Danıştay danistay 2024/18180 E. 2024/21072 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/18180
2024/21072
12 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/18180
Karar No : 2024/21072
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın Anayasa aykırı olduğu, savunma hakkı tanınmadan meslekten çıkarma kararı verildiği, FETÖ/PDY terör örgütüyle herhangi bir ilişkisinin olmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Dava, meslekten çıkarma kararının iptali istemiyle açılmıştır. Gelinen aşamada Dairemizin işlemin iptaline ilişkin kararı, İdari Dava Daireleri Kurulunca yerinde görülmeyerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında "Danıştay Dava Dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir. hükmüne, aynı fıkranın d bendinde ise Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran iptal davaları" hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almaktadır.
Anayasa'nın 36. maddesinde: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.",
Anayasa’nın 13. maddesinde “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmiştir.
Davacı yargı mensubu olarak görev yapmakta iken meslekten çıkarılmıştır. Kanun koyucu yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemlere karşı açılacak davalarda ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'ı görevli kılmıştır. Danıştay dairesince ilk derece sıfatıyla bakılan bu davalarda nihai kararlara kaşı temyiz yolu açıktır ve temyiz merci İdari Dava Daireleri Kurulu'dur.
Dava, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştayda açılmıştır. Davacı yargı mensubu olmayıp başka bir kamu görevlisi olsaydı davasını ilk derece mahkemesi olarak idare mahkemelerine açacak ve verilen karar Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay denetimlerinden geçerek hatta Danıştayın olası bir bozma kararı vermesi halinde Bölge İdare Mahkemesince bozma kararına uyulmayarak ilk kararda ısrar etmesi halinde uyuşmazlık İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile sonuçlanmış olacaktı. Davacı yargı mensubu olduğu için, hakkında ilk derece sıfatıyla karar veren Danıştay dairesi karanının denetimi ise İdari Dava Daireleri Kurulu'na aittir ve İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlar kesin olup uyulması zorunludur.
Kanun koyucu, usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ilkeleri ışığında bazı davalarda konu ve parasal miktar itibariyle kesinlik sınırı belirlemiş ve kanun yolunun açık olup olmadığını düzenlemiştir. Meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda ise üç dereceli yargılanmayı öngörmüştür Bu da kanun koyucunun meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalara verdiği önemi göstermektedir.
Yukarıda da değinildiği üzere davacının yargı mensubu olarak kamu görevi üstlenmiş olması, hakkında verilen meslekten çıkarma kararına karşı yapılan hukuki denetimi iki dereceli olarak davacı aleyhine olacak şekilde sınırlandırmıştır.
Anayasa Mahkemesi usul ekonomisi ve makul sürede yargılama ilkeleri açısından önemsiz sayılabilecek bazı davalarda verilen kararların kesin olmasını hükmün denetlenmesini talep etme hakkına aykırılık teşkil etmeyeceğine karar vermiştir. Bu kapsamda konu itibariyle önemsiz olduğu kabul edilemeyecek olan meslekten çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda ilk kez İdare Dava Daireleri Kurulunca davacı aleyhine bir hüküm kurulması durumunda kural nedeniyle bu hüküm denetlenememesi kişilere aşırı külfet yüklemekte ve hükmün denetlenmesini talep etme hakkına orantısız sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 13/10/2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararı da bu yöndedir. Açıklanan gerekçelerle İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrasında yer alan düzenlemenin somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 07/04/2022 gün ve E; 2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 gün ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 07/04/2022 tarih ve E:2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 07/04/2022 tarih ve E:2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla ilgili suçlardan ayrı ayrı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın 06/03/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 07/04/2022 tarih ve E:2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 07/04/2022 tarih ve E:2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu kararın hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla ilgili suçlardan ayrı ayrı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 07/04/2022 tarih ve E:2017/7656, K:2022/1850 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve/veya iltisakına ilişkin herhangi bir husus içermeyen tanık beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Asya Katılım Bankası Hesabı yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabına ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının Asya Katılım Bankası hesabının 20/08/2014 tarihinde açıldığı, Asya Katılım Bankası hesabının okul ödemeleri için açıldığını ileri süren davacı iddiasının aksini ortaya koyabilecek herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından, bu hususun FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen 19/03/2017 tarihli Bilirkişi Raporu yönünden, söz konusu raporda yer alan, davacının FETÖ ile bağlantılı internet sitelerine giriş yaptığına ilişkin dijital kalıntılar bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya paylaşımları ilişkin dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının söz konusu paylaşımının Yargıda Birlik Derneği yemeği esnasında yaşanan bir olaya ilişkin olduğu, paylaşımlarda FETÖ/PDY terör örgütünü öven/destekleyen herhangi bir ifadeye rastlanmadığı gibi, davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatının göstergesi olan başkaca bir ifade ve bilgi de yer almadığından, söz konusu paylaşımların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, 17/11/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 11/02/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve/veya irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
HTS Kaydı yönünden, davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları incelendiğinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin örgütsel irtibat ve faaliyet kapsamında gerçekleştirildiği somut verilerle ispatlanamadığından, bahse konusu görüşmelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan nitelikte bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 17/11/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı,
Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve/veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı kararıyla;
"Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
\- Cumhuriyet Başsavcısı olarak davacı ile aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan E.T.'nin HSK Müfettişlerince düzenlenen 30/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında: "Yukarıda verdiğim açık kimlik bilgilerim doğrudur ve bana aittir. Ben 2011 yılı Mart ayında ... Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı olarak atandım. 2014 yılı Ocak ayında da ... Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atandım. Bana sormuş olduğunuz ...hatırladığım kadarıyla 2014 yılı yaz döneminde ... Cumhuriyet Savcılığına atandı. Dönem itibariyle HSYK seçimlerinin hemen öncesi olması hasebiyle ... Adliyesinde de yargıda Birlik adaylarını destekleyenler ve bağımsız adı altındaki FETÖ’ye yakın adayları desteleyenler iki farklı guruba ayrılmıştı. ... de bağımsız denilen adayları destekleyen grup içerisinde idi. Ben ...’ın FETÖ’yü öven, onunla irtibatını gösterir herhangi bir söz veya davranışına şahit olmadım. Ancak kendisi yapı olarak deli dolu tabir edebileceğimiz bir mizaca sahipti. Ben kişilik yapısı ve kültür olarak FETÖ ile bağlantısının olmadığını ancak FETÖ’nün etkin isimleri tarafından bahsettiğim kişilik yapısı itibariyle kullanıldığını, bir kısım söylemleri kendisine yaptırdıklarını düşünüyorum. O dönem ...’da görev yapan S.S. ve Y.S. ile ...’in arası iyiydi. Eşi ve eşinin abisi tarafından bana kadar yansıtıldığı itibariyle de aile yapısında büyük problemleri vardı. Ben bu problemleri kullanarak o dönemde S.S. ve Y.S. gibi isimlerle Vahdetin’i etkilediklerini ve adeta kullandıklarını düşünüyorum. Seçim öncesinde ... iline gelen Yargıda Birlik adaylarına karşı ...’in olumsuz bir tavır ve davranışını görmedim, bağımsız adı altındaki adayları gezdirdiğine de şahit olmadım, ancak yemek ya da toplantılarına katılmış olabilir diye düşünüyorum. Seçim günü de ...’in ön plana çıkan bir davranışına şahit olmadım. Oy sayımı sırasında salonda olsaydı hatırlardım. ...’ın ne şekilde okuduğu, nerelerde kaldığı hususlarında bilgi sahibi değilim. FETÖ Örgütü bünyesindeki okul, dershane, yurt, gazete, dergi, fınans kuruluşu ile bağlantısı olduğu hususunda bilgim yoktur. Ancak kendisi bana bunlarla ilgisi olmadığını anlatmıştı. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
\- Davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün illegal amaçlarına ulaşması için finansal kaynak oluşturmak amacıyla faaliyet gösteren ve örgüte müzahir bir kuruluş olarak değerlendirilen Bank Asya nezdinde 20/08/2014 tarihinde açılmış bir hesabının bulunduğu ve bu hesapta en son Mayıs 2015 tarihinde aktif para hareketliliğinin olduğu tespit edilmiştir.
\- Davacının dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen 19/03/2017 tarihli Bilirkişi Raporunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan; "aktif haber, fuat avni, özgür.herkul, rota haber, fgulendua, herkul.nagme, f.gulen.com.tr,f .gulen.av, küre tv, rotahaber.com," isimli internet sitelerine erişim sağlandığı tespit edilmiştir.
\- Davacının cep telefonuna ait HTS kayıtları incelendiğinde; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programı kullanan kişilerle görüşmelerinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır..
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen temyiz üzerine verdiği bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 29/05/2024 tarih ve E:2022/3726, K:2024/1216 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık ifadesi ve diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.