Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16887
2024/22549
24 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16887
Karar No : 2024/22549
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ANKARA
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu meslekten çıkarma kararının şekil, konu, sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu, adil yargılanma hakkının, işkence yasağının, ayrımcılık yasağının, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, hakimlik teminatının, ölçülülük ilkesinin, özel hayatın gizliliğinin, etkili başvuru hakkının, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, hakkında somut delil bulunmadığı iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa'nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararıyla; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş olup, anılan karar temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06//2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararıyla bozulmuştur.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. bendi ile 50. maddesinin 5. bendinde, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi sıfatıyla baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen kararlara uyulmasının zorunlu olduğu kuralı yer almaktadır.
Bu nedenle, Danıştay'ın ilk derece Mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca verilen bozma kararlarına karşı Danıştay dava dairelerince ısrar edilmesi olanağı bulunmadığından, bozma kararında yer alan gerekçelerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, davacı tarafından bu bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında "Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararı ile kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararda;
Davacıyla ilgili şikayet ve soruşturma bilgisi yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu iddiasına yönelik şikayetlerin Hakimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, diğer iddialara yönelik şikayetler hakkında ise şikayetin işleme konulmaması hususunda Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiği; öte yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde E:2017/4208 sayılı dosyada yapılan 11/03/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 29/04/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturma davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, Tanık İ.B.'nin ifadesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna ilişkin açık, net, görgüye ve somut bilgilere dayalı bir beyanda bulunmadığı; davacının özel yetkili mahkemede görev yaptığı, görev yaptığı bu mahkemedeki hakimlerle birlikte yemek yediği, kararlarda mahkeme başkanı ile aynı görüşte kaldığı, bu nedenlerle davacının örgütle irtibatlı ve iltisaklı olduğunun adliyede "kabul edildiği" ve bu yönde "kanaatin bulunduğu"nu belirtmek suretiyle yoruma dayalı çıkarımda bulunduğu; davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, aynı mahkemede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği; ayrıca dava dosyasında davacının özel yetkili mahkemede FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının özel yetkili mahkemede görevlendirilmesinin ve bu yöndeki tanık beyanının tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Tanık M.D.'nin ifadesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğuna ilişkin açık, net, görgüye ve somut bilgilere dayalı bir beyanda bulunmadığı; "duyduğunu", "arkadaşlarının söylediğini" belirtmek suretiyle tamamen duyuma dayalı çıkarımda bulunduğu; davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, aynı mahkemede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği; ayrıca dava dosyasında davacının özel yetkili mahkemede FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve/veya iltisaklı olması nedeniyle ve örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi amacıyla atandığına ilişkin somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, anılan şahsın beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacı ile ilgili 14/05/2018 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt bilgileri yönünden, davacının konaklama kayıtlarına ilişkin 14/05/2018 tarihli Tutanakta yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Ankesörlü/sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Dairelerince, davacının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturması kapsamında ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorularak, var ise mahiyeti ve kullanım bilgilerini de içerecek şekilde tespitlere ilişkin belge ve raporların gönderilmesinin istenilmesi yönünde yapılan 11/03/2022 tarihli ara kararına Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından verilen 28/04/2022 tarihli cevap yazısı ve ekinde yer alan belgelerde; davalı idare tarafından 04/09/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan Raporda; "1. Grup ardışık" başlığında yer alan ... no'lu GSM hattının davacı tarafından kullanılmadığının değerlendirildiği belirtildiğinden, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan ve 04/09/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ekinde sunulan Rapordaki "1. grup ardışık" başlığı altında yer alan ve davacının kullanımında olmadığı değerlendirilen GSM numarasına yönelik yapılan aramanın, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Davacıya 2013 yılı teftiş notu olarak 80 puan (beklenenin üstünde) verilmesi yönünden, davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle 2013 yılı teftişinde 80 puan verildiğine dair iddianın soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olup somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Sosyal Çevre Bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin somut bir delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca E:2017/4208 sayılı dosyada yapılan 11/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2017/4208, K:2022/4315 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
Yargı mensubu olarak görev yapan İ.K.'ye ait HSK Müfettişliğince düzenlenen 19/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer vermiştir: "Ben 14/07/2003 tarihinden beri İzmir Adliyesinde görev yaparım, 16/07/2014 tarihinden beri de İzmir Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı olarak görev yaparım. Bana sormuş olduğunuz ... Sicil Numaralı İzmir Hakimi iken meslekten çıkartılan ...’ı İzmir Adliyesinde görev yaptığı dönemden tanıyorum. Kendisinin nereden İzmir’e geldiğini de bilemiyorum. İzmir Adliyesine tayini çıktıktan sonra hatırladığım kadarıyla 2013 yılında benim Başkanı olduğum ... Ağır Ceza Mahkemesine üye olarak görevlendirilmişti. Müstemir yetkili olup olmadığı hususundan emin değilim. Kendisiyle 15 gün veya 1 ay civarında duruşmalara çıktık. Ondan sonra adli tatil gelmişti. Adli tatilden sonra da İzmir’de TMK 10.maddesi ile görevli ... Ağır Ceza Mahkemesi’ne üye olarak görevlendirildi. O Mahkemenin Başkanı da A.R.’ydi. Niye o Mahkemeye gittiği hususunda kendisine bir şey sormadım. Ancak, kendisinin isteyerek o Mahkemeye gittiği söyleniyordu. O Mahkemede de A.R.'ye ortak hareket ettiği, hiç muhalif kalmadığı biliniyordu... İzmir Adliyesinde benim Mahkememde kısa süre çalışıp Özel Yetkili Mahkemede görevlendirilmesi, yine yemekhanede Özel Yetkili Hakimlerin birlikte takılması, diğer Hakim ve Savcılarla çok fazla irtibatının olmaması nedenleriyle bu hakimin FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak içerisinde olduğu adliyede kabul edilirdi. Kendisi bekardı. Benim ...’ın FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu hususunda herhangi bir duyumum da yoktur. Bu nedenle İzmir Hakimi iken meslekten çıkartılan ...’ın İzmir Adliyesinde görev yaptığı dönemde Özel Yetkili Mahkemede üye olarak görevlendirilmesi, Mahkeme Başkanı ile aynı görüşte kararların çıkması, muhalefet şerhlerinin olmaması ve yemekhanede Özel Yetkili Hakimlerin birlikte hareket etmesi nedenleriyle FETÖ/PDY Terör Örgütüyle irtibatı olduğu kanaati vardı..."
Yargı mensubu olarak görev yapan M.D.'ye ait HSK Müfettişliğince düzenlenen 19/01/2018 tarihli tanık ifade tutanağında şu ifadelere yer vermiştir: "Ben 2014 yılından beridir İzmir Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. Bana sormuş olduğunuz ...'ı da İzmir'de Hâkim olması sebebiyle tanırım. Yine 2014 HSYK seçimlerinde ... Derneği adına çalışmalar yaptığımız sırada da şahsın fotoğraflarından kendisini hatırlıyorum. Göreve başladığımda o dönemki adıyla Fetullahçı yapıyla ciddi bir mücadelesi başlamıştı. Bu sebeple kimlerin yapılanmaya müzahir olduğu yakın davrandığı, konusunda dikkatli bir şekilde bilgilenmeye de çalışıyorduk. ...'ın FETÖ'cülerle birlikte dolaştığını, onlarla samimi olduğunu arkadaşlarımdan duydum. 2014 HSYK seçimlerinde de bu şahıs FETÖ'cü olarak bilinen şahıslarla birlikte hareket ettiğini duymuştum. Yapılan çalışmalarda Yargıda Birlik adaylarına yönelik herhangi bir yakınlığının olmadığını, FETÖ' cülerin o dönem kendi adayları için yaptığı çalışma ve ziyaretleri organize eden, bu ziyaretlere katılan şahıslarla birlikte aynı ortamda bulunan birisi olduğunu, kendisinin aktif olarak çalışmadığını ancak her zaman çalışanların yanında olduğunu arkadaşlarım söylüyorlardı. ... casusluk davası olarak bilinen heyetinde üyesiydi. Heyet birbirinden hiç ayrılmazlardı, yemekte, çayda, adliye koridorlarında rast geldiğim zaman hep birlikte vakit geçirdiklerini görürdüm. Bunun dışında şahısla ilgili herhangi bir bilgim bulunmamaktadır."
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde 30/04/2013 tarihinde ... Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. maddesi ile yetkili) üyesi olarak atandığı görülmüştür.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde özel yetkili mahkemede görevlendirilmiş olması hususu ile FETÖ'cülerle birlikte dolaştığına, onlarla samimi olduğuna, 2014 HSYK seçimlerinde de FETÖ'cü olarak bilinen şahıslarla birlikte hareket ettiğine, yapılan çalışmalarda Yargıda Birlik adaylarına yönelik herhangi bir yakınlığının olmadığına, FETÖ'cülerin o dönem kendi adayları için yaptığı çalışma ve ziyaretleri organize eden, bu ziyaretlere katılan şahıslarla birlikte aynı ortamda bulunan birisi olduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2024 tarih ve E:2023/20, K:2024/1310 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde özel yetkili mahkemede görevlendirilmiş olması hususu ile FETÖ'cülerle birlikte dolaştığına, onlarla samimi olduğuna, 2014 HSYK seçimlerinde de FETÖ'cü olarak bilinen şahıslarla birlikte hareket ettiğine, yapılan çalışmalarda Yargıda Birlik adaylarına yönelik herhangi bir yakınlığının olmadığına, FETÖ'cülerin o dönem kendi adayları için yaptığı çalışma ve ziyaretleri organize eden, bu ziyaretlere katılan şahıslarla birlikte aynı ortamda bulunan birisi olduğuna ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.