SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/16894 E. 2024/20490 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16894

Karar No

2024/20490

Karar Tarihi

9 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16894 E. , 2024/20490 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16894
Karar No : 2024/20490

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun... tarih ve... sayılı kararının iptaline iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısı, irtibatı ya da iltisakının bulunmadığı, meslek hayatı boyunca herhangi bir disiplin soruşturması geçirmediği, tüm terfilerinin mümtazen olduğu, hakkında verilen bir mahkumiyet hükmünün olmadığı, dava konusu kararların dayanağı niteliğinde olan Kanun Hükmünde Kararnamenin(KHK) olağanüstü halin (OHAL) gerekli kıldığı konuların dışında hükümler içerdiği, demokratik bir hukuk devletinde sosyal ve siyasi ilişkilerin cezalandırılamayacağı, usulüne uygun olarak disiplin soruşturması yapılmadan ve savunması alınmadan meslekten çıkarılmasına karar verildiği, dava konusu kararların gerekçesinde belirtilen olaylar ve davalarla ilgisinin olmadığı, dava konusu kararlarda kişiselleştirme yapılmadığı, masumiyet karinesinin, hakimlik ve savcılık teminatının, ayrımcılık yasağının, adil yargılanma ve savunma haklarının, suçta ve cezada kanunilik, yasama yetkisinin devredilmezliği, ölçülülük, eşitlik, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkelerinin ihlal edildiği, dava konusu kararların yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönlerinden sakat olduğu ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararına uyularak, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI...'NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nca verilen ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Danıştay 5. Dairesinin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararıyla; " davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerince yapılan ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği" gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararlarının iptaline karar verildiği, davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarihli ve E:2023/146,K:2024/1094 sayılı kararıyla; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle Danıştay 5. Dairesinin temyize konu kararının bozulmasına karar verildiği belirlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunlu olduğundan, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun bozma gerekçesinde belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Dairemizin dava konusu kararların iptali yolundaki 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilmiş olan beraat kararının temyiz edilmeden 08/09/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararda;
Davacının şüpheli sıfatıyla verdiği kendi beyanı yönünden, davacının çocuğunun FETÖ/PDY bağlantılı dershaneye gittiğine yönelik beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunun göstergesi olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının çocuğunun örgüte müzahir dershaneye giderken eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının çocuğunun örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanlarının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Yine, davacının İnsan Hakları Mahkemesi gezisine katıldığına yönelik beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunun göstergesi olduğu ileri sürülmüş ise de, mesleki ziyaret kapsamında geziye katıldığını beyan eden davacının bu beyanlarının aksini ve örgütle bağlantısı ile örgütsel amaçlar gözetilerek söz konusu görevlendirmenin yapıldığını ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının İnsan Hakları Mahkemesi gezisine katıldığına yönelik kendi beyanlarının, örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren İ.K. ve M.D. isimli şahısların beyanları yönünden, İ.K. isimli tanığın, davacının İzmir Adliyesinde görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğu yönünde genel kanaatin olduğunu, bu kanaate de adliyedeki o dönemdeki söylenti ve duyumlardan vardığını, M.D. isimli tanığın ise, davacının FETÖ mensuplarıyla birlikte dolaştığını, onlarla samimi olduğunu ve 2014 HSK seçimlerinde bu şahıslarla birlikte hareket ettiğini duyduğunu belirttiği görülmüş ise de, söz konusu tanık ifadelerinin duyuma ve kanaate dayalı olduğu, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakına yönelik somut herhangi bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılan tanık beyanlarında yer alan iddiaları destekleyebilecek başkaca tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacı hakkında anılan tanık beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren A.A. isimli şahsın beyanları yönünden, A.A. isimli tanığın, tarafı olduğu bir ceza davasının duruşmasını beklediği sırada duruşma salonuna doğru geçen davacının elinde bulunan Cumhuriyet gazetesini göstererek sen bunu mu okuyorsun Zaman gazetesi okusana diye tepki gösterdiğini belirttiği görülmüş ise de, anılan ifade içeriğinde ileri sürülen iddiaların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeter nitelikte olmadığı görülmediği,
Öte yandan, A.A. isimli tanığın beyanı davacı hakkında ihbar niteliğinde bulunarak yapılan disiplin soruşturması neticesinde; Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararıyla; "... ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/917 esasına kayden görülen müşteki A.A.'nın sanığı olduğu davada, müştekinin bir duruşmaya elinde Cumhuriyet gazetesi ile gelmiş olması ve başkanın müştekiye neden zaman gazetesi okumuyorsun diye uyarması üzerine müştekinin sergilediği tavır sebebiyle kasten müştekiyi cezalandırdıkları, 2) ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayden görülen müştekinin sanığı olduğu davada, müştekinin dosyaya sunduğu delil ve savunmalarını, müştekiye iftira atıldığını dikkate almadan yalancı tanık beyanına itibar ederek müştekiyi adil ve tarafsız bir yargılama yapmaksızın haksız şekilde cezalandırdıkları..." yönünde ileri sürülen iddianın yargılama faaliyetine ilişkin olduğu, hâkimin yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında kaldığı, bu hak ve yetkinin ilgili başkan ve hâkimler tarafından herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına dair somut delil gösterilmediği gibi, kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususların şikâyete konu edildiği gerekçesiyle şikayetin bu kısmının işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına, örgüt üyesi olduğuna ilişkin iddia yönünden ise söz konusu iddia hakkında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğünden dosyanın anılan dosya ile birleştirilmesine karar verildiğinin görüldüğü,
Unvanlı görev yönünden, 2004 yılından itibaren farklı illerde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yapan davacının 05/07/2011 tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle, örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin iddianın başkaca bir delille desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını tek başına ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacı hakkında düzenlenen iddianamede yer verilen tespitler ve davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davalı idare tarafından, "Davacı hakkında tanzim edilen iddianamede; '...Şüphelinin Fetö/Pdy üyesi olduğu gerekçesiyle HSYK ... Dairesi tarafından ... esas ve... karar sayılı dosyası ile verilmiş inceleme izinlerinin bulunduğu, M.T., S.A. ve kimliği belirsiz bir kişinin HSYK Genel Sekreterliğine gönderdikleri dilekçeler ile şüphelinin FETÖ/PDY üyesi olduğunu belirterek şikayetçi oldukları...' tespitlerine yer verilmesi " denilmek suretiyle belirtilen hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğunun ileri sürüldüğü,
Söz konusu şikayetlere ilişkin bilgi ve belgeler incelendiğinde; davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine; diğer iddialara yönelik şikayetler hakkında ise şikayetin işleme konulmaması ve soruşturma izni verilmesine yer olmadığı hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiğinin görüldüğü,
Öte yandan, 09/12/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 21/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı dosyası kapsamında verilen soruşturma iznine istinaden Teftiş Kurulu Başkanlığınca tamamlanan soruşturma evrakının ikmalen Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesine gönderildiği, Birinci Daire tarafından da Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesine gönderilerek burada... esasa kaydediliği ve derdest olduğu, bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, bu soruşturma kapsamında incelenen davacının örgüt mensubu olduğunu iddia eden şikayet dilekçeleri üzerine davacı hakkında işlem yapıldığına ilişkin dosyada herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, söz konusu şikayetlerin, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmediği, ayrıca davacı hakkındaki diğer iddialar ile ilgili olarak işlem yapıldığına ilişkin ve davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna delil teşkil edebilecek nitelikte dava dosyasında herhangi bir bilgi ve belge bulunmaması karşısında, söz konusu iddialara ilişkin şikayet bilgilerinin de davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususlar yönünden, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmeler davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, öte yandan, anılan kamu davasının açılmasının dayanağı iddianamede yer alan hususlar davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde de, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,
Netice itibarıyla, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla düzenlenen iddianamede ve anılan iddianame üzerine açılan kamu davası neticesinde verilen beraat kararında yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 09/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 11/04/2022 tarih ve E:2016/59020, K:2022/1937 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan İ.K.'ye ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 19/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Ben 14/07/2003 tarihinden beri ... Adliyesinde görev yaparım, 16/07/2014 tarihinden beri de ... Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaparım. Bana sormuş olduğunuz ... Sicil Numaralı ... Hakimi iken meslekten çıkartılan ...’i ... Adliyesinde görev yaptığı dönemden tanıyorum. Bu şahsı daha çok ... Adliyesinin yemekhanesinde görüyordum. Bu şahsın ... Adliyesinde görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğu hususunda genel kanaat vardı. Yine ben bu genel kanaate de adliyede o dönemki söylenti ve duyumlardan vardım... Bu nedenle ... Hakimi iken meslekten çıkartılan ...’in FETÖ/PDY Terör Örgütüyle irtibatı olduğu genel kanı olarak Adliyede kabul edilirdi, bunu da adliyedeki söylenti ve duyumlardan edinmiştim...";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.D.'ye ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 19/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında; "Ben 2014 yılından beridir ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. Bana sormuş olduğunuz ...'i de ...'de Hâkim olması sebebiyle tanıdım. Yine 2014 HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Derneği adına çalışmalar yaptığımız sırada da şahsın fotoğraflarından kendisini hatırlıyorum. Göreve başladığımda o dönemki adıyla Fetullahçı yapıyla ciddi bir mücadelesi başlamıştı. Bu sebeple kimlerin yapılanmaya müzahir olduğu yakın davrandığı, konusunda dikkatli bir şekilde bilgilenmeye de çalışıyorduk. ...'in FETÖ'cülerle birlikte dolaştığı, onlarla samimi oldukları yönünde duyumlarım vardı. 2014 HSYK seçimlerinde bu şahıs FETÖ'cü olarak bilinen şahıslarla birlikte davrandığını duymuştum..."; şeklinde beyanlarda bulunulmuştur.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden; ifadelerde davacının ... Adliyesinde görev yaptığı dönemde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu hususunda genel kanaat olduğu, FETÖ ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan hakim ve savcılarla dolaştığı, onlarla samimi olduğu ve 2014 HSYK seçimlerinde bu şahıslarla birlikte hareket ettiği şeklinde birbiriyle örtüşen beyanlara yer verildiği anlaşılmaktadır.
Yine, davacının 2004-2006 yılları arasında ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, 2006-2011 yılları arasında ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı, sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün Hakimler ve Savcılar Kurulunda etkin olduğu dönemde 05/07/2011 tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak atandığı, HSK'da FETÖ/PDY terör örgütünün etkisinin kırılmasından sonra 26/06/2014 tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevinden alınarak ... Hakimliğine atamasının yapıldığı görülmektedir.
Ayrıca, davacının kendi beyanında da yer aldığı üzere, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde yurt dışına gönderildiği ve 2014 yılında, çocuğunu örgüte müzahir dershaneye gönderdiği anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ve davacının kendi beyanı ile dosyadaki diğer bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, bu delillerin birbiriyle uyumlu ve davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatını ortaya koymaya yeter nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/05/2024 tarih ve E:2023/146, K:2024/1094 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki yukarıda belirtilen tanık ifadeleri ve davacının kendi beyanı ile dosyadaki diğer bilgiler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam...-TL yargılama giderinden davacı tarafından peşin ödenen ...TL harç ile ...TL posta gideri olmak üzere toplam...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ...-TL'nin mahsubu sonrasında kalan ve adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle tahsil edilemeyen ...-TL ile davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle temyiz aşamasında alınmayan...-TL temyiz başvurma harcı ile ...-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam...TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davalı idareye iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim