Danıştay danistay 2024/16893 E. 2024/20489 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16893
2024/20489
9 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16893
Karar No : 2024/20489
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın tamamen soyut delillere dayandığı, savunma hakkının tanınmadığı, hiçbir terör örgütüne, yapı, oluşum ve gruplara üyeliğinin, mensubiyetinin, iltisakının ya da irtibatının bulunmadığı, sosyal medyada veya başka bir mecrada örgütü destekleyici yorumlarda bulunmadığı, örgüt mensuplarının kullandığı şifreli haberleşme programlarını kullanmadığı, örgütle bağı olduğuna dair delil bulunmadığı, dava konusu işlemde kişiselleştirme yapılmadığı, suçta ve cezada şahsilik ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararına uyularak, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 30/05/2022 gün ve E; 2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 gün ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Dairemizin dava konusu kararın iptali ve davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi yolundaki 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve...sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun ise Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, davacının üniversiteye hazırlık döneminde eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğine dair beyanlarının, bir başka ifadeyle "eğitim saikiyle hareket ettiğinin" aksini ortaya koyabilecek bir tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Tanık beyanları yönünden, tanık ifade tutanakları incelendiğinde, tanık L.S.'nin davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde "sözde" bağımsız adaylara oy verdiğini düşündüğü yönünde soyut ve kişisel kanaatinin belirtildiği, diğer tanık E.A.'nın ise, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde "sözde" bağımsız adaylara oy istemek için kendisini aradığı ve yanında İ.Ö.'nün de bulunduğunu belirttiği ancak İ.Ö. tarafından bu görüşmenin doğrulanmadığı, diğer tanık E.K.'nin de etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesinde davacı hakkında yapıya mensup olmadığı yönünde açık ve net ifade verdiği görüldüğünden davacı hakkında anılan tanık beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
HTS kaydı yönünden, Dairemizin 31/01/2022 tarihli ara kararı ile davacı hakkında aranma kaydı bilgi ve belgelerinin istenildiği, davacı hakkında düzenlenen HTS analiz raporunun davalı idare tarafından dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı beraat kararında yer alan tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda, belirli bir periyot veya yoğunluk tespiti yapılmaksızın, yalnızca haklarında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma yürütülen bir kısım kişilerle telefon görüşmesinin bulunduğu iddiasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının Bank Asyada hesabının bulunması yönünden, davacının Asya Katılım Bankası hesabının 2007 yılında açılması ve söz konusu hesapta FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönem de dahil olmak üzere herhangi bir hesap hareketliliğinin tespit edilmemiş olması karşısında, davacının Asya Katılım Bankası AŞ nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, davalı idarece ek beyan dilekçesi ekinde sunulan rapor ile Dairemizin ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından verilen 22/03/2022 tarihli cevap birlikte değerlendirildiğinde, davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının ankesör/sabit hatlardan tekil aramalar olarak aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairemizin 31/01/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 06/04/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 31/01/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dairemizin 30/05/2022 tarih ve E:2018/4919, K:2022/3854 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının kendi beyanı şu şekildedir:
Davacı hakkında ... Sulh Ceza Hakimliğince düzenlenen... tarihli ifade sorgu zaptında şu ifadelere yer verilmiştir: "Ben ilk, orta okulu ve lise öğrenimimi Selendi ilçesinde tamamladım. Liseye gittiğim sırada öğrenci seçme sınavına hazırlanmak için ... Zafer Eğitim Merkezinin açmış olduğu deneme sınavına katılarak 3. oldum. Bundan dolayı bana yüzde yüz burslu eğitim hakkı tanıdılar. Ben bu dersaneye dersanenin sağlamış olduğu servis aracı ile o dersanede okuyan öğrenciler ile birlikte gittim. Dersanedeki eğitim süre zarfında herhangi bir öğretmen veya başkası tarafından herhangi bir sohbet veya buna benzer bir davet almadım. Bu dersanenin hiçbir etkinliğine katılmadım...".
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.A.'ya ait, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Yine o dönem Ankara'da Yargıtay'da tetkik hakimi olan M.G.P., ben ve ... Cumhuriyet Savcısı E.B.'nin, ... Adliyesinde olduğumuz bir odada bir kısım bağımsız adaylar adına bizden oy istedi. O dönem ... Cumhuriyet Savcısı olan ... eşi ile birlikte ... ki evime geldi, konuşmamız normal bir sohbet havasında geçti, hatta çocuk dolayısıyla bize hediye de getirmişti, evimden gittikten yaklaşık 20 gün sonra beni telefon ile arayarak 11 tane bağımsız aday için oy istedi, hatta yanında ... Cumhuriyet Savcısı İ.'nin olduğunu söyledi. İ. bizim dönemdendir, o sırada İ.'nin sesini telefonda, arka fonda duydum, o da ...'i tastik eder şekilde konuşuyordu,".
Aynı şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 17/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Yine ilk ifademde ... Cumhuriyet Savcısı...'in beni ...'da ki evimde ziyaret etmesinden bir kaç gün sonra bana telefon etmesinden ve telefonda 11 tane bağımsız aday için oy istediğinden bahsetmiştim, o zaman telefonda konuşurken yanında aynı yer savcısı İ. isimli kişinin de olduğunu söylemiştim, İ. isimli bu kişi albümün 235. Sayfasındaki sağ alt bölümde bulunan "İ.Ö., Sicil: ..." 'dur. Bu telefon görüşmesinde ... yanındaki İ.'nin de 11 tane bağımsız adayı destekleyeceğini söylemişti, hatta "sıkıntı yok, dönmek de yok, bağımsızlara oy veriyorsun değil mi?" şeklinde konuşmuştu, ben de kendisine geçiştirecek cevaplar vermiştim...".
Aynı şahsın davacının ceza yargılamasına ilişkin kararda yer verilen tanık beyanında şu ifadelere yer verilmiştir: "Ben konuyu anladım. Konuyla ilgili olarak daha önce ifade vermiştim o ifadelerim doğrudur aynen tekrar ederim. İsmini söylemiş olduğunuz... benim dönem arkadaşım olur, yani ayni dönemde hakim savcı adayı olduk. Akademide aynı sınıfta idik. Kendisi ile arkadaşlığımız süresi boyunca Fetö yapılanması ile ilgili hiç bir bağına tanık olmadım. Yine bu hususta hiç bir diyaloğumuz da geçmedi. 2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık bir ay kadar önce beni telefonla aradı. Hasbihal ettik, diyaloğumuz esnasında Fetö üyelerinin aday olduğu HSYK seçimlerinde bana 11 kişi adına oy istemişti. Daha sonra oy istediği bu adayların Fetö üyesi olduğu ortaya çıktı. Benim sanığın Fetö ile bağlantısı noktasında bildiğim tek husus budur. Kendisi hakkında başkaca bir söyleyeceğim yoktur".
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan L.S.'ye ait, davacının ceza yargılamasına ilişkin kararda yer verilen tanık beyanında şu ifadelere yer verilmiştir: "Bana okumuş olduğunuz soruşturma aşamasında vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim. Ben o ifadem de de bahsettiğim gibi 2014 yılının Temmuz ayı ortalarında ... Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak göreve başladım. Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu seçimleri dönemiydi. Bu dönem sonunda 12 Ekim 2014 tarihinde yapılan seçim sırasında görevim gereği adliyede bulunuyordum. Oy sandığının açılıp oyların sayılması sırasında bir kısım Hakim Savcı'nın kamera ile görüntüleme yaptığını, sayım bölümünde sandık önünde kalabalık oluşturup, düzensizlik yarattıklarını görerek geriye doğru çekilmeleri için uyarıda bulundum. O sırada sayımın yapıldığı bölümün önünde bulunan masaya yapışık vaziyette duran ve o dönemde ...'de Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı için tanıdığım...'in bana doğru dönerek "biz sonuçları takip edemeyecek miyiz, bizim hakkımız değil mi" gibi sözlerle ve el kol hareketleri ve ses tonu itibariyle uygun olmayan bir tarzda bana doğru çıkıştığını gördüm. Orada bulunan herkes ve ben bu davranışı çok yadırgadım. Seçim ortamında olmamız nedeniyle bu olayın üzerine çok gitmedim. Sağlıklı biçimde seçim sayım işlemlerinin tamamlanmasına çalıştık. Bu olaydan sonra ben ...'in bu davranışının nedenini o tarihte cemaat olarak ifade edilen Fetö PDY terör örgütünün bağımsız aday olarak gösterdiği kişileri desteklediği için bu şekilde bir davranışta bulunduğunu düşündüm. Çünkü benzer olay ve tavırların başka yerlerde de cereyan ettiğini öğrendik. Bunun dışında bir Cumhuriyet Savcısının Cumhuriyet Başsavcı Vekiline seçim sırasında düzene ilişkin uyarı nedeniyle bu şekilde bir tavır almasının nedenini başka şekilde anlamlandıramadım. Darbeye teşebbüs olayından sonra başlatılan soruşturmalar kapsamında daha sonra ... iline tayin olan ...'in örgüt üyeliği suçundan görevden uzaklaştırıldığını ve hakkında adli işlem başlatıldığını öğrendim ve ... Başsavcılığına yazdığı talimat gereği bu hususta beyanda bulundum. Yaşadığım olay nedeniyle edindiğim kanaatin bu nedenle doğru olabileceğini düşündüm. Bunun dışında ... ile ilgili örgüt ile ilgili ne gibi bir bağlantısı var bilemiyorum. Bizzat gördüğüm bildiğim birşey yoktur. Ben sadece yukarıda bahsettiğim olayı yaşadım. Bildiklerim bundan ibarettir.".
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan E.K.'nin ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 03/12/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "...Ayrıca stajın bitimine yakın bazı arkadaşlara bu yapıyla alakası olmayan aynı zamanda başka herhangi bir grup veya cemaate mensup olmayan kişilerle ilgilenme olayına yapı içerisinde "ZİMMETLEME, İLGİLENME" deniliyordu. Benim buna ilişkin tek hatırladığım stajdan arkadaşım olan E.A. isimli kişiye, yine bizim dönemden olan ... ve S.K isimli kişilerin ilgenilmek üzere zimmetlendiğidir. Ben 15 Temmuz olaylarından sonra ihraç listesinde ... ve S.K.'yı gördüğümde bu olayı bilmem nedeniyle çok şaşırmıştım...".
Aynı şahsın ... KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/12/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: " ...Ben bu soruşturma kapsamında ... Cumhuriyet Başsavcılığına 28.112017-03.12.2017 tarihleri arasında ETKİN PİŞMANLIK HÜKÜMLERİNDEN FAYDALANMAK İSTEYEREK Otuzdokuz (39) sayfadan ibaret şüpheli ifademi avukatım huzurunda vermiştim. Bu ifademdeki beyanlarım doğrudur ve aynen tekrar ederim. İfademin bir nüshasını da ifadem akabinde aldım ve okudum. Beyanlarıma ekleyecek veya düzeltilecek bir husus olmamakla birlikte ifademde vermiş olduğum ve şüpheli olabilecek şahısların tespiti ve teşhisi için ifademde geçen şahıslar hakkında ayrıntılı anlaşılır bilgi vermek istiyorum...54-...: Bu şahıs nereli olduğunu ve hangi Üniversiteden mezun olduğunu bilmiyorum. En son ... ili ... ilçesinde Savcı olarak görev yapıyordu. Görsem Teşhis ederim şahsın bu yapıyla herhangi bir ilgisinin olmadığını düşünüyorum...".
Aynı şahıs ... KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen 14/12/2017 tarihli fotoğraflı teşhis tutanağı ile davacıyı kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.Ö.'ye ait, davacının ceza yargılamasına ilişkin kararda yer verilen tanık beyanında şu ifadelere yer verilmiştir: "...i, ... Adliyesi'nde beraber görev yaptığım için tanımaktayım, bu tanışıklık dönemi tahmini olarak 2013-2016 yılları arasındadır, ben E.A.'yı sanık (davacı) ... ile sadece arkadaş olduklarını ve görüştüklerini biliyorum, benim ise E. ile herhangi bir samimiyetim ve arkadaşlığım yoktur kendisini sadece akademiden tanımaktayım,...'in E.A.'yı arayıp HSYK seçimleri için oy istemesi konusunda benim bir bilgim yoktur, öyle bir görüşmeye şahit olmadım, benim yanımda iken bir ya da iki kere telefonda görüşmüşlerdir onu hatırlıyorum ancak kimin kimi aradığını görüşmenin tarihini ve haliyle içeriğini de bilmiyorum, ama benim bildiğim kadarı ile sıradan bir telefon görüşmesi idi, bunun haricinde sanık (davacı) ile ilgili olarak başka bir bilgim ve görgüm bulunmamaktadır".
Tanık E.A.'nın beyanlarında, örgütün önem atfettiği 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde davacının kendisini telefonla arayarak örgütün sözde bağımsız adayları lehine oy istediğini istikrarlı ve tutarlı olarak belirttiği görülmüştür.
Tanık L.S.'nin beyanında, 2014 yılı HSYK seçimi günü kendisinin görevi gereği seçim mahallinde bulunduğu esnada, sayım yapılan yerin etrafında mevcut kalabalığı düzensizlik olması nedeniyle ikaz ettiğinde, davacının kendisine doğru dönerek "biz sonuçları takip edemeyecek miyiz, bizim hakkımız değil mi" gibi sözlerle ve el kol hareketleri ile ses tonu itibarıyla uygun olmayan bir biçimde kendisine tepki gösterdiğini gördüğünü, bu olaya orada bulunanların da şahit olduğunu belirttiği anlaşılmıştır.
Tanık E.K.'nin beyanlarında, bu yapıyla alakası olmayan, aynı zamanda başka herhangi bir grup veya cemaate mensup olmayan kişilerle ilgilenme olayına yapı içerisinde "zimmetleme, ilgilenme" denildiğini, stajdan arkadaşı olan E.A. isimli kişiye, dönem arkadaşı olan davacının ilgilenilmek üzere zimmetlendiğini, davacının bu yapıyla ilgisinin olmadığını düşündüğünü belirttiği görülmüştür.
Tanık İ.Ö.'nün beyanında, davacının E.A. ile arkadaş olduğunu ve telefonda görüştüklerini hatırladığını ancak oy istemesi konusunda bilgisinin olmadığını belirttiği görülmüştür.
Tanık E.A.'nın ifadesinin değerlendirilmesinden, davacının, arkadaşı olan tanık E.A.'yı 2014 yılı HSYK seçimleri döneminde telefonla arayarak örgütün sözde bağımsız adayları lehine oy istediği, tanığın tüm aşamalarda tutarlı bir şekilde aynı yönde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu olayın diğer tanığı olduğu belirtilen tanık İ.Ö., konuyla ilgili bilgisinin olmadığını ifade etmiş ise de, yargı mensubu olan tanık İ.Ö.'nün FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay Beşinci Dairesinin 12/10/2021 tarih ve E:2018/3842, K:2021/3026 sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın Kurulumuzun 05/06/2024 tarih ve E:2022/1436, K:2024/1283 sayılı kararıyla kesin olarak onandığı, söz konusu kararda da tanık E.A.'nın telefon görüşmesine ilişkin aynı beyanlarının yer aldığı görüldüğünden ve bu görüşmeyi teyit etmesi halinde ifadesinin kendi aleyhine de yorumlanabileceği kaygısıyla beyanda bulunmuş olabileceği göz önüne alındığında, tanık İ.Ö.'nün beyanına bu yönüyle itibar edilmemiştir.
Öte yandan, tanık L.S.'nin davacının oyların sayımı esnasındaki tavır ve davranışlarına dayalı olarak aktardığı görgü ve bilgiye dayalı somut tespit, tanık E.K.'nin davacının E.A. isimli kişiye zimmetlendiğine dair beyanı, örgütün, stratejik olarak kişileri örgüt amaçları doğrultusunda yakın takibe aldığı hususuyla birlikte göz önünde bulundurulduğunda ve diğer taraftan davacının da kendi beyanında örgütle iltisaklı dershaneye gittiğini belirtmesi bir arada ele alındığında, söz konusu deliller davacının örgütle irtibatlı ve iltisaklı sayılması için yeterli olarak değerlendirilmiştir. Tanık E.K., davacının bu yapıyla ilgisinin olmadığını "düşündüğünü" belirtmiş ise de, bu beyan kişisel kanaat olarak soyut biçimde ifade edildiğinden değerlendirmeye alınmamıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/06/2024 tarih ve E:2023/511, K:2024/1284 sayılı bozma kararında; davacı hakkında yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...TL'nin ve davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle temyiz aşamasında alınmayan ...TL temyiz başvurma harcı ile ...-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davalı idareye iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.