Danıştay danistay 2024/18188 E. 2024/21068 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18188
2024/21068
12 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18188
Karar No : 2024/21068
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ... Kurulu / ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVANIN KONUSU : 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, üniversite birinci sınıfta bu yapının yurdunda kaldığı o tarihten sonra bu yapıyla bir temasının olmadığı, FETÖ üyesi olmadığına ilişkin birçok tanığının olduğu istenirse dinlenebileceği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Dava, Davacı tarafından meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılmıştır. Gelinen aşamada Dairemizin işlemin iptaline ilişkin kararı İdari Dava Daireleri Kurulunca yerinde görülmeyerek bozulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında "Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir. hükmüne, aynı fıkranın d bendinde ise Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran iptal davaları" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almaktadır.
Anayasa'nın 36. maddesinde: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.",
Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir
Davacı yargı mensubu olarak görev yapmakta iken meslekten çıkarılmıştır. Kanun koyucu yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemlere karşı açılarak davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ı görevli kılmıştır. Danıştay dairesince ilk derece sıfatıyla bakılan bu davalarda nihai kararlara kaşı temyiz yolu açıktır ve temyiz merci İdari Dava Daireleri Kurulu'dur.
Dava, konusu itibariyle meslekten çıkarma davasıdır. Davacı yargı mensubu olmayıp başka bir kamu görevlisi olsaydı davasını ilk derece mahkemesi olarak idare mahkemelerine açacak ve verilen karar Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay denetimlerinden geçerek, hatta Danıştayın olası bir bozma kararına Bölge İdare Mahkemesince direnilmiş olsa İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile sonuçlanmış olacaktı. Davacı yargı mensubu olduğu için, hakkında ilk derece sıfatıyla karar veren Danıştay dairesi karanının denetimi ise İdari Dava Daireleri Kurulu'na aittir ve İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlar kesin olup uyulması zorunludur.
Kanun koyucu, usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ilkeleri ışığında bazı davalarda konu ve parasal miktar itibariyle kesinlik sınırı belirlemiş ve kanun yolunun açık olup olmadığını düzenlemiştir. Meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda ise üç dereceli yargılanmayı öngörmüştür Bu da kanun koyucunun meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalara verdiği önemi göstermektedir..
Yukarıda da değinildiği üzere davacının yargı mensubu olarak kamu görevi üstlenmiş olması, hakkında verilen meslekten çıkarma kararına karşı yapılan hukuki denetimi iki dereceli olarak davacı aleyhine olacak şekilde sınırlandırmıştır.
Anayasa Mahkemesi usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkeleri açısından önemsiz sayılabilecek bazı davalarda verilen kararların kesin olmasını hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık teşkil etmeyeceğine karar vermiştir. Bu kapsamda konu itibariyle önemsiz olduğu kabul edilemeyecek olan meslekten çıkarma işlemlerine kaşı açılan davalarda ilk kez İdare Dava Daireleri Kurulunca davacı aleyhine bir hüküm kurulması durumunda kural nedeniyle bu hüküm denetlenememesi kişilere aşırı külfet yüklemekte ve hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 13/10/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan gerekçelerle İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemenin somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından,667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararıyla; dava konusu işlemin iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu kararların iptali yolunda verilen 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali, ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu kararların tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu kararların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, M.Ş.B. ve H.K., A.D. ve F.D. isimli tanıkların beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu yönünde somut herhangi bir bilgi ve veri içermemesi, duyum ve yoruma dayalı olması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının tek bir tarihte iki kez ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacıyla İlgili ihbar/şikayet bilgisi yönünden, M.S. isimli şahıs tarafından verilen ve davacının örgütle iltisakı ve/veya irtibatı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen ve Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından da işlem yapılmadığı anlaşılan ihbar/şikayet dilekçesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler yönünden, FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yapıldığına dair tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kayıtları yönünden, telefon görüşmesi yapılan çoğu kişinin hakim savcı olduğu ve görüşme sayılarının da azlığı göz önünde bulundurulduğunda davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konusu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının ...Ağır Ceza Mahkemesinde üye olarak görev yaptığı sırada kullandığı azlık oyu yönünden, davacının kullanmış olduğu azlık oyunun FETÖ/PDY üyeliği kapsamında verilmiş olduğuna ilişkin bir tespitin dosyaya sunulmaması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının eşine yönelik tespitin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 17/05/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisak veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 14/11/2022 tarih ve E:2018/4788, K:2022/8499 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı kararıyla;
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince:
Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ... tarihli sorgulama tutanağında:" Üniversite 1. sınıfta o dönem cemaat yurdu olarak bilinen benim sonradan öğrendiğim Zehra Kız Öğrenci Yurdunda kaldım, kalmaya başladığım ilk hafta bu durumu öğrenmiştim, üniversiteye kalacak yer aramaya başladım, devlet yurdu çıkmamıştı, ... semtinde okulun bulunduğu yerde çeşitli yurtlara ait tanıtım broşürleri dağıtıyorlardı, bende birinden broşür aldım, üniversiteye yakın bir yerde ve şartlarıda uygun olduğu için bu yurda kayıt yaptırdım, yanlış hatırlamıyorsam o tarihte 300-350 TL gibi de para verdim, ayrıca sekiz kişilik odada kaldım, yurt ortamı herhangi bir şekilde giyim kuşam sınırlaması yoktu, rahattı, buna rağmen ben ilk hafta bu yurdun cemaat(FETÖ/PDY) yapılanmasına ait yurt olduğunu anlamıştım, çünkü sohbete çağırdılar, ben de bir defa gittim... Yukarıda belirttiğim şekilde üniversite 1. sınfta kaldım, sonradan ayrıldım, arkadaşım ... evinde kaldım, kendisi Alevidir, tek başına kalıyor idi, bende onunla birlikte kesintili bir zaman diliminde kaldım, bu arada annem ile babam fiilen ayrılmıştı, annemi İstanbula getirip bir ev kiraladık, bu evi şu an vekilim olan arkadaşım bulmuştu, ... Mahallesinde ... semtindeydi, burada da annem ile kalmaya başladık, bir süre sonra annem tekrar babamın yanına döndü, bende tekrar arkadaşım ...ın evine geçmiştim, eğitim sürecimi bir şekilde tamamladım..." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.Ş.B.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 01/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "Ben halen ... Cumhuriyet Başsavcı vekili olarak görev yapmaktayım. FETÖ/PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmasına karar verilen...'i 2013- 2016 yılları arasında ... adliyesinde birlikte görev yapmamız nedeni ile tanırım. Kamuoyunda MİT Tırları dosyası olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüphelilerin itiraz üzerine üyesi bulunduğu mahkemenin tutukluluk hallerinin devamına ilişkin karara uzun ve nitelikli bir muhalefet şerhi yazdı. Bu muhalefet şerhinin mesleki müktesebatını aşan nitelikte olduğunu düşünüyorum. ... Adliyesinde, bu muhalefet şerhini kendisinin yazamayacağı, başkalarının yazdırdığı ve hatta eşi olan ... Cumhuriyet savcısı N.A. ile bu muhalefet şerhinden ötürü kavga ettikleri konuşuluyordu. Babasının FETÖ/PDY irtibatlı bir özel okulda müdür olarak görev yaptığını duydum. ... Adliyesinde görev yapan ve daha sonrasında FETÖ/PDY irtibatları dolayısıyla HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile daha yakındı.” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan H.K.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 01/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; “ Ben, halen ... İlk Derece Adli Yargı Komisyonu Başkanı olarak görev yapmaktayım. FETÖ/ PDY irtibatı nedeni ile HSYK tarafından meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'i 2013-2016 yılları arasında ... Adliyesinde birlikte çalışmış olmamız nedeni ile tanırım. Kendisini çok yakından tanımam, görev yaptığı süre içerisinde doğum yapması nedeni ile izinli olduğundan pek fazla diyaloğumuz olmamıştır. Kamuoyunda MÎT Tırları olarak bilinen soruşturma dosyasında tutuklu sanıkların tutukluluğa itirazı üzerine ... Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak tutukluluğun devamına ilişkin karara muhalefet şerhi yazarak muhalif kaldı. Kendisinin kura kararnamesi ile ... Adliyesine atanmış olması nedeni ile yazdığı muhalefet şerhinin mesleki müktesebatını aşan nitelikte olduğunu değerlendirmiştim.” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.D.'ye ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 04/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; “Ben halen ... Adliyesinde Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ/PDY irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’i, 2013-2015 yılları arasında ... Adliyesinde birlikte görev yapmamız nedeniyle tanırım. 2015 yılında ...’in üye hakim olarak görev yaptığı ... Ağır Ceza Mahkemesine duruşma savcısı olarak katıldım. ... daha önce ... Ağır Ceza Mahkemesi üyesi iken, FETÖ/PDY dosyalarının iddianamelerinin düzenlendiği dönemde, 2015 yılında terör suçlarına bakan.... Ağır Ceza Mahkemesine yetkilendirildi. .... Ağır Ceza Mahkemesinde üye hakim olarak görevli E.S. de ... Ağır Ceza Mahkemesine yetkilendirildi. ... ...’in bu yetki değişikliğinin beklenmemesi ve makul bir gerekçenin bulunmaması her iki hakimin de banzer kıdemde olması nedeniyle bu yetki değişiminin sebebinin ne olabileceği hususu adliye içerisinde 1-2 ay kadar konuşuldu. ... Ağır Ceza Mahkemesinde duruşmalara katıldığım dönemde, mahkeme başkanı D.D. idi. Üye hakimler duruşmalara kendi aralarında bir sıralama ile çıkıyorlardı. Hatırlayabildiğim kadarı ile Üye Hakim D.A. tüm duruşmalara, diğer Üye Hakimler H.A. ve ... ise haftada 3 gün olan duruşma günlerini birer buçuk gün olarak paylaşıp öyle çıkıyorlardı. ... Ağır Ceza Mahkemesinde, ... İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli 30 kadar polis hakkında usulsüz dinleme yaptıkları iddiasıyla görülen davanın duruşmalarına D.A. ile kendi aralarındaki sıraya göre H.A. çıkması gerekirken ... çıktı. Bu davanın tensip duruşması 5 gün sürdü. Bu süreçte daha önce rastlamadığım şekilde kendi odamdan duruşma salonuna geçtiğim esnada D.A. ve...’in duruşma öncesinde lavaboya birlikte gittikleri ve sonradan duruşma salonuna beraber geçtiklerini gördüm. Yine bu davanın duruşması sırasında benim yan koltuğumda ... oturuyordu ve sürekli cep telefonuyla meşgul olup, ara sıra bir şeyler yazıyordu. Duruşmanın 4. gününde gündüz saatlerinde mahkeme heyetince duruşmanın o gün bitirilmesi görüşüldü ve mutabık kalındı. Mahkeme Başkanı D.D. ve D.A. ile ... bu hususta görüş birliğine vardılar. Akşam saatlerinde müdahil ve vekilleri ile iddia makamını temsilen benim bazı sanıkların tutuklanması yönünde talepte bulunması üzerine ... ve D.A. evde çocuklarının olduğunu, saatin geç olduğunu, ara kararlarının yarına bırakılmasını istediklerini söylemeye başladılar. Sonra da mahkeme heyeti taleplerin tümünü aldıktan sonra ara kararların açıklanması hususunu ertesi güne bıraktı ve sanıkların tutuklanması yönündeki taleplerin reddine karar verildi. Duruşma günleri boyunca müdahil ve vekillerinin kendi aralarında konuştukları bir esnada ...’in onların konuşmalarından memnun kalmadığı izlenimini oluşturacak şekilde bazı kelimeler kullandığını, mimik ve jestler gösterdiğini, hatta seyirci bölümünde oturan bir kişinin, ses veya görüntü kaydı yaptığına ilişkin sanıklarca mahkeme başkanına bildirilmesi üzerine mahkeme başkanından müsaade almadan duruşmanın güvenliğini sağlayan kolluk görevlilerine durumun tespiti için bir şeyler söylediğini duydum. Ayrıca ...’in, sanıkların savunmalarını uzatmalarına müdahil veya vekillerinin tepki vermesi üzerine mahkeme başkanını beklemeden engellemeye çalıştığını gözlemledim. Sanıkların duruşunu takdir edici beyanlarda bulunduğunu da duydum. Kamuoyunda MİT Tırlarının durdurulması olarak bilinen hadiseden dolayı tutuklanan Ö.Ş. ile diğer sanıkların tutukluluk hallerine yönelik vaki itiraz ... Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenmek üzere ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. Mahkeme heyeti vaki itirazı 2’ye 1 çoğunlukla reddine karar verdi. Sanıkların tahliyesine yönelik görüş bildiren ve bu konuda muhalefet şerhi yazan ...’in, mesleki kıdemi ve duruşma esnasında hukuki bilgisine dair edinilen izlenim itibariyle bu muhalefet şerhini ...’in bizzat yazmadığı hususunda bir kanaat edindim. Mahkemenin üye yapısı itibariyle örgütün tutuklu sanıkları tahliye edebilecek gücü olmasına karşın, İstanbul ilindeki usulsüz dinleme iddialarından dolayı görülen davada tahliye kararları veren M.B’nin tutuklanması nedeniyle ellerindeki imkanı kullanmadıklarını, muhalefet şerhi ile de örgüt içi umudun korunmasını amaçlandığını düşünmekteyim. ... ve N.A'nın ... iline tayin olduğunda ... Cumhuriyet Başsavcısı FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle HSYK tarafından meslekten ihraç edilen A.T. görevdeydi. Adliye içerisinde organize edilen halı saha maçlarında benim de bulunduğum ortamlarda A.T., N.A.’ya mesleki teamüllerin dışında özel bir ilgi ve alaka gösterdiğini gözlemledim. Bu durum 17/25 Aralık 2013 tarihinde önceydi. Bu gözlemlerimden A.T. ile N.A. arasında farklı bir yakınlık olduğunu anlamıştım. 2014 yılı HSYK seçim sürecinde...’in nasıl bir tavır aldığını bilmiyorum ancak seçimler sonrasında YBP aleyhine bir takım olumsuz söylemleri olduğunu halen ... Hakimi olan F.D.’den duymuştum. Son olarak..., o dönemki ismiyle paralel yapıyla iltisaklı oldukları yönünde adliyede söylenti olan halen hakim olarak görev yaptıklarını bildiğim D.A., D.B. ve soy ismini hatırlamadığım o dönem Aile Mahkemesi Hakimi olan G. Hanım ile birlikte zaman geçiriyordu. Ülke gündeminde de yer bulan, FETÖ/PDY mensuplarının eşlerinden aldıkları örgütsel talimat çerçevesinde boşanmaları hadisesi ile alakalı, ... ilinde de ...’in, eşi N. A’dan boşanmak için dava açtığı yönünde duyumlar almıştım. O tarihlerde ben Van ilinde görev yaptığım için resmi olarak mahkemeye müracaat edip etmediklerini bilmiyorum." şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen... tarih ve E:... K:... sayılı beraat kararı içeriğinde tanık F.D. tarafından ;' 2014 yılında ... Adliyesinde Yargıda Birlik Platformu içerisinde sanığı hatırlamıyorum. Sanık ile ... olduğum süre içerisinde 4 ya da 5 kez nezaket çerçevesinde ziyaret ve iadeyi ziyaret niteliğinde görüşmeler olmuştu. Sanığın ... Ağır Ceza yetkisi geldiğinde neden böyle oldu diye sorduğumda ben paralelciymişim diye ondan şeklinde karşılık verdi. Sanık ile birlikte mesai harcamadım. Adliye dışında kendisi ile görüşmülüğüm yoktur. Savunmasında belirttiği M.Y. benim eşim değildir. M.Y. ... eski Cumhuriyet Başsavcısıdır. Muhalefet oyundan sonra selam vermeyen kişiden kastı eşim İ.D. olabilir. 2 yıllık meslek kariyeri bulunan süreci takip ettiğini söyleyen birisinin adını zikrettiği ve medyada öğrendiğim kadarı ile terör örgütü üyesi olarak tescillenmiş sanıklar hakkında mühalefet şerhi yazması düşündürücüdür.' şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Davacının yukarıda yer verilen kendi beyanı ile tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının üniversite öğrenimi sırasında FETÖ/PDY terör örgütüne ait yurtta kaldığı ve örgütün sohbet gibi faaliyetlerine katıldığı, ayrıca davacının 2013-2015 yılları arasında çalıştığı ... Adliyesinde (2014 yılı HSYK seçim dönemi de dahil) FETÖ/PDY irtibatları dolayısıyla HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile daha yakın bir duruş sergilediği anlaşılmıştır.
Ayrıca, davacının GSM hattı ile yaptığı görüşmelere ilişkin HTS kayıtlarının incelenmesinden, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye oldukları isnadıyla işlem yapılan bir kısım ByLock kullanıcısı kişilerle görüşmelerinin olduğu tespit edilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları, davacının kendi beyanı ve dosya kapsamında tespit edilen diğer delillerin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 25/06/2024 tarih ve E:2023/1576, K:2024/1398 sayılı bozma kararında; davacının yukarıda yer verilen kendi beyanı ile tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının üniversite öğrenimi sırasında FETÖ/PDY terör örgütüne ait yurtta kaldığı ve örgütün sohbet gibi faaliyetlerine katıldığı, ayrıca davacının 2013-2015 yılları arasında çalıştığı ... Adliyesinde (2014 yılı HSYK seçim dönemi de dahil) FETÖ/PDY irtibatları dolayısıyla HSYK tarafından meslekten çıkarılmalarına karar verilen hakim ve Cumhuriyet savcıları ile daha yakın bir duruş sergilediği, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye oldukları isnadıyla işlem yapılan bir kısım ByLock kullanıcısı kişilerle görüşmelerinin olduğundan bahisle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna sonucuna ulaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.