim zorunlu kaldıkça gittiğimi belirttiğim Burç Yurdundaki hukukçuların katıldığı sohbet toplantısında tanıştığım ve benimle aynı evde kalmayan ancak cemaatin başka evlerinde kalan ismini hatırlayabildiklerim, şu an Lüleburgaz Savcısı olarak görev yapan ve açığa alındığını öğrendiğim E. S., yine açığa alındığını öğrendiğim Bingöl Savcısı M. Ü. isimli arkadaşlar genelde hukukçulara sohbet var deyip bizi çağırırlardı. Bu ikisi haricinde Urfalı ve askeri hâkim olduğunu bildiğim H. B., Hâkim olan ve Vanlı nerede görev yaptığını bilmediğim E. B. , şu an Trabzon Savcısı olan M. N., Denizlili ve Hâkim olan ..., Gümüşhane Hâkimi H. K., en son Soma Savcısı olarak bildiğim ve 3. Sınıftayken cemaatten ayrıldığını bildiğim Y.T., yine Hatay’da Cumhuriyet Savcısı olduğunu bildiğim ve dördüncü sınıfta cemaatten ayrılan H.K. vardı. Benim şu an için hatırladıklarım bunlar..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Aynı şahsın Çayırlı Cumhuriyet Başsavcılığınca 31/01/2019 tarihinde alınan ifadesinde; 13/08/2016 tarihinde verdiği ifadede "Denizlili hakim..." olarak belirttiği kişinin ... olduğunu yorgun olmasından dolayı ismi ... olarak okuduğunu, ifadeyi tekrar okuduğunda ismin ... olması gerektiğini fark ettiğini, ...'in Denizlili olduğunu ve 14. Dönem hakim adayı olduğunu ve ihraç listesinde ismini gördüğünü belirtmiş ve ...'e ait fotoğrafı teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan M.N. isimli kişinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı Samsun...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasında kayıtlı davada verdiği savunmasında: "...Lise 2 ve 3' de Nazilli Körfez Dershanesine gittim. Terör örgütüne ait okulda okumadım. Daha sonra Dokuz Eylül Hukuk Fakültesini kazandım. İzmir'de kalacak yer bulamayınca ... isimli arkadaşımın dershane hocaları yönlendirmesiyle Şirinyer'de o zaman cemaat evi olarak tabir edilen evde yaklaşık iki ay kaldım. Oradan ayrıldım..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/03/2017 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, lise döneminde bir dönem Final Dershanesine, bir dönem de Körfez Dershanesine devam ettiğini, o dönem Körfez Dershanesine eğitiminin iyi olması ve arkadaşlarının oraya devam etmesi nedeniyle gittiğini, lise döneminde dershanedeyken bu yapının vermiş olduğu bir kısım iftarlara katıldığını ve sohbet toplantılarına gittiğini, üniversite döneminde de bir kaç kez bu sohbet toplantılarına dini inancı gereği gittiğini ifade etmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki tanık beyanı ve davacının kendi beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...

... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 04/06/2024 tarih ve E:2022/3753, K:2024/1278 sayılı bozma kararında; yukarıda yer verilen tanık beyanları ile davacının kendi beyanının birlikte değerlendirilmesinden, davacının örgütün içinde yer aldığı, örgüt toplantılarına katıldığı, lise döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiği, üniversitede örgüt evinde kaldığı hususlarının sabit olduğu, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna ulaşıldığından, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve ...sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim