Danıştay danistay 2024/17869 E. 2024/20180 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/17869
2024/20180
5 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/17869
Karar No : 2024/20180
DAVACI :...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar tesis edilirken, usulüne uygun soruşturma yapılmadığı, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, adil yargılanma hakkının, etkili başvuru hakkının, özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının, suç ve cezada şahsilik ilkesinin, masumiyet karinesinin, düşünce ve ifade hürriyetinin, silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük hakların iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarihli ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:...sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olup, anılan karar 07/01/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ...tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, üniversiteye hazırlık aşamasında annesinin de isteğiyle örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve 2014 yılında İtalya'ya, iş mahkemelerinin işleyişi hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla meslek içi eğitim kapsamında gönderildiğine yönelik davacı beyanlarının örgütsel saiklerle gerçekleştirildiğinin, bir başka ifadeyle örgüte müzahir dershaneye eğitim amacıyla gittiğinin ve Bakanlık tarafından meslek içi eğitim amacıyla İtalya'ya gönderildiğinin aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine ve meslek için eğitim kapsamında İtalya'ya gönderilmesine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı hususunda somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı, bir kısım iddialarının duyuma dayalı olduğu anlaşılan H.K. isimli tanığın beyanının, başka delillerle desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, yine davacının Mizan Hukuk Derneğince düzenlenen iş hukuku ile ilgili seminere konuşmacı olarak katılması ve iş hukuku ile ilgili olarak yazmış olduğu kitabın katılımcılara dağıtılmasının örgütsel tavır ve örgüte destek amacıyla yapıldığına dair somut herhangi bir tespitin davalı idarece dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, tanık İ.K.'nın beyanının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davalı idare tarafından, davacıdan ele geçen dijital materyallerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporundaki davacının FETÖ/PDY örgütünün haberleşmek için kullandığı TANGO isimli programın kullanıcısı olduğuna ilişkin ve Fetullah Gülen'a ait sohbet, vaaz, soru-cevap olarak hazılanmış ses kayıtlarından oluşan dökümanların bulunduğuna ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun iddia edildiği, davacı tarafından ise, Tango isimli programın yüzlerce kişi tarafından kullanıldığı, kendisinin de cep telefonuna indirdiği ancak hiç kullanmadığı, bu program aracılığıyla hiçbir örgüt mensubuyla iletişim kurmadığı, adı geçen programın örgüt tarafından haberleşme aracı olarak kullanıldığını bilmediği, yine ses kayıtlarından haberinin olmadığı, adı geçen kayıtların kendisine ait harici bellek içerisinden çıktığı ve 2008 yılına ait olduğu, ses kayıtlarının olduğu aynı dosya içerisinde aile ve çocuk eğitimine ilişkin video ve MP3 lerin bulunduğunun ileri sürüldüğü, sonuç olarak, anılan uygulamanın ve harddisk içerisinde bulunan ses kayıtlarının örgütsel amaç ile davacı tarafından yüklendiği ve kullanıldığı yönünde başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, bu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal medya paylaşımları yönünden, davacının sosyal medya paylaşımlarında FETÖ/PDY terör örgütünü öven ve/veya destekleyen herhangi bir ifadeye yer verilmediği anlaşıldığından söz konusu paylaşımlarının davacının anılan örgüt ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal Çevre Bilgileri yönünden, davalı idare tarafından; davacı hakkındaki "sosyal çevre bilgilerinin" davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili ihbar/şikayet, inceleme ve soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan yapılan 01/04/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakına ve/veya irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, ayrıca davalı idare tarafından davacı hakkında ihbar/şikayet ve inceleme bilgileri olduğu yönünde ileri sürülen iddia ile ilgili olarak herhangi bir işlem yapıldığına dair ve davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi belge bulunmaması karşısında, söz konusu ihbar/şikayet inceleme ve soruşturma bilgilerinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
HTS kaydı yönünden, davacı hakkında düzenlenen HTS analiz raporunun değerlendirilmesi sonucunda, görüşme kayıtlarının içeriğinin tespit edilmediği, davacının telefon görüşmelerinin örgütsel saikle yapıldığına dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı dikkate alındığında, davacı hakkındaki HTS analiz çalışmaları neticesinde belirtilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında yer alan tespitler yönünden, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacının Eşi D.Ç.Ş'nin FETÖ/PDY Terör Örgütü İle iltisaklı veya irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ve eşi hakkındaki tespitler yönünden, davacının eşi D.Ç.Ş. hakkındaki tespitlerde ve D.Ç.Ş.'nin açtığı Dairelerinin ... esas sayısına kayıtlı dava dosyasında sunulan belgelerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği anlaşıldığından, davacının eşinin meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması ile buna dayanak gösterilen tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 01/04/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı karar ile bu karara karşı yapılan yeniden incelenme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2024 tarih ve E:2023/1582,K:2024/1077 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak davacıyla aynı yerde görev yapan ve ifadesine başvurulan H.K.'ya ait, HSK Müfettişliğince düzenlenen 31/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağında; "İstanbul Anadolu eski Hakimi ...'yı tanırım. İş Mahkemesi Hakimi olarak çalışıyordu. Kendisinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı nedeniyle ihraç edilen kişilerle yakın ilişkisi olduğunu biliyorum. Özellikle eski HSYK Üyesi olup meslekten ihraç edilmeden önce İstanbul Anadolu Adliyesine atanan ve İş Hakimi olarak görev yapan İ.O. ile yakın ilişki içerisindeydi. Onun bir kısım kararlarının yazılmasında ona yardımcı olduğunu da duymuştum. 2014 yılı HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu ile birlikte hareket etmemiştir. Yemekhane de dahil olmak üzere devamlı FETÖ/PDY ile ilişkili bağımsız adaylarla birlikte hareket ettiğini biliyorum."
Avukat olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.K.'ya ait, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/12/2018 tarihli tanık ifade tutanağında ise; "... O dönemde sohbet ağabeyliğimizi yapan Y.A. beni, Altunizade’ deki Mizan Hukuk Derneği (sonradan 667 sayılı KHK ile kapatılan) ve Kartal’ daki Denge Hukuk Derneği' nin düzenlemiş olduğu seminerlere katılmaya teşvik ediyordu. Yine her iki dernekteki kahvaltı, iftar gibi organizasyonlara çağırıyordu. Ancak sohbet toplantılarını kendi bürosunda yada evinde düzenliyordu. 2014 veya 2015 yılında Y.A. bana, Mizan Hukuk Derneği' nin Altunizade’de bir seminer düzenlediğini ve bu seminere hakim ...'nın da geleceğini söylemişti. Seminere gittiğimde seminerde tek konuşma yapan kişi Hakim ... idi. Seminerde yaklaşık 80-90 civarında katılımcı vardı. Seminere katılanlar arasında Hukuk Fakültesi öğrencileri ve avukatların olduğunu hatırlıyorum. Hakim ... seminerdeki tek konuşmacıydı. Seminer bittikten sonra ...' nın yazmış olduğu kitaplar, Mizan Hukuk Derneği tarafından katılımcılara ücretsiz olarak dağıtıldı. Seminerde ... önce bir sunum yaptı sonrada soru-cevap şeklinde seminer devam etti. Seminer sadece İş hukuku ile ilgiliydi. Seminer çıkışı dernekteki bulunanlar, seminere katılanlara koliler içerisindeki ... tarafından yazılmış İş hukuku kitabını birer tane alabileceklerini, hediye olduğunu söylemişlerdi. ..." şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Davalı idare tarafından, "Davacıdan ele geçen dijital materyallerin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporundaki (CD içeriğindeki 137-147 sayfalar arasında) davacının FETÖ/PDY örgütünün haberleşmek için kullandığı TANGO isimli programın kullanıcısı olduğuna ilişkin ve Fetullah Gülen'a ait sohbet, vaaz, soru-cevap olarak hazılanmış ses kayıtlarından oluşan dökümanların tespit edildiğine ilişkin tespitler" denilerek bu hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiştir.
Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığıca verilen ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda ise; "... ... marka ...seri numaralı bilgisayar MP3 formatındaki ses dosyaları içerisinde Fetullah GÜLEN’in sohbet, vaaz, hutbe veya soru cevap diye yapmış olduğu konuşmalara ait 41 adet ses kayıt dosyası tespit edilmişse de, söz konusu tespitin soruşturma kapsamında toplanan diğer deliller ile birlikte değerlendirildiğinde münhasıran şüphelinin örgüt üyeliğinin ispatı için yeterli olmadığı ..." tespitine yer verilmiştir.
Davalı idare tarafından, "Davacının, FETÖ/PDY örgütünün söylemlerini destekler nitelikte olduğu anlaşılan sosyal medya paylaşımlarında bulunduğunun tespit edilmiş olması..." denilerek bu hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiştir. Söz konusu sosyal medya paylaşımlarının bazıları şöyledir:
\- 2014 HSK üye seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayı Y.S.'nın adaylık açıklaması üzerine, "ağır iş yükü altında ezilen iş mahkemelerine kucak açarsanız desteğim sizindir" şeklindeki paylaşımı.
\- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bazı soruşturmaların ilgili savcılardan alınacağı yönünde çıkan haberlere karşı HSK tarafından yapılan açıklamaya yönelik olarak, "deniz feneri soruşturmasına dönmemesi temennimiz" şeklindeki paylaşımı.
\- Bir hakim (ihraç) tarafından, meslektaşlarının mobinge maruz kaldıkları ve sulh ceza mahkemelerinin doğal hakim ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunduğu, bunun üzerine S. gazetesi yazarı E.Ç. tarafından hedef haline getirildiği yönündeki sosyal medya paylaşımına karşılık olarak, "kayıtsız olun" şeklindeki paylaşımı.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/10/2022 tarih ve E:2017/7243, K:2022/6972 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda yer verilen başta tanık ifadeleri ile diğer hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararlarının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ilişkin istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden tahsil edilmeyen ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.