SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/18186

Karar No

2024/22548

Karar Tarihi

24 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/18186 E. , 2024/22548 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18186
Karar No : 2024/22548

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve 250.000,00 TL manevi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve disiplin soruşturması yürütülmeksizin meslekten çıkarılmasına karar verildiği, savunma hakkının, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, mülkiyet hakkının, suçta ve cezada kanunilik ile özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edildiği, örgütle iltisakı ve irtibatı hususunda somut, şahsi hiçbir fiil isnadı olmadığı, hakkında verilen meslekten çıkarma kararının gerekçesiz, sebepsiz ve soyut olduğu ileri sürülerek dava konusu kararın sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 19/11/2021 gün ve E; 2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 gün ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL tutarındaki manevi tazminatın meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi yolunda verilen 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararıyla dava konusu kararın iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL tutarındaki manevi tazminatın meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine ilişkin kısımlarının bozulması, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının gerekçe eklenmek suretiyle onanması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, onanarak kesinleşen manevi tazminatın 240.000, TL'lik kısmı dışında kalan davaya konu istemler yönünden gereği görüşüldü:


İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve 250.000,00 TL manevi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, anılan karar 25/04/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanları yönünden, ailesinin yönlendirmesiyle eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye ve okula gittiği, barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait evden 2008 yılında (üniversite 2. sınıfta öğrenim görmekte iken) ayrılmakla beraber, bundan sonra söz konusu yapıyla tüm bağını kopardığını beyan eden davacının bu beyanının, bir başka ifadeyle barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında yürütülmekte olan disiplin soruşturması bulunduğu belirtilmiş ise de, bu soruşturma kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından söz konusu soruşturmanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davalı idare tarafından, "davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda belirtildiği üzere, cep telefonuna ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda davacının Bylock kullanıcısı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları ile görüşmelerinin bulunduğu, davacının sosyal çevresinin temelini oluşturan ailesi bireylerinden kardeşinin münhasıran FETÖ/PDY örgüt mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün mensupları tarafından kullanılan kapalı devre kriptolu iletişim ve haberleşme programı olan Bylock isimli programı kullandığı, davacının babasının Adalet Bakanlığına bağlı şoför olarak görev yapmakta iken açığa alındığı gibi bilgi ve delillerin yanısıra davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair çok sayıda delil bulunduğu" denilmek suretiyle belirtilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği; davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği; öte yandan, davalı idarece davacının kardeşi ve babası hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediğinin görüldüğü; netice itibarıyla, davacıya ait cep telefonuna ait HTS kayıtları ve davacının kardeşine ve babasına ait tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli tespitler olarak değerlendirilmediği,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/5195 sayılı dosyada yapılan 11/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000 TL tutarındaki manevi tazminatın meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dairemizin 19/11/2021 tarih ve E:2017/5195, K:2021/3845 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; ... sicil numarasıyla ve Hâkim unvanıyla görev yapan davacının, 2011 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğu, 13/04/2012 tarihinde Eskişehir Hâkim Adayı olarak göreve başladığı, 30/07/2013-26/06/2015 tarihleri arasında Uşak/Sivaslı, 26/06/2015-29/11/2016 tarihleri arasında Erciş Hâkimi olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının, Erciş Terörle Mücadele Büro Amirliğinde düzenenen 18/07/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında; “Ben liseyi 2003 yılında Mustafa Kemal Paşa Anadolu Öğretmen Lisesinde okudum. 1 yıl hazırlık okudum. Birinci sınıfı bitti, ikinci sınıfın ikinci yarısında Balıkesir Özel Fırat Lisesinden eşit ağırlıktan derece yaptığım için tam burslu olarak kayıt yaptırmam konusunda teklif geldi. Bende ailem ile birlikte Susurluk’ta oturduğum için her gün öğretmen lisesinin bulunduğu ilçe olan Mustafa Kemal Paşaya gelip gitmek hem yorucu hem de masraflı olduğu için teklifi kabul ettim. Çünkü babam tek maaşlıydı. Bende ailemin de kabulü ile tam burslu olarak lise 2’nin ikinci yarısından itibaren Balıkesir merkezde bulunan ve o dönem Balıkesir de tek özel okul olan Fethullahçı diye bilinen cemaate ait olduğunu bildiğim Özel Fırat Lisesinde okudum ve buradan mezun oldum. Yine eş zamanlı olarak lise 2’nin ikinci döneminden itibaren Fethullahçı diye bilinen cemaatin Susurluk ilçesinde bulunan Zağnos dershanelerine de tam burslu olarak kaydım yapıldı. Benim özel okula ve dershaneye kaydım benim talebimle yapılmadı, bu okul ve dershane yetkilileri bizim öğretmen lisesindeki ders notlarımıza bakmışlar lise 2’nin ilk yarısında aldığımız ara karnede benimde notlarım çok yüksek olduğu için beni telefon ile arayıp teklifte bulundular. Kaydım bu şekilde yapıldı. Bu okulda bir buçuk yıl yatılı olarak okudum. Zira okul Balıkesir'de ailem Susurluk’taydı. Hafta sonu Susurluk'a gidip ailemin yanında kalıyordum ve dershaneye devam ediyordum. Ben okulda okuduğum süre içerisinde ders yılında ya da yaz tatillerinde her hangi bir kamp ve benzeri programa katılmadım. ...
2007-2011 yılları arasında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde okudum. Üniversitenin ilk yılında aynı liseden mezun olduğumuz arkadaşlarım İ.U. ve A.B.Z. ile birlikte mezun olduğumuz Balıkesir Özel Fırat Lisesi yetkililerinin ayarladığı Fethullahçı olarak bilinen cemaatin Ankara Bahçelievler semtinde bulunan evinde kaldık. Her birimiz ayrı cemaat evlerinde kaldık zira o dönem ailem Susurluk’taydı, keza diğer arkadaşlarım da Balıkesir ve Susurluk’tan geliyordu. İlk kez büyük bir şehre gitmiştik. Fakir aile çocuklarıydık babamın aldığı tek maaşla benim ayrı ev tutmam ya da başka bir yerde kalmam mümkün değildi. Zaten liseden mezun olmuştuk. Mezun olduğum lisenin yetkilileri bu şekilde kalacak yer konusunda yardımcı olunca bende yukarıda belirttiğim sebepler nedeniyle teklifi kabul ettim. Kaldığımız evde 4-5 kişi genelde farklı fakültelerden arkadaşlar oluyordu. Bazen bizi bir evden alıp başka bir eve gönderiyorlardı. Ben bu şekilde fakültenin 1. sınıfı ve 2. sınıfın ilk yarısının ortasına kadar 3 ayrı evde kaldım. Bu evler bir birine yakındı. Üçü de Bahçelievler Semtindeydi. Ben ve arkadaşlarım İ.U. ile A.B.Z. cemaat evinde sürekli disiplin (dediğimizi yapın, bizim istediğimiz gibi hareket edin) olduğu için ve düşünce, yapılarımız uymadığı için cemaat evinden ayrılmaya karar verdik. İlk yılın sonunda arkadaşlarım İ.U. ve A.B.Z. cemaat evinden ayrılıp Cebeci semtinde (okulun yakınında) 1+1 daire tuttular ve ikinci sınıftan itibaren kendi tuttukları evde kalmaya başladılar. Bende kendilerini sık sık ziyaret ediyordum. Maddi durumumuz iyi olmadığı için bende onlarla birlikte eve çıkamadım. Hukuk fakültesinin ikinci yılında ben Kredi Yurtlar Kurumu bünyesinde bulunan hem genel hem de yarı özel yarı genel (Nedim Zapçı Yurdu) müracaat ettim. Müracaat ettiğim yurtlara kabulüm yapılmadı. Kredi Yurtlar Kurumunun okuduğum fakülteye çok uzak olan Balgat semtindeki yurda kabulüm yapıldı. Ancak ben uzak olduğu için gitmedim. 2. Sınıfın ilk döneminin yarısına kadar cemaatin Bahçelievler de bulunan evinde kaldım. Bu dönem içerisinde arkadaşlarım İ.U. ve A.B.Z. sürekli olarak bana sende gel bizimle kal diyorlardı. Ben kendilerine "maddi durumum iyi değil ev için aldığınız eşyalar için katılım parası ödeyemem bu şekilde kabul ederseniz geleyim dedim" onlarda kabul etti. Bu arada 2+1 bir ev tuttuk. Böylece Hukuk Fakültesinin 2. sınıfının ilk yarısının ortalarında itibaren arkadaşlarım İ.U. ve A.B.Z. ile Cebecide bulunan Ulucanlar Caddesi üzerinde 75. Yıl Diş Eğitim Araştırma Hastanesinin tam karşısında sanıyorum ismi Uğur Apartmanı olan apartmanda zemin üstündeki dairede kaldık. Ev sahibimiz aynı semtte camii imamı idi. Yine evin olduğu cadde üzerinde büfesi vardı. Okul bitinceye kadar üç arkadaş bu evde kaldık. Hatta biz 4. Sınıftayken A.B.Z. ve benim çocukluk arkadaşımız olan Susurluk ilçesinden tanıdığımız M.A.T. isimli arkadaşımızda Ankara da Bilkent semtinde bulunan ... isimli iş yerinde çalışmak üzere Ankara ya geldiğinden 1 yıl bizimle birlikte aynı evde kaldı. Savunmamda ismi geçen İ.U. halen Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsünde asistan olarak çalışır. Savunmamda ismi geçen A.B.Z. halen Balıkesir barosunda avukatlık yapmaktadır. ...
Evde kaldığımız dönemde bizim evde kalan arkadaşlarımızın katılımıyla sohbetler yapılıyordu. Sonradan bize başka evlerde yapılan sohbetlere gelin dediler. Ancak ben bunu kabul etmedim. İ.U. ve A.B.Z.’de aynı tavrı gösteriyordu. Zaten bu yüzden üçümüz için "bunlar asi" diyorlarmış. Ben bunu cemaatteki arkadaşlardan duyuyordum. Yapılan sohbetlerde genelde dini konular konuşuluyordu. Yine yaşam tarzıyla ilgili nasihatlerde ve yönlendirmede bulunuyorlardı. Sigara içmeyin kızlarla dolaşmayın tarzında şeyler söylüyorlardı. Ben o dönem hükümet aleyhinde her hangi bir konuşma yapıldığına şahit olmadım. Zaten benim cemaat evinde kaldığım 2007 yılında cemaatle hükümet arasında bir sorunda yoktu. ...
Ben Fethullahçıların evlerinde ve yurtlarında lise 2’nin 2. döneminden üniversite 2. sınıf ilk yarının ortalarına kadar kaldım. O dönem böyle illegal faaliyetleri olduğunu illegal amaçlarının olduğunu bilmiyordum. Evlerinden ayrıldıktan sonra kendileriyle her hangi bir temasım olmadı, meslek hayatım boyunca da bu illegal yapıdan her hangi bir talep almadım.” şeklinde beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan, davalı idare tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden; Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosya kapsamında verilen talimat yazısı üzerine, davacının kullandığı ... numaralı GSM hattına ait HTS kayıtlarının analizi neticesinde düzenlenen tutanakta, davacının 10 ByLock kullanıcısı ile iletişiminin bulunduğunun tespit edildiği; davacının sosyal çevresinin temelini oluşturan babasının da Adalet Bakanlığına bağlı şoför olarak görev yapmakta iken darbe girişimin ardından açığa alındığı anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, lise döneminde örgüte ait okul ve dershaneye gittiğine ve yurtlarda kaldığına, üniversite döneminde de söz konusu okul yöneticilerin yönlendirmesiyle örgüte ait evde kaldığına ve yapılan sohbetlere katıldığına yönelik beyanları ile yukarıda aktarılan ve dosyada mevcut diğer hususların birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2022/1518, K:2024/1234 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının, lise döneminde örgüte ait okul ve dershaneye gittiğine ve yurtlarda kaldığına, üniversite döneminde de söz konusu okul yöneticilerin yönlendirmesiyle örgüte ait evde kaldığına ve yapılan sohbetlere katıldığına yönelik beyanları ile dosyada mevcut diğer hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının açığa alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi, ... TL manevi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden davanın açılışında alınmayan ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Davacının manevi tazminat isteminin de reddedilmesi nedeniyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/4 maddesi uyarınca ...-TL (duruşmalı işler için belirlenen) vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim