Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18185
2024/22086
23 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18185
Karar No : 2024/22086
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, Anayasaya ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmeden tesis edildiği, savunma hakkı tanınmadığı, örgütle irtibatı veya iltisakının olduğu yönünde somut herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, hiçbir zaman yasa dışı örgütle bağlantısının olmadığı, asılsız ihbarlara dayanıldığı, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülerek kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali istemiyle açılmıştır. Gelinen aşamada Dairemizin işlemin iptaline ilişkin kararı, İdari Dava Daireleri Kurulun tarafından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmeyerek bozulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”, 36. maddesinde: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." denilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında "Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: ... d) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları, ..." hükmü düzenleme altına alınmıştır.
Aynı Kanun'un "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 2. fıkrasında, "Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.
" hükmüne, 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebilir.
". 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almaktadır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanununun 4. maddesinin (b) fıkrasının 6. bendinde; "meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar vermek" Kurulun görevleri arasında sayılmış; 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda görüleceği hükme bağlanmıştır.
Diğer taraftan; 667 sayılı KHK'nın "Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir." şeklinde düzenleme yapılmış ve bu KHK, 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile yasalaşmış, bunu takiben 08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7075 sayılı Kanun ile yasalaşan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile "meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir." hükmü getirilmiştir.
Davacı yargı mensubu olarak görev yapmakta iken meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Kanun koyucu yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemlere karşı açılarak davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ı görevli kılmıştır. Danıştay dairesince ilk derece sıfatıyla bakılan bu davalarda nihai kararlara kaşı temyiz yolu açıktır ve temyiz merci İdari Dava Daireleri Kurulu'dur.
Dava, konusu itibariyle meslekten çıkarma davasıdır. Davacı yargı mensubu olmayıp başka bir kamu görevlisi olsaydı davasını ilk derece mahkemesi olarak idare mahkemelerine açacak ve verilen karar Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay denetimlerinden geçecek, hatta Danıştay Dava Dairesinin olası bir bozma kararına Bölge İdare Mahkemesince ısrar edilmiş olması durumunda karar İdari Dava Daireleri Kurulunca incelenip karara bağlanacaktı. Davacı yargı mensubu olduğu için, hakkında ilk derece sıfatıyla karar veren Danıştay dairesi karanının denetimi ise İdari Dava Daireleri Kurulu'na aittir ve İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlar kesin olup uyulması yasal zorunluluktur.
Kanun koyucu, usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ilkeleri ışığında bazı davalarda konu ve parasal miktar itibarıyla kesinlik sınırını belirlemiş ve kanun yolunun açık olup olmadığını hususlarını düzenlemiştir. Meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda ise üç dereceli yargılamayı öngörmüş ve bu durum da kanun koyucunun meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalara verdiği önemi göstermektedir..
Yukarıda da değinildiği üzere davacının yargı mensubu olarak kamu görevi üstlenmiş olması, hakkında verilen meslekten çıkarma kararına karşı yapılan hukuki denetimi iki dereceli olarak davacı aleyhine olacak şekilde sınırlandırmıştır.
Anayasa Mahkemesi, usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkeleri açısından nispeten önemsiz sayılabilecek bazı davalarda verilen kararların kesin olmasını hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık teşkil etmeyeceğine karar vermiştir. Bu kapsamda konusu itibarıyla önemsiz olduğu kabul edilemeyecek nitelikte olan meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda, ilk kez İdare Dava Daireleri Kurulunca davacı aleyhine bir hüküm kurulduğu durumlarda yasal düzenleme nedeniyle bu hükmün denetlenememesi kişilere aşırı külfet yüklemekte ve bu durumun hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim İdare Dava Daireleri Kurulunca ilk derece mahkemesi kararının bozulması ve ilk derece mahkemesinin bu karara uymakla zorunlu olması nedeniyle, işin esası hakkında verilmiş nitelikte sayılabilecek bir karar verilmesi hâlinde İdare Dava Daireleri Kurulunun ilk elden verdiği kabul edilebilecek bu karara karşı ilk derece mahkemesinin ısrar hakkının bulunmaması hükmün denetlenmesi hakkına aykırılık teşkil edebilir. Açıklanan gerekçelerle, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemenin somut norm denetimi yoluyla iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesinin 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararda;
Davacının eski eşi tarafından verilen şikayet dilekçesi yönünden; davacının örgütle iltisakı ve/veya irtibatı hususunda doğruluğu ortaya konulamayan ve tutarsız olduğu anlaşılan şikayet dilekçesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Asya Katılım Bankası hesabı yönünden; davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2012 yılında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere örgüte yardım amaçlı hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının Asya Katılım Bankası AŞ nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıya 2012 yılında yüksek teftiş notu verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 2012 yılı teftişinde yüksek puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve HTS kaydı yönünden; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurumlardan olan ...Derneğinden mesaj alması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, sadece bu şekilde mesaj almış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan tespitler yönünden;
Davalı idarece söz konusu kararda yer alan "... şüphelinin 28/11/2013 tarihi ile 01/12/2013 tarihi arasında konakladığı ... Oteli'nde aynı aralıkta kalan 99 kişiden 26'sının Fetö'den işlem gördüğünün, 27/05/2014-29/05/2014 tarihleri arasında konakladığı... Tesisleri'nde kalan 40 kişiden 12'si hakkında aynı suçtan işlem yapıldığının, sadece 2011 yılında yurt dışına çıkış kaydının bulunduğunun belirtildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği'nin 30/10/2018 tarihli cevabi yazısında, şüphelinin 12.10.2014 tarihinde yapılan HSK seçimleri öncesinde 08/10/2014-11/10/2014 tarihi arasında yıllık izin kullandığının görüldüğü,(2014 yılı Ekim ayında yapılan HSK seçimlerinden kısa süre önce örgüt mensubu hakim savcıların izin ve rapor alarak daha önce birlikte çalıştığı ya da tanıdığı hakim ve savcıların görev yerlerine oy istemek amacıyla gittiklerine dair itirafçı beyanları doğrultusunda araştırılmıştır.), Söz konusu tarihte Tonya Cumhuriyet savcısı olan şüphelinin kullandığı tespit edilen hatta ilişkin hts kayıtlarına göre, şüphelinin 02.10.2014 tarihinden 12.10.2014 tarihine kadarki baz verilerinin; Trabzon(Tonya), Giresun, Ordu, Samsun, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Sakarya, Düzce, Bolu, Karabük, Giresun ve Trabzon şeklinde olduğunun görüldüğü..." şeklindeki tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği,
Davalı idarece dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının konakladığı mekanlardan birinin kamu kurumuna diğerinin özel bir işletmeye ait olduğu, davacı ile aynı tarih aralığında belirtilen tesislerde konaklama yapan ve Polnet kayıtlarında hakkında FETÖ/PDY şerhi bulunan kişilerin davacı ile örgütsel faaliyet kapsamında aynı yerde konakladığını ispatlar mahiyette bir belge sunulmadığı; yine 2014 yılı HSK üye seçimleri öncesi örgütün sözde bağımsız adayları lehine seçim çalışması yürüttüğünü ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dosya kapsamına sunulmadığının görüldüğü,
Netice itibarıyla, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili ihbar/şikayet bilgileri yönünden; O.A. isimli şahıs ve kimliği belli olmayan kişi tarafından yapılan, davacının örgütle iltisakı ve/veya irtibatı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen ve Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından da işlem yapılmadığı anlaşılan ihbar/şikayet dilekçelerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacının annesi ve babasının Bank Asya nezdinde gerçekleştirdiği bankacılık faaliyetlerine ilişkin tespit yönünden; davacının bizzat şahsına ilişkin olmayıp annesi ve babasına yönelik olan söz konusu tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden; davalı idare tarafından, davacının kız kardeşi Z.K. ve babası Ş.K. hakkında silahlı terör örgütü üyeliğinden soruşturma yürütülmesinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü,
Netice itibarıyla, davacının kardeşi ve babası hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görüldüğünden, davacının kardeşine ve babasına yönelik tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 24/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 12/09/2022 tarih ve E:2016/57870, K:2022/5818 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının eski eşi E.Y.M.'nin Hakimler ve Savcılar Kurulu hitaplı 29/03/2019 tarihli dilekçesinde; "Ben E.Y.M. eski eşim ve ailesinin fetöcü olduğunu devletinde bilmesini istiyorum ben bu insanlardan kurtuldum boşanma davamı açtım ve ailemle yaşıyorum... ... Kendisi ve ailesinin FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ ile bağlantısı vardır.İlk görev yerinde Bankasya dan araba kredisi aldı. HSK Seçimlerinde tüm oyunu fetöcülere verdiğini bizzat kendisi söylemiştir. Parmak izine de bakılabilir doğrudur .Bunu eski eşim cezaevinden çıktıktan sonra kendi ağzıyla söylemiştir. Trabzon/TONYA İKİNCİ GÖREV yerinde ... PARTİ-TONYA teşkilatındaki herkes hakkında soruşturma açtığını söyledi. Yok yere boşuna insanlara dava açmış işini layıkıyla yapan birisi olmadı, işini çok abartan ve geç saatlerde işine giden bir savcı idi, orta okul ve Lisede de örgütün evlerinde kaldığını hem kendisi hemde abisi A.K. ile kaldığını kendisi söyledi, Ankara da Akademi eğitiminde iken sağlık raporu devlet hastanesinde alamamış eniştesi hazırlatıp devlet hastanesinden sağlık raporunu almış ailesi ile tartıştığımda söylediler niye bu kadar tapıyorsunuz dediğimde söylediler. Hain Darbe girişimi gecesi başsavcı bey yurt dışında olduğu için telefonla konuşarak gerekeni yapmasını istedi ve listeler geldikten sonra AKŞEHİR de ismi açıklanan hakim ve savcılar hakkında ben işlem yapmam tutuklamaya sevk etmem demiştir. Hain darbe girişimi gecesi HSK ya FAKS ÇEKEREK bu isimleri tutuklamayacağım işlem yapmayacağım faksda belirtmiş bunu cezaevinden çıktıktan sonra kendisi söyledi her halde o gece faks fark edilmedi,hsk da kargaşada dedi. Ve o gece canını ortaya koyduğu yoktur.o gece AKŞEHİR de hiç bir şey olmadı. Darbeye destek veren yoktu. 2010 yılından 2016 ya kadar her zaman kurban parasını FETÖ NÜN RUSYA TEMSİLSİCÎ VE RUSYA SORUMLUSU Eniştesine (A.V.) gönderdi. Kurban paralan ailesi annesi babası doktor olan ABLASI Z.K. ve doktor olan ABİSİ A.K. büyük ablaları F.E. kurban paralan rusya temsilcisi eniştesinin gönderdiği hesap numarasına gönderiyorlardı. Eniştem için canım kurban olsun diyen ... enişteleri A.V. fetönün rusya temsilcisi olduğunu söylüyorlardı. Eniştesinin kod adı ... olduğunu söylüyorlardı. Bu adam ABD ye ailesi ile kaçmış ablası Z.V. Rusyadan geldiğinde kendi adına kayıtlı olmayan telefonu kullanıyordu. Eski küçük telefonlardı, Kendisi o telefonlar adıma değilki demiştir. F.E. büyük ablası ... nın eniştesinin evinde baylocklu telefonları tablette denize attığını kendisi bizzat söyledi.... Bu insanlar FETÖ ele başına tapıyorlar ona hiç bir şey diyemezsin diyorlar... Kurban paraları kimse yok mu ya yardımlar hepsi yapıyordu. Bu da aynı şekilde gönderiyordu, kurban da toplar arkadaşlarından darbe den sonra telefonunu değiştirdi. Kendi sininde Bank asya da hesabı parası vardı. Babası banka kapanıyor.di ye yardım etti kurban ve Zaman gazetesi her şey var... İHBAR ETTİĞİM KİŞİLER VE ADRESLERİ ve Telefon numaraları: ... cezaevinden çıktıkdan sonra aldığı Numara: ... ...";
Aynı şahsın ihbar dilekçesine istinaden Avcılar Güvenlik Büro Amirliğince düzenlenen 06/11/2019 tarihli ifade tutanağında; "... benim eşim olur, kendisi ile boşanma aşamasındayız, ... 2011-2016 yılları arasında himmet ve kurban paralarını eniştesi olan A.V.'nin sürekli vermiş olduğu İBAN üzerinden bu örgüte göndermekteydi. Kendisi FETÖ'den soruşturma geçirmiş cezaevinde yatmış ve meslekten edilmiş eski bir savcıdır. Darbe gecesi FETÖcülere işlem yapmadığını ve HSYK'ya faks göndererek 'ben bu insanlar hakkında hiçbir işlem başlatmam' şeklinde ibare kullandı...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.A.'ya ait Keşan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 22/08/2016 tarihli ifade tutanağında; "... 2016 yılı yaz kararnamesinden önce Vakfıkebir C.Savcısı olarak görev yapıyordum. Vakfıkebir Adliyesi, şüpheli ...'nın görev yaptığı Tonya Adliyesine en yakın adliyedir. Bu münasebetle Tonya adliyesinde görevli hakim ve savcılarla arada sırada görüşüyorduk... 2014 yılında yapılan HSYK üye seçimlerinden hemen önce yıllık iznimi kullanmıştım. Seçim günü Trabzon Adalet Sarayına giderek o dönem ismi Yargıda Birlik Platformu olan yapının belirlediği isimlere oy verdikten sonra kantin kısmında oturuyordum. ... da bir müddet sonra yanıma gelmişti. Kendisi ile konuştuğumda Yargıda Birlik Platformu'na destek vermediğini söylemişti ancak hangi adaylara oy verdiğini bilmiyorum..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davacının eski eşinin ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde davacının ve ailesinin FETÖ terör örgütü ile bağlantısının olduğu, davacının 2014 HSK seçimlerinde örgüt adaylarına oy verdiği, darbe teşebbüsünden sonra açığa alınan hakim ve savcılar hakkında işlem yapmayacağını beyan ettiği, bu yönde HSK'ya faks çektiği, ancak yoğunluktan dolayı bu faksın HSK tarafından fark edilmediği, ortaokul ve lise döneminde örgüte ait evlerde kaldığı, Asya Katılım Bankasında hesabının bulunduğu, ...Derneğine para gönderdiği, FETÖ'nün Rusya temsilcisi olan eniştesinin verdiği IBAN üzerinden örgüte sürekli para gönderdiği, örgüt mensubu olan ablası ve eniştesinin Amerika'ya kaçtıkları, onların evindeki ByLock uygulamasının yüklü olduğu telefon ve tabletleri davacının denize attığı şeklinde beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır. Tanık A.A.'nın ifadesinde de, davacının 2014 HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermediği, bu hususu bizzat davacının kendisine söylediği şeklinde beyanlara yer verildiği görülmektedir.
Davacıya ait dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; davacıya ait cep telefonu içerisinde ... Derneği tarafından 2016 yılında gönderilen mesajların bulunduğu, yine aynı telefonda; MP3 Risale-i Nur, Risale-i Nur, Risale-i Nur Dinle, Risale-i Nur ve Risale-i Nur Kütüphanesi isimli uygulamaların yüklü olduğu belirtilmiştir.
Davacının Asya Katılım Bankasındaki hesap hareketlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 14/01/2019 tarihli bilirkişi raporundan; davacının anılan Bankada hesabının bulunduğu, söz konusu hesabın 04/12/2012 tarihinde açıldığı, kredi kartı kullanımının olduğu, kredi kartı borcu ve kredi taksit ödemesi için hesaba farklı tarihlerde para yatırıldığı ve hesaptaki son işlem tarihinin 21/11/2014 tarihi olduğu görülmüştür.
FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde (2012 yılı teftişinde), davacıya emsallerine nazaran yüksek teftiş notu verildiği, söz konusu belgeyi düzenleyen müfettişler S.Ç. ile S.Y.'nin FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarıldıkları, anılan kişilerin meslekten çıkarma kararlarına karşı açtıkları davaların da ret şeklinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının 12/10/2014 tarihinde yapılan HSK seçimleri öncesinde 08/10/2014-11/10/2014 tarihleri arasında yıllık izin kullandığı, 02/10/2014 tarihinden 12/10/2014 tarihine kadarki HTS baz verilerinin; Trabzon(Tonya), Giresun, Ordu, Samsun, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Sakarya, Düzce, Bolu, Karabük, Giresun ve Trabzon şeklinde olduğu görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının eski eşinin ifadeleri, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgilerin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır
...Sonuç olarak
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 30/05/2024 tarih ve E:2023/268, K:2024/1243 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının eski eşinin ifadeleri, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık beyanları ve dosyadaki diğer bilgilerin bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama gideri ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.