SoorglaÜcretsiz Dene

Danıştay danistay 2024/16820 E. 2024/20916 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Danıştay Kararı

Esas No

2024/16820

Karar No

2024/20916

Karar Tarihi

11 Aralık 2024

Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/16820 E. , 2024/20916 K.
"İçtihat Metni"

T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16820
Karar No : 2024/20916

DAVACILAR : 1- ...
2- ...
3- ...
4- ...'a vesayeten ... ve ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacılardan ...'ın meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle göreve iade edilinceye dek alamadığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ayrıca bu karar nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlar karşılığı olarak (..., eşi .. ve çocukları ... ve ... için) toplam 4.000.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu karar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, ölçülülük ilkesinin, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, kararın tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararın gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49/4. maddesi uyarınca uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, bozma kararı doğrultusunda, davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava , 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacılardan ...'ın meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle göreve iade edilinceye dek alamadığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine , ayrıca bu karar nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlar karşılığı olarak (..., eşi ... ve çocukları ... ve ... için) toplam 4.000.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarına karşı Danıştayda temyiz yoluna başvurulabileceği, 49. maddesinin 2. fıkrasında, temyiz incelemesi sonunda Danıştayın; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı; 4. fıkrasında, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hükme bağlandığından; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bakılan davaların temyiz incelemesi sonucu ilgili dava daireleri kurulunca; usul veya esas bakımından yeniden bir araştırma, inceleme yapılmasını veya maddi ve hukuki olayın yeniden yorumlanmasını gerektirmeyecek şekilde verilen bozma kararlarına karşı, ilk kararı veren Danıştay dava dairesine “ısrar hakkı” tanınmamıştır. Dolayısıyla, kararı bozulan Danıştay dava dairesi, bozma kararına uymak zorundadır.
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Beşinci Dairesince; Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, davacıların Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlara karşılık olarak 4.000.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ; kararın davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5 ; K:2024/980 sayılı kararı ile temyiz isteminin kabulüyle ; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği ; bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca Danıştay dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların bozulması halinde ısrar olanağı bulunmadığından, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı uyarınca karar verilmesi zorunludur.
Açıklanan nedenlerle, davanın bozma kararında yer alan gerekçelerle reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle göreve iade edilinceye dek alamadığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ayrıca bu karar nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlar karşılığı olarak 4.000.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararının 26/04/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;

Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararda;
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren M.K. isimli şahsın beyanı yönünden, M.K. isimli tanığın beyanlarının, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu ve 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönünde somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren Y.K. isimli şahsın beyanı yönünden, Y.K. isimli tanığın beyanlarının yoruma ve kişisel kanaate dayanması, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağlantısı bulunduğu ve 2014 yılı HSK seçimleri döneminde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediği yönünde somut bir veriye dayanmaması nedeniyle, davacının örgüt ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Sosyal çevre bilgileri yönünden, davalı idarece dava konusu işlemlerin dayanaklarından birisi olarak davacı hakkındaki sosyal çevre bilgilerinin gösterildiği anlaşıldığından, Dairelerinin 27/09/2021 tarihli ara kararı ile davalı idareye davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun sorulduğu, davalı idarece söz konusu ara kararına verilen 08/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında sosyal çevre araştırmaları sonucunda elde edilen bilgi ve belgelerin, gerek davacının görev yaptığı mahalden gerekse diğer kurumlardan intikal eden ve işlem tesisinde Kurul kanaatinin oluşmasına destek olan her türlü veri ve bilgiler olduğunun belirtildiği görülmekle birlikte, anılan veri ve bilgilerin davalı idarece dava dosyasına somut bir şekilde sunulmadığının anlaşıldığı,
Netice itibarıyla, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde verilen 27/09/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 08/02/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 27/09/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararlarının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine, davacıların Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri zararlara karşılık olarak 4.000.000,00 TL maddi, 4.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden faaliyet nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dairemizin 13/04/2022 tarih ve E:2018/5077, K:2022/2160 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı kararıyla;
Yukarıda da belirtildiği üzere, "Maddi Olay" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş, "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel, "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunulmuş, davacı yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, aşağıda belirtilen gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir:
"...Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden;
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet cetvelinin incelemesinden; davacının 30/07/2007-29/11/2016 tarihleri arasında Balıkesir Hakimi olarak görev yapmış olduğu anlaşılmaktadır.
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan M.K.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 15/06/2017 tarihli ifade tutanağında; "2014 HSYK seçimleri öncesinde ben Yargıda Birlik Platformu adına Balıkesir, İstanbul ve Çanakkale bölgelerini gezdim. Bu gezme öncesi kadroları çıkartıp isimler üzerinde çalışma yaptım. Balıkesir merkez adliyesinde ...’ı görünce sevindim ve kesin olarak Yargıda Birlik Platformu adaylarına oy vereceğini düşündüm. Çünkü sosyal demokrat birisiydi, gelinen süreç içerisinde paralel yapının sözde bağımsız adaylarını destekleyebileceğini düşünmedim. Balıkesir’e gittiğimizde kadro üzerinde adliyedeki arkadaşlarla daha derin çalışma yaptık, ...’in FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen ve Fetönün yargı camiasındaki önemli isimlerinden birisi olan eski Balıkesir Başsavcısı F.S. ile yakın ilişki içerisinde olduklarını ve ailece görüştüklerini, sürekli pikniklere ve ev oturmalarına gittiklerini öğrendim. Geçmişten gelen bilgim ve bu süreç içerisindeki itirafçı beyanlarına göre ilgilinin hal ve davranışları ile Fetöye kazandırılabilecek bir eleman olarak görülen tiplerden olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden eski Başsavcı F.S.’in 3 yıl boyunca ...’ı işlediğini, seçimlerde sözde bağımsızlara oy vermesini istediğini düşünüyorum. Orada seçim çalışması yaptığımız hakim ve savcı arkadaşların düşüncesi de böyleydi. Hatta ilk başta ben inanamadım. Fakat iki defa özel görüşmemde net olarak F.S. tarafından etki altına alındığını gördüm. Eski samimiyetimiz olmasına rağmen seçime ilişkin net bilgiler vermedi, söylem ve eylemlerinden paralel yapının sözde bağımsız adaylarına oy vereceğini anladım. ...’ın özünde Fetöcü olduğunu düşünmüyorum ancak Balıkesir’de çalıştığı süre içerisinde özellikle eski Başsavcı F.S. vasıtasıyla üzerinde çalışılarak, paralel yapıyla irtibat ve iltisaklandırıldığını düşünüyorum.";
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan Y.K.'ye ait, HSK müfettişlerince düzenlenen 25/05/2017 tarihli ifade tutanağında; "... ...’ı Balıkesir Adliyesinde 2013-2015 yılları arasında birlikte görev yapmış olmamız nedeni ile tanırım. 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarına açıkça destek verdi. Yargıda Birlik Platformu adaylarına hiç bir desteği olmadı. Seçim öncesinde HSYK Genel sekreter yardımcısı M.K., seçim çalışmaları kapsamında Balıkesir Adliyesine geldiğinde daha önceden tanıdığı ...’ın paralel yapı adaylarını desteklediğini söyledik. M.K., ...’ın odasını ziyaret ettikten sonra bana '...’ı kaybetmişiz' dedi." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirmesine gelince;
Tanık M.K.'nin ifadesinin değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten ihraç edilen ve Fetönün yargı camiasındaki önemli isimlerinden birisi olan eski Balıkesir Başsavcısı F.S. ile yakın ilişki içerisinde olduğunu öğrendiğini, davacı ile özel görüşmelerinde davacının net olarak F.S. tarafından etki altına alındığını gördüğünü, davacının söylem ve eylemlerinden paralel yapının sözde bağımsız adaylarına oy vereceğini anladığını ve davacının özellikle eski Başsavcı F.S. vasıtasıyla üzerinde çalışılarak, paralel yapıyla irtibat ve iltisaklandırıldığını düşündüğünü beyan ettiği, diğer tanık Y.K.'nin ise, 2014 yılı HSYK seçimleri öncesinde bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarına açıkça destek verdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacı hakkındaki yukarıda belirtilen hususların bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır....
... dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/05/2024 tarih ve E:2023/5, K:2024/980 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; tanık M.K. ve Y.K.'nin yukarıda yer verilen beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, söz konusu beyanların birbirini teyit eder nitelikte ve örgütün yoğun propaganda çalışmaları yaptığı 2014 HSYK seçimlerine ilişkin olduğu, davacı hakkındaki söz konusu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1\. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle alınamayan ... TL temyiz başvuru ve karar harcının davacıdan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, temyiz aşamasında davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ... TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
4\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim