Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18184
2024/21658
18 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18184
Karar No : 2024/21658
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI: Hakkında bir disiplin soruşturması başlatılmadan, savunması alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararda öznel bir gerekçe gösterilmediği, kişiselleştirme yapılmadığı, genel ve soyut ifadelere yer verildiği, hakkında somut hiçbir delil bulunmadığı, tamamen tahmin ve soyut değerlendirmelere dayanıldığı, kararın Anayasa ile AİHM, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına aykırı olduğu, yetki, şekil, sebep, amaç ve konu unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının, eşitlik ilkesinin, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 16/03/2022 gün ve E; 2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 gün ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle davacının beraatine karar verilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve bu karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulduğu, temyiz incelemesinin devam ettiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle davacının beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararda; Tanık beyanı yönünden, tanığın davacıyı FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek somut verilere veya görgüye dayalı bir bilgisi bulunmadığı, davacının anılan örgütle bağlantısına yönelik somut verilere dayanmayan bir "söylem"i ve net olmayan fikirleri aktardığı anlaşılan tanığın beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, 15/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 24/01/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin yukarıda yer verilen ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgüt mensubu olduğunun belirtildiği şikayet dilekçeleri de, bu dilekçeler üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği, ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar ile ilgili olarak işlem yapıldığına ilişkin ve davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgilerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve kamu davası açılmış olması yönünden, salt davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine masumiyet karinesi gereğince olanak bulunmadığı; davacı hakkındaki ceza yargılaması dosyası kapsamında yapılan tespitler davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı; davalı idarece, davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer alan hususların davacının örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olduğu ileri sürülmüş ise de, iddianamedeki anılan hususların aktarılmasıyla yetinildiği ve dava dosyasına, davacıya 2013 yılı teftiş döneminde verilen notun (82 puan) örgütsel saiklerle verildiğine, davacının üst aramasında ele geçirilen 20 doların örgütsel saiklerle verildiğine/bulundurulduğuna ve davacının örgütle iltisak ve irtibatına yönelik bir veri niteliğinde olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı gibi, davacının Terörle Mücadele Kanunu (TMK) 10. madde (mülga) ile yetkili Cumhuriyet savcılığına örgütle irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla görevlendirildiğine ilişkin iddiayı destekleyici delillerin de sunulmadığı görüldüğünden, salt davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer verilmesi nedeniyle davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını gösteren delil olarak ileri sürülen bu hususların davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği; davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitlerin ve kamu davası açılmış olmasının, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak kabulüne olanak bulunmadığı,
YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV'a, 967 üye numarası ile 19/09/2007 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı görülmüş ise de, YARSAV üyeliğinin, davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 15/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 16/03/2022 tarih ve E:2016/56420, K:2022/1061 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacı hakkındaki tanık beyanı:
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.B.'ye ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 12/01/2018 tarihli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "Cumhuriyet Savcısı ... ile ilgili bilgim şunlardan ibarettir: Ben 2014 Şubat ayı başında ... Cumhuriyet Başsavcılığı görevine başladım. Ben göreve başladığımda ... Terör Bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı idi. Bir süre geçtikten sonra ... Emniyet İstihbarat Müdürü değişti. Emniyet İstihbarat Müdürü bana gelerek Terör Büroda çalışan savcıların Fethullahçı Terör Örgütü ile iltisaklı olduklarını söyledi. Bunun üzerine ben en yenisi iki yıldır orada çalışan Başsavcı vekillerinden üç kişiyi çağırdım. Bu konuyu kendilerine sorduğumda Terör Büroda çalışan H.S.’nin Fethullahçı olduğunu düşündüklerini, ... için ise “Ne Fethullahçıdır diyebiliriz ne de değildir diyebiliriz” diye de üçü de cevap verdi. Bunun üzerine her iki Cumhuriyet savcısını Terör Bürodan alarak başka bürolarda görevlendirdim. Bir müddet sonra her ikisinin de tayini İstanbul’a çıktı. Birlikte çalıştığım Başsavcı Vekillerinden A.T. dürüstlüğüne güvenemeyeceğim biriydi, nitekim daha sonra yakın zamanda o da Başsavcı Vekilliğinden alınarak İstinaf Savcılığına verildi....’nin özel ve sosyal hayatını bilmiyorum. Görev yaparken kanunlara aykırı bana intikal eden bir işlemi olmadı. Bu arada ... Emniyeti İstihbarat Müdürü T.K. ile ilgili bazı bilgiler de vermek istiyorum: Cumhuriyet Savcısı ... ve Cumhuriyet Savcısı H.S.’yi Terör Bürodaki görevlerinden alıp başka büroda görevlendirdikten sonra bütün vekillerin hemfikir olduğu iki Cumhuriyet savcısını Terör Büroda görevlendirdim. Her iki Cumhuriyet savcısının da sosyal demokrat oldukları ifade edilmişti. Bu görevlendirmeden sonra Emniyet İstihbarat Müdürü benim yanıma gelerek “Bu görevlendirme nedeniyle sağolun efendim, teşekkür ederim efendim, bu görevlendirme çok iyi oldu efendim.” şeklinde teşekkürlerini iletti. Aradan 7 ay kadar geçtikten sonra bazı konularda Cumhuriyet savcılarından istedikleri kararı alamayan Emniyet İstihbarat Müdürü bana yakınmaya geldi. ...T.K. her iki sosyal demokrat görüşlü savcıyı toptancı anlayışla kripto FETÖcü olarak damgalamaya çalışıyordu. Bugün her iki savcı görevlerine Antalya’da farklı birimlerde devam etmektedir. Ancak T.K. görevinden alınarak ... Polis Okuluna atandığını internetten öğrendim. Hatta sosyal demokrat görüşteki Terör Bürodaki iki Cumhuriyet savcısının bürolarının değiştirilmesi talebini delil gösterememesi sebebiyle reddettiğimde “Bundan siz de zarar görürsünüz” diyerek beni de tehdit etmişti. Ben tehdidini ciddiye almadım. Ama sonradan HSYK Üyelerine giderek ... Cumhuriyet Başsavcısı FETÖ ile mücadelede yeterince istekli davranmıyor diyerek beni şikayet ettiğini öğrendim. ...Maalesef HSYK hiçbir araştırma yapmadan bizim de görev yerimizi değiştirdi. T.K. asla kendisine güvenilmeyecek bir kişidir.".
Tanık beyanı incelendiğinde, tanığın ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev ifa etmekte iken Emniyet istihbarat müdürünün kendisine, terör bürosunda yetkili savcıların söz konusu yapı ile iltisaklı olduğunu beyan ettiğini, bunun üzerine, başsavcı vekillerinden üç kişiye bu konuyu sorduğunda üçünün de anılan büroda çalışan savcılardan davacı hakkında “Ne Fethullahçıdır diyebiliriz ne de değildir diyebiliriz” şeklinde cevap verdiğini, akabinde davacının görev yerini değiştirdiğini beyan ettiği, ifadesinin devamında, davacının Başsavcılığa intikal eden, kanunlara aykırı bir işleminin olmadığını, özel ve sosyal yaşamını bilmediğini, Emniyet istihbarat müdürü ile davacının görev yerini değiştirirken fikrini aldığı başsavcı vekillerinden bir tanesinin güvenilmeyecek kişiler olduğunu belirttiği görülmüştür.
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve kamu davası açılmış olması hususu:
Davacı hakkında, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle düzenlenen ... tarih ve İddianame No:... Soruşturma No:..., Esas No... sayılı iddianamede yer verilen,
"2- FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Adalet Bakanlığı ve HSYK Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın bir dönem silah olarak kullanıldığı, örgüt mensubu hâkim ve Cumhuriyet savcılarının az sayıda, hedef olarak görülenlerin ise daha fazla sayıda dosyasının incelenmesi suretiyle ya da aynı mahkeme heyetinde görev yapan hâkimlerin benzer mahiyetteki eksiklikleri, bir kısmı yönünden tavsiye konusu yapılırken, diğerleri yönünden tavsiye konusu yapılmayarak veya örgüt mensubu bir kısım adliye personelinden, hedef olarak görülen hâkim ve Cumhuriyet savcılarının tavsiye konusu olabilecek mahiyetteki işlemlerinin önceden bildirilmesinin istenmesi ve denetim sırasında bu işlemlerin tavsiye konusu yapılması suretiyle, bazen de ortada geçerli hiçbir sebep olmadığı halde performans değerlendirme ve geliştirme formlarının örgütün amaçlarına hizmet edecek şekilde düzenlendiği, ezcümle; Hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden soruşturma yapılan ve T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesi’nin ... tarih ve ... Tedbir ve... sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 77/1 ve 81/1. maddeleri gereğince görevinden uzaklaştırılmasına ve bilahare T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile de meslekten çıkarılmasına karar verilen HSYK Kurul Başmüfettişi E.D. (36...) tarafından, Antalya 2013 yılı denetiminde şüpheliye, objektif kriterlerden ve yerleşik uygulamalardan uzak, örgütsel amaç ve politikalar doğrultusunda şüphelinin parlatılması, hakkındaki olumsuz düşüncelerin bertaraf edilmesi ve gelecekte önemli görevlere getirilmesini sağlama amacına matuf ve örgütsel bağlılık ve dayanışmanın göstergesi olarak 82 olarak not takdir edildiği yönündeki tespit,
3- Soruşturma dosyası içerisinde bulunan T.C. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığı Başmüfettişliği’nin ... tarih ve ... sayılı İnceleme Tutanağı kapsamında da belirtildiği üzere; YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) Derneği’ne 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında yoğun bir üye kaydının olduğu, en yoğun üye kaydının 2010 yılında gerçekleştiği, hatta 2010 yılında gerçekleştirilen üyeliklerin son 10 yıl boyunca derneğe üye olan Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının hemen hemen yarısına tekabül ettiği, 10 yıl içerisinde YARSAV’a üye olanların büyük bir çoğunluğunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisâkları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, bu durumun yukarıda bahsi geçen inceleme tutanağına ekli ifadeleri destekler nitelikte olduğu, ifadelerde bahsedildiği üzere FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı ve iltisâklı Hâkim ve Cumhuriyet Savcılarının örgüt yönetiminden aldıkları talimat doğrultusunda YARSAV derneğini ele geçirebilmek için mezkür derneğe üye kaydı yaptırdıklarının değerlendirildiği tespitleri veçhile, Şüphelinin de, silahlı FETÖ/PDY terör örgütünün lideri Fetullah GÜLEN’in sohbet ve vaaz adı altında şifreli şekilde gönderdiği talimatlar ile YARSAV (Yargıçlar ve Savcılar Birliği) derneğine sızılarak bu derneğin ele geçirilmesi ve kullanılması talimatı doğrultusunda, bu talimat gereği 19.09.2007 tarihinde YARSAV’a üye olduğu yönündeki tespitler,
4- Darbe girişimi akabinde ülke genelinde terör örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarda örgüt mensuplarının bir çoğunun üzerinde, evlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalar neticesinde (1) ABD Doları kağıt para bulunması dikkat çeken bir husus olarak ortaya çıkmış, konu medya organlarında haberleştirilmiştir. (1) ABD Doları paranın örgütsel işlev, anlamı ve delil değeri hakkında örgütte üst düzey seviyede görev alan şüphelilerden Ö... ve M... isimli şahısların terör örgütünün sözde Jandarma Teşkilatı yapılanması ve darbe girişimine iştirak eden Jandarma personelinin deşifre edilmesine yönelik soruşturması kapsamında alınan ifadelerinde; FETÖ/PDY yapılanmasında ... ili ... Jandarma teşkilatından sorumlu, örgüt içerisinde "Müdür Yardımcısı" olarak tabir edilen görevde bulunmakta iken kolluk görevlilerince yakalanarak etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmaya karar verdiklerini, konumları ve her hücrenin birbirini mümkün olduğunca tanımadığı hücresel sistemle örgütlenme modeli benimseyen örgüt hakkında bildiklerini anlattıklarını, örgüt içerisinde kendilerinin üst hiyerarşisinde yer alan "müdür" ve Marmara bölgesindeki tüm Jandarma personelinin sorumlusu konumundaki "bölge temsilcisi" olarak tabir edilen şahısların sıklıkla örgüt lideri Gülen'in yaşadığı Amerika Birleşik Devletleri ülkesine gittiklerini, zaman zaman oradan getirdikleri ve örgüt liderinin kendilerine verdiğini söyledikleri 100, 50, 20 ABD Doları kağıt paraları bozdurarak alt hiyerarşilerinde yer alan "öğretmen" ve "öğrenci" tabir edilen asker şahıslara vermelerini istediklerini, kendilerinin de verilen banknotları döviz büroları aracılığıyla genellikle daha çok şahsa dağıtmak için (1)'er dolarlık banknotlar halinde bozdurup dağıttıklarını, piyasada bazen (1) dolarlık kağıt para bulamadıkları zamanlarda (1) doları alıp geriye kalanı 5,10 veya 20 ABD doları şeklinde banknot halinde getirip dağıttıklarını, paraları dağıtımdaki amacın Gülen'in verdiği paraların üstlerinin söylediklerine göre "bereket" ve "hatıra" olduğuna inanılmasından dolayı örgüt mensuplarının bağlılık ve minnet duymasını sağlamak olduğunu, paraların bir nevi Gülen ile ona bağlılık duyanların, bu duygularının sembolü olduğunu, yine paraların kaynağının Bediüzzaman Said Nursi'nin yazmış olduğu eserlerin telif hakkı sahiplerinden olan Gülen'in elde ettiği telif gelirleri olduğunun örgüt içerisinde sıkça dillendirilen bir husus olduğunu beyan ettikleri dikkate alındığında; Şüphelinin atılı suçtan tutuklandıktan sonra sevk edildiği ...No’lu ... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na kabulü sırasında yapılan üst aramasında elde edilen 1 adet 20 Amerikan Doları paranın da, örgüt üyeleri tarafından "bereket" ve "hatıra" olduğuna inanılarak bulundurulan ve silahlı terör örgütü lideri tarafından dağıtılmak üzere üyelerine iletilen ve örgüt mensubunun bu sıfatını ortaya koymaya yönelik örgüt ile devamlılık ve süreklilik arz edecek şekilde organik bağ kurduğuna işaret eden delillerden biri olduğu yönündeki tespitler,
5- FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm Anayasal kurumlarını ele geçirmek olan nihai hedefine ulaşabilecek gücü elde ettiğine inandığı, bu özgüvenle nihai hedefe ulaşmaya yönelik eylemlerini artırdığı, nihai hedefe ulaşmak için başlatılan son sürecin, mülkiye, emniyet, yargı ve diğer stratejik öneme sahip kamu kurumlarını ele geçirmek için kendilerine engel olacaklarını düşündüğü bürokrat ve personellerin sistem dışına çıkarılmasını sağlayarak örgüt elemanlarını bu makamlara getirdiği, Bu bağlamda şüphelinin de, stratejik ve kritik öneme sahip TMK. 10. madde ile Görevli Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirildiğine dair ..." tespitlerin davacı hakkında kamu davası açılmasını gerektirdiği belirtilmiştir.
Bu iddianame esas alınarak açılan davada... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan davacının beraatine karar verilmiştir.
Belirtilmelidir ki, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında, terör örgütüne üyeliği veya mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, yargı mensubu hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, davacı hakkında düzenlenen, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarihli şüpheli sorgulama tutanağında davacının "...'da görev yaptığım dönemde TMK. Kurulduğunda kurul tarafından görevlendirildim. Benim bir talebim olmadı. Re'sen görevlendirme yapıldı. TMK kapatıldığında da görevim sona erdi." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Dosyada mevcut hizmet cetveline göre davacı 2012-2015 yılları arasında ... ilinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmıştır.
YARSAV üyeliği:
YARSAV, 2006 yılında 501 kurucu üye ile üyelerinin ortak menfaatlerini savunabilmek amacıyla yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olarak dernek statüsünde kurulmuştur. Bununla birlikte YARSAV'ın faaliyetlerinden rahatsız olan söz konusu örgüt tarafından Dernek yönetiminin ele geçirilmesi ve kendi amaçları doğrultusunda faaliyet göstermesinin temini maksadıyla örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı yargı mensuplarının anılan Dernek'e üye yapılması yönünde organize şekilde çalışmalar yürütülmüş ve FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensupları, örgütün talimatı doğrultusunda sistematik bir şekilde Dernek'e üye olmuşlardır. FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı yargı mensupları kendi serbest iradeleriyle ve yargının ortak menfaatlerinin savunulması maksadıyla değil, Dernek'in yönetimini ele geçirmek ve kendi maksatları doğrultusunda yönlendirmek gayesiyle YARSAV'a üye olmuşlardır.
Dosyaya sunulan belgenin incelenmesinden, davacının YARSAV'a, 967 üye numarası ile 19/09/2007 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı görülmüştür.
Buna göre, davacı hakkındaki tanık beyanı, FETÖ/PDY'nin HSK Teftiş Kurulunda etkin olduğu dönemde 2013 yılı teftişinde davacıya 82 puan takdir edilerek yüksek teftiş notu alması, Performans Geliştirme ve Değerlendirme Formunu düzenleyen müfettişin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması, anılan örgüt ile iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde davacının örgütün özel önem verdiği TMK. 10. madde ile görevli Cumhuriyet Savcısı olarak yetkilendirilmesi hususlarındaki tespitler ile davacının YARSAV'a üyelik zamanı ve şekli bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeterli görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/06/2024 tarih ve E:2022/2606, K:2024/1411 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık beyanı, FETÖ/PDY'nin HSK Teftiş Kurulunda etkin olduğu dönemde 2013 yılı teftişinde davacıya 82 puan takdir edilerek yüksek teftiş notu alması, Performans Geliştirme ve Değerlendirme Formunu düzenleyen müfettişin FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması, anılan örgüt ile iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı ve HSYK’da etkin oldukları dönemde davacının örgütün özel önem verdiği TMK. 10. madde ile görevli Cumhuriyet Savcısı olarak yetkilendirilmesi hususlarındaki tespitler ile davacının YARSAV'a üyelik zamanı ve şekli bir arada değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 18/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.