Danıştay danistay 2024/16895 E. 2024/20228 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16895
2024/20228
5 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16895
Karar No : 2024/20228
DAVACI :...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararlar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin birçok maddesinde teminat altına alınan hakların ihlal edildiği, kararlara esas alınan bilgi ve belgelerin kendisine tebliğ edilmediği, bu durumun savunma hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olduğu, kişiselleştirme yapılmadığı, hukuki güvenlik, öngörülebilirlik, belirlilik ilkeleri ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiği, gerekçesinde kişiselleştirme yapılmaksızın yer verilen olay ve eylemlerle ilgisinin olmadığı, din ve vicdan hürriyeti ile özel hayata saygı hakkına ölçüsüz bir şekilde müdahale edildiği, Kanun Hükmünde Kararname hükmünün geçmişe etkili bir şekilde uygulanması suretiyle cezaların şahsiliği ilkesinin de ihlal edildiği, dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemlerin iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle ödenmesine ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452 ; K:2024/849 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca, anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın istinaf edilmeden 16/09/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E...,...K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararda;
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren T.T. isimli şahsın beyanı yönünden; yargı mensubu olarak görev yapan T.T. isimli şahsın Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 10/04/2017 tarihli ifadesinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisak veya iritibatı bulunduğundan bahisle meslekten çıkarılmalarına karar verilen dönemin ... Cumhuriyet Başsavcısı Ö.G. ve ... Komisyon Başkanı E.A. ile samimi olduğunu bu kişilerin düzenlediği sosyal etkinliklere katıldığını ve 2014 yılı HSK seçimi döneminde davacıya ilişkin olarak herhangi bir gözlemi olmadığını beyan ettiği, ancak ifade içeriği incelendiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görüldüğünden, anılan tanık beyanı davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmemiştir.
Davacı hakkında ifade veren S.T. isimli şahsın beyanı yönünden; yargı mensubu olarak görev yapan S.T. isimli şahsın Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 03/04/2017 tarihli ifadesinde; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisak veya iritibatı bulunduğundan bahisle meslekten çıkarılmasına karar verilen dönemin ... Başsavcısı Ö.G. ile samimi olduğunu ve davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformuna destek veren bir pozisyonda olmadığını beyan ettiği, ancak ifade içeriği incelendiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu somut bilgilerle desteklemediği gibi, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğuna dair etkili herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği görüldüğünden, anılan tanık beyanı başka delillerle de desteklenmediğinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.Y. isimli şahsın beyanı yönünden; yargı mensubu olarak görev yapan M.Y. isimli şahsın Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 02/06/2017 tarihli ifadesinde; birlikte katıldıkları yemekte Yargıda Birlik Platformunun faaliyetleri ile ilgili konuşurken, davacının Yargıda Birliğin faaliyeti ile ilgili bir organizasyona katılmak isteyenlerin tek tek aranmasının fişleme olduğu yönünde sert bir üslup ile konuştuğunu, 2014 HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu lehine oy vermeyeceğini söylediğini, bunlar dışında FETÖ/PDY ile irtibatı olup olmadığına olmadığına ilişkin somut bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği, ancak ifade içeriği incelendiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir herhangi bir açıklamaya yer verilmediği gibi bu hususta somut bir bilgisinin de olmadığını belirttiği görüldüğünden, anılan tanık beyanı davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.E.D. isimli şahsın beyanı yönünden; yargı mensubu olarak görev yapan M.E.D. isimli şahsın Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 04/04/2018 tarihli ifadesinde; davacının M.E.D.'nin ifadesinde geçen S.Y ile Ö.S.'yi üniversiteden tanıdığına ve cemaat evinde kaldıklarına hatta abi olduklarına dair şahsi düşüncelerini tanık M.E.D.'ye aktardığı, adı geçen tanık tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görüldüğünden, anılan tanık beyanı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren H.H.H. isimli şahsın beyanı yönünden; davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... tarihinde düzenlenen İddianame No:... sayılı iddianame ve tanık ifade tutanağı incelendiğinde, taşeron işçi olarak görev yapan H.H.H. isimli şahsın 17/01/2019 tarihli ifadesinde; davacının kendi üzerine kayıtlı hattın izinsiz dinlendiğinden bahisle kullanmak için kendisinden bir hat almasını istediğini ve hattı aldıktan sonra davacının adresine gönderdiğini beyan ettiği, ifadede geçen telefon numarasının HTS kayıtlarının incelenmesinden davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir herhangi bir tespite yer verilmediği görüldüğünden H.H.H. isimli tanığın beyanı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 24/03/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 02/07/2021 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacıya ait HTS kayıtlarının incelemesi yönünden; belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü soruşturmalarında işlem görmüş şahıslarla görüşmesinin bulunduğu iddiası, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 27/03/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 08/02/2022 tarih ve E:2016/57645, K:2022/344 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan T.T. adlı tanığa ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 10/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "HSYK tarafından FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkartılmasına karar verilen ...’i ... Adliyesinde görev yaptığım dönemde Almus Adliyesinde hakim olarak görev yapmış olması nedeni ile tanırım. ...’in icra müdürü görev yapmakta iken sınavı kazanarak hakimlik savcılık mesleğine atandığını duymuştum. ..., FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen o dönemin ... Başsavcısı Ö.G. ve o dönemin ... komisyon başkanı olan E.A. ile samimiydi. Kendisi ...'ta görev yapmasına rağmen ... merkezde oturuyordu ve yukarıda isimlerini belirttiğim ihraç edilen başsavcı ve komisyon başkanı tarafından düzenlenen sosyal etkinliklere davet ediliyordu ve kendisi de bu etkinliklere geliyordu. Almus Adliyesinde çalışmış olması nedeniyle 2014 yılı HSYK seçimi dönemine ilişkin olarak herhangi bir gözlemim olmamıştır." beyanlarına yer verilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan S.T. adlı tanığa ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 03/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’i benim ... Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığım dönemde kendisinin de ... Adliyesinin mülhakatı olan ... Adliyesinde Hâkim olması nedeniyle biliyorum. 2014 yılı HSYK seçimlerinde ... Cumhuriyet Savcısıydım. Aynı zamanda Yargıda Birlik Platformunun ... Adliyesindeki temsilcisiydim. Yargıda Birlik Platformunun Samsun ilinde düzenlediği kahvaltıya katılmıştık. ...’in bu kahvaltıya katılıp katılmadığını hatırlamıyorum. ...’daki Yargıda Birlik Platformu lehine olan kahvaltıyı organize eden o dönemin ... Başsavcı vekili olup halen Samsun BAM Başsavcısı olduğunu bildiğim F.G. sekreteryasından bu kahvaltıya katılan hakim ve cumhuriyet savcılarının kahvaltı paralarını göndermeleri için Adliyelerin arandığını biliyorum. ... ve ...'ta çalışan diğer hâkimler ve cumhuriyet savcıları o tarihte yeni ... Başsavcısı olarak atanıp sonrasında FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan H.K. ve o tarihte ... Komisyon Başkanı olup halen Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olan M.Y.'yi ziyarete gelmişlerdi. Komisyon Başkanımız M.Y., meslektaşlarımızı yemekte ağırlayalım diyerek benden yemek organizasyon yapmamı istedi. Ben de ... Adliyesi içerisinde bir yemek organizasyonu yaptım. ... Adliyesinin kütüphanesinde ... ve ... Adliyesinden gelmiş olan hakim ve savcılarla ben, M.Y. ve H.K. yemekte bir arada idik. Bu yemek esnasında ..., keskin ve yüksek sesli bir üslupla, F.G.’nin sekreteryasının kahvaltı ücretinin toplanması için aramasını farklı bir noktaya çekti. Yargıda Birlik Platformunun kahvaltıya katılan ya da katılmayanların listesinin istendiğini, aslında amacın kahvaltıya katılmayanların tespiti olduğunu söyledi. Ben de ...’e hitaben böyle bir durumun olmadığını, ... Beyin sekreteryasından kahvaltı ücretinin toplanması için Adliyelerin arandığını, konuyu farklı noktalara çekmemesi gerektiğini ifade ettim. ... benzer düşüncesini yineleyince ben de kendisine aynı şekilde karşı çıktım, bunun üzerine M.Y. sözle araya girerek ...’in bu şekilde konuşmaya devam etmesini önlemeye yönelik yumuşatıcı sözler söyledi. ..., Yargıda Birlik Platformuna destek veren bir pozisyonda değildi, ...’in H.K.'dan önceki ... Başsavcısı olup FETÖ irtibatına istinaden meslekten çıkarılan Ö.G. ile çok samimi olduğunu o tarihte ... Cumhuriyet Savcısı olup halen ... Cumhuriyet Başsavcısı olan T.T.' den duymuştum, hatta T.T. bana, ...’in ... Adliye lojmanlarına gelerek lojmanın bahçesindeki lokalde Ö.G. ile samimi bir şekilde oturup konuştuklarını gördüğünü söylemişti." beyanlarına yer verilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.Y. adlı tanığa ait, Hakimler ve Savcılar Kurulu Müfettişliğince düzenlenen 02/06/2017 tarihli tanık ifade tutanağında, "2014 yılı yaz kararnamesinden sonraki itiraz kararnamesi ile ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına atanmıştım. Mülhakat adliyelerinden hakim ve savcılar hoş geldin ziyaretime gelmek için aradıklarında o dönem yeni atanan Başsavcı H.K. onlara yakın zamanda randevu vermiyordu, HSYK seçimlerinden sonrası için görüşelim diye beyanda bulununca benim ısrarım üzerine randevu vermek zorunda kaldı. Yargıda Birlik Platformu temsilcisi olan ve şuan ... Başsavcısı olarak görev yapan S.T. ile halen ... Başsavcısı T.T. ile görüşerek mülhakattan ziyaret için gelen hakim-savcılarla birlikte yemek yiyelim diye karar aldık, o tarihte yemekte ... Başsavcısı olan H.K.'da vardı. Ben ...’i ilk defa yemekte tanıdım. Yemek esnasında biz Yargıda Birlik Platformunun faaliyetleri ile ilgili konuşurken, ..., ben ...’ta göreve başlamadan önce Samsun’da yapılan Yargıda Birliğin faaliyeti ile ilgili bir organizasyona katılmak isteyenlerin tek tek aranmasının fişleme olduğu yönünde sert bir üslup ile konuşmaya başladı. Bu organizasyonu yapanlardan biri olan o tarihteki Cumhuriyet Başsavcısı olan S.T. kesinlikle fişleme gibi bir şey olmadığını, sadece organizasyon ücretini almak için arandığını söyledi. Ayrıca biz 2014 HSYK seçimlerinden önce de Almus İlçesine gittik ancak ... Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermeyeceğini söylüyordu. Zaten Almus’ta iki hakim ile iki savcı görev yapıyordu ve Almus’tan Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy çıkmadığını biliyorum. Anlattıklarımın dışında ...’in FETÖ/PDY ile irtibatı olduğuna ya da olmadığına ilişkin somut bir bilgim bulunmamaktadır." beyanlarına yer verilmiştir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda yer verilen tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının ... Adliyesinde görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğundan meslekten çıkarılan Başsavcı ve komisyon başkanı ile samimi olması, adı geçenler tarafından düzenlenen etkinliklere katılması, 2014 HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermeyeceğini tanık M.Y.'ye beyan etmesi ve ... Yargıda Birlik Platformu lehine düzenlenen kahvaltıya katılan kişilerden kahvaltı ücretlerinin tahsiline yönelik olarak katılanların sorulması üzerine S.T.'ye katılmayanların tespiti amacıyla katılanların sorulduğunu beyan ederek katılmama hususunun ortaya çıkmasından rahatsızlık duyması dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/04/2024 tarih ve E:2022/3452, K:2024/849 sayılı bozma kararında; yukarıda yer verilen tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının, ... Adliyesinde görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğundan meslekten çıkarılan Başsavcı ve komisyon başkanı ile samimi olması, adı geçenler tarafından düzenlenen etkinliklere katılması, 2014 HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vermeyeceğini tanık M.Y.'ye beyan etmesi ve ...'da Yargıda Birlik Platformu lehine düzenlenen kahvaltıya katılan kişilerden kahvaltı ücretlerinin tahsiline yönelik olarak katılanların sorulması üzerine S.T.'ye katılmayanların tespiti amacıyla katılanların sorulduğunu beyan ederek katılmama hususunun ortaya çıkmasından rahatsızlık duyması dikkate alındığında, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2.Davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden alınmayan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden... TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/12/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.