Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18187
2024/21659
18 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18187
Karar No : 2024/21659
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma, mahkemeye erişim, etkili başvuru, mülkiyet, eğitim, özel hayat ve aile hayatına saygı haklarının, ifade özgürlüğünün, düşünce ve kanaat hürriyetinin, seyahat hürriyetinin, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük hakların iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarihli ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığının...tarih ve Soruşturma No:... K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından açılan ceza soruşturması sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, Ö.S. adlı tanığın ifadesi incelendiğinde; davacının FETÖ bağlantılı polis memurlarını tutuklamaya sevk etmediği, örgüt mensubu oldukları gerekçesiyle M.B. ve M.Ö. isimli şahısların tutuklanmaları ve 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra hakim ve savcıların görevden uzaklaştırılması olayları üzerine "bu olaylardan sonra artık bu mesleği yapmak icimden gelmiyor, mesleğin tadı kalmadı." şeklinde sözler söylediği yönünde beyanda bulunduğu; ancak davacının örgütsel saiklerle böyle bir karar verdiğine, örgütün faaliyetlerini desteklediğine, örgütsel söylem ve eylemlerde bulunduğuna ilişkin olarak somut verilere dayalı bir beyanda bulunmadığı, ayrıca davacının örgüt mensubu olduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin de dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı; netice itibarıyla, davacının FETÖ terör örgütüyle bağlantısına dair somut herhangi bir bilgiye yer verilmeyen Ö.S. isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
F.M. adlı tanığın ifadesi incelendiğinde; davacının görev yaptığı ilçede ikamet eden ve o dönem itibarıyla FETÖ'nün en önde gelen kişilerinden biri olduğu bilinen H.A. ile davacının samimi olduğu ve bu kişiye ait bahçeye ailece pikniğe gittikleri, hakimlik mesleğine girişte FETÖ mensubu kişilerin davacının eşine referans olduğu, bu hususun davacı tarafından kendisine anlatıldığı şeklinde beyanda bulunduğu; davacı ve eşinin HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarına destek verdiklerini söylediğini aktarmakla beraber davacının bağımsız adayları desteklemediğini söylemek suretiyle bu görüşmeyi yalanladığı, adı geçen tanığın ifadesini destekleyen bir bilgi, belge veya ifadenin bulunmadığı gibi, ayrıca davacının örgüt mensubu olduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da dava dosyasına sunulmadığı, netice itibarıyla, F.M. isimli tanığın beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyacak yeterlilikte bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının, Kimse Yok Mu derneğine Endenozya'da yaşanan Tsunami felaketi nedeniyle bağışta bulunduğunu, 2014 HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklemeyip kendi oluşturduğu listeye oy verdiğini, lise son sınıfta daha kaliteli eğitim vermesi ve babasının eğitimlerine düşkünlüğü nedeniyle kendisinin ve kız kardeşi ile abisinin FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini, bu dönemde örgütün hiçbir organizasyonuna katılmadığını beyan ettiği, davacının söz konusu beyanında yer alan eylemlerini örgütsel saikle gerçekleştirdiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının Kimse Yok Mu Derneğine bağışta bulunduğuna, 2014 HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklemeyip kendi oluşturduğu listeye oy verdiğine ve örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibatlı/iltisakları olduğu gerekçesiyle soruşturma geçiren kişilerle para transferinin bulunması yönünden, davalı idare tarafından, davacının örgütle iltisaklı/irtibatlı olduğundan bahisle hakkında soruşturma yürütülen kişilerle para transfer ilişkisinin bulunduğunun MASAK tarafından düzenlenen raporla tespit edilmiş olmasının, davacının örgütle irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilmiş ise de, dava dosyasına, davacı tarafından gerçekleştiren para transferinin örgütsel saiklerle ya da örgüte yardım amacıyla yapıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belge de sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Ankesörlü/Sabit Hat Telefon Görüşmesi Kaydı yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan Rapor değerlendirildiğinde, davacının kendisi üzerine kayıtlı olan GSM hattının aynı tarihte, yaklaşık olarak iki dakika arayla ve toplamda iki kez ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma/şikayet bilgisi yönünden; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 18/02/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 18/02/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı; netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacının eşi S.Ş.'in FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna ilişkin tespitler yönünden, Dairelerinin E:2017/144 sayısına kayıtlı dava dosyasında sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği gibi, davacının eşinin açtığı söz konusu davada dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği anlaşıldığından, davacının eşi S.Ş.'in meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 05/11/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi gerektiği,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmın iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 01/04/2022 tarih ve E:2017/142, K:2022/1663 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Ö.S.'ye ait HSK Müfettişlerince düzenlenen 05/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "FETÖ bağlantılı polis memurları hakkında gelen dosyaları ben bizzat inceleyip diğer savcılara öyle dağıtıyordum. ... göreve başladıktan sonra, durumu en net olan, en çok delil bulunduğunu düşündüğüm dosyaları ...'e vermiştim. Örneğin verdiğim dosyalardan birinde, hatırladığım kadarıyla bir polis memuru Garanti Bankasından kredi kullanıp ev satın almış, daha sonra FETÖ elebaşı tarafindan Bank Asya'yı kurtarın talimatı geldikten sonra bu polis memuru evini satıp kredi borcunu kapattıktan sonra bakiye parasını Bank Asya'ya yatırmış, ifadesinde de faize bulaşmamak için bu şekilde yaptığını söylüyordu. Bu kişinin dosyasında ... bana 'ben vicdanıma aykrı iş yapamam, bu polis memurlarını tutuklamaya sevk edemem' dediğinde, ben kendisine delil durumu itibarıyla bu kişilerin tutuklamaya sevk edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumu söyledim. Bunun üzerine ... bana hitaben 'o halde tutuklamaya siz sevk edin' dedi. Ben de ...'e hitaben, ne tür işlem yaptığının dosyada görülmesi ve verdiği kararın sorumluluğunu taşıması adına 'dosyaları size verdim, ne gerekiyorsa yaparsınız' dedim. Daha sonra ...'in bu dosyalardaki polis memurunu adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk ettiğini öğrendim. ... ve (eski) eşi S.Ş. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonraki dönemde HSYK tarafindan ilk listede açığa alınmışlardı. M.B. ve M.Ö.'in tutuklanması olayı ve 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra ise hakim ve savcıların görevden uzaklaştırılması olayları üzerine konuşurken ... bana hitaben 'bu olaylardan sonra artık bu mesleği yapmak içimden gelmiyor, mesleğin tadı kalmadı.' şeklinde sözler söylemişti..."
Yargı mensubu F.M.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 05/05/2017 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan S.Ş.’i hakim adaylığından dönem arkadaşım olan, 2011-2012 yılları arasında 1 yıla yakın bir süre ... Adliyesinde birlikte çalıştığımız ve Fetö irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkartılan ...’in eşi olması nedeniyle tanıyorum. S.Ş.’in hakim adaylığı mülakatındaki referansının bir dönem Yargıtay Üyesi olup, daha önce ... Adliyesinde görev yapmış ve halihazırda FETÖ irtibatı gerekçesiyle HSYK tarafından meslekten çıkartılan M.K. olduğunu duymuştum. Kimden duyduğumu şu an hatırlayamıyorum. Ben bu hususun doğru olup olmadığını ...’e sorduğumda, ... bana, M.K. ve yine FETÖ irtibatı gerekçesiyle HSYK tarafından meslekten çıkartılan Yargıtay eski Üyesi A.C.’ye eşine referans olması nedeniyle gittiğini, M.K.’yı daha önce ...’da görev yapması nedeniyle, A.C.’i de kendisinin tetkik hakimliği yaptığı 3. Ceza Dairesinde üye olması nedeniyle tanıdığını, başka kimseyi tanımadıkları için bu şahıslara gittiğini söyledi. ... Adliyesinde ... ile birlikte çalıştığımız dönemde İdris ve S.Ş.’nin Fetö lehine ve aleyhine bir konuşmasına şahit olmadım. Fakat ben ... Adliyesine ilk atandığımda ... ve S.Ş. lojmanda oturmuyorlardı. ... H. olarak bilinen H.A.’ün kiracısı olduklarını duymuştum ancak öyle olmadıklarını, H.A.’e ait 3 katlı apartmanın yanındaki apartmanda oturduklarını haricen öğrendim. H.A.’ün o dönem itibariyle cemaat olarak anılan Fetönün, ... ilçesindeki en önde gelen kişilerinden biri olduğu biliniyordu. Bu durumu ... Adliyesinde beraber çalıştığımız meslektaşlar da biliyordu. H.A. ile beni tanıştıran kişi ...’di. Bir gün H.A. ...’in adliyedeki odasında ziyarete gelmiş, ... beni telefonla arayarak odasına davet etti ve orada H.A. ile beni tanıştırdı, Bundan kısa bir süre sonda da ... yanında H.A. ile benim odama ziyarete geldi ve havadan sudan konuştuk. Sonrasında H.A. ile ... arasında yoğun bir samimiyet olduğunu ve sürekli görüştüklerini, H.A.’ün sık sık adliyeye ...’i ziyarete geldiğini müşahede ettim. Hatta bir seferinde, ... bana H.A.’ün bizi köylerindeki evine piknik için davet ettiğini söyledi ve bu şekilde H.A.’ün köyüne ..., (eski) eşi S.Ş., ben ve ailemle birlikte gitmiştik.
11/10/2014 tarihinde HSYK seçimlerinden bir gün önce ...’i cep telefonumdan arayarak ona, (eski) eşi S.Ş.’nin de oy kullanacağını bildiğimden 'Savcı bey YBP adaylarına senden 11 de 11 değil, 22 de 22 oy istiyorum' dedim. ... bana 'YBP adaylarından 5-6 kişiye oy verebiliriz, YBP adaylarının tamamına oy vermeyiz' dedi. Çoğul bir ifade kullanmasından ben, ... ve (eski) eşi S.Ş.’in YBP adaylarına 11 de 11 oy vermeyeceklerini düşündüm. Ben ... ile birlikte çalıştığımız dönem itibariyle S.Ş.’nin FETÖ irtibatı olduğuna dair bir malumata sahip değilim ancak 15/07/2016 tarihinden sonra S.Ş. görevden uzaklaştırıldığında beni aradı. Telefonu bende kayıtlı değildi. Kendisini tanıttıktan sonra kendisinin FETÖ ile ilgilisi olmadığını, Atatürkçü bir kişiliğe sahip olduğunu ifade etti. Ayrıca 1-1,5 ay önce ... Adliyesindeki odama haber vermeden gelen ... bana 'Bizim hakkımızda olumlu şeyler söyle, senin kurulda itibarın var, ben neyse de eşim bunlara devamlı kızardı. Bunların parasal bir yapı olduğunu söylerdi' şeklinde sözler söyleyerek benden yardım talep etti. Ben ...’e 'sen 2010 seçimlerinde kime oy verdin' dedim. ... bana '11 de 11 İ.O.'un listesine oy verdim' dedi. ...’e 'niye o listeye oy verdin' dedim. ... bana 'o liste o zaman devletin listesiydi' dedi. ...’e 'madem o zaman devletin listesine oy verdin. 2014 HSYK seçimlerinde neden YBP listesine oy vermedin' dedim. Bunun üzerine 'biz tarafsızdık, taraflı olmak zorunda mıydık, kendimize göre bir liste yaptık' dedi. Çoğul ifade kullanması dikkatimi çekmişti. Sonrasında da ... yemin ederek YBP adaylarından sadece B.B.’a oy verdiğini söyledi..."
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de,Fetö terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSYK seçimlerinde davacının sözde bağımsız adaylara oy vermesi ve seçim sürecindeki tutumuna ilişkin tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
...Sonuç olarak
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir."
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3706, K:2024/862 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; Fetö terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSYK seçimlerinde davacının sözde bağımsız adaylara oy vermesi ve seçim sürecindeki tutumuna ilişkin tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun söz konusu bozma kararında belirtildiği üzere; dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususu, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelendiğinde, söz konusu müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği sonucuna varılmıştır.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3.Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.