Danıştay danistay 2024/16763 E. 2024/20445 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Danıştay Kararı
2024/16763
2024/20445
9 Aralık 2024
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/16763
Karar No : 2024/20445
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Kurulu / ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava konusu karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka aykırı olduğu, mezkur kararlar tesis edilirken hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu hükümleri uyarınca dava konusu kararların alınmasında Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin yetkili olduğu, Genel Kurul tarafından alınan kararların yetki yönünden sakat olduğu, meslekten çıkarma işlemi tesis edilmesine dayanak yapılan maddi vakalar, kişisel eylemler ve bunlara ilişkin somut delillerin şahsına bildirilmediği, hakim olan eşi hakkında hiçbir suçlama ve soruşturma bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, hakkında soruşturma başlatılmasının tek nedeninin görevi kötüye kullanmaktan soruşturma geçiren bir meslektaşı hakkında vermiş olduğu dinleme kararı sonucunda bu hakim tarafından intikam saiki ile hareket edilmesi olduğu, bu durum dahi kendisinin mağdur konumunda olduğunu gösterdiği, savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği ve şahsiliği, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma, lekelenmeme, etkili başvuru haklarının, masumiyet karinesinin, hâkimlik teminatının ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararlarda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanımış olduğu güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa'nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp "göreve son" müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun'un 49/4. maddesi uyarınca bozma kararına uyulmasının zorunlu olması nedeniyle, Danıştay Beşinci Dairesinin 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararına uyularak, anılan bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin değişik 3/1. maddesi uyarınca davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline karar veren Danıştay 5. Dairesinin 16/05/2022 gün ve E; 2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 gün ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararı ile bozulması üzerine işin gereği düşünüldü.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca, temyiz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen kararlara uyulması zorunludur.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun anılan kararında "Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir." denilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Dairemizin dava konusu kararların iptali, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolundaki 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararıyla bozulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararının "Maddi Olay" kısımlarında da belirtildiği üzere;
Türkiye'de TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini, Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla 15 Temmuz 2016 gecesi darbe teşebbüsünde bulunulmuş, 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve aynı gün TBMM tarafından onaylanan Bakanlar Kurulu kararıyla, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmiş, sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde uzatılan olağanüstü hâl 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararların iptaline,bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava konusu karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçlarını işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının 24/10/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararının "İlgili Mevzuat" kısımlarında içeriklerine yer verilen düzenlemeler aşağıda belirtilmiştir:
1) T.C. Anayasası'nın Başlangıç kısmı ile 176. maddesi, 5., 6., 9., 13., 14. maddeleri, dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi, 20. maddesinin birinci fıkrası, 36. maddesi, 138. maddesinin birinci fıkrası, 139. maddesi, 140. maddesinin ikinci fıkrası, 159. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları.
2) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin birinci fıkrası, 8. ve 15. maddeleri.
3) 667 sayılı KHK'nın Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları ile 4. maddesinin ikinci fıkrası.
4) "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri", Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri”.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının ve bu kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararının "Hukuki Değerlendirme" başlığı altında yer alan "1) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" kısımlarında da belirtildiği üzere;
667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bir mesleği icra eden yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak, terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâller olup, bu yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunun söylenmesi mümkün olacaktır.
2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı bozma kararında belirtildiği üzere;
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.
Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında yapılan ceza yargılamasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen idari yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı mercilerince farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.
Bu bağlamda dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgeler değerlendirerek Dairemizce verilen 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararda;
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, avukat olarak görev yapan M.İ. isimli tanığın, HSK Müfettişlerine verdiği 19/11/2015 tarihli ifadesinde, içlerinde davacının isminin de yer aldığı bazı yargı mensuplarının, Fetullah Gülen cemaatine mensup olduklarına yönelik ... kamuoyunda ve barodaki meslektaşları arasında ciddi bir görüş birliği bulunduğunu belirtmiş ise de, aynı tanığın dava dosyasına sunduğu 13/12/2021 tarihli beyan dilekçesinde, davacının isminin, FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğunu beyan ettiği diğer hakim-savcıların isimleri ile birlikte yanlışlıkla yazıldığını beyan ettiği, anılan tanığın her iki ifadesi ile davacının bu ifadelere karşı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, tanığın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantısına yönelik bir bilgisinin bulunmadığı, başka hakim ve savcılar ile ilgili verdiği ifade kapsamında davacının isminin sehven yer aldığı, aksi kabul edilse dahi tanığın ifadesinde, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı nedeniyle aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konudaki gözlemlerden hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığının görüldüğü,
Diğer tanık Ü.Ö. tarafından, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı nedeniyle belirli şekilde davrandığına ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda gözlemlerden hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığının görüldüğü,
Öte yandan, yargı mensubu olarak görev yapan S.D. ve B.Ö. tarafından, dosyaya sunulan 17/12/2021 kayıt tarihli dilekçelerde, davacıyı üniversite döneminden bu yana tanıdıkları, davacının FETÖ ile herhangi bir bağının bulunmadığını belirttiklerinin görüldüğü,
Tanıklar M.İ. ile Ü.Ö.'nün beyanları ile davacının bu beyanlara karşı cevapları ve S.D. ile B.Ö. tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde yer alan hususların birlikte değerlendirilmesinden, tanıkların davacının iddia olunan bu eylemlerinin örgütsel faaliyetler kapsamında olduğuna dair bir tespit içermediğinden ve davalı idare tarafından da davacının tanık beyanlarına karşı yaptığı açıklamalarının aksini ortaya koyacak bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığından, bahse konu tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacının kız çocuğunun FETÖ/PDY ile bağlantılı dershane ve üniversiteye, erkek çocuğunun ise yine FETÖ /PDY ile bağlantılı okulda öğrenim görmesine ilişkin olarak; davacının, kız çocuğunu örgüte müzahir üniversiteye, erkek çocuğunu örgüte müzahir ilkokuluna gönderdiği hususları gerek Milli Eğitim Bakanlığınca gerek Yükseköğretim Kurulunca gönderilen bilgi ve belgelerle gerekse de davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının eğitim ve ekonomik saiklerle böyle bir tercihte bulunduğuna yönelik beyanlarının aksini ortaya koyabilecek, somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de sunulmadığı,
Davacının ... müşteri numarası ile Bank Asya Katılım Bankasında hesabının bulunmasına ilişkin olarak ise; gerek Müflis Asya Katılım Bankası AŞ tarafından gönderilen bilgi ve belgelerle gerekse davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nun 24/10/2018 tarih ve Soruşturma No:...Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığı kararında; "..Bankasya hesabının olduğu ancak Eft ve Kredi kartı borcu ödeme şeklinde işlem görüp başkaca amaçla kullanılmadığına dair 01/03/2017 tarihli bilirkişi raporunun alındığı..." tespitlerinin yer aldığı, davalı idare tarafından da davacının örgüte yardım amacıyla hesap açtığı ve para yatırdığı yönünde dava dosyasına herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından, bahse konu hususların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıya teftiş notu olarak yüksek puan verilmesi yönünden; davacıya örgütle iltisaklı/irtibatlı olması nedeniyle teftişinde yüksek not verildiğine dair iddianın, soyut nitelikteki bir iddiadan ibaret olduğu, somut bilgi ve belgelerle desteklenmediği görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacıyla ilgili şikayet, inceleme ve soruşturma bilgileri yönünden; davacı hakkındaki ihbar ve şikayet bilgileri, ayrıca davacı hakkında devam eden bir soruşturma ya da bu soruşturmalar sonucunda aldığı bir disiplin cezası bulunmadığından söz konusu soruşturmalar, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
Sosyal çevre bilgileri yönünden; davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca 17/12/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmı ile anılan karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Dairemizin 16/05/2022 tarih ve E:2018/2938, K:2022/3084 sayılı kararının davalı idarece temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı kararıyla;
"... Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;
... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen bila tarihli şüpheli (davacının) ifade tutanağında şu ifadelere yer verilmiştir: "... Büyük kızım ... Hukuku bu yıl bitirdi. Fem dershanesinde dershaneye gitmişti. Küçük oğlum 8 yaşında. Eve yakın olması nedeniyle Yamanlar Özyurt Kolejine gitti. O dönemde sosyal demokrat olarak bildiğim arkadaşlara da sormuştum. Bir sakınca olmadığını söyleyince, hatta siz istemedikçe çocuklarınızı yönlendirmiyorlar deyince oğlumu o okula göndermiştim. Daha sonra öğretmeni iyi diye dönemin bitmesini bekledim, dönem arasında doğa kolejine kaydını yaptırdım. Yamanlar kolejinde 3 yıl okudu. Doğa kolejine de yeni başladı. Oğlum Yamanlarda okuduğu sırada öğretmenlerin ve müdür yardımcılarının ev ziyareti taleplerini kabul etmedim...Ben evlendikten sonra hep İş Bankasıyla çalıştım. Vakıflar Bankasında maaş hesabım var. Bankasyada da oğlumun okul kaydı sebebiyle zorunlu olduğunu söyledikleri için limiti de yüksek tutarak bana hesap açtılar. Ancak bunu okul taksidi ödemek dışında kullanmadım. Sanal kartlarını da oğlumun internet üzerine oyun alışverişinde kullandım. Kredi miktarını kaçırabilirim düşüncesiyle bankada hep 500-600 TL para bulundurdum...Meslek hayatım boyunca cemaatle hiçbir irtibatım olmadı. Tek hatam oğlumu Yamanlar ilkokuluna göndermek oldu..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Danıştay Beşinci Dairesince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı olup olmadığının sorularak, var ise söz konusu kaydın tespitine ilişkin belge ve raporların gönderilmesinin istenilmesi yönünde yapılan 17/12/2021 tarihli ara kararına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen 02/03/2022 tarihli cevabın incelenmesinden; davacının, İ.K.C. isimli çocuğunu, 29/08/2013-29/08/2016 tarihleri arasında (23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile) kapatılan Özel Yamanlar Özyurt İlkokulu'na gönderdiği anlaşılmıştır.
Avukat olarak görev yapan M.İ.'nin HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/11/2015 tarihli tanık ifade tutanağında; "...Ben 1994 yılından beri ...’de serbest avukatlık yapmaktayım...Ben daha önce burada özel yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekiliği yapan K.G., Cumhuriyet Başsavcılığı yapan D.K., Cumhuriyet Savcılığı yapan M.G., Cumhuriyet Savcılığı yapan B.Ç., Hakimlik yapan İ.K., Hakimlik yapan ... ve hakimlik yapan O.Y.’in de Fetullah GÜLEN cemaatine mensup olduklarına yönelik ... kamuoyunda ve barodaki meslektaşlarım arasında ciddi bir görüş birliği vardır. Ben daha öncesi tarih de ...’de Asliye Ceza Hakimliği yapan Y.K.A.’ı tanırım. Kendisi benim fakülteden arkadaşımdır. Ben yukarıda Fethullah GÜLEN cemaatine mensup olduğunu söylediğim hakim ve savcıların kumpası sonucu arkadaşım hakim Y.K.A.’ın itibarsızlaştırılarak Bursa’ya tayinen gönderildiğini biliyorum. Her ne kadar hakim Y.K.A. ile hakim Ö.B.'in haklarında yürütülen müfettiş soruşturmasında ifade vermediğim için bu soruşturmanın ayrıntısını tam olarak bilmemekle birlikte yukarıda isimlerini savdığım Başsavcıvekili K.G., Cumhuriyet Savcısı D.K., cumhuriyet Savcıları H.A., M.G., B.Ç. ile hakimler İ.K., ... ve O.Y. aynı cemaate mensup olmaları nedeni ile birlikte hareket ediyorlardı. Hatta bunlardan Başavcıvekili K.G.’nün cumhuriyet Savcısı M.G. ve İ.K. ile birlikte adliye içinde HSYK nın ... temsilcisi olduklarını lanse etmek suretiyle bu yolla kendilerinden olmayan meslektaşları üzerinde baskı kurmaya çalıştıklarını, bu kişilerin paralel yapılanmaya mensup oldukları için bu yapıdan olmadıklarını bildikleri hakimler Ö.B. ve Y.K.A.’a karşı kin ve garez besleyerek haklarında soruşturma başlatılmasına neden olduklarını biliyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bununla birlikte, M.İ. isimli tanık tarafından dava dosyasına sunulan 13/12/2021 tarihli dilekçede, davacının isminin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı olduğunu beyan ettiği diğer hakim-savcıların isimleri ile birlikte yanlışlıkla yazıldığı, tutanağın uzun olması ve ayrıntısına dikkat etmeden imzalaması nedeniyle bu durumu fark edemediği; yargı mensubu olarak görev yapan S.D. ve B.Ö. tarafından dosyaya sunulan 17/12/2021 kayıt tarihli dilekçelerde ise, davacıyı üniversite döneminden bu yana tanıdıklarını belirterek davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatının bulunmadığı yolunda beyanlarda bulunulmuş ise de; her hangi bir resmi makam önünde verilmeyen ve sahibince her zaman dosyaya sunulabilecek nitelikteki söz konusu beyanların idari yargılama usulünde delil olarak değerlendirilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. Buna göre, M.İ. isimli tanığa ait 13/12/2021 tarihli dilekçedeki beyanların, aynı tanığın HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/11/2015 tarihli tanık ifade tutanağındaki beyanlarının hükmünü ortadan kaldırmayacağı da açıktır.
Diğer yandan, davalı idarece dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ... Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi olarak görev yaptığı dönemde, paralel yapı içerisinde olması sebebiyle, bazı hakimler hakkında verdiği iletişimin tespiti kararları ve bu kararın uzatılmasına ilişkin kararları, doğal hakimlik ilkesine aykırı olarak kendi nöbet günlerine denk getirerek verdiği yolundaki şikayetler üzerine, HSYK ... Dairesince verilen ... tarih ve... sayılı kararı ile şikayetin işleme konulmaması yönünde Kurul Başkanına teklifte bulunulmasına karar verildiği, bu kararın haklarında FETÖ/PDY üyeliği iddiasıyla işlem yapılan Daire Başkanı A.H. ile Üyeler Ö.K., A.K. ve B.Ç. oylarıyla alındığı, kararda üyeler A.K. ile Z.K.'nın ise muhalefet şerhlerinin bulunduğu; HSYK Kurul Başkanınca teklifin reddi üzerine yapılan soruşturma sonucunda, isnat edilen eylemi sabit bulunan davacının, HSK ... Dairesinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile uyarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği; bu karara yapılan itiraz üzerine ise HSK Genel Kurulunun 13/01/2021 kararı ile itiraza konu kararın 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca, soruşturma evrakının zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Temyize konu kararda, Dairece dosyadaki mevcut deliller, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli olmadığı şeklinde yorumlanmış ise de; tanık M.İ.'nin HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/11/2015 tarihli tanık ifade tutanağındaki beyanları ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu kanaatine ulaşılmıştır...
... dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir." yönündeki gerekçeyle davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Dairemizin anılan kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyizen verilen karar üzerine yapılacak işlem" başlıklı 50. maddesinin 5. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, bozmaya uymayarak kararında ısrar ederse, ısrar kararının temyizi hâlinde, talep, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenir ve karara bağlanır. Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulması zorunludur." kuralı; "Temyiz incelemesi üzerine verilecek karar" başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında ise, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır." kuralı yer almakta olup, Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması halinde, anılan yasa hükümleri gereğince ilgili Danıştay Dairelerinin ısrar hakkı bulunmadığından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına Dairemizce uyulması yasal zorunluluktur.
Bu durumda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 26/02/2024 tarih ve E:2022/3702, K:2024/368 sayılı bozma kararında; tanık M.İ.'nin HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/11/2015 tarihli tanık ifade tutanağındaki beyanları ile dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını taşıdığı, meşru bir amaca dayandığı ve demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği belirtildiğinden, bozma kararına uyularak davanın reddi gerekmiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava konusu karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 4. fıkrası uyarınca Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun yukarıda belirtilen bozma kararına uyulmasına,
1.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2\. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava konusu karar tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3\. Ayrıntısı aşağıda gösterilen yargılama giderlerinden ...-TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarenin harçtan muaf olması nedeniyle temyiz aşamasında alınmayan ...-TL temyiz başvurma harcı ile ...-TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam ...-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına, davalı idarece yatırılan posta giderinden harcanan ...-TL'nin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4\. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine,
5\. Karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6\. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 09/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.