Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16892
2025/1244
12 Şubat 2025
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16892
Karar No : 2025/1244
DAVACI : ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Savunma hakkının, masumiyet karinesinin, adil yargılanma hakkının, lekelenmeme hakkının ihlal edildiği, genel ve soyut ifadelerle suçlu ilan edildiği, hakkında somut delil bulunmadığı, dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No: ... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, söz konusu tanık ifadelerinde, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğüne, seçimde örgüt lehine sandık müşahitliği yaptığına ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğuna ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunulmadığı, aksine tanık K.T. tarafından seçim konusunda tamamen tarafsız kalmaya çalıştığının belirtildiği; davacının aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda gözlemlerden ve duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, tanık A.A. ve B.T. tarafından davacının kuradan gelen hakim ve savcılarla birlikte hareket ettiğinin ancak bu kişilerden meslekten çıkarılanlar olduğu gibi halen meslekte olanların da bulunduğunun belirtildiği; M.D. adına düzenlenen toplantıda davacı tarafından söylenen sözlere ilişkin olarak tanıkların ifadelerinin duyuma dayalı olduğu, birbirini doğrulamadığı ve birbiriyle tutarlı olmadığının görüldüğü, M.Ç. tarafından ise davacının kendisine sarf ettiği sözlerin kendi kanaatine göre yorumlayarak aktarıldığı; Samandağ'da düzenlenen yemek konusunda H.Y. tarafından yemeğin neden düzenlendiğini bilmeyerek katıldıklarının ifade edildiği, yine tanık S.D. tarafından davacının kendisine "yemeğin normal bir yemek olduğunu düşünerek katıldığını" ifade ettiği, anılan yemeğin örgütsel faaliyet kapsamında düzenlendiği ve davacının örgütsel saiklerle yemeğe katıldığının somut verilerle desteklenmediği, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, anılan tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan ifadeler incelendiğinde, davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediğinin görüldüğü,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 03/03/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 29/04/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Diğer taraftan, davalı idarece, davacı hakkındaki şikayet dilekçelerinden bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu dilekçelerin davalı idare tarafından sunulmadığı gibi bu dilekçeler üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca işlem yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden davacı hakkındaki şikayetlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2018/1543 sayılı dosyasında yapılan 03/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan A.A.'ya ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben şu an Hatay Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyorum. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'ı 2012 yılı kura kararnamesi ile kendisinin benim görev yaptığım Hatay Adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak atanmış olması ve 2016 yılı yaz kararnamesine kadar bu adliyede görev yapmış olması nedeniyle tanırım... ... ile birlikte adliyeye kura kararnamesinden 8-9 hakim savcı atanmıştı, ..., seçim döneminde genel itibariyle kuradan gelen bu yeni hakim ve savcılarla birlikte geziyordu, zira kendisi de kuradan gelmişti, kuradan gelen bu yeni hakim ve savcıların birçoğunun 15 Temmuz 2016 sonrasında HSYK Genel Kurulunca meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması nedeniyle ben ...'ın da bu yapı ile irtibatlı olabileceğini düşünmüştüm, ancak hepsi kuradan gelmiş olduğu için ... bu kişilerle gezmiş olabilir. Bu kuradan gelen hakim ve savcıları Samandağ adliyesine yine bu hakim ve savcılarla aynı dönemde kuradan atanan E.Y. isimli FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiğini bildiğim Cumhuriyet Savcısının arayarak yemeğe davet ettiğini, bunun üzerine kuradan atanan herkesin bu yemeğe gitmek üzere Hatay Adliyesinin otoparkına indiklerinde orada yine FETÖ irtibatı nedeniyle sonradan meslekten çıkarılmasına karar verilen eski Hatay İdare Mahkemesi Başkanı H.E.'yi gördüklerini, bunun üzerine şaşırdıklarını, aşağıya inmiş bulununca kerhen araçlara binerek yemeğe gitmek üzere hareket ettiklerini bana yine kuradan atanan ve halen görevde olan Cumhuriyet Savcısı H.Y. anlatmıştı. ...'ın bu yemeğe gönüllü olarak mı yoksa kerhen mi katılanlardan olduğunu bilemiyorum. Ayrıca YBP adaylarından M.D.’nin adliyeye ziyarete geldiği dönemde Hakim ve Savcılar toplantıya çağırılmıştı. O arada ...'ın da masada otururlarken bağımsız adı altında seçime giren daha sonra FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen adayları kastederek diğerleri geldiğinde neden toplantı yapmıyorsunuz şeklinde o dönemdeki Hatay Başsavcı vekili M.Ç.'ye söylediğini adliye ortamından duydum. ..., 2016 yılının başında evlenmişti, eşi de doktordu. Evlenmesine vesile olanın Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinde Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığında Profesör olan M.A.'ydı, bu şekilde ... ile eşinin evlenmesine vesile olduğunu profesör M.A. bana bizzat söylemişti. Profesör M.A.'nın da FETÖ irtibatı nedeniyle adli soruşturması devam etmektedir..."
Yargı mensubu olarak görev yapan M.Ç.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 16/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben 2014 Temmuz ve 2016 Temmuz tarihleri arasında Hatay Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptım. ... Hatay Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptı, birlikte yaklaşık 2 yıl çalıştık. 2014 HSYK üye seçim sürecinde FETÖ irtibatı nedeniyle ihraç edilen hakim savcılarla birlikte hareket etti, bağımsız görünümlü paralel adayları destekleyen kesimin yanında yer aldı. Duyduğum kadarıyla paralellerin Samandağ da düzenlediği yemeğe de katılmış. YBP için düzenlenen yemeğe katıldığını görmedim. Cumaya gidip gitmediğini bilmiyorum. Seçim sürecinde adliyeye YBP seçim çalışması için gelenler için savcılık katındaki toplantı odasında düzenlenen toplantı için ... “siz neden YBP adayları için toplantı düzenliyorsunuz da diğer adaylar için toplantı düzenleyip bizi çağırmıyorsunuz” şeklinde konuştuğu da bana gelen bilgiler arasındaydı..."
Yargı mensubu olarak görev yapan S.D.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben şu an İskenderun Adalet Komisyon Başkanı olarak görev yapıyorum. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'ı Hatay Adliyesinde görev yapmış olması nedeniyle tanırım, ben 2012-2015 yılları arasında Hatay Adliyesinde hakim olarak görev yapmıştım, kendisi de Cumhuriyet Savcısı olarak bu adliyede görev yapıyordu. İki yıl kadar aynı adliyede görev yaptık. 2014 HSYK seçim sürecinde eski Hatay Komisyon Başkanı T.H. ve eski Hatay İdare Mahkemesi Başkam H.E. bağımsız adı altında seçime girip FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen HSYK üye adayları lehine çalışmak amacı ile Hatay'a geldi. İkisinin de ...'ın odasına girdiklerini gördüm, bağımsız adı altında seçime girip FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen HSYK üye adayları lehine çalışan adliyedeki diğer hakim ve savcıların da ...'ın odasına T.H. ve H.E.'nin ...'ın odasında bulunduğu sırada girdiklerini gördüm. T.H. ve H.E. sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmış kişilerdir. O tarihte Yargıda Birlik Platforum adayı olan M.D. bey seçim öncesinde YBP toplantısı için adliyemize geldiğinde ... bu toplantıya da katıldı. Bu toplantı esnasında ben o dönemki Hatay Başsavcı Vekili M.Ç. ile ...'ın tartıştığını gördüm, bunun üzerine Başsavcı vekilimizin yanma giderek ne diyor ... dedim, M.Ç. bey de bana ...'ın kendisine "Yargıda Birlik Platformu adayları geldiğinde böyle imkanlar verilmiyor. Yargıda Birlik Platformu Adayları dışındaki HSYK üye adayları geldiğinde niçin tüm hakim ve savcılara haber verilmiyor" dediğini aktardı. Bu konuşmaya şu an İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı K.T.'nin de şahit olduğunu biliyorum, K.T. kendisinin de ...'ın bu sözlerini duyduğunu bana söylemişti. Bu söz bana aktarılınca ben de ...'a hitaben ‘‘Biz Yargıda Birlik Platformu adayları için toplantı yapıyoruz, diğer adaylar için yapmak istiyorsanız sizler de yapın dedim. Kendisi M.D. geldiğinde yapılan toplantıya iştirak etmiştir. 17-25 Aralık süreci ile ilgili bir söylemine şahit olmadım. Sözde bağımsız adayları destekleyen H.E. seçim çalışması için Hatay'a gelmişti, H.E.'nin de katıldığı hakim ve savcıların Samandağ İlçesinde yaptığı yemeğe ... DAG'ın katıldığını ... bizzat söylemişti. ... sonrasında bu yemeğin normal bir yemek olduğunu düşünerek katıldığını söylüyordu, bu yemeğe şu an meslekte olup da katılan Hatay Adliyesinde çok sayıda kişi de vardır. 2014 yılı HSYK üye seçim günü bağımsız adı altında seçime katılıp FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen HSYK üye adaylarını destekleyenler seçim salonuna hep birlikte geldi, ...'da bu grubun içerisinde geldi. Ben görgü ve duyuma dayalı malumatımı aktardım..."
Yargı mensubu olarak görev yapan B.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 14/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’ı Hatay Cumhuriyet Başsavcı olduğum dönemde kendisinin de kura ile Hatay Cumhuriyet Savcısı olarak atanmış olması nedeniyle tanırım. ... Hatay Adliyesine atandıktan sonra hatırladığım kadarıyla bir süre askerlik vazifesi için gidip gelmişti, bu nedenle kendisi ile çok uzun süreli bir çalışmamız olmadı... Ben 2014 yılı yaz kararnamesi ile Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım, dolayısıyla HSYK seçimlerinden önce Hatay Adliyesinden ayrılmıştım. Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanıp Hatay Adliyesinden ayrıldıktan sonra HSYK seçim çalışmaları kapsamında Hatay Adliyesindeki meslektaşlarımı telefonla arayarak kendilerinden Yargıda Birlik Platformu lehine oy talebinde bulundum, bu bağlamda ...’ı da telefonla aradığımda kendisi bana “değerlendiririz” şeklinde cevap verdi, oy veririm yahut vermem şeklinde bir söylemi söz konusu olmadı..."
Yargı mensubu olarak görev yapan K.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/07/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an İstanbul Anadolu Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayım. Meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı ... ile Hatay İlinde birlikte 2013-2015 yılları arasında çalıştık. 2015 yılında benim tayinim Mardin Savur’a çıktı. Kendisi halen Hatay’daydı. Ben ve ... kura ile Hatay’a atanmıştık. Komisyon Başkanı ve İdare Mahkemesi Başkanı yeni gelenleri kazanma adına yemek düzenlediler. Bu yemek piknik şeklinde ve öğle yemeği şeklinde oluyordu. Bu yemeğe ...’ı da çağırıyorlardı. Birkaç kez gittiğini biliyorum. Beni hiç çağırmadılar. Sadece ilk gittiğimde 1. ayın içinde Komisyon Başkanı bizleri bir yemeğe götürdü. Daha sonra bir daha beni çağırmadılar. Sadece Samandağı’nda 2014 HSYK seçimleri için Samandağı’nda bir yemek düzenlendi. Yemeği H.E. düzenlemişti. Çünkü kendisi Van Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine atanmasına rağmen yemeğin düzenlendiği gün eşi hamile olmasına rağmen Hatay Adliyesinde gördüm. Savcı H.Y. bana arkadaşlarla balık yemeye gideceklerini benim de yemeğe gelip gelmeyeceğimi sordu. Ben de hayırdır ne yemeği diye sordum. O da bilmediğini söyledi. Ben bir ara eşimi almak için otoparka indim. Otoparkta H.E. veya E. yanında kuradan gelen yaklaşık ona yakın hakim ve savcı ile birlikte otoparktaydı. Ben kendisine hayırdır başkanım geri mi geldiniz dedim. Kendisi çok bozuldu. Arkadaşlarla yemeğe gideceğini söyledi. ... da seçim döneminde benden bağımsızlar için herhangi bir oy istemedi. YBP üyeleri içinde bir oy istemedi. Daha doğrusu seçim konusunda aramızda herhangi bir konuşma geçmedi. Tamamen tarafsız kalmaya çalışıyordu... Samandağı’nda düzenlenen yemeğe ... katılmıştı. Ancak bilerek mi yoksa bilmeyerek mi katıldığını tam bilmiyorum. ...’ın 17-25 Aralık operasyonları ile bir söylemi olduğunu, cemaati öven bir konuşmasına da şahit olmadım... M.D. ile B.A.’nın adliyeye gelecekleri sırada daha gelmeden toplantı salonunda toplanmıştık. Başsavcı vekili de vardı. Konu tam olarak nereden geldiğini hatırlamıyorum ancak ..., Başsavcı vekiline keşke bütün adaylarla böyle gezseniz ve adliyeye gelen tüm adaylara eşlik etseydiniz diye söylendi. Bunun üzerine Başsavcı vekili kendisine, onlara mihmandarlık yapanlar var zaten, bizim onlarla gezmemize gerek yoktur dedi..."
Yargı mensubu olarak görev yapan M.E.B'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 14/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an Konya Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’ı Hatay Cumhuriyet Savcısı olduğum dönemde kendisinin de aynı adliyede Cumhuriyet Savcısı olması nedeniyle tanıyorum. 2014 yılı HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformuna yakın durmamıştır. Şöyle ki, Yargıda Birlik Platformu adayları lehine düzenlenen hiçbir organizasyona katıldığını hatırlamıyorum. Bağımsız adı altında seçime girip sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan HSYK üye adayları için düzenlenen yemek ve toplantılara katıldığını o tarihte Hatay Cumhuriyet Savcısı olup halen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı olan K.T.’den duymuştum, şöyle ki; K.T. bana ... ile adliyedeki başkaca hakim ve savcıların daha önce Hatay İdare Mahkemesi Başkanlığı yapıp o tarihte Van’da idari hâkim olup bildiğim kadarıyla FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan H.E.’nin de bulunduğu Samandağ İlçesindeki bir öğle yemeğine katıldığını ifade etmişti. 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce o tarihte Hatay Cumhuriyet savcısı olup sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan O.I.’nın yanında isimlerini hatırlamadığım o dönemki HSYK üyeleri ile birlikte ...’ın odasına gittiklerini ve orada bir süre oturduklarını adliye ortamından duydum, kimden duyduğumu ve gelen HSYK üyelerinin kimler olduğunu şu an hatırlamıyorum. ...’ın odasına anlattığım bu olay dışında FETÖ irtibatı olan kişilerin geldiklerini görmedim ve duymadım. Ben ...’dan Yargıda Birlik Platformu adayları lehine oy istediğimde, kendisi bana bu faaliyetlerin boşuna olduğunu, yanlış olduğunu, kendi kafasına göre oy vereceğini, kimsenin kendisine bu konuda baskı yapamayacağını ifade etmişti. Kaldı ki kendisine oy hususunda baskı yapıldığına da şahit olmadım. Ben bildiklerimi aktardım, ...’ın FETÖ irtibatı vardır ya da yoktur diyemem..."
Yargı mensubu olarak görev yapan M.Ç.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; Ben 2011 yılı Temmuz ayı ile 2016 yılı Temmuz ayı arasında Hatay Adliyesinde görev yaptım. 2011-2014 yılları arasında Cumhuriyet Savcısı, 2014-2016 yılları arasında ise Cumhuriyet Başsavcı Vekili idim. 2016 yılı yaz kararnamesi ile de halen Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığım İzmir Adliyesine atandım. 2014 yılı Ekim ayındaki HSYK seçimleri yapılacağı zaman Ağustos, Eylül ayları gibi o zamanki adıyla YBP olan ve yargıdaki birlik, beraberlik ve tarafsızlığı sağlamayı amaçlayan oluşumun yüksek kurul aday adayları ve sonradan kesinleşince yüksek kurul adayları Hatay Adliyesini seçim çalışmaları doğrultusunda ziyarete geldiklerinde, Hatay Cumhuriyet Başsavcısı M.Ç. ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak da ben, kendilerine bu çalışmalarda adliyemizdeki Hakim ve Cumhuriyet Savcılarına düşüncelerini ve mesajlarını aktarabilmeleri için kendilerinin adliyemize geldiklerini, Hatay Adliyesindeki hakim ve cumhuriyet savcılarımızı ziyaret etmek istediklerini, gerek SMS göndererek, gerekse yüz yüze görüştüğümüzde söylüyorduk. Ancak bazı adayların programları sıkışık ve yoğun olduğu için ve Hatay Adliyesi de Adana, Osmaniye ve Gaziantep arasındaki bir bölgede kaldığı için genellikle YBP adayları Hatay'da günü birlik çalışma yapıyorlar ve ya Gaziantep yönünde, ya da Adana yönünde programlarına devam ediyorlar veya Ankara'ya geri dönerlerdi. Yani Hatay geçiş noktası olduğu için programları kısa ve dardı. Bu anlamda Hatay'a gelmişken bütün Hakim ve Cumhuriyet Savcılara ulaşabilmek için biz gerek SMS göndererek, gerekse adliyemizin 5. katindeki yemek salonumuzda, veya gerekse başsavcılık katının bulunduğu 4. kattaki toplantı salonunda yüksek kurul adayları ile tanışma, görüşme toplantısı düzenleneceğini, katılmak isteyen meslektaşlarımızın katılabileceğini bildiren bir SMS gönderiyorduk. Yine Sayın M.D. yoğun programı içerisinde Hatay Adliyesine öğleden sonra gelmiş ve meslektaşlarımızla tanışmak, görüşmek istemişti. Bizde bu şekilde Sayın M.D.'nin adliyemize geldiğini tanışmak ve görüşmek isteyen meslektaşlarımız için 4. katta başsavcılık toplantı salonunda toplantı düzenleneceğini, katılmak isteyenlerin katılabileceğini bildirmiştik. Çünkü mesai saati bitmek üzereydi. Ayrıca bu toplantıya katılmanın zorunlu olmadığını da bildirmiştik. Buna rağmen toplantı salonunda Hatay Cumhuriyet Savcılarından izinli olmayanlar hariç hepsi katılmıştı. Bu arada ...'da vardı. Ben de Cumhuriyet Savcılarımız ile birlikte Sayın M.D.'yi beklerken, ... bana hitaben “neden bu toplantıları YBP'nin adaylarına düzenliyorsunuz da, bağımsız adaylar için toplantı düzenlemiyorsunuz” diye bir soru sordu. Bu soruyu bana toplantı salonu içerisinde aleni olarak yüksek sesle sordu. Yani kıyıda köşede veya gizlice sormadı. Ayrıca soruyu soruş tarzından da bir sertlik ve kızgınlık emaresi vardı. Bu soru üzerine salondaki bütün Cumhuriyet Savcıları dikkat kesildi ve bir sessizlik oldu. Ben de kendisine yeksek kurul adayımız Sayın M.D. ile tanışmasının kendisine merak ettiği şeyler varsa onları sormasının iyi olacağını, bu toplantının isteğe bağlı olduğunu zaten söylediğimizi, mecburi olmadığını ancak buna rağmen kendisinin toplantıya gelmiş olduğunu, yani hem isteğe bağlı olup, hem toplantıya gelip, hem de bu soruyu sormasının saçma olduğunu, istemiyorsa toplantıyı terk edebileceğini, burada olmasının mecbur olmadığını kendisine söyledim. Ancak kendisi toplantıyı terk etmedi. Yine de mecbur olmamasına rağmen toplantıya neden geldiğini de açıklamadı. Benim bu sözüm üzerine sustu. Birkaç dakika sonra Sayın M.D. toplantı salonumuza teşrif etti. Yanında kendisine eşlik eden Sayın M.Ç.'de vardı. Hep beraber kısa süreli bir tanışma ve görüşme toplantısı yapıldı. Sonra hepimiz toplantıdan ayrıldık. Ben ... ile aramızda geçen bu diyalogu Sayın M.Ç.'ye söyledim. ...'ın o tavrından yani aleni bir şekilde ve sert bir üslupla yukarıdaki anlattığım soruyu sormasından belli bir tavır ve kötüniyet içerisinde olduğunu düşündüm. Ayrıca Başsavcı Vekili olarak çalıştığım süre içerisinde, sürekli yönetimde bir sorun olduğu algısını oluşturmaya çalışan tutum ve davranış içerisindeydi. Sürekli bir şeyleri bahane edip itiraz pozisyonundaydı. Bizim her türlü iyiniyetimize, eşit hakkaniyete dayanan bir çalışma ortamı oluşturma konusundaki çabamıza rağmen, sürekli itiraz ve şikayet pozisyonundaydı. Bunun sebebi de Fetö irtibatı sebebiyle önce ünvanları alınan, daha sonda da meslekten çıkarılan yönetici pozisyonundaki kişilerin aslında ehil olduklarını, bu işleri daha iyi yaptıklarını, benim gibi 2014 den itibaren yeni atanan Unvan sahibi meslektaşlarımızın beceriksiz, yeteneksiz olduğunu, siyasi saiklerle atandıklarını ispata dönük algı çalışması olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, henüz YBP'nin yüksek kurul adayları seçilmemişti. Eski yüksek kurul üyeleri görevdeydi. Şu anki mevcut yüksek kurul yapısı oluşmadığı için ve o zamanda seçilip seçilemeyecekleri belli olmadığı için bu arkadaşların kendine güveni çok fazlaydı, bizlere karşı çok cüretkar ve saygısız davranıyorlardı. Bu konu ile alakalı bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklindedir.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, 2014 HSYK seçim sürecinde FETÖ'den ihraç edilen hakim ve savcılarla birlikte hareket ettiğine, bağımsız görünümlü adayları destekleyen grup içerisinde yer aldığına, FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerin Samandağ ilçesinde düzenlediği yemeğe katıldığına, seçim sürecinde YBP adına seçim çalışması yapmaya gelenler için düzenlenen toplantıda Başsavcı Vekiline hitaben "neden bu toplantıları YBP'nin adaylarına düzenliyorsunuz da, bağımsız adaylar için toplantı düzenlemiyorsunuz” şeklinde soru sorduğuna, sözde bağımsız adaylar lehine çalışma yapma amacıyla Hatay iline gelen T.H. ve H.E.'nin davacının odasına girdiklerine ve meslekten çıkarılan diğer hakim ve savcıların da bu esnada odaya girdiklerine, seçim günü sözde bağımsız adayları destekleyen grupla birlikte seçim salonuna geldiğine ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır...
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/256, K:2024/1309 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; davacının, 2014 HSYK seçim sürecinde FETÖ'den ihraç edilen hakim ve savcılarla birlikte hareket ettiğine, bağımsız görünümlü adayları destekleyen grup içerisinde yer aldığına, FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerin Samandağ ilçesinde düzenlediği yemeğe katıldığına, seçim sürecinde YBP adına seçim çalışması yapmaya gelenler için düzenlenen toplantıda Başsavcı Vekiline hitaben "neden bu toplantıları YBP'nin adaylarına düzenliyorsunuz da, bağımsız adaylar için toplantı düzenlemiyorsunuz” şeklinde soru sorduğuna, sözde bağımsız adaylar lehine çalışma yapma amacıyla Hatay iline gelen T.H. ve H.E.'nin davacının odasına girdiklerine ve meslekten çıkarılan diğer hakim ve savcıların da bu esnada odaya girdiklerine, seçim günü sözde bağımsız adayları destekleyen grupla birlikte seçim salonuna geldiğine ve diğer hususlara yönelik tanık beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 12/02/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.