Danıştay danistay 2024/18182 E. 2024/20215 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18182
2024/20215
5 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18182
Karar No : 2024/20215
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın savunma hakkı tanınmadan ve kanunî usullere uygun soruşturma yapılmadan tesis edildiği, şahsıyla ilgili somut herhangi bir delil ve gerekçe olmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, kişiselleştirme yapılmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir iltisak ve irtibatı bulunmadığı, dava konusu kararla adil yargılanma hakkının ve hakimlik teminatının ihlal edildiği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolunda verilen 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-(e) maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği görülmüştür. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede söz konusu kararın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ... , K: ... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve kendi beyanı yönünden, davacıyı 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayları için çalıştığını görmediğini belirten A.A. isimli tanık ve davacının kendi beyanları ile dava dosyasında mevcut tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde, seçimlerde özgür iradesiyle karma oy kullandığını beyan eden davacının bu beyanının aksini ortaya koyabilecek, diğer bir deyişle davacının örgütsel amaçlar kapsamında bağımsız adaylara oy verdiğine yönelik başkaca tespit ve delilin dosyaya sunulamadığı, ayrıca davacının meslekten çıkarılan hakim ve savcılar ile görüşmesinin örgütsel saikler doğrultusunda gerçekleştiği hususunda somut bir veri ortaya konulamadığı görüldüğünden, söz konusu beyanlar, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği; D.H.S. isimli tanığın ifadesinin, davacının örgüt içerisinde yer aldığına ilişkin somut bir veriye dayanmaması ve yalnızca duyuma dayalı olması nedeniyle, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
HTS kayıtları yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtlarının, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine dair kararda yer verilen gerekçeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel saiklerle ve örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiğinin somut verilerle ortaya konulamadığı anlaşıldığından, bahse konu görüşmeler, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında kamu davası açılmış olması, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında kamu davası açılmış olmasının, iddianame ve beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 11/03/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 31/05/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasında, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarihli ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine olmadığına" dair karar verildiği, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 11/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 22/06/2022 tarih ve E:2017/13435, K:2022/5318 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan A.A.'nın, HSK Müfettişliğince düzenlenen 18/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "...2014 yılı yaz kararnamesi ile İskenderun'a Başsavcı olarak atandığımda ... İskenderun'da Asliye Hukuk Hâkimi olarak görev yapıyordu. Kendisinin 2015 yılı yaz kararnamesi ile tayinen ayrılma zamanına kadar yaklaşık 1 yıl birlikte İskenderun'da çalıştık.
Göreve başladığım zaman HSK seçimleri arifesi idi. Her yerde seçim çalışmaları vardı. HSK seçimlerinde Yargıda Birlik adaylarına destek olması için odasında bir iki kez ziyaret ettim. Fetöyü anlattım. Bağımsız adı altında seçime girenlerin seçimi kazanmalarının memleketin hayrına olmayacağını, Devletin güvenliği için tehlike arz edeceğini ifade ettim. Bana kendisinin Fetö ile irtibatı olmadığını ancak Yargıda Birlik adaylarının Hükümetin desteği ile seçime girdiklerini söyleyip seçimde Yargıda Birlik adaylarına destek vermeyeceğini ifade etti.
HSK seçimlerine bir hafta kala diğer Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimi Ş.Ç.'ye ... ile konuşmasını ve ikna etmesini rica ettim. Ş.Ç. 2-3 gün sonra bana "bırakın benim onu ikna etmemi, o bağımsız adı altında seçime giren 2 adaya oy vermem için ısrar ediyor. ... umutsuz vaka" diye geri dönüş yaptı.
...'ın bağımsız adı altında seçime giren adaylar için çalıştığını görmedim ancak o dönem Dörtyol Başsavcısı olara(k) görev yapan R.N. bana, İ.B.'nin seçim çalışması kapsamında Dörtyol Adliyesine yaptığı ziyarete İskenderun'da görevli 5-6 hâkim savcının da iştirak ettiğini aktarmıştı. Hatta eşlik edenleri tarif etmişti. Tarifine göre bunlardan birinin ... olduğu kanaati oluşmuştu. Ancak bu konuda emin değilim, ...'ın bu ziyarete katılıp katılmadığını kesin olarak bilemiyorum.
... gerek HSK seçimi öncesi gerekse sonrasında Fetö'den ihraç edilen o dönem Komisyon Başkanı A.A., H.T., E.G. gibi hâkim ve savcılarla birlikte hareket ediyordu. Sürekli onlarla birlikte gezip, kahvaltı ve benzeri organizasyonlar yapıyorlardı. Hemen hemen her sabah 10-15 kişi birlikte kahvaltı yapıyorlardı. Özellikle E.G. ile nerede ise her an beraber idiler.
O dönem ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan S.K. bana, darbeden 3-4 ay önce yani Nisan 2016 tarihinde İskenderun’dan tayinen ayrılmalarına karşın A.A., E.G. ve ...'ın İskenderun'a geldiklerini, adliyede görevli olan ve daha sonra Fetö'den ihraç edilen, Fetö ile irtibatlı ve iltisaklı hakim ve savcıların bir kısmı ile piknik yaparak görüştüklerini aktarmıştı. Hatta o tarihten sonra adliyede bu yapı ile irtibatlı bu hakim ve savcıların bizimle aralarına mesafe koydukları dikkatimi çekmişti.
... milliyetçi bir görüntü veriyordu. Takiyye yapar bir hareketini hatırlamıyorum. Adliye dışında görüşmediğim için hakkında başkaca bilgim yoktur. Kendisi ile ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacının, ... Sulh Ceza Hâkimliğince düzenlenen ... tarihli Sorgu No:... sayılı ifade sorgu zaptındaki beyanının ise; "...Ben hiçbir adaya veya gruba oy toplamadım, arkadaşlar arasında seçimin kritiğini yaptığımız oluyordu, beni U.Y. bağımsızlara oy vermem için aradı, bağımsızlara çalıştığını söyledi, benden oy istedi, U.Y. Uyuşmazlık Mahkemesi Genel Sekreteriydi, ben yüzyüze görüşmedim, telefonla aradı, kendisi Mersinliydi, benimde Tarsuslu olduğumu öğrenmiş, öğrenme nedeni de Mersinliler Grubu Kurulmuş o şekilde aradı, M.F. (Hatay/Kırıkhanlı olduğunu bildiğim) bağımsızlar için aradı, akademi de ders veriyordu, numaralarımızda Akademiden aldığını düşünüyorum, benden açıkça bağımsızlara çalıştığını ve bağımsızlara oy vermemi istedi, hatırladığım kadarıyla Tarsus'un eski Başsavcısı olan Y.T. de beni bağımsızlara oy vermem için aradı, Hatay'a giderken T.G. adliyemize geldi, sadece kendisine oy istedi, bunun dışında bağımsızlardan adliyemize Y.A. gelmişti, onun toplantısına beni Maraşlı olan aynı tarihte görev yaptığımız E.G., F.K. davet etmişti, E.G. konuşmalarında ve söylemlerinde bu yapıya karşıydı, hatta tüm yapılara karşıydı, eleştirel bir yaklaşımı vardı, F.K. ise kendinden duyduğumda bu yapının 2 yıl evlerinde kaldığını, kavga ederek bunların içinden çıktığını söyledi ve sürekli de bu yapıya hakaretler ederdi, adliyemize bağımsız adaylarlar İ.B. gelmişti, A.A. bey dönem arkadaşı olduğunu belirterek katılmamızı istedi, bunun dışında ilimize iki defa Yargıda Birlik adayı M.D. seçim çalışması için geldi, toplantılarına iştirak ettim, M.Y., B.B. bey de geldi, onların çalışmalarını da katıldım, ben hem Yargıda Birlik adaylarına ve bağımsızlara karma oy verdim, sayı olarak birbirlerine yakındılar ancak şuan ayrıntılı olarak kimlere oy verdiğimi hatırlamıyorum, hatırladıklarım ise M.D., Y.A.'ydı...
Ben saat 11:00-12:00 gibi sitemizde birlikte oturduğumuz şuan Gaziantep Bölge Mahkemesi üyesi Ş.Ç.'yi aradım, birlikte gidelim dedim, o da yola çıktığını söyledi, bende H.G. ile birlikte gittim, oy kullanmaya gittiğimizde saat 12:00'ye geliyordu, yada geçiyordu, gittiğimde bağımsızlar adına sandık başında sabah 08:00'den beri beklediğini duyduğum E.G. ve O.A. vardı, bir de Y.H. da oylar sayılırken kamera kaydını bağımsızlar adına yaptığını hatırlıyorum, Yargıda Birlik adına o tarihte ismini hatırlayamadığım Hatay Başsavcı vekili vardı, oy kullandıktan sonra sürekli bir şekilde çay servisi yapıldı, H.G.'nin yanında bir arkadaş vardı, size yemek ısrarlayalım dedi, birlikte yemeğe gittik, dönüşte de sandık açılmak üzereydi, sandığın açılmasını bekledik, ben hiçbir şekilde ne bağımsızlara ne de Yargıda Birlik adına müşahit değildim, sandıkta oylar sayılırken de arka taraftaydım, sigara içen birisiyim, sürekli sigara içmeye gittim, daha sonrasında benim oy sayılırken İskenderun'dan gelip, Hatay'da bulunmamdan dolayı müşahit olduğuma ilişkin dedikodular duydum, ben bunun doğru olmadığını, iftira olduğunu yeniliyorum, daha sonrasında benim tayinim çıkmıştı, komisyon başkanımız olan S.K. bey veda ziyaretinde bana bu hususu söyledi, kendisine izahını yapınca kendisi benle helalleştiğini söyledi, bu husus S. beyden sorulduğunda beni doğrulayacağını düşünüyorum..." şeklinde olduğu görülmüştür.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan, 31/07/2017 tarihli Bilirkişi HTS İnceleme Raporunun incelenmesinden, davacıya ait GSM hatları ile haklarında silahlı FETÖ/PDY terör örgütü üyeliğinden soruşturma yapılan ve aralarında Bylock kullanıcılarının da bulunduğu kişiler ile görüşmelerinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca, davacı hakkında düzenlenen ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve E:... sayılı iddianame içeriğinde; "...(davacıdan) ele geçirilen dijital materyallerinin incelenmesi sonucu, FETÖ/PDY'nin yayın organları olan aktif haber, fuat avni, herkul.org, rota haber, zaman.com.tr, samanyolu haber ile örgüt liderinin vaaz metninin bulunduğu ve internet sitelerini takip ettiğine yönelik tespit edildiği" belirtilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadesi ile davacının, FETÖ terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSK seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy verdiği yolundaki kendi beyanı ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/175, K:2024/1106 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadesi ile davacının, FETÖ terör örgütünün yoğun propaganda çalışması yaptığı 2014 HSK seçimlerinde sözde bağımsız adaylara oy verdiği yolundaki kendi beyanı ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... -TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... -TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... -TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... -TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.