SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16888

Karar No

2025/4746

Karar Tarihi

29 Nisan 2025

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16888 E. , 2025/4746 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16888
Karar No : 2025/4746

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : 2802 sayılı Yasa hükümlerine göre usulüne uygun disiplin soruşturması yapılmaksızın 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin 1. fıkrası gerekçe gösterilerek meslekten çıkarılmasına karar verildiği, yazılı ya da sözlü savunması alınmadığından savunma hakkının açıkça ihlal edildiği, bu bakımdan Anayasa'nın 129. maddesi ile hâkimlik ve savcılık teminatının düzenlendiği 139. maddesine aykırı davranıldığı, meslekten çıkarılmasına gerekçe olarak hakkında somut hiçbir eylemin belirtilmediği, olağanüstü halin sona ermesinden sonra OHAL KHK'larının uygulanmasının olanaksız olduğu, adil yargılanma hakkının en önemli gereklerinden olan ve idari işlemin şekil bakımından geçerli olması için gerekli koşul olan gerekçeli karar hakkının gözetilmediği, dava konusu kararda soyut ve katalog ifadelere yer verildiği, şahıs bazında değerlendirme yapılmadığı, suçta ve cezada şahsilik ilkesine, masumiyet karinesine ve hukuki belirlilik ilkesine aykırı davranıldığı, dava konusu kararın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesine, düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne ilişkin 9. maddesine, ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesine, ayrımcılık yasağına ilişkin 14. maddesine, Anayasa'nın hukuk devleti ilkesini düzenleyen 2. maddesine, 5. maddesine, kanun önünde eşitlik ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 10. maddesine, kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağını düzenleyen 11. maddesine, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasını düzenleyen 13. maddesine, özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20. maddesine, din ve vicdan hürriyetini düzenleyen 24. maddesine, hiç kimsenin kanaatlerinden dolayı kınanamayacağı ve suçlanamayacağını düzenleyen 25. maddesine, hak arama hürriyetini düzenleyen 36. maddesine, suç ve cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmayacağı ilkeleri ile masumiyet karinesini düzenleyen 38. maddesine, hâkimlik teminatını düzenleyen 139. maddesine ve kararların gerekçeli olmasını düzenleyen 40. maddesine aykırı olduğu, meslekten çıkarma kararının kamu yararı taşımadığı, herhangi bir terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu kararın amacının, Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ile 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulu Kanunu'nun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkânı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404 ; K:2024/1127 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla " 'Sanığın üzerine yüklenen suçu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddeleri gereğince müsnet suçtan beraatine' ibaresinin çıkartılarak yerine 'Sanık ...'ın atılı suçu işlemediği sabit olduğundan CMK'nun 223/2-b maddesi gereğince beraatine'... " suretiyle düzeltilerek esastan reddedildiği ve bu kararın temyiz yoluna başvurulmamak suretiyle 13/01/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:

1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;

667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.

Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza davası sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararda;
Davacının kendi beyanı yönünden, bulunduğu ilçede az sayıda dershane bulunması ve bu dershaneden indirim kazanması nedeniyle FETÖ/PDY yapılanmasına ait dershaneye gittiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle eğitim ve ekonomi saikleriyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının örgüte müzahir dershaneye gittiğine yönelik beyanının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Tanık beyanları yönünden, davacı hakkındaki tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacının Bank Asya'da hesabının bulunması yönünden, davacının üniversite döneminde Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığından Bank Asya aracılığıyla burs alması nedeniyle Bank Asyada hesabının bulunduğu iddiasının aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığının, dosya içerisinde davacıya ait herhangi bir hesap dökümü bulunmadığı gibi davalı idare tarafından da davacının örgüte yardım amacıyla hesap açtığı ve para yatırdığı yönünde herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığının görülmesi karşısında, davacının yalnızca burs almak amacıyla Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde hesabının bulunmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Diğer hususlar yönünden, davacı hakkında somut bir tespit içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 27/05/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 22/12/2021 tarih ve E:2017/3414, K:2021/4694 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Davacının kendi beyanı şu şekildedir:
Davacı, hakkındaki beraat kararında da yer verilen, ceza yargılaması sürecinde alınan 07/09/2017 tarihli savunmasında, "... 2004 yılında bu yapıya ait dershaneye gittiğim doğrudur ancak kendileri ile herhangi bir ilgim olmamıştır. Bende bu dershaneye onların dershanesi olduğu için gitmedim. ..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davacı hakkındaki tanık beyanları ise şu şekildedir:
Davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine ilişkin ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında yer verilen gizli tanık ...'ın ifadesi, "Talimat evrakı ekinde yer alan iddianame kapsamında ismi geçen sanık ...'ı Çorlu Adliyesinden tanırım, ben sanığı 2013 yılı sonu 2014 yılı başı civarlarında tanıdım, kendisi Çorlu Adliyesinde hakim olarak görev yapardı, adliyedeki duyumlarıma göre adliyede görev yapan katipler sanık ...'ın o zamanki adıyla cemaat mensubu olduğunu söylüyorlardı, ben bu konu hakkındaki söylentilere birebir şahit oldum, ayrıca sanık ...'ın adliyedeki tutum ve davranışlarından kendisinin o zamanki adıyla cemaate mensup bir şahıs olduğu belli oluyordu, ben bunu kendi gözlemlerimle de bu şekilde değerlendiriyordum, hatta bir keresinde 2014 yılı başında HSYK seçimlerinin öncesinde sanık ...'ın adliyede görev yapan diğer hakim ve savcıların odalarına ziyarete giderek bu hakim ve savcılardan o zamanki adıyla cemaate yakın HSYK adaylarına oy verilmesi yönünde telkinlerde ve seçim çalışması yaptığını duydum, sanık ...'ın bu seçim çalışmasına ilişkin faaliyetleri adliye personelleri arasında eleştirel şekilde konuşuluyordu, benim sanık hakkında bildiklerim ve söyleyeceklerim bunlardan ibarettir".
Aynı kararda yer verilen H.K.'nin ifadesi, "Ben 2014 yaz kararnamesi ile Çorlu Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandığımda ... hakim olarak görev yapmaktaydı. İki yıl birlikte çalıştık. Görev sürem boyunca ben ... Hakim'in FETÖ PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir eylemine şahit olmadım. İddianamede geçen gizli tanığın beyanında hakim beyin örgüt üyesi olduğu tespiti konusunda bir şey diyemem ancak gerek HSK seçimlerinde gerekse devam eden süreçte dedikodu mahiyetinde hakim beyin FETÖ bağlantısı olduğunu duyuyordum. HSK seçimlerinde hakim beyin odasına birkaç kez yargıda birlik adına oy istemek için gittim. Kendisi bize destek verecek herhangi bir beyanda bulunmadı. Hep suskun kalmayı tercih etti. Oyunu kime verdiğini de bilemiyorum. Başkaca bir bilgim görgüm yoktur".
Aynı kararda yer verilen A.E.K.'nin ifadesi, "2012-2016 yılları arasında Çorlu Adliyesinde çalıştım. Sanık ... 2013 yılında kuradan Çorlu Adliyesine geldi. Sulh Hukuk hakimiydi. Ben asliye ceza hakimiydim. Bir iki defa karşılıklı olarak odalara gelip gittik. Aynı lojmanda oturduk. 2016 tarihinde Ardahan Adliyesine tayin oldu. Ben de İstanbul Adliyesine tayin oldum. 2014 HSYK seçimlerinde sanığın seçim çalışması yaptığına şahit olmadım, ayrıca duymadım da. Yapı olarak kendi halinde sessiz sakin biriydi, etrafıyla çok fazla diyaloğu olan birisi değildi. Kendisinin FETÖ üyesi olduğuna ilişkin bir görgüm ve duyumum olmadı. Çorlu adliyesinde yemekhane yoktu. Öğle yemeklerini dışarıda yerdik. Sanık ...'ın dolaştığı arkadaş grubundan birçoğu meslekten ihraç edildi. Sanık ... ile arkadaş gruplarımız farklıydı. Bu konuda başkaca bir bilgim bulunmamaktadır.".
Gizli tanık ... ifadesinde, davacıyı tanıdığını, davacının örgütle ilgisine dair adliye içerisinde genel bir kanı olduğunu, iş ortamındaki tutum ve davranışlarından "cemaat" olarak tabir edilen söz konusu yapıyla ilgisinin bulunduğunun anlaşıldığını, kendisinin de bu durumu gözlemlediğini, örgütün önem atfettiği 2014 yılı HSYK seçimi döneminde davacının örgüte yakın adaylara oy verilmesi yönünde çalışma yaptığının duyulduğunu, hatta bu faaliyetlerinin personel arasında eleştirildiğini belirtmiştir.
Tanık H.K. ise, 2014 seçim sürecinde ve sonrasında davacının söz konusu yapıyla bağlantısına dair söylemler bulunduğunu, seçim döneminde kendisinden Yargıda Birlik adına oy istediğinde davacının destekte bulunmayarak suskun kaldığını ifade etmiştir.
Tanık A.E.K., ifadesinde, davacı ile arkadaş grubunun farklı olduğunu ve davacının arkadaş grubunun birçoğunun meslekten ihraç edildiğini belirtmiştir.
Tanık ifadelerinin değerlendirilmesinden, ifadelerin birbiriyle uyumlu ve tutarlı olduğu, davacının 2014 yılı HSYK seçimi döneminde Yargıda Birlik adına oy istendiğinde suskun kalmakla birlikte örgütün sözde bağımsız adaylarına yönelik telkinde bulunduğuna ilişkin faaliyetlerinin personel arasında eleştirildiği, sosyal çevresinin örgütle iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarından oluştuğu şeklinde, somutlaştırılmış ve görgüye dayalı beyanlar bulunduğu; öte yandan davacının örgütle ilgisinin bulunduğuna dair iş ortamı içerisinde genel bir kanı mevcut olduğu, tutum ve davranışlarında da bu hususun gözlemlendiği anlaşılmaktadır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkında yukarıda belirtilen tanık beyanları ve davacının, yapıya ait dershaneye gittiğine dair kendi beyanının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Temyize konu kararda Daire tarafından, davacının beraatine ilişkin ceza mahkemesi kararında yer alan tanıklar Ş.A., D.A., Y.G., S.A., Z.Ö., El. G. ve Em. G.'nin ifadeleri incelendiğinde, "davacının 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde 'bağımsız' adaylarını desteklediği ve kendilerinden bu adaylar için oy istediği yönünde bir beyanda bulunulmadığı gibi davacıyı FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediğinin görüldüğü" belirtilmişse de, ifadelerin incelenmesinden, tanıkların davacıyla sınırlı sosyal iletişimlerinin bulunduğu, bu sebeple davacı hakkında örgütle iltisak ve irtibatına yönelik değerlendirmeye alınabilecek mertebede bilgilerinin mevcut olmadığı görülmüştür. Bu nedenle söz konusu beyanlar değerlendirmeye alınmamıştır.
Daire kararında tanık İ.S.'nin, davacının örgütle herhangi bir bağının olmadığı kanaatinde olduğunu belirttiğinin görüldüğünden bahsedilmişse de, tanık İ.S.'nin Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağında, "...Ben şuan cezaevinde ..., H.B., F.D., Y.A., K.Ş. ve 9 emniyet mensubu, 2 akademisyen ile 1 sendikacı öğretmen ile beraber kalıyoruz. Benim bu süreç içerisinde gördüğüm emniyet mensuplarının tamamı ve akademisyen A.G. ile öğretmenin bu örgütün tamamen içinde olduklarıdır. Akademisyen İ.Ç. pek konuşmadığı için net bir şey söyleyemem. Hakim Savcılardan ise, biz Y.A., H.B. ve ... ile görüşüyoruz. Diğer ikisi yani F. ve K. bizle takılmıyor. Emniyet personel ile takılıyor. Ben beraber takıldığım, beraber vakit geçirdiğim diğer üç kişinin de yani H.B., Y.A. ve ...'ın bu örgütün içerisinde olmadığını düşünüyorum..." şeklinde beyanda bulunduğu, fakat UYAP kayıtlarının incelenmesinden, tanığın kendisinin de silahlı terör örgütüne üye olma suçundan etkin pişmanlık kapsamında 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından, tanığın bu beyanına itibar edilmemiştir.
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.

Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 20/05/2024 tarih ve E:2022/2404, K:2024/1127 sayılı bozma kararında; davacı hakkındaki tanık ifadelerinin birbiriyle uyumlu ve tutarlı olduğu, davacının 2014 yılı HSYK seçimi döneminde Yargıda Birlik adına oy istendiğinde suskun kalmakla birlikte örgütün sözde bağımsız adaylarına yönelik telkinde bulunduğuna ilişkin faaliyetlerinin personel arasında eleştirildiği, sosyal çevresinin örgütle iltisak ve irtibatlı yargı mensuplarından oluştuğu şeklinde, somutlaştırılmış ve görgüye dayalı beyanlar bulunduğu; öte yandan davacının örgütle ilgisinin bulunduğuna dair iş ortamı içerisinde genel bir kanı mevcut olduğu, tutum ve davranışlarında da bu hususun gözlemlendiği, davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının, yapıya ait dershaneye gittiğine dair kendi beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ...TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/04/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.





10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim